Gelişmiş Arama
Ziyaret
10157
Güncellenme Tarihi: 2019/07/10
Soru Özeti
Kısaca Hz. Nuh (a.s)’ın kıssasını açıklarmısınız?
Soru
Hz. Nuh (a.s)’ın hayatını ve kıssasını özet olarak beyan edermisiniz?
Kısa Cevap

 Bazı tarihi nakiller ‘Muteşelh’in oğlu ‘Lemek’in Nuh (a.s)’ın babası olduğunu ve ‘Brakil’in kızı ‘Kaynuş’unda annesi olduğunu yazmaktadır.[1]

Ayrıca Hz. Nuh (a.s)’ın Hz. Adem (a.s)’ın vefatından 126 yıl sonra doğmuştur. Böylece Hz. Adem (a.s)’ın dünyaya gelmesinden  1056 yıl sonra doğmuş olmaktadır.[2]

Hz. Nuh (a.s) Şeriat sahibi beş büyük peygamberden biri olup yaklaşık bin yıl boyunca insanların Hakka hidayeti için çaba göstermiştir.

İlahi mesajın davetcisi olan Hz. Nuh (a.s) hakkında tarihi kaynaklarda ve rivayetlerde adıyla ilgili AbdulGaffar[3], AbdulMelik[4] ve AbdulÂla[5] isimler zikredilmiştir. Elbette bazı nakillerde ise adı AbdulCabbar[6] olarak geçmektedir.

Şeyh Saduk bu konuda geçen farklı rivayetleri naklettikten sonra şöyle yazmaktadır: ‘Hz. Nuh (a.s)’ın adıyla ilgili söz konusu olaran haberler ve bilgilerde özde bir çelişki söz konusu değildir. Zira bu adların hepsinde AbdulGaffar, AbdulMelik, AbdulÂla önce ‘Abd’ kelimesi geçmektedir.’[7] Bütün bu adlar Nuh (a.s)’ın kulluğunun ve ubudiyete olan bağlılığının göstergesidir. Çünkü Allah Teala gaffar, melik ve âla olandır.[8]

Ayrıca zikredilen bu isimlerin Nuh (a.s) adının diğer dillere tercümeside olabilir.

Ama neden bu Peygamber ‘Nuh’ adıyla meşhur olmuştur konusuna gelecek olursak; bazı filologlar bu kelimenin arapca olmadığını açıklamışlardır.[9] Ama bu kelimenin arapcada kökünü bulmak mümkün hatta bu ismin şu kökten geldiğine delalet eden verilerde söz konusudur: «نَوح» kelimesi «ناحَ يَنُوحُ»’nun masdarı olup ağlama, matem, ağıt anlamlarına gelir. «نائحه» kelimesi ise feryat eden kadına denir.[10]

Rivayetler  Nuh (a.s)’ın bu adla anılmasının sebebini onun uzun süre ağlaması ve ağıt yakması olarak bildirmektedir.[11]

Elbette bazı anlamlar çeşitli dillerde takriben birbirne yakın sözcükler kullanılarak ifade edilir. Örneğin farsca geçen berader, mader,  peder kelimeleri ingilizcede Brother, mother, father olarak telefuz edilmektedir. Doğal olarak ‘Nuh’ kelimesi kök olarak arapca olmama, ancak o dilde arapcada söz konusu olan kelimeye yakın anlamda kullanılmış olma ihtimalide söz konusudur.

Nuh (a.s)’ın ömrü:

Hz. Nuh (a.s) en çok ömür süren İlahi peygamberdir. Bu yüzden peygamberlerin şeyhi olarak bilinmektedir.  Kuran’ı Kerim’in tasrihi üzere sadece kavmi arasında ki risaleti  büyük tufan’a kadar 950 yıl sürmüşdür. Tarihi kayaklarda ömrü hakkında çeşitli nakiller söz konusudur bu nakillere aşağıda değineceğiz:

  1. Bazı tarihi nakillerde Nuh (a.s)’ın 2300 yıl yaşadığı nakledilmektedir. Bu nakle göre nübüvvet öncesi 850 yıl, nübüvvetin’den büyük tufan’a kadar 950 ve tufandan sonra 500 yıl yaşamıştır.[12]
  2. Başka bir tarihi nakilde ise 2500 yıl yaşadığı nakledilmiştir. Bu nakilde ise 850 yıl nübüvvet öncesi, 950 yıl halkın içinde Hakka davet, 200 yıl halkın hidayetinden ümitsiz olup büyük tufana kadar gemiyi yapması ve tufan sonrası 500 yıl.[13]

Elbetta bazı tarihi kaynaklarda ise bu süre farklı zaman dilimlerine ayrılmıştır:

850 yıl nübüvvet öncesi, 950 yıl nübüvvet ve Hakka davet, 700 yıl büyük tufan sonrası.[14]

  1. Diğer bir tarihi kaynakta ise Nuh (a.s)’ın ömrü 2450 yıl olarak geçmektedir.[15]
  2. Bazı kaynaklar ise Nuh (a.s)’ın ömrünü Kuran’ı Kerim’de geçen 950 yıl olarak kayda geçmişlerdir. Ayeti kerime’de geçen zaman diliminin sadece nübüvvet ve davet süresine değil bütün ömrüde dalalet ettiğine kanaat getirmişlerdir. Şöyle ki: Nuh (a.s.) nübüvvete eriştiğinde 480 yaşında idi ve 120 yıl boyunca insanları Hakka davet etti. Allah Teala ona gemi yapmasını emrettiğinde 600 yaşındaydı. Sonra büyük tufan yaşandı ve 350 yıl daha ömür sürdü.[16]
  3. Genel olarak tarihi kaynaklar Nuh (a.s)’ın ömrünü 1450 ile 2800 arasında zikretmişlerdir.[17]

Hz. Nuh (a.s)’ın Evlatları:

Tarih kitaplarında bu konuda var olan anektot  Nuh (a.s)’ın  500 yaşındayken üç çocuk sahibi olduğu yönündedir. İsimleri ise ‘Sam, Ham ve Yafs’ dır.[18]

Hz. Nuh (a.s)’ın Risalet süresi:

İdris (a.s)’dan sonra Allah Teala o dönemin insanlarına Hz. Nuh (a.s)’ı peygamber olarak seçmiştir. Şimdiki ismiyle Irak olan bölgede ikamet etmiştir. Dönemin insanları Hakka davetini geri çevirip onu yalanlamışlardır. Allah teala ise onlara azap göndererek büyük tufanda bütün bölgeyi su altında bırakmıştır. Hz. Nuh (a.s)’a inananlar Hazretin Allah Tealanın emriyle yapılan gemiye binerek kurtulmuşlardır.[19]

Kuran’ı Kerim Nuh (a.s)’ın risalet süresi hakkında şöyle buyurmaktadır:

«وَ لَقَدْ أَرْسَلْنا نُوحاً إِلى‏ قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلاَّ خَمْسِينَ عاماً فَأَخَذَهُمُ الطُّوفانُ وَ هُمْ ظالِمُونَ» “Andolsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı, sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tûfân yakaladı.”[20]

Yukarıda zikredilen ayeti kerime ışığında Hz. Nuh (a.s) büyük tufandan önce 950 yıl boyunca halkı Hakka davet etmiştir. Bu süre zarfında o bölgede sadece Hz. Nuh (a.s) peygamberlik yapmaktaydı.[21] Ama İmam Sadık (a.s)’dan naklolan rivayette şöyle geçer: “Nuh gemiden indikten sonra 500 yıl yaşadı, daha sonra Cebrail (a.s) ona nazil oldu. Dediki: ‘Senin nübüvvetin son buldu ve ömrün tamam oldu’.”[22] Bu hadis ışığında Hz. Nuh (a.s)’ın nübüvvet süresinin 1450 yıl olduğunu söyleyebiliriz.[23]

Nuh (a.s)’a nazil olan kitap:

Rivayetlerde Nuh (a.s)’a nazil olan kitap hakkında özel bir ada yer verilmemiştir.

 Genel olarak «صحف نوح» ‘Nuh’un Sahifesi’ olarak yad edilmiştir.[24]

Büyük Tufan:

Kuran’ı Kerim’in önceki kavimlerin kıssasını zikretmesinde  hikmet ibret almamız ve terbiye olmamızdır. Bu hikmet ışığında gerekli olmayan noktalara değinmemiştir. Örneğin: Ashab-ı Kehf’in kıssasında Ashab-ı kehfin sayısı arasında ki ihtilafa değinmiş ançak kaç kişi olduklarını söylememiştir. Büyük tufanda ise tufanın bir bölgedemi yaşındığı yoksa bütün dünya için söz konusu olduğunu açıklamamıştır. Dolayısıyla bu konuda iki görüş söz konusudur.

İlk görüş: Bu tufanın bir bölgede gerçekleştiği bütün dünya için söz konusu olmadığı yönündedir.[25] Bu bağlamda bazı müfessirler bir bölgede gerçekleşme ihtimalini göz ardı etmemişlerdir. Zira «ارض» ‘yer’ kelimesi Kuran’ı kerimde büyük bir gölgeye itlak olacak şekilde mükerrer zikredilmiştir. Öyleki İsrailoğullarının kıssalarında şöyle geçmektedir:

 «وَ أَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذِينَ كانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشارِقَ الْأَرْضِ وَ مَغارِبَهَاالَّتٖى بَارَكْنَا فٖيهَا» “Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık.”[26]

Bu görüşe yöneltilen bir eleştiri söz konusudur. Eğer tufan bölgesel bir tufandıysa neden gemiye hayvanlar alınmıştır? Bu görüşü savunan müfessirler cevaben şöyle ifade etmişlerdir: ‘Hayvanların gemiye alınma sebebi o bölgeye has olan hayvanların türünün yok olmaması olabilir. Ayrıca tekrar bu bölgeye hayvanların taşınması o dönem şartlarında oldukca zor ve zahmetli bir olacağıda göz önünde bulundurulmalıdır. [27]

İkinci görüş: Büyük tufan’ın cihanşümul olduğu yönündedir. Dünyanın fiziki özellikleri göz önüne alındığında gerçekleşme ihtimali oldukca zayıftır.

Nuh’un gemisinin yapımı:

Hz. Nuh (a.s)’ın gemiyi nasıl yaptığı konusunda üzerinde çok uzun bir süre geçmiş olması hasebiyle yok fazla veri elimizde bulunmamaktadır.  Kuran’ı Kerim’in bir tarih kitabı olmadığı, insanların hidayeti ve terbiyeti için nazil olduğu için daha çok bu kıssanın ibretlik ve eğitici yönlerine değinmiştir. Kesin olan noktalar ise Hz. Nuh (a.s)’dan önce marangozluk zanaatının var olduğu yönündedir. Zira odundan şekil vermek ve istenilen işlerde kullanmak kolay olduğu için istifade edilmekteydi. Ama Nuh (a.s)’ın nübüvvete yetişmeden önce marangoz olup olmadığı hakkında kesin bir görüş bildirmek mümkün değildir. Elbette  ‘Mecme’ul-Beyan’ adlı tefsirin yazarı bazı nakillere istinat ederek Hz. Nuh (a.s)’ın marangoz olduğunu yazmaktadır.[28] Elbette yazar Nuh (a.s)’ın gemiyi yaparken muhaliflerin Onunla alay etmek için söyledikleri ‘Peygamberliği bıraktın marangoz mu oldun?’ sözünü naklederek Hz. Nuh (a.s)’ın halkın arasında marangozluk zanaatıyla tanınmamış olduğuna işaret etmektedir.[29] Lakin tarihi kaynaklarda ondan  gemi yapımı hakkında hiçbir verinin söz konusu olmadığı göz önüne alınırsa. Zahiren Nuh (a.s)’ı Allah teala’nın ilhamıyla gemiyi yapan ilk insan olduğunu söyleyebiliriz.[30]

Nuh’un gemisi’nin özelikleri:

Tarih, Hadis ve Tefsir kaynaklarında Hz. Nuh (a.s)’ın yaptığı geminin çeşitli özellikleri zikredilmiştir. Bazen bu anektotlar aklın kabul etmesi zor olmasının yanı sıra bazende birbirleriyle çelişmektedirler. Buna rağmen ayetler ve rivayetler ışığına genel olarak Nuh’un gemisinin sade bir gemi olmadığını söyleyebiliriz. Dönemin teknolojisi ve alt yapısı göz önünde bulundurulacak olursa kolay kolay böyle bir gemi yapmak mümkün değildi. Gerçek müminlerin dışında çift çift hayvanları barındıracak büyük bir gemiydi. İnsanların ve hayvanların uzun süre boyunca beslenmelerini sağlayacak erzağıda barındırmaktaydı. Böylesi kapasiteye sahip bir gemi o dönem için eşsizdi. İşte buyüzden nakillerde geminin büyüklüğüyle ilgili 1200 arşın boyu 600 arşın eni tabir geçmektedir.[31] Ayrıca nakillerde geminin yapımının ikiyüz yıl sürdüğü rivayet edilmiştir.[32] [33]

Nuh (a.s)’ın Kabri:

Masum İmalardan bizlere ulaşan birçok rivayette  Nuh (a.s)’ın kabrinin ‘Necef’ şehrinde İmam Ali (a.s)’ın kabrinin olduğu yerde olduğu bildirilmektedir. O dönemde ‘Necef’ kuru susuz bir çöldü ve Kufe şehrinin yakınındaydı.[34]

 

 

 

[1] Mukaddesi, Mutahhar bin. Tahir, El-bed’e ve et-Tarih, 3.c, 16.s, Bur seyid, mektebetu es-segafetu ed-diniyye.

[2] Taberi, Muhammed bin. Cerir, Tarih Taberi, Tercüme Farsi: EbulKasım Payende, 1.c, 174.s, tahran, Esatir, 5.bk, 1375.ş.

[3] Saduk, Muhammed bin Ali, İlel’ul-Şerai, 1.c, 28.s, kum, daveri, 1.bk, 1375.h.

[4] Aynısı.

[5] Aynısı.

[6] Kutbuddin Ravendi,  Seid bin Hebbetullah, Kısas’ul-Enbiya, Muhakkık ve musahhih: İrfaniyan Yezdi, Gulamrıza, 84.s, Merkezi pejuheşhayi islami, 1.bk, 1409.h.

[7] Aynısı, 28.s.

[8] Müracaat ediniz: Hz. Nuh (a.s)’ın bu adla anılma sebebi, 103998 nolu cevap.

[9] Firuz abadi, Muhammet bin yakup,1.c, 349.s, beyrut, dar’ul-kutub’ul-İlmiye, 1.bk, 1415.h.

[10] İbni menzur, Muhammed bin mukrim, lisan’ul-arap, 2.c, 628.s, beyrut, dar sadır, 3.bk, 1414.h.

[11] İlel’ul-Şerai, 1.c, 28.s.

[12] Kuleyni, Muhammed bin Yakup, Kafi, muhakkık ve musahhih: Gaffari, Ali ekber, Ahundi, Muhammed, 8.c, 284.s, tahran, dar’ul-kitab’ul-İslamiye, 4.bk, 1407.hicri.

[13] Şeyh Saduk, Emali, 512.s, beyrut, Eelemi, 5.bk, 1400.hicri.

[14] Şehy Saduk, Kemal’ud-din ve Temam’un-Nimet, Muhakkık ve musahhih: Gaffari, Ali ekber, 2.c, 523.s, tahran, dar’ul-kitab’ul-İslamiye, 2.bk, 1395.hicri.

[15] Aynısı.

[16] Tarih Taberi, tercüme farsi, 1.c, 117.s.

[17] Mesudi, Ali bin. Huseyn, İsbat’ul-Vesiyye, tercüme farsi: Necefi, Muhammed Cevat, 41.s, tahran, İslamiye, 2.bk, 1362.ş.

[18] Atnısı, 116.s.

[19] Deynuri, Ebu hanife, ahmet bin davut, Ahbar’ul-Teval, 1.s, menşurat er-rezi, 1368.ş.

[20] Ankebut/14.

[21] Kafi, 8.c, 115.s.

[22] Meclisi, Muhammet Bakır, Bihar’ul-Envar, 23.c, 33.s, beyrut, dar ihya-i et-teras’ul-arabi, 2.bk, 1403.h.

[23] Müracaat ediniz: Ulül-azm Peygamberlin nübüvvet dönemi, 45253.nolu cevap.

[24] Bihar’ul-Envar, 35.c, 22.s.

[25] Elbette bu Hz.Nuh (a.s)’ın risaletinin  cihanşümul oluşuyla celişmez.

[26] Araf/137.

[27] Müracaat ediniz: Nuh’un Tufanı, 36941.nolu cevap.

[28] Tabersi, Fazıl bin Hasan, Mecme’ul-Beyan fi tefsir’ul-Kuran, 4.c, 66.s, tahran, Nasırhüsro, 3.bk, 1372.ş.

[29] Aynısı, 5.c, 24.s.

[30] Müracaat edniz: Hz. Nuh (a.s) ve Marangozluk zanaatı, 4373.nolu cevap.

[31] Mekarim Şirazi, Nasır, tefsir numune, 9.c, 95.s, tahran, dar’ul kutub’ul-İslamiye, 1.bk, 1374.ş.

[32] Şeyh Saduk, Emali, 512.s.

[33] Müracaat ediniz: Nuh’un gemisinin özelikleri, 53810 .nolu cevap.

[34] Müracaat ediniz: Hz. Adem ve Nuh’un kabri Necef’te, 8427.nolu cevap.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar