Gelişmiş Arama
Ziyaret
11210
Güncellenme Tarihi: 2011/01/31
Soru Özeti
İslam peygamberi hz. Muhammed (s.a.a.) Salih olamayan bir ailede büyüyen bir güzel kızı hayvan gübresinin bulunduğu yerde yeşermiş olan ota benzetiyor. Hazreti resul bu benzetmeden maksadı nedir?
Soru
Bir rivayette Peygamberi Ekrem (s.a.a.) şöyle buyuruyor: Mayıslıklarda yeşermiş olan otlardan sakınınız. Soruldu: Ey Resul! Bu ottan maksat nedir? Buyurdu: Salih olmayan bir ailede rüşt eden güzel kadındır. Bu rivayette mezbeleye ve mayıslıklara benzetilmiş olan aileden maksat hangi ailelerdir?
Kısa Cevap

Bu hadis uygun ve münasip olmayan ortamlarda yetişmiş ve rüşt eden bireylerle evlenmenin haram veya mekruh olduğunu beyan etmiyor. Belki sadece şu noktaya tekit ediyor: Evlilikte sadece zahiri güzelliğe göz dikip gönül bağlanmamalı ve yüzeysel bir aşka mağlup olup dini, ahlaki, davranışsal ve … gibi nitelikleri göz ardı edip bir yanlışlık yaparak maddi ve manevi yaşamını tehdit eden ifrati bir şekilde bir özelliğe yoğunlaşmamaya dikkat çekiyor.

Ayrıntılı Cevap

İslam peygamberi (s.a.a.) bir hutbenin zımnında şöyle buyurdu: “Ey insanlar mayıslıklar ve hayvan gübrelerinin bulunduğu yerlerde yeşeren otlara karşı dikkatli olunuz”! Sordular: Bu sözden Maksadınız nedir? Hazret şöyle açıklıyor: “Münasip ve edep ortamlarının dışında büyümüş güzel yüzlü kadınlardır”![1]

Acaba peygamberin (s.a.a.) maksadı şu mudur ki evlilikte kadının güzelliği hiç önemli değil?! Acaba O’nun maksadı akrabalar içinde layık olamayan kişilerden layık olan kişilerle evlenme imkânını alıp onları mahrum bırakmak mıdır? Ve acaba münasip ortamı sadece layık olan kızlar mı sadece içtimaa veriyorlar? Ve… .

Zahiren zikredilen yukarıdaki konulardan hiçbirisi peygamberin maksadı değildir. Bilakis peygamberin (s.a.a.) bu sözden hedeflediği hedef başka bir noktaya işaret edip dikkatleri ona çekmektir ki şimdi o noktaya değineceğiz:

Başarılı bir evliliğin gerçekleşmesi için birkaç konuya dikkat ve teveccüh etmek önemlilik arz etmektedir ki bunların verileri insanın karar almasında etkili olabilir. Ahlak, güzellik, dindarlık, ailevi kökenlilik, tahsil, kültürel benzerlik, iki tarafın maddi durumu ve… gibi konuların evlilikte dikkate alınırsa karar almakta faydalı ve yararlı olabilir.

En beğenilen durum insanın tüm bu özellikleri dikkate alıp ve münasip ve genel bir neticeye varmasıdır. Ama en ifratısı bu ölçü ve konulardan birinse teveccüh edilip diğerlerinden gafil kalmaktır. Örnek olarak bir kişi için sadece tahsil derecesi çok önemli olur dolayısıyla eğer nazara almış olduğu tahsil derecesine sahip olan bir kimseyi bulur ve diğer konulara gerektiği şekilde dikkat etmezse sonradan sorunlara müptela olması doğaldır.

Çoğu zamanlarda uygun olmayan ve mantıksız sonuçlara neden olan şey şu ki;  çok önemli ve dikkate alınması gereken hususların göz ardı edilmesine neden olan şeylerden birisi karşıdakinin zahiri güzelliğidir. Zira bu zahiri güzellik yüzeysel bir aşka tebdil olmasının ihtimali her zaman mevcuttur. Peygamberin (s.a.a.) başka bir sözde söylemiş olduğu tabiriyle sağırlığa ve körlüğe neden olabilir.[2] Yani mantıksız olan böyleli bir âşık, maşukun diğer çirkinliklerini göremez ve bu maşuk hakkında başkalarından duymuş olduğu sözleri tahlil ve tecziye edemez olabilir.

Bu sorun bütün toplumlarda (hata günümüzde de zahiri bir güzellikle kandırılan kimselerin sayısı az değildir) var olduğu için bilinçlendirme mükellefiyetini üstlenmiş olan İslam peygamberi Müslümanları muhatap alarak şöyle buyuruyor: “Sakın ha sakın! Olamasın ki, akıl ve tecrübeden yoksul bir bakışla kendinizi, kendisinden kurtarması çok zor olan bir hataya müptela edesiniz. Başka bir beyanla peygamber (s.a.a) tavsiye ediyor: Evlilikte zahiri güzelliğin yanı sıra doğru ve münasıp bir netice alabilesiniz diye köklü ve asalet sahip olan aile unsurları gibi diğer ölçüleri de göz önünde bulundurunuz.  Peygamber (s.a.a.) sözlerinde yapmış olduğu teşbih birçok hakikat ve meseleleri ifade ediyor. Zira çöplükler ve hayvanların mayısı birçok yerlerde bitkilerin rüşt edilmesi ve çiftçilik bağlamındaki sanatı geliştirme noktasında çok yardımcı oluyor. Ama bundan yararlanarak hâsıla getirilmiş olan mahsuller ne kadar güzel olurlar olsun bu mayısların derinliklerinde var olan iltihap ve mikropların söz konusu mahsullere sirayet etmesini engellemek için sürekli çok dakik kontrol ve denetim altında tutulması gerekmektedir. (Bu denetim, zararlı ve zehirli şeylerin kimyasal gübreden sirayet edilmesi de engellemesi için gereklidir). 

Şimdi yapılan tahliller neticesinde eğer söz konusu mahsullerde zararlı olan maddelerin yüzdeliği insanın sağlığını tehdit edecek miktarda değilse istifade edilebilir. Ama eğer var olan yüzdelik insanın sağlığını tehdit ediyor miktarda ise ondan korunması ve muhafaza edilmesi lazım.

Münasip olmayan bir ortamda rüşt eden bir kimsenin durumu da aynen bu hususa sahiptir. Onun zahiri güzelliğine konsantre olup her çeşit sorunlardan uzak olduğu sanısına kanılmaması gerekmektedir. Belki geniş ve etraflıca bir araştırma yapılması gerekir ki onun içinde yaşamış olduğu münasip olamayan ortamdan etkilenme derecesi ne kadar olduğu tespit edilmesi gerekir. Eğer yapılan tahliller neticesinde içinde bulunduğu ortamdan etkilenmesi o denlidir ki onunla evlilik yapılırsa insanın manevi rüştünü duraklayacak derecede ve şayet insanın maddi yaşamına bile zarar getirecek durumda ise böyleli birisiyle evlenmekten göz yumup sakınması gerekli olması çok tabiidir.  Ama eğer tahliller neticesinde bu ortamda yaşayan kişi ortamın etkisinde kalmamış, dinini, ahlakını, namusunu matlup derede koruyabilmiş ise onunla evlenmekte hiçbir sakınca yok. Böyleli bir evlilikte önemli olan bir diğer nokta şudur ki kişi kendisini değerlendirmesi gerekir; eğer gelecekteki eşinin akrabasıyla karşılaştığı vakit onlardan olumsuz etkilenecek veya kendisi onlarda etkili olabilecek her iki duruma göre alacağı karar tabi ki farklı olacaktır.

Birliyoruz ki bu sözlerin sahibi yani peygamber (s.a.a.) düşmanlarının başı olan ebu Süfyanın kızı ümmü Habibe ile evlendi. Ama bu evlenmenin neticesi peygamberi ebu Süfyanın dinine sürüklemedi. Bilakis sonuçta Ebu Süfyan (zahiri de olsa) İslam dinine girdi.  

 


[1] Küleyni, Muhammed b. Yakup, “Kafi”, Tahran: darul Kutubul İslamiye, 1365, şemsi, c. 5, s. 332.

[2] Saduk, “Men la Yahduruhul- Fakih”, Kum: Müesesetün Neşril İslami, 1413, h.k., c. 4, s. 380.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar