Gelişmiş Arama
Ziyaret
10752
Güncellenme Tarihi: 2010/03/16
Soru Özeti
Kur’an’ın hidayeti muttakiler için midir? Eğer böyleyse burada bir sorun yok mudur?
Soru
Kur’an’da sürekli ilahi ayetlerin sadece muttaki ve gaybe iman edenler için olduğu vurgulanmaktadır. Lakin muttaki olabilmemiz ve gaybe iman edebilmemiz için Kur’an’ı kabul etmeye ihtiyacımız vardır. Sanki burada devir problemi ortaya çıkmaktadır.
Kısa Cevap

Kur’an’da hidayeti muttakiler için bilen ayetler karşısında Kur’an-ı Kerim’de hidayet, zikir ve semavi kitaplar ve Kur’an’ı tüm insanlar için bilen ve bunları salt müminlere özgü bilmeyen başka ayetler de mevcuttur. Kur’an genel hidayet hakkında şöyle buyurmaktadır: Ramazan ayı Kur’an’ın insanları hidayete erdirmek için içinde hidayet nişaneleri bulunarak ve hak ile batılı ayıran Kur’an’ın nazil olduğu aydır. Bu ayetler bütününden istifade edildiği üzere semavi kitapların ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in hidayete erdirici olması iki türlüdür: Birincisi, tüm insanları hidayete erdirmek ve uyandırmaktır. İkincisi, muttakileri hidayete erdirmektir. Muttakilerin hidayeti bağlamında da şöyle söylemek gerekir: İlk hidayette merhalesinde Kur’an’a iman etmek gerekli değildir, salt sağlıklı bir fıtrata gerek vardır. İkinci hidayet ise Kur’an tarafından gerçekleşir ve birinci hidayetten sonra vuku bulur. Bu açıklamayla devir eleştirisi giderilir.

Ayrıntılı Cevap

Kur’an-ı Kerim’in değişik ayetlerinde bu kutsal kitabın[1] hidayete erdirici özelliği muttakilere özgü kılınmıştır[2]. Burada şöyle bir şüphe ortaya çıkar: Eğer Kur’an’ın işlevi hidayete erdirmek ise, muttakiler hidayete ermiştir ve esasen hidayete ermiş kimselerin hidayete ermesinin faydası nedir? Kur’an ancak muttaki olmayanları hidayete erdirdiği zaman hidayet kitabı olarak adlandırılabilir. Bu şüpheye yanıt verme bağlamında iki mukaddimeye dikkat etmeliyiz:

A. Kur’an’ın hidayet işlevini tüm insanları kapsadığını belirten ayetlerin varlığı: Bu grup ayetler karşılığında semavi kitaplar ve Kur’an’ın hidayete erdirici özelliği, zikir ve uyarıcı olduğunu tüm insanlar için bilen ve bunu salt muttakilere özgü değerlendirmeyen Kur’an-ı Kerim’de başka ayetler vardır. Yüce Allah bu ayetlerde şöyle buyuruyor: O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.[3]Yahut bir başka ayette genel hidayet hakkında Kur’an şöyle buyuruyor:  (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.[4] Kur’an’ın zikir olması hakkında da şöyle buyuruyor:“Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.”[5] Kur’an’ın tüm insanlar için uyarıcı olduğu hakkında da şöyle buyrulmaktadır: Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.[6] O halde bu ayetler bütününden istifade edildiği üzere semavi kitaplar ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in hidayete erdiriciliği iki türlüdür: Birincisi, tüm insanları hidayete erdirmek ve onları uyandırmak. İkincisi, muttakiler için hidayet işlevini görmesi. Özetle, Kur’an tüm insanlar için hidayet işlevi gören bir kitaptır ve önyargılı yaklaşmayan herkes ona müracaat ettiğinde hidayete erer. Bu konunun delili, bu semavi kitabı doğru yolda yürümek istemeye dair irade gösteren her bireyi hidayete erdireceğini belirten Kur’an ayetleridir.[7] Yahut Kur’an’ın iniş sebebi kalbi diri ve sağlıklı fıtrat sahibi olanların ondan istifade etmesi ve zorbalar için de hücceti tamamlamak olarak değerlendirilebilir.[8] Öte taraftan Kur’an’ın hidayete erdirme işlevi halkın geneliyle sınırlı değildir; muttaki ve müminlerin hidayetten bir nasiplerinin olmaması diye bir şey söz konusu değildir. Onlar için üstün bir hidayet vardır.

B. Kur’an öğretilerinde muttakiler için iki türlü hidayet vardır:

Kur’an ayetlerinden istifade edildiği üzere kâfir ve münafıklar iki dalalet ve sapıklığa sahiptirler. Aynı şekilde muttaki ve müminler de iki türlü hidayete sahiptirler. Kur’an ayetlerinde belirtilmiş olan münafıkların dalalet ve sapıklıklarının birincisi onların küfür ve nifaka sapmak gibi kötü özellikler ile nitelenmelerine neden olan ilk dalalet ve körlüktür. İkincisi ise onların dalalet ve körlüklerini artıran dalalet ve körlüktür. Kur’an münafıklar hakkında şöyle buyurmaktadır: Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.[9]Yüce Allah birinci hastalığı münafıkların kendilerine, onların ikinci hastalığını ise kendine isnat etmektedir. Hidayet hakkında da durum bundan ibarettir. İlk hidayet Kur’an’a iman etmeyi gerekli kılmayan hidayettir. Böyle bir hidayet için sağlıklı bir fıtratın varlığı yeterlidir. Lakin ikinci hidayet Kur’an tarafından gerçekleşir ve ilk hidayet üzerine inşa edilir. Bakara suresinin ikinci ayetinde şöyle buyurulur: Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.[10] Ardından ayet muttakilerin özelliklerini sayar ve takvayı tanıtan özellikler olarak salt beş sıfata değinir. Bu sıfatlar gaybe iman etmek, namaz kılmak, Allah’ın verdiği şeylerde infak etmek, Allah’ın peygamberlere nazil ettiği şeylere iman etmek ve ahirete kesin bilgiyle inanmaktan ibarettir. Allame Tabatabai bazen zihne gelen devir eleştirine cevap olarak şöyle der: “Onlar, ancak yüce Allah tarafından verilen bir hidayet sayesinde muttaki ve belirtilen beş sıfata sahip olmuşlardır. Burada yüce Allah kendi kitabını şöyle tanımlar: Bu kitap, muttakiler için hidayettir. O halde kitabın hidayetinin belirtilen beş sıfatı peşinden getiren hidayetten farklı olduğunu ve muttakilerin iki hidayete sahip olduklarını anlamaktayız. Birincisi, sayesinde muttaki oldukları ilk hidayettir ve ikincisi ise taşıdıkları takva sebebiyle yüce Allah’ın kendilerine bahşettiği ikinci hidayettir.”[11]

Başka bir ifadeyle; ilk hidayet Kur’an’dan öncedir; yani şahıs hak ve hakikat karşısında inatçılık yapmaz ve insaflıca insanoğlunun acizlik ve güçsüzlüğünü ikrar ederse, böyle bir şahıs en sonda kendi duyuları dışında kalan bir varlığa iman edebilir. Bu varlık, insanın ve evredeki her şeyin varlığının kendisine istinat edildiği varlıktır. Fıtratı sağlıklı olan her şahıs böyle gaybi bir varlığa iman ettikten ve onu kabullendikten sonra şöyle düşünür: Bir anlığına bile varlıkların ihtiyacından gafil olmayan ve her varlık için benzersiz bir şefkat gösteren bu özne nasıl kullarının hidayetinden gafil kalabilir ve yok edici amellerden ve helak edici ahlaktan kurtuluş yolunu onlara göstermeyebilir? Kendinden sorduğu bu soru ve bu sorudan doğan diğer sorular tevhit, nübüvvet ve ahiret meselesini ortaya çıkarır ve böyle bir şahıs neticede söz konusu özne karşısında eğilmeyi kendine gerekli görür. Çünkü O, kendisinin ve evrendeki her şeyin yaratıcısı ve rabbidir. Aynı şekilde O’nun hidayetini aramakla kendini yükümlü sayar ve O’nun hidayetine erdiğinde bu hidayeti diriltmek ve dini yaymak yolunda tüm mal, makam, ilim ve erdemini kullanır. Bu belirtilen namaz ve infaktan ibarettir. Lakin bu Kur’an’daki namaz ve zekât değildir; çünkü söylediklerimiz bütün bunları kendi fıtratında bulan ve sağlıklı bir fıtrata sahip olan kimse hakkındadır. Böyle bir insanın fıtratı namaz ve zekâtı kendisi için vazife görür ve kendisi de fıtratından bunu kabul eder.[12]O halde yüce Allah’ın Kur’anî hidayetin altyapısı olarak karar kıldığı bu beş sıfatın sağlıklı bir fıtrat tarafından insanda icat edilen sıfatlar olduğu ortaya çıkmaktadır. İlgili ayetlerde böyle bir fıtrata sahip olanlara yakın zamanda Kur’an aracılığıyla hidayete erdirilecekleri vaat edilmektedir. Elbette bu hidayet fıtri hidayetlerine ek olacaktır. O halde belirtilen beş amel iki hidayet arasında yer alır. Yani bu amellerden önceki hidayet ile bu amellerden sonraki hidayet arasında bulunur. Doğru inanç ve salih ameller iki hidayet arasındaki vasıtalardır. Öyle ki fıtrat hidayetinden sonra belirtilen inanç ve ameller olmazsa, ikinci hidayet gerçekleşmez. Netice olarak devir problemi ortaya çıkmamaktadır.

 


[1] Elbette başka bazı ayetlerde de İncil gibi kutsal kitaplar da muttakiler için öğüt ve hidayet kaynağı sayılmıştır. Allah-u Teâlâ Maide suresinin 46. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.”

[2] Bakara Suresi, 2. ayet; A’li İmran Suresi 138. ayet; Nur Suresi, 34. ayet;Nahl Suresi, 89. ayet; Nahl Suresi, 102. ayet;Fussilet Suresi, 44. ayet; Yunus Suresi, 57. ayet.

[3]A’li İmran Suresi 3 ve 4. ayet.

[4]Bakara Suresi 185. ayet.

[5] Sad Suresi 87. ayet; Kalem Suresi 52. ayet; Tekvir Suresi 27. ayet.

[6] Furkan Suresi 1. ayet.

[7] Tekvir Suresi 27-28. ayet: “إِنْ هُوَ إِلاَّ ذِكْرٌ لِلْعالَمينَ. لِمَنْ شاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتَقيم‏”.

[8] Yasin Suresi 70. ayet: “لِيُنْذِرَ مَنْ كانَ حَيًّا وَ يَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكافِرين”.

[9] Bakara Suresi 10. ayet.

[10] Bakara Suresi 2. ayet.

[11]Tabatabai, Muhammed Hüseyin, Tercüme tefsiri El- Mizan, c. 1, s. 70, Defteri intişaratı İslami, Kum, 1374.

[12] a.g.e, c. 1, s. 71.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Tütün (sigara ve nargile içmek) kullanmanın hükmü nedir?
    9773 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/30
    Hz. Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin (ömrü uzun olsun) belirtilen soru hakkındaki görüşü şudur: “Tütün kullanmak, zararlı olması nedeniyle mutlak olarak haramdır.” Belirtmek gerekir ki; Ayetullah Mehdi Hadevi Tahrani’nin tütün kullanımının haram olduğuna değin fıkhî fetvasının delili onun zararlı olmasıdır ve Ayetullah Mekarim Şirazi’nin fetvasının fıkhî dayanağı da tütünün zararlı ...
  • Nur ayetinin nitelikleri nelerdir?
    29087 Kur’anî İlimler 2011/06/20
    Kuran amel kitabıdır. Kuranı okumak tefekkür ve iman için bir başlangıçtır. Bu da yine muhtevasına amel etmek için bir vesiledir. Büyük mükâfatların bütünü buradan ve bu şartlarla tahakkuk bulur. Tüm surelerin okumasında hem dünyevi hem uhrevi eserler vardır. Masum imamlar (a.s.) tarafından her surenin fazileti beyan edilmiştir. ...
  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    537758 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba Ehlisünnet ile Şia arasında münazaraların yapılmasına taraftar ve teyit ediyor musunuz?
    8616 Eski Kelam İlmi 2011/07/24
    Semavi dinler, özellikle İslam dini diyalog ve görüş alış verişinin yapılmasına önem vermiş/vermekte ve buna has bir ilgi göstermiş ve göstermektedir. Zira dinin temel hedefi insanları saadete tekâmüle ve doğru yola, doğru bir şekilde hidayet etmektir. Bu hedef ve maksadın gerçekleşmesi sadece ve ...
  • Kuranı kerimde, kalpteki itminan ile iman ilişkisi nasıl konu edilmiş?
    13075 Tefsir 2010/12/18
    Lügatte imanın anlamı şöyle beyan edilmiştir: yalanlamanın karşıtı olup tasdik etmektir. Istılahta ise anlamı şöyledir. Dille ikrar ve itiraf etmektir, kalpte bir kararlılık ve sözleşmedir, organlarda da ameldir. "İtminan" ve tümenine ise lügatte kararsızlık ve ıstırabın ardından gerçekleşen (kalpsel veya zihinsel) rahatlık ve huzurdur.
  • Başörtüsünü açmanın ve takma saçtan istifade etmenin hükmü nedir?
    8256 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/11/27
    Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Takma saç ziynettir ve örtünmesi gerekir.  Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Müslüman ve dindar kızlar yüksek öğrenim derslerini okumadıkları takdirde sadece ...
  • Regaip gecesi veya Recep ayının diğer gecelerinde cemaat namazlarına katılmak mı daha faziletlidir yoksa namazları ferdi olarak yerine getirmek ve müstehap namazları kılmak mı?
    6387 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Bu konuda şu cevap taklit mercilerinin fetva bürolarından alındı:Ayetullah Uzma Hamenei:Her iki fazileti kazanmaya çalışabilirsiniz hem cemaat namazlarına katılın hem de müstehap namazları cemaatten sonra yerine getirin.Ayetullah Uzma Sistani: Cuma ve ...
  • Kur'an-i Kerim "Açık kitap nazil ettik. Bu ayetteki açık kelimesinden maksat nedir?
    9803 Tefsir 2011/07/23
    Açık (mübin) Kur'an'ın bir sıfatıdır. Kur'an'ı bu şekilde vasıflandırmakla onu halka daha fazla tanıtmayı hedef almaktadır. Onun diğer semavi olan ve olmayan kitaplara olan üstünlüğünü açıklıyor. Çünkü hiçbir kitabın emir ve programları Kur'an gibi açık değildir.Kur'an'da sürekli çeşitli ayetlerde bu Kur'an'ı nazil ettiğini açıklaması hidayet nimetini insanlara hatırlatmak içindir.
  • İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
    13864 Eski Kelam İlmi 2010/12/22
    İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye ...
  • İmam Zeynel Abidin (a.s)‘ın kısa biyografisini beyan eder misiniz?
    3581 امام سجاد ع 2020/01/19

En Çok Okunanlar