Gelişmiş Arama
Ziyaret
9720
Güncellenme Tarihi: 2009/07/12
Soru Özeti
Niçin Hz. Ali’nin evine saldırıldığında, Hz. Ali kendi ailesini savunmak konusunda bir tepki göstermedi.
Soru
Hz. Ali’nin biat için camiye götürmek istediklerinde evine saldırıp evini yaktıklarında ve onca tarihi facialar meydana getirdiklerinde niçin Hz. Ali bir tepki göstermedi?
Kısa Cevap

Ehl-i Beyt imamları her türlü hata ve günahtan masum olduklarına göre onların tüm davranışlarının doğruluğuna inanmamız gerekir. Sadece bu davranışların hikmetini anlamak bizlere onlara uymaya ve onları örnek kılmaya yardımcı olur.

 Diğer yandan Ehl-i Beyt imamlarının gidişat ve tavırlarını tahlil etmekle onların ne denli işlerinin ileri görüşlü ve hikmetli olduklarını anlarız. Çünkü imamların davranış ve tutumları tarihsel etkileri ve hakkın batıla son zaferi doğrultusunda gerçekleşmektedir. Bu bakışla Hz. Ali’nin sabır ve susması onun mazlumluğunu açıkça göstermiş ve tarihi yönden hakkın zaferini sağlamıştır.

Hz. Ali’nin susması, düşmanlarının art niyetli çabalarını etkisiz bırakmış ve İslam’ın ilerlemesi için gereken ortamı hazırlamıştır.

Hz. Ali’nin kendisi susmasının sebebinin İslami birliği korumak ve İslam dünyasının genel maslahatlarını riayet etmek için yapılan bir giriş olduğunu açıklamıştır.

Ayrıntılı Cevap

Masumların davranış ve tutumlarını tahlil etmek için ön bakış ve son bakış olarak iki açıdan değerlendirmek mümkündür.

Ön bakış olarak şöyle değerlendirmek mümkündür: İmamlar masumdurlar, onların davranış, söz ve onaylamaları her türlü hata ve yanlışlıktan uzaktır. Özellikle toplumun hidayetini ilgilendiren konularda.

Bu gibi konularda bütün alimler imamların masumluğunda söz birliği içindedirler. Bu ilke gereğince imamların davranış ve tutumlarının doğruluğuna inanmamız ve onların davranışlarının hikmetini anlamaya çalışmamız gerekir.

Son bakışla da imamlarının tutumlarının doğurduğu etkileri nazara alarak onların ileri görüşlülüklerini anlamamız mümkündür.

Çünkü imamların davranış ve tutumları kısa vadeli hesaplar için değil tarihsel etkileri ve hakkın batıla son zaferi doğrultusunda gerçekleşir. Bu tutum ve tavırlar o dönem için hakkın batıla zaferini sağlamamış ve yaşantılarında ağır sıkıntılara yol açsa da onlar bütün insanlık tarihine yol gösterecek şekilde davranmışlardır. Bu bakışla İmam Ali’nin sabır ve susması tarih boyunca onların mazlumiyetini açıkça ortaya koymuş ve düşmanların birçok art niyetli girişimlerini etkisiz bırakmıştır.

Bu konunun açıklık kazanması için şu örneğe dikkat edelim:

Ebu Süfyan fırsatçı bir tavır sergileyerek Hz. Ali’ye birleşip halifelerle savaşmak önerisinde bulundu ama İmam tam bir bilinç ve ileri görüşlülük sergileyerek bu teklifi reddetti ve onun İslam aleyhindeki düşüncelerine meydan vermedi.

Hz. Ali (a.s) Hz. Fatıma’nın, niçin bunca gücüne rağmen bu gibi seciyesiz kişileri cezalandırmak için bir girişimde bulunmuyorsun, diye sorusuna şöyle cevap verdiler: “Eğer babanın ismi olduğu gibi bakı kalmasını istiyorsan sabretmelisin.”[1] Diğer bir rivayette şöyle buyurdular: “Allah’a yemin ederim ki eğer din yok olmak tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş olmasaydı ve küfrün geri dönmesinden ve Müslümanların dağılmasından korkulmasaydı bu şekilde sabretmezdim.”[2]

Bu iki tarihi örnek ve onlarca diğer örnekler o dönemdeki şartların hassasiyetini Ehl-i Beyt’in ve özellikle Hz. Ali için İslam’ın zahirini korumak için bile olsa sabretmesini ve gözünde diken ve boğazda kemik olduğu halde günlerini geçirmesini zorluyordu.

Diğer önemli nokta şu ki bu sabrın yanı sıra hak ve hakikatin tarih boyunca açıklanıp işlenen zulmümün kimler tarafından yapıldığı bilinmeliydi.

Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın hüneri de işte bu acı ve zorlukları tahammül ederken bu zulmün yüz karasının zalimlere kalacak şekilde davranmalarıydı. Onların sergiledikleri tavır sonucu tarih boyunca her insaflı kişinin vicdanı Ehl-i Beyt’ın hak olduklarına şahitlik etmektedir.

 Buna göre bir genel ilke olarak şöyle denebilir:

Hakkı açıklamak bir nevi mazlimiyeti sergilemekle olursa bunun kalıcılığı da fazla olur ve mazlimiyet oranında o hakkın tarih boyunca yarattığı yankı da daha tesirli olur. Hakkaniyet ve mazlumiyetin en doruk noktada birlikteliğini Ehl-i Beyt’in özellikle Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hüseyin’in hayatında görebiliriz. Bu yüzden Hz. Ali’nin biat için zorla götürülmesi ve Hz. Fatıma’nın çektiği ıstıraplar tarihi yönden açık bir zulüm örneğini oluşturmakla birlikte ilahi yönden en güzel bir seçim ve karar sayılırdı. Bazı irfan ehli şöyle demişlerdir.

Gerçekte onlar Hz. Ali’yi biat için götüremediler Hz. Ali’nin kendisi gitti ancak bu gidiş tarzı tarih boyunca gasıpların yaptıkları zulmün kimse tarafından inkar edilmeyecek şekilde idi.     



[1] Bk. Biharu’l-Envar c. 29 s. 625

[2] Ade c. 32 s. 61

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Eğer tırnaktaki ojeyi temizleme imkânı yoksa vazife cebire abdesti almak mıdır yoksa teyemmüm mü?
    21449 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Belirtilen soruyu büyük mercilerin bürolarından sorduk ve alınan yanıtları aşağıda açıklıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Sorudaki durumda cebire abdesti alması gerekir.Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpaygani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Eğer abdest ve gusül yerine bir şey yapışmışsa ve bunu kaldırmak mümkün ...
  • İnsanın zatının kaynağı nedir ve bunun davranışlardaki etkisi nasıldır?
    10250 Yeni Kelam İlmi 2009/10/22
    Hikmet-i Mütealiye’ye göre zatlar önce belirsiz bir şekilde vardırlar, sonra maddi var oluşla belirlenmektedirler. Ondan sonrada bireysel bir varlığa sahıp olurlar.İnsanın zatı, onun ortaya çıkışının başlangıcından itibaren onunla beraber olup maddi ve manevi boyutlarını kapsamaktadır. Genellikle maddi ...
  • İslam kelamı nasıl vücuda geldi ve kelamla isimlendirilmesinin illeti ve fırkalar hakkında kısa açıklama yapınız?
    8891 Eski Kelam İlmi 2012/08/16
    Hicretin birinci asrın sonunda İslam ülkelerinin alanları göze çarpacak bir şekilde değişti ve ilime özel bir konum ihtisas edildi. En önemli ilimlerden birisi kelam ilmidir ki dini konuları yeni bir bakışla değerlendirmeye tabi tuttu. Bu ilmin vücuda gelmesi için dâhili ve harici olmak üzere birçok amil neden ...
  • İsm-i A’zam, Kerrubin, Tis’a Ayat, Tabut-i Şehadet vb. gibi deyimlerin açıklamasını yapabilir misiniz?
    9660 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/06/16
    İsm-i A’zam’ı ve diğer yüce ve derin manaları içeren ‘Semat’ ya da ‘Şebbur’ duası meşhur irfani dualardandır. Semat duasının bazı bölümleri hakkında özetle şöye diyebiliriz: Bu duada Allah’ın İsm-i A’zam’ına, Peygamberlere ve Allah’ın peygamberiyle konuştuğu, vahyettiği mukaddes yerlere yemin verilmiş veya dua edilmiştir. Duanın cümle ...
  • Ayakkabı giymenin adabı nedir?
    21313 Pratik Ahlak 2012/05/12
    İslam dini semavi dinlerin en sonuncusu, en kâmili ve en camiidir. Bu bağlamda İslami öğretiler insanın tüm boyutlarını; bireysel ve toplumsal yönlerini her zaman ve her mekân için göz önünde bulundurmuş ve onun tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. Her halükarda İslam dininin hakkında nazar vermiş ve adap belirlemiş ...
  • Neden İdeolojimizin ve dünya görüşümüzün bazı gerekliliklerini terk etmemiz yanlış karşılanmaktadır?
    5782 چیستی دین 2020/01/22
    Aslında İdeoloji sözlükte inanç bilimi olarak geçer. Ama inanç ve düşünce sistemi yerine istimal edilmektedir.Terminolojik olarak ise bazen genel anlamda Teorik ve pratik düşünceler bütünü olarak istimal edilmekte; bazen ise özel anlamda dünya görüşünün karşısında kullanılmaktadır.İkinci anlamında kullanılacak olursa İdeoloji, insan ...
  • Hz. Meryem’in makamının yükselmesine neden olan şey nedir?
    16248 زن 2012/06/26
    Kur’an ve hadislerden anlaşılan şu ki; İmran’ın kızı Meryem, mali bakımından iaşesini idare edebilecek bir güce sahip değil ve böyle fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya gelmiştir. Bu neden dolayı onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti. Bu değerli ...
  • Nelerin üzerine secde etmek caizdir?
    4148 Secde 2019/03/12
    Bu konuda var olan genel kaide: yere ve yerden biten şeylerin üzerine secde etmenin sahih olduğudur. Elbette yerden biten şeyin insanın kullandığı yiyecek ve giyecek olmaması şartı vardır. Öyleyse buğday, arpa ve pamuk gibi bitkilerin üzerine secde etmek doğru değildir. Üzerine secde etmenin sahih olduğu nesnelere bazı ...
  • Şirk nedir?
    21083 Eski Kelam İlmi 2009/10/10
    Şirk lügatte, pay vermek anlamındadır, Kur’ani kullanışta ise şirkten kasıt Allah-u Teala’ya ortak ve benzer koşmaktır. Şirk, tevhit ve “hanifliğin karşısında yer almaktadır. Hanif yani, istikamet ve itidale yönelmek. Muvahhit insanlar şirkten yüz çevirip tevhit esasına yöneldikleri için onlara hanif denir.
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4662 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...

En Çok Okunanlar