Gelişmiş Arama
Ziyaret
50375
Güncellenme Tarihi: 2011/10/29
Soru Özeti
Kendimden nasıl şehvani düşünce ve hayalleri uzaklaştırmalıyım?
Soru
Ben 24 yaşında bekâr ve yatılı tıp öğrencisiyim. Başkaları beni dindar ve mezhebi bilirler. Elbette böyleyim de. Ama Tahran ve Üniversitenin ortamı bir taraftan ve vefasız arkadaşlarım diğer taraftan düşüş etmeme neden oldu. Nihayet bu yılın yazında ani olarak internete girmekle günaha duçar oldum; hem de bir zamanlarda düşünmesinden haya ettiğim günahlara. Bu durum öyleli yerlere vardı ki…bir aydır ki tövbe etmişim. O’nun rahmetine ümit varım. Tövbenin yanı sıra oruç tutuyorum, açlık çekiyorum, kalbime hutur edene karşı ihtiyat ediyorum, namaz kılıyorum ve… . şehvet uyandırıcı düşünceler, gördüklerim fotoğraflar ve yaptıklarım işler bana eziyet ediyor. Arkadaşlarımla olan arkadaşlığımı tesir altında bırakmış. İmanımda çok kötü eser bırakmış. Okumamı etkiliyor. Bütün bunların yanı sıra bunun kendisi kendi başına günah için bir ortamdır. Ne yapmam gerekli olduğunu bilemiyorum? Kimseyle istişare de edemiyorum. Lütfen bana yol göstericilik ve kılavuzluk yapınız. Bu karanlık dönemden daha önce de şeytan nitelikli kimselerin arkadaşlığına duçar olmuştum. Elbette bu kimselerle arkadaş olduğumda eylemlerimiz sadece fikir ve düşünce safhasında idi. Elbette buda kaç sene önce işlenen günahlarda etkisiz değildi. Ancak Allahın rahmet gözü beni korudu. Hali hazırda çok kötü durumdayım. Ne yapmalıyım? Şunu da belirtmeliyim ki şimdilik evlenme şartları da benim için elverişli değildir.
Kısa Cevap

Şeytansal fikirler ve düşünceler herkesin zihnine hutur ediyor. Ama insan bu fikir ve düşüncelerin yerini dolduracak ve insanı iyiliklere sevk eden başka düşünce ve fikirler bulmalıdır. Böylece insanı pislik ve kötülüklere duçar etmeden bu şeytansal fikirlerin önünü kesip onlardan fasıla almalıdır. Boş vakitlerini doldurarak, tevekkül ve tevessül ile Masum kimselerden nakledilen duaları okuyarak ve… Şeytansal fikirlerden kendini koruyabilir ve onlardan fasıla alabilir.

Ayrıntılı Cevap

İnsanın düşünce ve fikirleri bir otomobil gibidir. Kontrol edilmezse her tarafa gidebilir. Ama güzel ve uzman bir şoför onu doğru bir yöne yönlendirip maksadına ulaştırabilir. Fikir ve düşüncelerin kontrol edilmesi ve doğru bir şekilde yönlendirilmesi ciddi bir çalışma ve uğraşa gerek duymaktadır. Bu ciddi çalışma ve uğraş sayesinde şeytansal vesveselere duçar olmaları engellenebilinir. Eğer insan kabul görülmeyen fikirler ve düşüncelerin eser ve sonuçlarını dikkate alırsa kendi fikir ve düşüncesini doğru yönlendirmek için muhakkak uğraşır ve çalışacaktır.

Cinsel Yöneliş, Şeytani Ve Şeytani Düşünceleri Kontrol Eden Yollardan Bazıları Şöyledir:

1-      Akılcılık: Kabul görülmeyen düşünce ve hisleri etkisiz hale getirip onları teadüle sokmanın yolarından birisi akıl nimetinden yararlanmaktır. Hz. Ali (a.s.) bu konuyla alakalı olarak şöyle buyurmaktadır: “Gerçekten kötü düşünce ve istekler kalpler için söz konusudur. Aakılda bunlardan alı koyar”.[1] Buna binaen akıl güzel isteklerin bekçisi ve şehvetlerin tuğyan etmelerini engelliyor. Aklı kendisi için bir kılavuz kabul eden bir kimse ani ve geçici bir lezzeti daimi ve sürekli olan bir lezzete tercih etmez. Şehvetçiliğinin ve kayıtsızlığın getireceği fesat ve kötü neticeleri dikkate alan bir kimse kayıtsız ve şartsızlığın (şehvani özgürlüğün) peşinden gitmez ve şeytani ve nefsanî arzuların arkasından gitmekten sakınır. Elbette zayıf olan bir akıl, gençlik dönemindeki acımasız ve aşırı hisleri etkisiz hale getirmekten acizdir. Dolayısıyla bu aklı nurlandırmak gerekir. Bu da ancak güzel ameller işlemek, Allaha tevekkül ve Masum imamlara (a.s.) tevessül etmekle mümkündür. Hz. İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Biz ehlibeytin ismini yâd etmek ruhsal, psikolojik ve cisimsel hastalıklara şifa olacaktır”.[2]

2-      Allah merkezli olma: Doğal olarak erginlik çağında ve cinsel hislerin baskısına karşı akıl tek başına şehveti kontrol edemez. Bu dönemde daha keskin ve vurucu bir silaha ihtiyaç var. Bu silah da takva, Allaha olan aşk ve tek bir kelimeyle Allah merkezli olmaktır. Takvaya riayet etmek ile insan günahlı ortamından uzaklaşmakla kalmıyor, belki insan için bir halet oluşturur ki eğer insan o haletle günahlı ortamlara girse bile kendini muhafaza edebilir. Kur’an’ı kerim şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar”.[3]   O halde eğer bir kimse Allah onun amellerini görür, söylediklerini işitir ve Allahın hazır olduğuna teveccüh ederse bu tevecühün kendisi, onu günah işlemekten alı koyar. İmam Sadık (a.s.) bu ayet hakkında şöyle buyurmaktadır: “günah işleme vesvesesi insanın zihnine gelir, ama insan Allahı yad eder, Onu hatırlar ve günah işlemez”.[4]

Örneğin Hz. Yusufun (a.s.) sahip olduğu manevi ve takva gücüyle kendini günaha bulaşmaktan koruduğu gibi. Allah u Teâlâ dini kurallarla kadınlarla erkekleri şeriatın dairesine mahdut kılmıştır. Şehvetin tuğyanını böylece engellemiştir. Bu kuralların en önemlisi yaratan ile yaratılanın arasındaki bağı koran namaz ve oruçtur. Kur’an’ı kerim namazı günahı işlemekten caydıran caydırıcı bir amil olarak açıklıyor. Şu bağlamda şöyle buyurulmaktadır: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor”.[5]

Namazın tabiatı insana en güçlü caydırıcı yani varlık âleminin mebde’i olan Allah’a ve me’ada olan inancı hatırlattığı için fuhuş ve münkerden caydırma özelliğine sahiptir. Namazın tüm cüzleri insanın vücudunda maneviyat dalgasını oluşturuyor. Günahın karşısında güçlü bir set konumunda olan bir dalgayı oluşturur. Ancak namaz sahip olduğu kemal şartları ve ibadet ruhu oranında fuhuştan ve münkerden alı koyuyor. Bazen çok genel bir alıkoyma görevini yapar ve bazen de daha cüz’i anlamda alıkoyma görevini yapar. Namaz, namaz kılan her keste -namazı yüzeysel, günaha bulaşmış bir kimse de olsa- etki bırakmaması imkânsızdır. Elbette namazı yüzeysel olan kimsenin kıldığı namazın bırakacağı eserde bu orandadır. Bu tür insanlar yüzeysel olarak kıldıkları namazı kılmazlarsa daha fazla günaha bulaşmaları kesindir.

Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse: Fuhuş ve münkerden alıkoyma, silsile şeklinde çok mertebeleri ve dereceleri vardır. Kılınan her namaz haiz olduğu şartlara oranla bazı bu derecelerin bir kısmına sahiptir.[6]

3-      Her işi yapmak için çok ve ciddi bir irade ve karar alma gerekir. Bu nedenle kötü ve beğenilmeyen fikirlerden sakınmak için de ciddi bir irade gerekmektedir.

4-      Çeşitli fotoğrafları müşahede etmekten, filim seyir etmekten ve şehveti canlandıran manzaralardan kesinlikle korunmak gerekir.[7]

5-      Hayalcılıktan ve şehvani konular hakkında düşünmekten uzak kalmak: Cinsel konusundaki sapmalardan korunmak için düşüncemizi şeytanın nüfuzundan uzak tutmamız gerekir. Zira sapmanın ilk adımı fikrimizi sapık şeylerle meşgul ettirmektir. Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Günah hakkında çok düşünen bir kimse sonuçta günaha bulaşacaktır”.[8] Bekâr olan bir genç için şeytansal fikirleri kendi zihninden uzaklaştırması ilk etapta çok zordur. Ama mukavemet ederek, alıştıra alıştıra ve daimi bir uğraşla hayal gücünü kontrol etmeyi başarabilir. Tekrarlamakla her şey kazanabilindiği gibi buda kazanabilinir.

6-      Boş vakitlerini doldurmak: Şehvani fikir ve amilleri türeten şeylerden birisi meşguliyetsizlik ve işsizliktir. Dolayısıyla faydalı işlerle meşgul olmak için kendimiz için ortam hazırlamamız gerekir. (şehveti canlandırmayan kitapları okumak, ağır spor yapmak). Hatırlatmak gerekir ki işsizlik ve meşguliyetsizlik öyle bir şeydir ki ondan kedini koruma ve ondan uzak durulmazsa insana her şey yaptırabilir.[9]

Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurmaktadır: “Birçok insan için iki haslet fitne kaynağıdır; bedenin sağlığı ve işsizlik”.[10]

Netice: Allaha tevekkül ve masum (a.s.) imamlara tevessül etmek ile her çeşit soruna –ister ruhi ve ister cismi olsun- galip gelinebilinir, günah bağlamındaki şeytani fikirler kontrol edilir ve zamanla zihinden silinebilinir. Bu da hem sabır ve hem de mukavemet ister. Ama bu tevekkül ve tevessül bazı amellerle birlikte olması gerekir ki yapılması gereken ameller zikredildi.

Daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki sorunun cevabına müracaat ediniz:

Nemaye: Hud irzayi ve tövbe: Sual 1”618 (sayt: 1627).



[1] Hansari, ağa CEMALUDDİN, “şerh-i ber gureru’l-hikem”, çap-i evel, Neşri Danişgahi Tahran, 1366 ş.c. 2, s. 500.

[2] Meclisi, MUHAMMED BAKIR, “biharu’l-envar” Lübnan: müesesetü’l-vefa, c. 2, s. 145.

[3] “İnnellezinettekav iza messehüm taifüm mineş şeytani tezekkeru fe izahüm mübsirun” (Araf 201).

[4] Arusi huveyzi b. Cuma, ABDU ALİ, “tefsir-i nurus-sakaleyn”, çap-ı çaharum, Kum: intişarati ismailiyan, 1415 kameri, c. 2, s. 112, hadis no: 414.

[5] Ankebut 45.

[6] Mekarimi Şirazi, NASIR, “tefsiri nümüne”, çap-ı evel, Tahran: darul-kutbil-islamiye”, 1374 ş. c. 16, s. 284-285.

[7] Alıntı; sual 1618, (sayt: 1627).

[8] Hansari, ağa CEMALUDDİN, “şerh-i ber gureru’l-hikem”, çap-i evel, Neşri Danişgahi Taharan, 1366 ş.c. 5, s. 321, hadis no: 8561.

[9] Alıntı; sual 1618, (sayt: 1627).

[10] “Tuhaful ukul”, tercüme: Ahmet CENNETİ, çap-i evel, Taharan: müesesei emir kebir,1382 şemsi, s. 65.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar