Gelişmiş Arama
Ziyaret
57360
Güncellenme Tarihi: 2012/04/19
Soru Özeti
Kehf suresinin Muhtevası ve okumasının fazileti nedir?
Soru
Kehf suresinin Muhtevası ve okumasının fazileti nedir?
Kısa Cevap

Kehf suresi kuranı kerimin diğer sureleri gibi faziletlere ve birçok nitelik ve özelliklere haizdir. Bu yücelik ve faziletler peygamberden (s.a.a.) ve İmamlardan (a.s.) nakledilen birçok rivayetlerde beyan edilmiştir. Peygamberden (s.a.a.) nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: Bu sure nazil olduğunda yetmiş bin melek onunla birlikte imiştir. Her kim Kehsf suresini Cuma günü okursa bir sonraki cumaya kadar Allah onun günahlarını af eder şeklinde olan rivayet bu konuda olan rivayetlerden bir başka örnektir. Başka bir rivayet şöyle buyurmaktadır: Her kim her Cuma akşamı kehf suresini okursa dünya aleminden şehit olarak gidecek ve şehitlerle haşır olunacaktır.

Bu surenin içermiş olduğu öğreti ve konular şunlardır: Hamd ve sena ile başlıyor ve tevhit, iman ve salıh amel ile bitiyor. Bu surenin birçok ayeti mebde ve mead konuları açıklıyor ve cennetteki nimetleri müjdeliyor ve cehennemdeki azaptan da korkutuyor. Bu surenin cazip konulardan bir diğeri de, bu surede yer alan üç kıssanın var olmasıdır. Bu kıssalarda birisi; Ashabi kehf kıssası, ikincisi; Musa (a.s.) ve Hıdır (a.s.) kıssası, üçüncüsü; Zülkarneyn destanıdır.

Ayrıntılı Cevap

Soru soran okuyucumuzun sorusu surenin fazileti, konumu ve surenin muhtevasıyla alakalı olduğunu dikkate alarak cevabını iki bölümde sunacağız.

  1. Kehf Suresinin Konumu ve Haiz Olduğu Nitelikler:

Kehf suresi kuranı kerimin diğer sureleri gibi birçok faziletlere ve birçok nitelik ve özelliklere haizdir. Bu yücelik ve faziletler peygamberden (s.a.a.) ve İmamlardan (a.s.) nakledilen birçok rivayetlerde beyan edilmiştir. Bu konum da surenin içermiş olduğu öğretilerin ve konuların önemliliğinden kaynaklandığı da açıktır. Bu kısacık makalede masumların (s.a.) bu surenin değeri, konumu ve kıraat edilmesinin değeri hakkında var olan rivayetlerden bazılarına örnek teşkil etsin diye işaret edeceğiz.

  1. Peygamber (s.a.a.) kendi yaranlarına şöyle buyuruyor: “Nazil olduğunda kendisiyle birlikte yetmiş bin melek nazil olan, yüceliği gökyüzünü ve yeryüzünü dolduracak kadar değerinde olan sureyi size tanıtmamı istiyor musunuz”? Onlar cevaben evet ya Resulüllah dediler: Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bu özelliklere haiz olan sure kehf suresidir.  Her kim bu sureyi Cuma günülerinde okursa bir sonraki cumaya kadar Allah onun günahlarını af eder”.[1]
  2. Başak bir hadiste peygamberden şöyle nakledilmiştir: “Her kim bu sürenin başından on ayet ezberlerse (hifz ederse) deccal ona dilini uzatamaz. Ve her kim surenin tümünü okursa cennete girecektir”.[2]
  3. İmam sadıktan (a.s.) da şöyle nakledilmiştir: “Her kim her Cuma akşamı kehf suresini okursa dünyadan şehit olarak gidecek ve şehitler saffında yer alacaktır”.[3],[4]
  1. Kehf Suresinin Muhtavası Hakkında:

Bu surenin içermiş olduğu öğreti ve konular şunlardır: Hamd ve sena ile başlıyor, tevhit, iman ve salıh amel ile bitiyor. Biz burada bu surenin içermiş olduğu konuları başlıklar şeklinde açıklamaya çalışacağız.

  1. Bu surenin içeriği diğer mekki sureler gibi çoğunlukla mebde, mead konularını beyan eder, cennetin nimetlerini müjdeler ve cehennemin azabından korkutur.
  2. Bu sure o zor günde Müslümanların karşı karşıya kalmış oldukları için teselli vermek için çok önemli bir konuya işaret ediyor. O konuda şudur: Az bir grup sayı bakımından ne kadar az oluyor ise olsun zahiri olarak güçlü ve sayı bakımından ne kadar çok oluyor olsun olanlara karşı teslim olmamalıdır. Belki Ashabi Kehf gibi küçük bir grup gibi kendi hesaplarını fasit ve şirke bulaşmış olan çevrelerden ayırmaları ve onların zıddına kıyam etmeleri gerekmektedir. Eğer güçleri var ise onlara karşı mübareze etmeleri gerekir. Ama eğer güçleri yok ise hicret etmelidirler.
  3.     Hakeza bu surenin hikaye etmiş olduğu kıssalardan bir diğeri servet bakımından tamamen bir diğerinden farklı ve zıt olan iki kişinin destanıdır. Onlardan birisi çok servet sahibi ama imansız diğeri ise fakir ama imanlıydı. Ama fakir olan bu kişi kesinlikle servetli olan kişiye karşı kendi imanından el çekmedi ve izzetin elden vermedi. Gücü yettiği kadar ona nasihat etti ve onu irşat etmeye çalıştı. Sonuç itibariyle de ondan beri olduğunu ilan etti ve neticede kendisi galip geldi.
  4. Bu surenin bir diğer kısmı ise hazreti Musa ve hazreti Hıdır kısasıyla alakalıdır. (Elbette Hıdırın ismi gelmemeiştir). Musan’ın zahiri olarak tiksindirici olan işlere karşı takındığı tavra işaret ediyor. Onun zahiren tiksindirici ama batını dolu maslahat olan işlere karşı sabırsız ve direnişi gösteremedi. Ama hazreti Hıdırın vermiş olduğu açıklamalardan sonra konuların derinliğini anladı ve rahatsızlıklarından pişman oldu ve karasızlığını kenara itti.
  5. Bu surenin başka bir bölümü Zülkarnen olayını anlatıyor: Onun evrenin doğusunu ve batısını dolaştığını anlatıyor. Bu yolculukta farklı kültürlere sahip olan farklı kavimlerle karşılaştığını beyan ediyor. Sonuç itibariyle bir grup insanların yardımıyla “yecüc” ve “mecücün” hilelerine karşı koydu ve geçitlerini demirlerle bir sedd çekerek tıkadı onların başka yerlere nüfuz etmelerini önledi.
  6. Bu surenin calip ve kayda değer bir diğer noktası da bu surede üç kıssanın yer almış olmasıdır: Birisi; Ashabi kehf, ikincisi; Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Hıdır’ın (a.s.) kıssası, Üçüncüsü; Zülkarneyn destanıdır.

Dikkate şayandır ki kuranı kerimde zikredilen diğer kıssalar kuranın birkaç yerinde tekrar edilmiş niteliğine sahiptir ama bunun aksine bu üç kıssa ise kuranın başka surelerinde zikredilmemiştir.

Elbette sadece Enbiya suresinin 96. Ayetinde Yecüc ve Mecüc meselesine Zülkarney’nin ismi zikredilmeden işaret edilmiştir. İşte bu özellik bu sureyi diğer surelerden ayıran bir özelliktir.[5]

 


[1] Arusi Huveyzi, Abdu Ali b. Cuma, “tefsir-i nurus – sakaleyn”, Kum: intş. İsmailiyan, 1415, kameri, c. 3, s. 241.

[2] A.g.e.

[3] Hur Amuli, “vesailu’ş-Şia”, Kum: muesesei Alulbeyt (a.s.), 1409, kameri, c. 7, s. 410.  

[4] Konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki adreslere müracaat ediniz: “nemaye: sevabi kıraat surehayı kuran, 872 (sayt: 1021” ve  “tefsir-i nurus – sakaleyn”, Kum: intş. İsmailiyan, 1415, kameri, c. 3, s. 241- 242.

[5] Kehf suresinin içermiş olduğu öğretileri hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki adreslere müracaat ediniz: Mekarım Şirazi, Nasır, “tefsiri Nümune”, Tahran: darul kütübil islamiye, 1374, şemsi, c. 12, s. 336  - 338; “Tefsir-u Nurus – Sakeyleyn”, c. 3, s. 241 – 242; Taberisi, “mecmeul – beyan”, Tahran: nasır husru, 1372, şemsi, c. 6, s. 690 – 691.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Eğer tırnaktaki ojeyi temizleme imkânı yoksa vazife cebire abdesti almak mıdır yoksa teyemmüm mü?
    21449 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Belirtilen soruyu büyük mercilerin bürolarından sorduk ve alınan yanıtları aşağıda açıklıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Sorudaki durumda cebire abdesti alması gerekir.Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpaygani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Eğer abdest ve gusül yerine bir şey yapışmışsa ve bunu kaldırmak mümkün ...
  • İnsanın zatının kaynağı nedir ve bunun davranışlardaki etkisi nasıldır?
    10250 Yeni Kelam İlmi 2009/10/22
    Hikmet-i Mütealiye’ye göre zatlar önce belirsiz bir şekilde vardırlar, sonra maddi var oluşla belirlenmektedirler. Ondan sonrada bireysel bir varlığa sahıp olurlar.İnsanın zatı, onun ortaya çıkışının başlangıcından itibaren onunla beraber olup maddi ve manevi boyutlarını kapsamaktadır. Genellikle maddi ...
  • İslam kelamı nasıl vücuda geldi ve kelamla isimlendirilmesinin illeti ve fırkalar hakkında kısa açıklama yapınız?
    8891 Eski Kelam İlmi 2012/08/16
    Hicretin birinci asrın sonunda İslam ülkelerinin alanları göze çarpacak bir şekilde değişti ve ilime özel bir konum ihtisas edildi. En önemli ilimlerden birisi kelam ilmidir ki dini konuları yeni bir bakışla değerlendirmeye tabi tuttu. Bu ilmin vücuda gelmesi için dâhili ve harici olmak üzere birçok amil neden ...
  • İsm-i A’zam, Kerrubin, Tis’a Ayat, Tabut-i Şehadet vb. gibi deyimlerin açıklamasını yapabilir misiniz?
    9660 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/06/16
    İsm-i A’zam’ı ve diğer yüce ve derin manaları içeren ‘Semat’ ya da ‘Şebbur’ duası meşhur irfani dualardandır. Semat duasının bazı bölümleri hakkında özetle şöye diyebiliriz: Bu duada Allah’ın İsm-i A’zam’ına, Peygamberlere ve Allah’ın peygamberiyle konuştuğu, vahyettiği mukaddes yerlere yemin verilmiş veya dua edilmiştir. Duanın cümle ...
  • Ayakkabı giymenin adabı nedir?
    21313 Pratik Ahlak 2012/05/12
    İslam dini semavi dinlerin en sonuncusu, en kâmili ve en camiidir. Bu bağlamda İslami öğretiler insanın tüm boyutlarını; bireysel ve toplumsal yönlerini her zaman ve her mekân için göz önünde bulundurmuş ve onun tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. Her halükarda İslam dininin hakkında nazar vermiş ve adap belirlemiş ...
  • Neden İdeolojimizin ve dünya görüşümüzün bazı gerekliliklerini terk etmemiz yanlış karşılanmaktadır?
    5782 چیستی دین 2020/01/22
    Aslında İdeoloji sözlükte inanç bilimi olarak geçer. Ama inanç ve düşünce sistemi yerine istimal edilmektedir.Terminolojik olarak ise bazen genel anlamda Teorik ve pratik düşünceler bütünü olarak istimal edilmekte; bazen ise özel anlamda dünya görüşünün karşısında kullanılmaktadır.İkinci anlamında kullanılacak olursa İdeoloji, insan ...
  • Hz. Meryem’in makamının yükselmesine neden olan şey nedir?
    16248 زن 2012/06/26
    Kur’an ve hadislerden anlaşılan şu ki; İmran’ın kızı Meryem, mali bakımından iaşesini idare edebilecek bir güce sahip değil ve böyle fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya gelmiştir. Bu neden dolayı onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti. Bu değerli ...
  • Nelerin üzerine secde etmek caizdir?
    4148 Secde 2019/03/12
    Bu konuda var olan genel kaide: yere ve yerden biten şeylerin üzerine secde etmenin sahih olduğudur. Elbette yerden biten şeyin insanın kullandığı yiyecek ve giyecek olmaması şartı vardır. Öyleyse buğday, arpa ve pamuk gibi bitkilerin üzerine secde etmek doğru değildir. Üzerine secde etmenin sahih olduğu nesnelere bazı ...
  • Şirk nedir?
    21083 Eski Kelam İlmi 2009/10/10
    Şirk lügatte, pay vermek anlamındadır, Kur’ani kullanışta ise şirkten kasıt Allah-u Teala’ya ortak ve benzer koşmaktır. Şirk, tevhit ve “hanifliğin karşısında yer almaktadır. Hanif yani, istikamet ve itidale yönelmek. Muvahhit insanlar şirkten yüz çevirip tevhit esasına yöneldikleri için onlara hanif denir.
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4662 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...

En Çok Okunanlar