Gelişmiş Arama
Ziyaret
10045
Güncellenme Tarihi: 2010/04/13
Soru Özeti
Şia âlimleri Allah’ın yeryüzüne inmesini küfür olarak mı değerlendirmektedir?
Soru
Usul-i Kâfi, c.1 s. 90 ve 91’de ilk dönem Şia âlimleri Allah’ın yeryüzüne indiğini ret etmekte ve bu sıfatı ispatlayan kimsenin küfrüne hüküm ektedirler. Bu söz doğru mudur?
Kısa Cevap

Şia İmamlarından nakledilen rivayetler mantıklı bir açıklama çerçevesinde Allah’ın yeryüzüne inmesi inancının geçersizliğini dile getirmekte ve buna inananların küfrüne işaret etmemektedir. Allah’ın yeryüzüne indiğine inanmak tahrif edilmiş bir rivayetin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Bunun neticesi Allah Azze ve Celle’nin cisimlendirilmesidir. Allah’ı cisim bilmek Şii ve Sünni âlimleri açısından eğer bir şekle indirgenirse küfre neden olur.

Ayrıntılı Cevap

İslam’ın yayılıp genişlemeye başladığı İlk dönemlerden bugüne dek fırka ve kelam mezhepleri arasındaki ihtilaf ve tartışmalardan biri, Allah’ın zati ve haberi sıfatları konusu olmuştur. Elbette bu kelamsal tartışma haberi sıfatlarda daha çok meydana gelmiş ve bazen karşı tarafı tekfir etmeye neden olmuştur. Fetihler döneminde Müslümanlar tedrici olarak yenilmiş ve komşu kavimlerin düşünce, inanç, gelenek ve görenekleriyle aşina olmuş ve bazı hususlarda bu ilişkiler bazı düşünürlerin bu kavim ve milletlerin inanç ve düşüncelerinden etkilenmesine neden olmuştur. Bazı mezhep fırkalarının görüşlerine tam bir şekilde bakıldığında onların kozmoloji ve ilahiyat alanlarındaki etki miktarları gözlemlenebilir. Yeni Plâtonculuk, Yahudilik ve Zerdüştilikten alınan bazı düşünceler bu kabildendir. İnançsal konularda genel olarak ve Allah’ın sıfatları konusunda ise özel olarak Müslümanlar her zaman diğer dinlerin düşüncelerinden etkilenmiş bazı bilginlerin yanlış yorumlarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Kur’an’da Allah’ın kendini nitelediği haberi sıfatlar hakkında tartışmaların gerçekleştiği bir atmosferde bir grup (hadis ehli) Kur’an’da bulunan “ید الله فوق ایدیهم”, “و یبقی وجه ربک” ve rivayetlerde bulunan “ینزل  الی السماء الدنیا”, “قلب المؤمن بین اصبعین من...” esinlenerek haberi sıfatlar hakkında yüzeysel bir yorum yapmış, başkalarıyla tartışmalarda bulunmuş ve bu da Allah’ın teşbihi ve cisim olduğu inancını ortaya çıkarmıştır. Bunun ardından Eşaire tecessümden kaçmak için onlardan farklı bir yorum ortaya atmış ve bu sıfatların niteliksiz bir şekilde bulunduğu inancını dile getirmiştir. O, bununla tecessümden sakınma hedefini gütmüş, lakin bir tür paradoks meydana getirmiştir. Bir başka grup da bu iki görüşün karşısında haberi sıfatları temelsiz ve esassız bir şekilde tevil etmeye yönelmiştir. Böyle bir durumda Şii imamları da bu meselelere yönelik kendi görüşlerini açıklamaları ve böylece Şii’lerin inançsal olarak sapmasını engellemeleri gerekiyordu. Bunun için uygun zamanlarda bu konular ile yüzleştiklerinde söz konusu soru ve şüpheleri delilli ve açık bir şekilde beyan etmekteydiler. Her ne kadar sorunuzda belirttiğiniz adreste konuyla ilgili rivayeti bulmasak da Usul-i Kâfi’de imamların bu konuyu açıklamak için sergilediği çabaları gösteren bir takım rivayetler mevcuttur.[1] İmam Sadık (a.s), İmam Kazım (a.s) ve İmam Hadi (a.s) Allah’ın dünya göğüne veya yeryüzüne inmesi konusunda ileriye sürülen delili çürütmüş ve muhatabı Allah için bir had gözetmekten, O’nun bir eksiği olduğunu söylemekten ve O’nu yaratıklardan birine benzetmekten sakındırmıştır. Bu rivayetlerin tecessüme inananların küfrüne işaret etmediğini hatırlatmak gerekir. Bu rivayet; yani Allah’ın dünya göğü veya yeryüzüne indiği konusu ne kadar doğrudur? Akli ve nakli deliller ile bu rivayetin bu şekliyle kabul edilemeyeceğini söylemek gerekir.

1. Bildiğiniz gibi akli deliller Allah Tebarek ve Teâlâ’nın cisim olduğunu reddeder, yukarıdan aşağıya doğru inmek Allah’ı cisim olarak algılamayı gerektirir, bu da O’nun bir eksikliği olduğunu yansıtır ve mekânın O’nu kuşattığı neticesini ortaya çıkarır. Aynı şekilde bir yerden başka bir yere hareket etmek Allah için bir sınırın olduğunu ve O’nun hareket ettiğini gerektirir; oysaki bu yaratıkların özelliklerindendir ve rivayet de zarif bir şekilde buna itiraz etmektedir. Kur’an-ı Kerim de açıkça bu konuya işaret etmiş ve Allah’ın imkân âleminin yaratıcısı olduğu ve onu ihata ettiği bildirilmiştir: O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş’a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.[2] Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.[3] O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.[4] Bu ayetler belirtilen hususa delalet eder. O halde Allah’ın belirli bir mekânda bulunduğu ve başka mekânlara intikal ettiği şeklinde bir algımızın olması doğru değildir. Allah’ın dünya göğüne indiğini belirten rivayet hadis kaynaklarında nasıl dile getirilmiş ve Ehlisünnet arasında nasıl yaygınlık kazanmıştır? İmam Rıza’nın (a.s) buyruğuyla bu rivayet saptırılmıştır. Şöyle ki; rivayette Allah’ın emrinin inmesi kastedilmiştir ve sonra emir sözcüğü rivayetten silinmiştir.[5] Sorulan soru münasebetiyle belirtmek gerekir ki bazı Şii ve Sünni âlimlerinin inancına göre, Kur’an’daki haberi sıfatlar veya Allah için bu tür sıfatları zikreden rivayetler bağlamında, eğer birileri bu sıfatlar ile ilgili olarak Allah’ın cisim ve eksik addedilmesine neden olacak bir yorumu benimserlerse ve bu yoruma inanacak olursa kâfir sayılırlar. Burada bu gerçekliği ifade eden iki Ehlisünnet âliminin sözlerine işaret ediyoruz:

1. Ebu Hamid Gazali, Allah’ın eli (یدالله) hakkında şöyle demektedir: Her kim Allah’ın cisim olduğunu ve azalardan teşkil olduğunu sanırsa putperesttir; çünkü her cisim yaratıktır ve yaratığa ibadet etmek küfürdür.[6]

2. İbn. Cezm Endülisi de el-Fasl kitabında şöyle demektedir: Her kim Allah’ın cisimlerden bir cisim olduğunu söylerse, eğer cahilse veya bunu tevil ediyorsa mazurdur ve ona gerçeği öğretmek farzdır. Eğer Kur’an ve sünnetten ona delil getirirlerse ve o inatçılık yüzünden delile muhalefet edecek olursa kâfir olur.[7]

Bütün bu durumlarda (Müslümanlar arasında sıfatların değişik yorumları), Şii imamları da tüm Müslümanlar ile ilişkilerde diyaloğu, cenaze merasimlerine katılmayı ve mescitlerde bulunmayı emretmiştir. Bu emir imamların onları kâfir değil, Müslüman bildiğine tanıklık eder.[8] Şii imamları imamet dönemleri boyunca her zaman Müslümanların inançsal görüşlerini düzeltmeye çalışmış, hatta tecessüme eğilimli olan bireyler topluluğunu bile bu işten sakındırmış ve onlara öğretmenlik ve kılavuzluk etmiştir. Aynı şekilde Şii fakih ve mercileri de küfrü tanımlamada açık bir tanım dile getirmiş ve Allah için ortak koşmayan ve O’nun elçisine iman eden herkesi Müslüman saymışlardır.[9]

 


[1] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, El- Kafi, c. 1, s. 125 – 126, babı El- Hareke ve’l İntikal, Daru’l Kutubu’l İslamiye, çapı çaharum, Tahran, 1365 h.ş.

[2] Hadid Suresi, 4. ayet.

[3] Kaf Suresi, 16. ayet.

[4] Zuhruf Suresi, 84. ayet.

[5] Saduk, Muhammed bin Ali, Men la Yehzeruhu’l Fakih, c. 1, s. 421, Müessese-i İntişaratı İslami, çapı sevvum, Kum, 1413 h.k.

[6] Subhani, Cafer, Muhazırat fi’l İlahiyat, s. 133, çapı heştum, Müessese-i İmam Sadık (a.s), Kum, 1426 h.k.

[7] Endulisi, Ali bin Ahmet, El- Fasl fi’l Milel ve’l Havau ve’n Niheli c. 2, s. 269.

[8] El- Kafi, c. 2, s. 635.

[9] Tevzihü’l-Mesail (el-Mahşi lil-İmami’l-Humeyni), c. 1, s. 76, m. 106, çapı heştum, Defteri İntişaratı İslami, Kum, 1424 h.k.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar