Gelişmiş Arama
Ziyaret
9129
Güncellenme Tarihi: 2012/01/29
Soru Özeti
Din insanı dünya ve ahiret yaşamında saadete ulaştırmak için gelmişse eğer, dindar olmayan bazı toplumlar neden dünyada daha çok refah içinde yaşamaktalar?
Soru
Diyorsunuz ki din insanı dünya ve ahiret yaşamında refaha kavuşturmak için gelmiştir. Halbuki dindar olmayan bazı toplumların daha çok refah içinde yaşadıklarını görmekteyiz. Bu çelişki nasıl halledilebilir?
Kısa Cevap

İslam, insan ilişkilerini düzenlemek için gelmiştir. Kanunlar üzerine kurulu olan Medinetü’n Nebiy’de insan ilişkileri belli bir düzen içindeydi. Ve Şehid Sadr’ın (r.a) deyimiyle İslam, bu mananın gerçekleşmesi için iki tedbir düşünmüştür. Biri kanunun icrasına nezaret eden dış tedbirler, diğeri ise insanın içinde kendisini uymakla yükümlü hissetiği iç ve değersel tedbirlerdir. Maalesef Müslüman toplumlar, din ve dini manaların hakikatlarından uzaklaştıklarından düzenli ve kurallara uyan bir toplum olarak tanınmamıştır. Batı dünyasında gördüğümüz medeniyet ise bazı tesadüflerin sonucunda ortaya çıkmıştır.        

Ayrıntılı Cevap

Burada üzerinde önemle durulması gereken nokta şudur: İslam insanların arasındaki ilişkileri düzenlemek için gelmiştir. Medinetü’n Nebiy, kanunlar üzerine kurulu topluma en güzel örnekti. Orada insanların bütün ilişkileri belli bir düzen içindeydi. Ve Şehid Sadr’ın (r.a) deyimiyle İslam bu mananın gerçekleşmesi için iki tedbir düşünmüştür. Biri kanunun icrasına nezaret eden dış tedbirler, diğeri ise insanın kendi içinde uymakla yükümlü hissetiği iç ve değersel tedbirlerdir. Maalesef Müslüman toplumlar, şu anda açıklamaya fırsat bulamadığımız nedenlerden dolayı din ve dini manaların hakikatlarından uzaklaştıkları için dindar toplum kanunlara uyan bir toplum olarak tanınmamıştır. Bunun karşısında yer alan batının bugün ulaştığı yer ise şu tesadüflerin neticesinde ortaya çıktı: Rönesans döneminde (ondan önce Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında kanlı savaşların yaşandığı haçlı seferleri vardı) İslam kültürüyle tanışan batılılar Müslümanların ileri medeniyetiyle tanıştıktan sonra ‘Böyle bir medeniyet nasıl ortaya çıktı?’ diye kendilerinden sormaya başladılar. İşte bu merhaleden sonra batı dünyasında medeniyet ve ona ait konular ele alınmaya başlandı. Günümüzde batı toplumlarının kanunlara uyan bir toplum olması gerçekte rönesanstan sonra gelişen olayların sonucudur. Ancak dinden uzak toplumlar yalnızca dış güvencelerden faydalanırlar. Yani siz sadece her şeyin dış yüzüne bakarsınız. Batının dinden uzak toplumları sadece kanunlara uyarlar. Onların kanuna uymasının nedeni kanuna nezaret eden ve koruyan kimselerin, onu sıkı bir şekilde uygulamalarından kaynaklanır. Bu yüzden bir yerde bu sıkı uygulama kalktığında kanunda oradan kalkar. Örneğin onların trafik kanunlarına bizden çok daha iyi uydukları söylenip durur. Evet bu doğrudur, nedeni ise trafik kurallarının oralarda daha sıkı bir şekilde uygulanmasıdır. Bu da ister istemez peşinden toplumsal bir nezareti getirmektedir. Mesela bazı ülkelerde ne mobese ne de polis olmasına rağmen halk kurallara uymaktadır. Bunun nedeni sorulunca diyorlar ki: Bir kişi kırmızı ışıkta geçse veya başka bir hata yapsa etrafta olan mağazacı, yaya vs. kimselerden en az on kişi polise ihbarda bulunur, hata yapanın arabasının plakasını vererek bir kuralın çiğnendiğini bildirirler. O da ağır bir ceza alır. Çünkü oranın kanunu diyor ki, aksi ispat edilmediği sürece iddia sahibinin iddiası geçerlidir. Yani bir araç kırmızı ışıkta geçtiğinde ihbarında bulunulursa ona hemen ceza kesilir. Sürücü ise kırmızıdan geçmediğini ispat edebilirse ceza almaz. Genellikle sürücü iddiasını ispat edemez, ceza da bir süre sonra daha da ağırlaşır ve iki katına çıkar. Böyle bir ortamda halk, kurallara uyma gereğini hisseder. Ancak kurallara böyle uymanın pek garantisi yoktur. Çünkü onların hesabı maddiyat üzerinedir. Bu yüzden örneğin kar yağışının çok yoğun olduğu bir kış mevsiminde Avrupaya giderseniz şöyle bir sahneyle karşılaşabilirsiniz: Kar yolları kapamış, buzlanma var, herkes kırmızı ışıkta arka arkaya dizilmiş. Ama uzun bir bekleyişten sonra saatlerine bakıyor ve işlerine geç kaldıklarını düşünüyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz bu kuralcı insanlar yasağı delmeye başlıyorlar. Neden? Çünkü şöyle bir hesap yapıyorlar: Eğer kırmızı ışıkta geçerlerse 50 dolar ceza ödeyecekler, ama işe geç kalırlarsa 100 dolar kaybedecekler. Burada suçu işlemek ve işlerine yetişmek onların daha çok işlerine gelmektedir. Yani gerçekte her şey dünyevi kâr ve zarar üzerinde şekillenmiştir. İslamın istediği ama Müslüman toplumlarda yerleştirmeye fazla muvaffak olamadığımız husus insanların kendilerini kanunlara karşı yükümlü hissettiği kanunlara uyan bir toplumun yetiştirilmesidir. Ancak bunu polise veya mahkemelere güvenerek değil, herkesin bunlardan daha üstün olan Allah’ın hazır ve nazırlığını göz önüne alarak yapmasını istemektedir. İlahi gözetime inanan kimse davranışlarına dikkat eder. Böyle olursa yeniden İslamın yükselişine şahid oluruz. Nitekim Peygamberimizin döneminde çok çok aşağıda olan bedevi bir toplum, on yıl içinde Peygamberimizin (s.a.a) eğitimi neticesinde Medinetü’r-Resul’ün ulaştığı nokta, oluşan şartlar ve ortamlar ve yetişen insan gücü herkesi hayrete düşürmüştür.                   

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hz. İsa Ve Suyun Üzerinde Yürüme
    14285 Eski Kelam İlmi 2011/10/23
    Peygamberleri tanımanın yollarından birisi mucizedir. Mucize ıstılah olarak öğretilecek ve öğrenilecek türden olmayan ve insanların yapmaya güç yetiremeyeceği olağanüstü işlere denir.[1] Hz. İsa (a.s) bazı mucizelere sahipti. Ölüleri diriltmek, doğuştan kör olanlara şifa vermek ve hastaları iyileştirmek bu mucizelerin bazılarıdır. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “…
  • Peygamber (s.a.a) zamanında ve Peygamber (s.a.a)’den önce kadınların tesettürü nasıldı?
    13536 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/04/29
    Bazen tesettür kelimesi yerine hicap kelimesi kullanılmaktadır; hicap sözlükte; perde, örtü ve iki şey arasındaki engel ve ayırıcı anlamına gelmektedir. Tabi müfessirlerin ve araştırmacıların söylediği gibi, hicap kelimesinin kadınların örtüsü anlamında kullanılması günümüzde ortaya çıkmıştır, yani yeni bir terimdir. Geçmişte, özellikle fakihlerin kullandığı kelime, ...
  • Malik Eşter’in ecdadı ve evlatları muvahhid miydiler? Onların da velayete imanları var mıydı?
    14961 تاريخ بزرگان 2011/12/20
    Yemen’in Naha ve Mizhac kabilelerinden olan Malik Eşter’in ecdadının muvahhid olması hususunda muteber tarih ve siret kitaplarında, Yemen’de bu kabilenin İslama girmekte öncü olmasının dışında bir şey zikredilememiştir.Malik Eşter’in İshak ve İbrahim adında iki oğlu vardı. İshak, Kerbela’da İmam Hüseyin’in (a.s) yaranlarından olup, ...
  • Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?
    23313 شیعه و قرآن 2012/09/09
    Kur’an’ı kerim semavi bir kitaptır. Allah tarafından insanları Allaha davet ve kendisine doğru hidayet etmek için gönderilmiştir. Kuran Allahın son peygamberi olan Hz. Muhammed’e nazil olmuştur. Kuran İslam Peygamberinin ebedi mucizesidir. Bu kitap 23 sene buyunca vahiy yoluyla tedrici olarak Allahın resulüne nazil olmuştur. Resulü Ekrem kur’an’ın ...
  • Allahın rızasını ve muhabbetini kazanmak noktasında temizlik ve nezafetin rolü nedir?
    7132 فضایل اخلاقی 2015/02/15
    Temiz bedene sahip olmak, temiz elbise giymek ve güzel koku sürmek güzellikten hoşlanan fıtri hisse sahip olan kimseler için bir nevi ruhani bir halet vücuda getirir, onun Allaha ve Allahın da pak ve temiz olan insana muhabbetini fazlalaştırmasına neden olabiliyor. Molla Ahmed-i Nereki (r.h.) zahiri temizlik ile ...
  • Neden Kur'an-ı Kerim'de Allah-u Teala için bazen tekil, bazen de çoğul zamirler kullanılmıştır?
    14321 Tefsir 2009/07/04
    Allah-u Teala birdir ve bu yüzden kendi yaptıklarından bahsederken kelime ve zamirlerin tekil olması gerekir. Nitekim Kur’an’ı Kerim’de kendisini defalarca bu şekilde ifade etmiştir. Ama gerek Arapçada, gerekse başka dillerde bazen tekil zamirlerin kullanılması gereken yerlerde çoğul zamirler kullanılmaktadır. Bunun çeşitli nedenleri vardır ki bu nedenlerden bazıları ...
  • Hz. Fatıma (s.a)’nın hayatını özet olarak beyan edebilir misiniz?
    3347 حضرت فاطمه زهرا س 2020/01/19
  • Toprağa secde etmenin felsefesi nedir?
    20671 بیشتر بدانیم 2012/10/24
    Secdenin hakikati alçakgönüllülük, baş eğmek ve meyildir. Secde farzlardan biridir; çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler rükû ve secde edin…” Burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir ve bu nokta Şia’nın toprağa toprak için secde etmemesidir; zira yüce Allah’tan başkasına secde etmek tüm Şia âlimlerinin görüş ...
  • Modern dünyada dinin işlevi nasıldır?
    7547 Yeni Kelam İlmi 2010/01/14
    “Din” kelimesi, ilahi olan veya olmayan, tahrif olmuş veya olmamış (İslam dini) bütün dinleri kapsamaktadır. Bize göre, her asır ve yerde doğru işlevi olan tek din İslam dinidir; çünkü İslam dini kâmil ve son ilahi dindir. Bu yüzden, İslam dininin, bireysel olsun ...
  • Eğer Şeytan ateştense nasıl ateşte yanacak?
    12248 ابلیس و شیطان 2012/08/26
    Âlem daima bir değişim içerisindedir. Eşyanın (maddenin) özellikleri de etki tepkilerden dolayı değişkenlik göstermektedir. Hatta bilim adamları yanmayan bir maddeyi üzerinde değişiklikler yaratarak yeni bir unsur yani yanıcı bir madde elde edebilirler. İnsanın böyle bir yeteneğe ulaştığı şu halde acaba varlık âleminin Rabbi’nin Şeytan’ı oluşturan unsurlarda küçük ...

En Çok Okunanlar