Gelişmiş Arama
Ziyaret
24529
Güncellenme Tarihi: 2009/11/22
Soru Özeti
Kur’anda hz. Salih’in devesinin öldürme olayı nedir?
Soru
Hud suresinin 65 ve Şuara suresinin 157. Ayetlerinde ve hakeza Şems suresinin son ayetlerinde Samud kavminin tamamı Hz. Salih’in mucizesi olan Devesinin katili olarak tanıtılmış. Kamer suresinin 29. Ayetinde ise bu eylem (öldürme) onlardan sadece bir kişiye nispetlendirilmiş. Bu ihtilafın nedenini açıklar mısınız?
Kısa Cevap

Açıklama yöntemlerinden biri olan “icmal” ve “tafsil” yöntemi kuranı kerim ayetlerinde çok revaçta ve göze çarpmaktadır. Hz. Salih’in devesinin öldürme macerasıyla alakalı olan ayetlerden üçü bu olayı Samut kavminin iman getirmeyen kimselere nispetlendirmiştir. Bir ayette bu eylemi bu kavmin böbürlenmiş (müstekbir) grubunun işi olduğunu belirtiyor. Baka bir ayette is bu eylem bir kişi tarafından gerçekleştiğini açıklıyor. Şöyle denilmesi mümkündür: Kuranı kerimin son iki ayeti dışındaki ayetler, bu olayı, detaylısına (cüziyatine) girmeden kısa bir şekilde (icmal) açıklamış. Öldürme eylemini müstekbir gruba nispetlendiren ayetler de olayı planlandıran, projesini, perde arkasından mali ve siyasi destek veren kimselere işaret ediyor. Diğer ayet ise plan ve projeyi uygulamaya koyan en son kişiye işaret ediyor. Devenin öldürmesini Samud’un iman etmemiş kavmine nispetlendirmesinin nedeni, dini öğretiler esasınca her kim gerçekleştirilen her olaya razı olursa Allah katında eylemi gerçekleştiren kimseyle suç bakımından ortak sayımlata olduğu içindir. Gerçekleştiren iş ve eylem ister iyi işlerden olsun ister büyük bir günah olmuş olsun. Bu konuyu teyit eden ehlibeyt imamlarından (a.s.) nakledilen birçok rivayet var olmaktadır. Müminlerin emiri hz. Ali’nin (a.s.) nehcül – balaganın 201. Hutbesinde buyurmuş olduğu sözler bunun bir örneğidir.

Ayrıntılı Cevap

Hz. Salihin devesini öldürme olayıyla alakalı olan ayetleri iki mihverde taksim edebiliriz:

Birinci kısım: Devenin öldürmesini bir kişiye değil bilakis topluma nispetlendiren ayetlerdir. Bu ayetler Araf suresinin 77., Hud suresinin 65., şuara suresinin 157. Ve Şems suresinin 14. Ayetleridir.

İkinci kısım:   Devenin öldürmesini topluma değil bilakis ferde ve bireye nispetlendiren ayetlerdir. Bu ayet Kamer suresinin 29. Ayetidir.

Birinci kısımdan olan ayetleri de iki mihvere taksim edebiliriz:

  1. -Önceki ayetlere dikkatle- fiillerdeki zamirin taalluk ettiği mercii (döndüğü yer) Semudun tüm kavmidir. Bu bağlamdaki ayetler şunlardır:
  1. Hud suresinin 65. Ayet. (64. Ayeti dikkate alarak 65. ayetteki fiildeki zamirin mercii (döndüğü şey) “kavim” kelimesidir).[1]
  2. Şuara suresinin 157. Ayet. (141. Ayeti dikkatle 157. Ayetteki fiilde bulunan zamirin mercii “Semud” kelimesidir).[2]
  3. Şems suresinin 14. Ayet. (11. Ayete dikkatle 14. Ayetteki fiilde bulunan zamirin mercii “Samud” kelimesidit).[3]

Burada şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bu üç ayette mevcut olan “kavim” ve “semut” kelimeleri bu kavmin tüm fertlerini kapsamıyor. Zira “Araf” suresinin 75. Ve Şuara suresinin 158. Ayetleri esasince onlardan bir kısım insanlar hz. Salihe iman etmişlerdir. Hud suresinin 66. Ayeti esasınca bu grup (en azında imanlarında ısrar edenler) hz. Salih ile birlikte Allah ın azabından kurtuldular. Zira onlar deveyi öldürme eylemine iştirak etmediler.

  1. -Daha önceki ayetlerin yapım şekline dikkatle- fiilde var olan zamirin mercii Samud’un tüm kavmi değil bilakis kavminden bir gruptur. Bu ayeti kerime Araf suresinin 77. Ayettir. 76. Ayete dikkatle bu ayetteki fiil samut kavminin “müstekbirlerine” nispetlendirilmiştir.[4]

Yukarıdaki ayetlerin bir biriyle uyum içinde olduğunu gösteren öncüller:

Yukarıdaki ayetlere ilk bakıldığında zahiri de olsa bu ayetler arasında bir çelişkinin var olduğu göze çarpmaktadır. Zira zikir edilen ayetlerden üçü devenin öldürülmesini Samut kavminin tüm fertleri tarafından gerçekleştiğini söylüyor. Bir ayette müstekbir grup tarafından öldürüldüğü açıklanmış ve bir başka ayette ise bir kişi tarafından öldürüldüğü söylenmektedir. Ama biraz dikkatli bir şekilde bu ayetlerin her birisinin karar almış olduğu ortama ve ayetleri bir biriyle mukayese edildiğinde bu ayetler arasında hiçbir çelişkinin bulunmadığı ortaya çıkacaktır.

  1. –Dilin irtibatsal mahiyetinden kaynaklanmakta olan- her dilin takip ettiği üsluplardan birisi “icmal ve tafsil” yöntemidir. Şöyle ki: Hepimiz tecrübe etmişizdir ki birçok yerlerde konuşan veya yazar bir kimse bazen yazmak veya konuşmak istediği konunun detaylısına hiç girmeden icmal bir şekilde anlatıyor ve bazen de detaylısına girerek en geniş ve inceliklere kadar anlatmaya çalışır. Bir kişinin bu iki üsluplardan birisine yönlendiren nedenler (güdüler) “ma’ani” ilminde incelenerek açıklanmıştır. Ama burada önemlilik arz eden nokta bu yöntemin işlevli kabiliyetine sahip olmak ve dillerinin sahipleri arasında yaygınlaşmasıdır.
  2. Dini olarak kabul görülen bir asıl –ki bazıları “mektepsel eklem (peyvend-i mektebi)” şeklinde tabir edilmiştir-[5] şudur ki eğer bir kimse bir günahın işlenmesine rıza gösterirse Allah katında o günahta şeriktir. Peygamber’in (s.a.a.) hadisinde açık bir şekilde açıklanmıştır ki; “eğer bir kimse bir sahnede bulunur ve o sahneden kalben razı olmazsa o işe iştirak etmemiş sayılır ama eğer bir kimse bir işe iştirak etmezse ama o işe kalben meyilli ise o işe iştirak etmiş sayılır’.[6]  Peygamber’in (s.a.a.) bu sözünü daha fazla açıklamak için hz. Ali’nin (s.a.a) kelamından faydalanabiliriz. Sıffın savaşında Müslümanlar galip gedikten sonra imam Ali’nin yaranlarından birisi kardeşinin bu savaşa iştirak edemediğinden dolayı içindeki rahatsızlığı Hz. Ali’ye ibraz ediyor. İmam sordu: “acaba kardeşinin kalbi ve fikri bizimle idi?” adam cevaben şöyle dedi: “Evet”. İmam buyurdu: “öyle ise o bu savaşta bizimle birlikte idi. Hatta babalarının sülbinde ve analarının rahminde olup hazırda bulunmayıp ama bizimle hemfikir ve aynı idealde olan (bizimle aynı hedefi paylaşan) kimseler bile  bu savaşta bizimle ortak ve şeriktirler…”.[7]

İmam Rızadan (a.s.) nakledilen rivayete göre “eğer varlık aleminin en doğusunda birisi öldürülürse ve varlık aleminin en batısında birisi onun öldürülmesine rıza gösterirse Allah katında öldürenin günahında şerik sayılır”.[8] Hz. Ali’nin “zalim, zalime yardım eden ve zulmüne rıza gösterenlerin tümü yapılan zulümde şeriktirler”[9] şeklindeki beyanı da bu hadisin muhtevasını teyit etmektedir.

Hz. Salih’in devesinin Samut kavminin müstekbirleri tarafından öldürüldüğünü söylen Araf suresinin 77. Ayeti, devenin öldürülmesini Samut kavminden bir kişiye nispetlendiren 29. Ayeti ve devenin öldürülmesini Samut kavminin tümüne nispetlendiren diğer üç ayet arsında çelişki içinde olmadığını göstermek için (1) numaralı noktadan yararlanabilinir. Bu bağlamda son üç ayet deveyi öldüren kimseleri icmal şeklinde açıklamakla yetiniyor ki bu deve bu kavim içinde öldürülmüş olduğunu açıklıyor. Ama diğer iki ayet macaranın detaylısına değiniyor. Bu iki ayetin anlamasına sıra geldi ki bu iki ayeti yan yana koyarak anlamaya çalışacağız.

Bu iki ayetin işaret ettiği manayı (medlulünü) birlikte kabul etmek ve her ikisine aynı zamanda iman etmek için bazı ihtimaller tasvir edilmesi mümkündür. Bu ihtimallerin en dakiklisi Araf suresinin 77. Ayetinde belirtilen müstekbirlerin grubunu perde arkasında devenin öldürmesini planlayan ve projelendiren kimseler ve kamer suresinin 29. Ayetinde belirtilen kişiyi de öldürme plan ve projeyi uygulayan en son kişi olduğunu kabul etmektir. Bu ihtimali teyit emek için “neml” suresinin 48. Ayetten yardım alabiliriz. Bu ayeti kerime Samut kavminin içinde dokuz grubun fasit ve şerli kimseler olup bozgunculuk ve fesat ile meşgul ve kesinlikle ıslah kapısından girmediklerini açıklamaktadır. Hz. Salih onları deveye eziyet etmekten men etmiş, korkutmuş ve onları, eğer ona dokunursanız şiddetli bir azabı bekleyiniz diyerek tehdit etmişti. Mantıksal olarak bu tehdidi dikkate aldığımızda devenin öldürülmesi bir kişi tarafından karar alınıp ikdam edilme ihtimali çok uzaktır. Bilakis bazı kimseler tarafından bu eylemin gerçekleşmesi için perde arkasından mali ve siyasi desteğinin verilmesi gerekmektedir. Böylelikle bu ihtimali dikkate alarak şöyle dememiz uygundur ki fasit olan bu dokuz grup sahip oldukları kudret ve servetten yararlanarak bu plan ve projeyi çizmiş, yürürlüğe girmesi ve uygulaması için bir kişiyi teşvik etmişlerdir. Netice itibariyle Araf suresinin 77. Ayeti plan ve proje yapan kimselere ve Kamer suresinin 29. Ayeti planlanmış olan projeyi yürürlüğe koyan kimseye işaret ediyor.

Devenin öldürülmesini Samut kavminin iman etmemiş kimselerinin tümüne nispetlendiren diğer üç ayeti daha farklı iki ayetin yanına koyarak anlamaya çalışacağız. Bu bağlamda yukarıda açıklanan (2) numaralı noktadan yararlanabiliriz. Bu konuyu teyit eden hazreti Ali’nin Samut kavmi hakkında söylemiş olduğu sözlerdir: Hz. Ali hz. Salih’in devesinin öldürülmesi bağlamındaki maceraya işaret ederek şöyle buyuruyor: “… ey insanlar! Camianın tüm fertleri hoşnutlukta ve mutsuzlukta şeriktirler. Samut devesini boğazlayan ve el/ayaklarını kesen bir kişi ama ondan dolayı gerçekleşen azap Samud kavminin tüm fertlerini sarması bunun bir örneğidir. Zira toplumun tümü ona rıza gösterdi…”.[10] Bazı müfessirler bu noktaya işaret etmişlerdir ki Hz. Salih’in devesini öldüren kimseler her ne kadar bir kişi idi ise de ama diğer insanlar buna rıza gösterdiler ve onun önünü almadıkları için bu eylemden kaynaklan dünyevi ve uhrevi azabında kavmin tümü ortak oldu.[11]

Günümüzde de “suça yardım etmek” gibi unvanlarla karşı karşıyayız. Suça yardım endeler için de bazı cezalar dikkate alınmıştır.

 


[1] “…ve ya kemi hazihi naketullah”.

[2] “…kezzebet Samudu el-murselin”,

[3] “Kezzebet Samudu bi Tağvaha…”.

[4] “kale el-lezine istekberu…”.

[5] “Tefsir-i Numune”, Tahran: darul – kutubil – islmiye, 1374, c. 9, s. 158.

[6] “Vesailu’ş – Şia”, c. 16, s. 138, hadis no: 21178.

[7] “Nehcü’l – Balaga”, tercüme: Muhammed Deşti, hutbe no: 12.

[8] “Vesailu’ş – Şia”, c. 16, s. 138-139, hadis no: 21180.

[9] A.g.e., s. 139 – 140, hadis no; 21182.

[10] “Nehcü’l – Balaga”, hutbe no: 201.

[11] “Mecmeu’l – Beyan Fi Tefsiri’l – Kuran”, TahranŞ intişarati Nasır husru, 1372, c. 5, s. 265; “el-mizan fi Tefsiri’l – Kuran”, Kum: intişarati İslami camiayai mudderisin-i havzeyi ilmiyei kum, 1374, tercüme: seyit Muhammed Bakır Musave Hemedani, c. 15, s. 433; “Tefsir-i Numüne”, aynısı.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar