Gelişmiş Arama
Ziyaret
9402
Güncellenme Tarihi: 2011/12/17
Soru Özeti
Kısa hadisinin önemliliğini açıklayınız
Soru
Kısa hadisinin önemliliğini açıklayınız?
Kısa Cevap

Hadis kitaplarında ve mefatihu’l – cinan adlı dua kitabında zikredilen hadisi şerifi iki açıdan  önemli ve ehemmiyeti vardır: Birisi imamet ve velayet diğeri ısmet (masumiyet) cihetidir.

Ehlibeyt’in İmamet ve velayeti bazı şahit ve delilerle hadiste sabit ediliyor. Peygamber (s.a.a.) hadisin kendisinde nakledilmiş o has eylemi ve söylemi ile velayet ve imameti Ehlibeyte has kılıyor. Ehlibeyt hariç hiç kimsenin içinde bulunmadığı evde onları bir aba (cübbe) altında toplaması ve Hz. Ali’nin halifeliğine delalet eden cümleleri sarf etmesi ve en sonda Peygamber (s.a.a.) ile Ehlibeyt arasında var olan derin bağa delalet eden yüklemleri istifade etmesi bunun delilidir. Ehlibeytin (a.s.) ısmetininin ispatlaması itikadi ve kelami kaynak kitaplarında şu aşağıdaki cümleye isnat ediliyor: “Onlardan ricsi (pislik ve kötülük) götür ve onları tertemiz kıl. Dolayısıyla hadiste iki önemli mesele; birisi imamet diğeri ismet var olmaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Kısa hadisi hakkında çok sayıda detaysız rivayetler varit olmuştur[1]. Hepsinden anlaşılan nokta şu: Peygamber (s.a.a.) Ali’yi, Fatma’yı, Hasan ve Hüseyin’i (s.a.) çağırdı veya kendisi onların yanına vardı bir abayı alıp üzerlerine örttü ve şöyle buyurdu: “Allah’ım! Bunlar benim ailemdir. Rics ve pisliği onlardan uzaklaştır ve bu esnada ahzap 33. Ayeti indi ki şöyle diyor: Ey Peygamberin ehlibeyti! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor”.

Ehli sünnetin tanınmış ve meşhur âlimi Hâkim-i Haskani Nişaburi “şevahidut-tenzil”[2] adlı eserinde ve hakeza İbni Tavus[3] bu rivayetleri farklı yollarla farklı ravilerden naklederek bir arada toplamıştır. Ama bizim dikkate aldığımız rivayet “hadisi şerifi kısa”dır ki şeyhi Abbas Kumi “mefatihu’l - cinan” adlı eserinde nakletmiştir. Bu nakil mana açısından önem arz eden iki noktayı içermektedir.

1-    İmamet ve velayetin ispati:

Kısa hadisi ilk merhalede imamet ve velayet meselesine işaret ediyor ve bu makamı ehlibeyte has ve münhasır kılıyor.

a)  Ehlibeytin İmamet Makamı: Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a.) münasip yerler ve zamanlarda Hz. Ali’nin (a.s.) halifesi olduğu hakkında konuşmuştu. Kısa hadisi o yerlerden birisidir. Hz. Muhammed (s.a.a) bu hadisin bir kısmında imam Ali’yi kardeşini, vasisini, halifesini ve bayrakdarlığını şeklinde tanıtmıştır.[4] Ehlibeyt makamını ve onların değer ve önemliliklerini kendi yanında belirtmek ve vefatından sonra onların hürmetinin korunması için ehlibeytini aba (kısa) altında topladıktan sonra şöyle buyurdu: “bunlar benim Ehlibetim, özel (havas) kimseler ve yakınlarımdırlar, onların eti benim etim, kanları benim kanımdır. Onları inciten her şey beni incitmiş. Onlara eziyet veren her şey bana eziyet etmiştir. Onlarla savaşan her kes beninle savaşmıştır. Onlar bendendirler bende onlardanım. Bundan dolayı selam, bereket, şefkat ve mağfiretini benim ve onların üzerine yapdır. Onlarla barış içinde olan herkesle barış halindeyim. Onlarla düşmanlık yapan herkes ile düşmanım.   Onlarla dost olan her kes ile dostum”.

b)  İmamet Mekamının Ehlibeyte Münhasır Kılınması: İmam Hasan, İmam Hüseyin, Hz. Fatma (s.a.) İslam peygamberi Resul-i Ekrem’in (s.a.a.) huzuruna vardıktan sonra O onların üzerlerine “kısayi Yemani=Yemani abasını”yi attı ve Allahtan, onları rics ve pisliklerden temiz kılınmasını temenni etti. Bu esnada ayeti kerime indi. Burada tabi olarak şöyle bir soru akla gelir: Acaba gerçekten peygamber yaptığı bu eylem ve işi için bir delili var mıydı yoksa delilsiz ve boş olarak bu eylemi yaptı? Cevaben peygamberin (s.a.a.) sahip olduğu o yüce makamı ve bilgiyi göze aldığımızda boş ve delilsiz bir işi yapmayacağı kesin bir şekilde anlaşılmaktadır.[5] Dolayısıyla Hz. Resulün yapmış bu işinin muhakkak bir delili ve hikmeti var olmaktadır. “İnnema yuridullahu li yuzhibe ankum…” ayetinden önceki ve ondan sonundaki ayetlerinin akışına biraz dikkat edersek peygamberin maksadı anlaşılır ki kendi ehlibeytini kamil bir şekilde tanıtıp ve diğerlerinden ayırtmak istemiş ve şöyle demiş olduğunu anlarız ki o “innema yuridu…” ayeti sadece bu grubu kapsadığını ve sadece bunlar için olduğunu söylemek istemiştir. Artık kimse peygamberin (s.a.a) aile fertlerinin tümünü bu ayete muhatap kılamazsın. Yani eğer Peygamber efendimiz (s.a.a.) bu uygulamayla kendi ehlibeytini ayıklayarak ayırt etmemiş olsaydı peygamberin hanımları da bu ayetten yararlanarak kendilerini bu ayetin şümulüne ve kapsamına sokarlardı. Bu nedenle bazı rivayetlerde şöyle nakledilmiştir: Peygamber (s.a.a.) şu cümleyi tekrar etmiştir: “Allahım benim ehlibeytim bunlardır. Onlardan tüm kirleri uzaklaştır”.[6]

Ehlisünnet kaynaklarında da Peygamber (s.a.a.) 40 gece devamlı sabah namazına yakın bir zamanda Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın (s.a.) evinin kapısını çalardı ve şöyle buyuruyordu: “Esselamu aleykum ya Ehlibeyti’n-Nebuvve ve Rehmetullah-i ve Berekatüh, es-Selat, es-Selat Rahimekumullah yani ey Ehlibeyti Nübuvvet Namaz! Allahın Rahmeti üzerinize olsun “Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor”[7].[8]

2-    Ismetin İsbatı:

Bu rivayette işaret edilen bir diğer nokta şudur: Ehlibeytin (a.s.) ve bunun ardından tüm imamların bütün pislik ve kirlerden masum olduğuna işaret etmektedir. Bu olay ve bu hadis şu ayetin; “ Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” nüzul sebebidir. Dolayısıyla bu ayeti kerime Ehlibeytin (s.a.) masum olduğunu ispatladığı gibi söz konusu olan “kısa hadisi” de bunu ispatlıyor.

Yukarıda zikredilen ayetin tefsirinde bazı müfessirler “rics”i şirk veya zina gibi kötü olan bazı büyük günahlar şeklinde açıklamışlar. Oysaki “ricsi” bu tür günahlara münhasır kılmak ve onlara sınırlı kılmak için hiçbir delil yoktur. Bilakis “rics” kelimesi mutlak bir şekilde zikredilmesi (ve sahip olduğu elif ve lam-i cins nedeniyle) her çeşit kötülüklere, kirliklere ve pisliklere delalet ediyor. Zira tüm günahlar “rics”dir. Bu nedenle bu kelime kuranı kerimde “şirk”, “alkollü içkiler”, “kumar”, “nifak”, “pis ve haram etler”, ve buna benzer şeyler için kullanılmıştır.[9]

Diğer taraftan Allah’ın iradesinin gerçekleşmemesi olanaklı değildir. “innema yüridüllahü li yüzhibe ankümü’r-ricse ehleli’l- beyti ve yütahhireküm tathira” cümlesi Allahın kesin iradesine delalet eden delildir. Özellikle ayeti kerimede “innema” ki Arapça dilinde hasr ve tekit edatıdır edatının gelmesi bu görüşü daha da pekiştiriyor. Buna dikkatle Allahın kesin iradesi Ehlibeyti her çeşit kötülüklerden, pisliklerden ve günahlardan pak kalmasına taalluk etmiş olduğu açıklanmış olacaktır. İşte bu masumluk makamıdır.

Şu nokta da dikkate şayandır ki, bu ayetteki ilahi irade den maksat O’nun helal ve haram bağlamında var olan hükümler ve düsturlar (iradeyi teşrii) değildir. Zira bu düsturlar kapsamlı ve herkes için ve herkesi kapsıyor. Ehlibeyte has olan düsturlar değildir. Bu nedenle “innema” kelimesiyle uyuşmuyor.

Dolayısıyla bu irade bir tür ilahi yardımın var olduğuna işaret etmektedir. Bu irade ehlibeytin masumluğunu ve devamlılığına yardım ediyor. Ayni zamanda Ehli betin özgür iradeye sahip olduğuna da tezat teşkil ediyor değildir.

Gerçek olarak bu ayetin anlamı “ziyaret-i camiada” zikredilen muhtevanın aynısıdır. “Ziyaret-i camiada” şöyle okuyoruz: “Allah Teâlâ sizi ayaklarınızın kayılmasından (günah işlemekten) muhafaza etti. İnhirafların fitnesinden güvence altına aldı. Karışıklardan pak etti. Kötülükleri sizden uzaklaştırdı. Kamil bir şekilde sizi tertemiz kıldı”.[10] Bu açıklamaları dikkate alarak yukarıdaki ayetin Ehlibeytin (a.s.) ismet makamına sahip olduğuna delalet ettiğinde kesinlikle şek edilmemesi gerekir.[11] Yukarıda zikredilen noktaların açıklamasıyla Ehlibeytin (a.s.) velayeti ve ısmeti ispatlayan “kısa hadisi”nin önemliliğinin açıklanmış olmasına kavuşmuş oldu.



[1] Hilli, Hasn b. Yusuf, “nehcül hak ve keşful-hak”, müesessei darul-hicre, Kum, 1407, h, s. 228 – 229; “Müsnedi Ahmet b. Hanbelde”de farklı kanaldan, “el-cem’u veynes-sihahis-sünne” de ümmü Seleme’den nakledilmiş ki şöyle diyor: Fatime Peygamberin yanın vardı Peygamber şöyle buyurdu: Kocanı ve her iki çocuğunu çağır gelsinler. Hepsi hayber abasının (kısa) dibinde idiler bu ayet nazil oldu: “innema yüridüllahü li yüzhibe ankümür ricse ehlel beyti ve yütahhiraküm tathira, yani Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor”. Hz. Peygamber (s.a.a.) abanın kuşesini aldı ve gökyüzüne işaret ederek ve şöyle buyordu: “bunlar benim Ehlibetimdir. Ümmü Seleme diyor: başımı abanın (kısa) altını koydum ve bende ehlibeytenim dedim. Hz. Peygamber (s.a.a.) “sen iyi bir kimsesin (ama ehlibeytten değilsin”. Bu mananın aynısı “sahih Ebi Davud, Muvta-i Malik, Sahih Müslüm’ün farkli yerlerinden nakledilmiştir.

[2] Haskani, Hakim, “Şevahidu’t-Tenzil Li Kevaidit-Tefzil”, Müesessei tab’i ve Neşr, 1411, Tahran, c.2, s. 17.

[3] Seyid ibni Tavus, “Et-Teraif-U Fi Marifeti Mezahib-İ Et-Tevaif”, neari Hayam, 1400, k. c. 1, s. 124.

[4] Ona “aleykumusselam ey kardeşim, ey vasim, halifem ve bayrağımın sahibi” dedi.

[5] “O, nefis arzusu ile konuşmaz(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir” (Necm, 3-4).

[6] Şeyhi Saduk, “Emali es-Saduk”, neşri âlemi, Beyrut, 1400, k.

[7] Ahzab, 33.

[8] “el-Mucemu el-evset lit-Tabarani”, c. 17, s. 483, hadis no: 8360.

[9] Hac, 30; maide 90; Tevbe 125; Anam, 145.

[10] “Allah sizi zelil (zilleten) edici şeylerden korusun, fitnelere karşı güvencede karar kılsın, pisliklerden temiz tutusun, ricsi sizden götüsün, sizi tertemiz kılsın”.

[11] Mekarimi Şirazi, Nasır, “Tefsiri Numune”, Darulkutibil İslamiye, Tahran, 1374 ş., c. 17, s. 298.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar