Gelişmiş Arama
Ziyaret
93771
Güncellenme Tarihi: 2010/04/24
Soru Özeti
Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
Soru
1. Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür? 2. Berzahta başıboş mu kalır? 3. Kur’an’da insanın öldükten sonra başka bir yere intikal ettiği belirtilmiştir, insan nereye ve hangi zamanda intikal eder?
Kısa Cevap

Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen de ruhlar âlemi olarak tabir edilen berzah âlemi, dünya ve ahret arasındaki bir âlemdir. Böyle bir âlemin varlığını bazı ayet ve rivayetler ispatlamaktadır.

Ayrıntılı Cevap

1. Öldükten sonra insanın akıbetinin ne olacağı hususu her zaman insanın zihnini meşgul eden ve onu ikna edici ve kanıtlı bir yanıt bulmaya yönlendiren meselelerdendir. Ölüm ve ruhun intikal etmesi hakkında bulunan açıklama ve yorumlar arasında reenkarnasyon teorisi olarak meşhur olan bir yorumla karşılaşıyoruz. Bu teoride ruhun beden ile ilişkisinin kesilmesi ve onun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesinden söz edilmektedir. Bu inanç kadim zamanlardan beri dünyanın bazı bölgelerinde yaygındı. Bazı Hint ve Yunan bilgeleri, insan ruhunun ilk bedenden çıktıktan sonra şahsın ahlak ve huyu ile uyuşan başka bir bedene girdiği inancını taşırlar. Bu görüşün tüm dünyada taraftarları vardır. İslam dünyasında da bazı bilge, mütekellim ve fırkalar daha değişik biçimde bu inancın takipçileri olmuşlardır. Arap dünyasının sınırlı bölgelerinde ve özellikle bugünkü Suriye ve Lübnan’da Dürzîler (İsmaillilikten ayrılmış bir fırka) reenkarnasyona inanan bir grup sayılabilir. Reenkarnasyon, tarih boyunca aşırı fırkaların ortak özelliklerinden biri olmuştur. Bu aşırı grupların liderleri reenkarnasyona dönük taşıdıkları bakış aracılığıyla kendilerini taraftarlarına imam, peygamber ve hatta tanrı olarak tanıtmaktaydılar. Reenkarnasyona inananlar beş kısma ayrılır:

1. Nasuhilik: Bu fırkaya mensup olanlar insanın öldükten sonra ruhunun başka bir bedene gireceğine inanır. Eğer ölen şahıs iyi bir insansa bedeni iyi bir insana ve eğer kötüyse bedeni inkârcı ve günahkâr bir kimsenin bedenine girer.  

2. Masuhilik: Bu fırkaya mensup olanlar öldükten sonra insan ruhunun iyilerden olması halinde bülbül ve kumru kuşu gibi beğenilen hayvanlara ve eğer kötülerden ise köpek, domuz vb sevilmeyen hayvanların bedenine gireceğine inanır.

3. Fasuhilik: Bu fırkaya mensup olanlar öldükten sonra insan ruhunun iyilik ve kötülük kriteri esasınca gül ve meyveler gibi yararlı bitkilere veya acıhıyar ve benzeri acı ve kötü kokulu bitkilere gireceğine inanır.

4. Rasuhilik: Bu fırkaya mensup olanlar öldükten sonra insan ruhunun cansız varlıklara gireceğine inanır. Eğer ruhlar hayırsever ise mücevherler gibi kıymetli madenlere ve eğer kötü iseler değersiz madenlere girerler.

5. Reenkarnasyona inanan başka bir grup ise insan ruhunun ilk önce cansız varlıklara, sonra bitkilere, ardından hayvanlara ve en son olarak da insan bedenine gireceğine inanır.[1]

Reenkarnasyona inananlar açısından bu intikal sürekli ve sonsuzdur. Gerçekte bu düşüncede insanın cennet ve cehennemi ödüllendirilmek veya cezalandırılmak için iyi veya kötü bedenlere intikal etmesidir. Bedenlerdeki ruhun bu gezintisi, ruh erginliğe erişene, göklere çıkıp melekler şekline bürününceye ve meleklerden oluncaya dek sürer.[2] İslam açısından reenkarnasyon geçersiz ve yanlıştır. Reenkarnasyonun geçersiz olduğunu belirten delilleri öğrenmek için 1099 (Site: 1154) sayılı soruya ve “İslam’ın Reenkarnasyon Hakkındaki Görüşü” başlıklı konuya müracaat edebilirsiniz. İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen uzun bir hadiste kendisi şöyle buyurmuştur: Reenkarnasyona inananlar dinin yol ve yöntemini kenara atmış, sapıklığı seçmiş ve nefislerini yeryüzüne mahkum kılmışlardır. Onlar açısından ne bir cennet ve cehennem ve ne de bir peygamberlik ve uyarı vardır. Onların nezdinde kıyamet ruhun kendi bedeninden çıkması ve bir başka bedene girmesidir.[3] İslam’ın bakışında ölüm dünya hayatının son noktası ve ruhun maddi bedenden ayrılışıdır. Bu zamanda ruh misalî şekle bürünerek berzahta başka bir hayata başlar. Misalî cisim ve beden maddi cisme benzer, lakin maddi bedenin birçok özelliğini taşımaz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Allah müminin ruhunu aldığı zaman onu dünyevi bedenine benzer bir şekle büründürür…[4]    

2. İnsanın öldükten sonra nasıl bir akıbet ile karşılaşacağı konusunda şöyle söylemek gerekir: Gerçekte insan iki ölüm ve iki hayatı tecrübe eder. Kur’an-ı Kerim bu konuya şöyle işaret eder: Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?”.[5]

Bazı müfessirler ayeti şerifede belirtilen iki defa öldürme ve diriltmeden maksadın dünya hayatının son günündeki öldürme ve berzahta diriltme ve de ardından berzahta öldürme ve kıyamette hesap için diriltme olduğunu söylemişlerdir.[6]

Berzah Nedir?

Berzah iki şey (madde ve ruh) arasındaki fasıla, sınır ve vasıtaya denir. Misal âlemine berzah âlemi denmesinin nedeni onun madde âlemiyle soyut ruhlar âlemi arasındaki ve dünya ile ahiret ortasındaki bir alanda yer almasıdır.[7] Bazen kabir âlemi ve ruhlar âlemi olarak tabir edilen berzah âlemi, dünya ve ahiret arasındaki bir âlemdir. Böyle bir âlemin varlığının delili bazı ayet ve rivayetlerdir. Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde öldükten sonra berzah hayatından söz edilmiştir. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmaktadır: Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.[8] Bu ayetin zahiri dünya ve ahiret âlemleri arasında bulunan böyle bir âlemin varlığını ispat etmektedir. Böyle bir âlemin varlığını açıkça ispat eden ayetlerin bir kısmı şehitlerin hayatıyla ilgili ayetlerdir: Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfünden kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.[9] Şehitler gibi makamı yüce müminler için berzah âlemi olduğu gibi, firavun ve yarenleri gibi tuğyan eden kâfirler için de berzahın varlığı açıkça Kur’an’da dile getirilmiştir: (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.[10]

İşaret edildiği gibi yukarıdaki ayetler öldükten sonra berzah hayatını onaylar ve buna ek olarak az bir dikkatle bu ayetlerin içeriğinden salihler ve günahkârların yaşam niteliğini de anlayabiliriz. Bu hususta temiz imamlardan nakledilen ve insanların berzah hayatının niteliğini beyan eden birçok rivayet mevcuttur. İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadiste şöyle okumaktayız: “Berzah, dünya ve ahiret arasındaki ödül ve cezadan ibaret olan kabir âlemidir. Allah’a yemin olsun ki biz sizin hakkınızda ancak berzahtan korkmaktayız.”[11]  Aynı şekilde bir başka hadiste İmam Sadık (a.s) müminlerin ruhları hakkında sorulan bir sorunun cevabında şöyle buyurmuştur: “Onlar cennet odalarında yer alır, cennet yemeklerinden yer, içeceklerinden içer ve şöyle derler: Ey Rabbimiz çabucak kıyameti gerçekleştir ve bize verdiğin vaatlere vefa et.”[12] Elbette berzah âlemi kıyamet günü ve ebedi cennet ve cehennem için geçici ve güzergâh niteliğinde bir menzildir. Berzah âleminde tam bir şekilde hiç kimsenin hesabına bakılmaz ve yaptıkları hakkında kesin bir hüküm ve ceza verilmez. Kıyamette gerçekleşecek olan ebedilik meselesine ek olarak azap ve ödüllendirmenin niteliği bu iki âlemin farklılıklarındandır. Kur’an-ı Kerim bu hususta şöyle buyurmaktadır: (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.[13] Ayet-i kerime berzahtakilerin azabını ateşe sunulmak ve kıyamet azabını ise onun içine girmek olarak belirtmektedir. Bu farklılık berzah âlemi ve cennetteki nimetler hakkında da geçerlidir. Bazı rivayetlerin belirttiği üzere Hakka inanan ve dünyada günaha bulaşmış ve de tövbe etme başarısı elde etmemiş müminlerden bir grubun berzah azabına çarptırılması, varlıklarının günahtan arındırılması ve ebedi cennete girme liyakatini elde etmeleri bu âlemde gerçekleşir.[14] Berzah hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki başlıklara müracaat edebilirsiniz:       

Berzah âlemindeki ölülerin hallerinden haberdar olmak, 1150 (Site: 1172).

Berzah tekâmülü, 21038 (Site: tr20315).

Berzah ve berzah hayatı, 3891 (Site: 4160).

Berzahta sevap ve ceza, 19576 (Site: tr18939).

 


[1] Tayyib, Seyyid Abdu’l Hüseyin, Kelimu’t Tayyib der Tagriri Akaidi İslam, s. 638, çapı sevvum, intişaratı kitapfuruşiyi İslami.

[2] Hasani, Razi, Seyyid Murtaza, Tebsireti’l Avam fi marifeti makalati’l Enam, s. 89, çapı dovvum, intişaratı esatir, 1364 h.ş.

[3] Tebersi, Ahmet bin Ali, El- İhticac, c. 2, s. 344, neşri El- Murtaza, Meşhedi Mukaddes, 1403 h.k.

[4] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, Kafi, c. 3, s. 245, çapı çaharum, daru’l Kutubu’l İslamiye, Tahran, 1365 h.ş.

[5] Gafir Suresi, 11. ayet.

[6] Tabatabai, Seyyid Muhammed Hüseyin, El- Mizan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 17, s. 475, çapı pencum, defteri intişaratı İslami, Kum, 1417 h.k.

[7] Seyyid Cafer Seccadi, Ferhenği Ulumu felsefi ve kelami, çap 1357; neşri Tuba ya dairetul Mearif lugatı Kur’an.

[8] Mu’minun Suresi, 100. ayet.

[9] A’li İmran Suresi, 169. ayet.

[10] Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsiri Numune, c. 14, s. 316, çapı evvel, daru’l Kutubu’l İslamiye, Tahran, 1374 h.ş.

[11] Kâfi, c. 3, s. 242.

[12] Kâfi, c. 3, s. 244.

[13] Gafir Suresi, 46. ayet.

[14] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l Envar, c. 7, s. 81, Müessesetü El- Vefa, Beyrut, 1404 h.k.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar