Gelişmiş Arama
Ziyaret
19536
Güncellenme Tarihi: 2010/09/07
Soru Özeti
Hz. Süleyman (a.s) evladının vefatından sonra hükümranlık istemiştir. İmam Hüseyin (a.s) ise “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” demiştir. Bu nasıl olmaktadır?
Soru
Nakledildiğine göre Hz Süleyman evladının vefat etmesinden sonra bu musibet sıcakken şöyle dua etmiştir: “Ey Rabbim beni bağışla ve bana benden sonra kimseye layık olmayacak bir hükümranlık bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedicisin.” Yani dünyaya yönelik ümitsiz bir tutum sergilemeksizin hükümranlık talebinde bulunmuştur. Ama Kerbela cereyanında sabır ve istikametin örnek ve numunesi sayılan ve aynı zamanda en büyükleri de dâhil olmak üzere peygamberlerden üstün olma makamına sahip olan İmam Hüseyin’in (a.s) Hz. Ali Ekber’in (a.s) cenazesi başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” dediğine tanıklık etmekteyiz. Eğer belirtilen ayetteki Kur’an’ın buyruğuna göre Hz. Süleyman’ın (a.s) söz ve davranışı bir faziletse, İmam Hüseyin’in (a.s) bu söz ve davranış çelişkisini nasıl açıklıyorsunuz? Lütfen naklî ve aklî deliller ile cevap veriniz.
Kısa Cevap

Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Çünkü bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) anlık bir gaflete (elbette terk-i evla anlamında) duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. 3) Gönlü taş olan her kalbi bile değiştirecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Üçüncüsü, bu cümle, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla kalmayıp daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir.

Ayrıntılı Cevap

“Sâd” suresi 34 ve 35.[1] ayetlerinin nüzul sebebi hakkında tefsir ve tarih kitaplarında birçok hikâye ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Süleyman’ın (a.s) masumiyet makamını gözeterek onların en makul olanlarını aktarıyoruz[2]: Süleyman, ülkenin idaresinde ve özelikle de düşmanlar ile cihatta kendisine yardım edebilecek kabiliyetli cesur evlatlarının olmasını arzulamaktaydı. Birçok eşe sahip olan Süleyman bir gün şöyle der: Birçok evlada sahip olmak ve onların hedeflerimde bana yardımcı olması için ben eşlerimle yatmaktayım. Burada her durumda insanın Allah’a dayandığının göstergesi olan “inşallah” cümlesini söylemekten gaflet etmesi nedeniyle, o zaman eksik uzuvlu ve cansız bir ceset gibi olan bir çocuk dışında eşlerinden hiçbir çocuk doğmaz. Onu getirip sandalyesinin üzerine koyarlar. Süleyman derin düşüncelere dalar ve bir anlık Allah’tan gaflet ettiğinden ve kendi gücüne dayandığından dolayı üzülür. Tövbe eder ve Allah’ın dergâhına geri döner.[3] Bu ayetler şu hususları yansıtmaktadır: 1) Hz. Süleyman (a.s) (terk-i evla anlamında) anlık bir gaflete duçar olmuştur ve evlat kaybetmek bir tür ceza sayılmaktaydı. 2) Kaybettiği evladı eksik uzuvluydu ve doğumunun başında bu yaşanmıştır. Genellikle böyle bir evladı kaybetmek insanın duygularının yaralanmasına neden olmamaktadır. Ama İmam Hüseyin (a.s) belirtilen sözleri şu hallerde beyan etmekteydi: 1) O, Yüce Allah’a yönelik marifet ve aşkın zirvesinde bulunuyordu. 2) Beden, ahlak ve söz olarak son peygambere (s.a.a) en çok benzeyen bir evladı Allah yolunda hediye ediyordu. Zamanın imamına feda olan bu fert savaş meydanına hareket esnasında şöyle diyordu: Ben Ali b. Hüseyin b. Ali’yim. Ben atası peygamber olan bir gruptanım. Allah’a yemin olsun ki zina zadenin oğlu bize hükümran olmayacaktır. Ben ucu eğrilinceye kadar bu mızrakla sizi vuracağım. Kılıcımla sizi vuracak ve babamı koruyacağım. Bir Alevî ve Haşimî genç gibi sizle savaşacağım.[4] Taş olan her kalbi bile değiştirebilecek yürek parçalayan bir tarzla böyle bir evladı kaybetmekten dolayı ağlamak ve rahatsızlık duymak, evvela çok tabiidir. İkincisi, İmamın varlıksal kuşatıcılığını yansıtmaktadır; mücadelede cesur, kalbi güçlü ve kararlı olması yanı sıra duygu ve sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Çünkü imam insana ait kemallerin kaynağıdır. Şefkat ve sevgi de bu kemallerden sayılmaktadır. Nitekim son peygamber (s.a.a) evladı İbrahim’i kaybetme esnasında ağlamış ve ağlamanın nedeni hakkında sorulduğunda da bu ağlama değildir, merhamettir ve merhamet etmeyen kimseye merhamet edilmez diye buyurmuştur.[5] Fatıma Zehra (a.s) da son peygamber (s.a.a) olan babasının kabri başında içi yanarak şöyle buyurmuştur: Ey baba! Sen gittin ve senin gitmenle dünya aydınlıklarını bizden aldı, nimet ve hoşnutluğu bizden esirgedi. Dünya senin güzellik ve cemalinle aydındı. Ama şimdi onun açık günü siyah olmuş ve her şeyi çok karanlık geceleri haber vermektedir.[6] Üçüncüsü, İmamın Ali Ekber’in yaralı ve cansız bedeni başında “ey Ali senden sonra bu dünyanın başına toprak yağsın” diye söylediği bu söz, Ali Ekber’in İmamın yanındaki azametli yerini göstermektedir; İmam için onun varlığı kendi hayatına denk bir derecedeydi. Dördüncüsü, İmamın fedakârlığının zirvesini yansıtmaktadır; çünkü elinde olan en değerli şeyi Allah yolunda hediye etmektedir. Bütün bunlar bir tarafa, kendi ve evlatları esenliğin zirvesindeyken Allah’ın hoşnut olması için onların tümünden vazgeçen biri mi Allah’ın rahmetine daha ümitlidir yoksa eksik uzuvlu bir evladını kaybeden ve o halde Allah’tan dünya saltanatı isteyen biri mi? Her ne kadar Hz. Süleyman’ın (a.s) bu sözü, onun normal insanlardan çok üstün olan ruhsal azamet ve ilahî sonsuz rahmete yönelik kesin inanış makamını yansıtsa da İmam Hüseyin’in (a.s) özel halleriyle mukayese edilemez. Bundan dolayı, İmamın sözü ilahî rahmetten ümitsiz ve meyus olmayı yansıtmamakla beraber daha değerli ve kalıcı bir uhrevî hayata yönelik çok yüksek bir ümit ve imanı aksettirmektedir. Artı, İmamın bu cümlesi, o asır ve zamanın kaotik durumunu yansıtmaktadır. Nitekim İmam Hüseyin’in (a.s) diğer yerlerdeki sözleri onun dünya hayatından bıkma nedenini belirgin kılmaktadır. Kerbela’ya doğru yol alırken şöyle buyurmuştur: Gerçekten dünya çehresini değiştirmiş ve tanınmaz hale gelmiştir. Onun iyiliği yok olma halindedir. İyilikten kâse altında kalmış bir ıslaklık ve hastalık üreten ve hasiyetsiz ottan başka bir şeyin bitmediği otlak misali vebal getirici bir hayat dışında bir şey kalmamıştır. Hakka göre amel edilmediğini ve batıldan el çekmediklerini görmüyor musunuz? Öyle ki müminin ölümü ve Allah’la buluşmayı arzulamaya hakkı vardır… İnsanlar dünyaya tapmakta ve din onların dillerinden öteye gitmemektedir…[7] Başka sözlerinde de defalarca, dünya hayatından bıkmasını ilahî insanlara yönelik yapılan saygısızlık ve onların şahadete ulaşması nedenine bağlamaktadır. İmam Zeynülabidin (a.s) şöyle buyurmaktadır: Konakladığımız ve kalktığımız her evde babam Yahya b. Zekeriya’nın (a.s) şahadetinden söz etmekte ve bu cümleden olmak üzere şöyle buyurmaktaydı: Yüce Allah’ın nezdinde dünyanın alçaklığının nedenlerinden biri de Yahya’nın temiz başını kesip hediye olarak İsrail oğullarından zina ehli bir kadına götürmeleridir.[8] Aynı şekilde İmam Hüseyin (a.s) Ali Ekber’in şahadetinde şöyle buyurmuştur: Bunlar ne kadar Hak Teâlâ’nın zatı ve son peygambere (s.a.a) cürette bulundular ve son peygambere (s.a.a) saygısızlık yaptılar.[9]



[1]Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.” Sâd, 34-35.

[2] Bu iki ayetin tefsiri ve Süleyman’ın (a.s) terk-i evlada bulunması hakkında ve de Hz. Süleyman’ın (a.s) kendine has bir saltanat talep etmesi ile ilgili olarak şu kaynaklara müracaat ediniz: el-Mizan (Arapça), c. 17, s. 204; Tefsir-i Numune, c. 19, s. 287; Rah ve Rahnema Şinasi, s. 174, Üstat Misbah Yezdi.

[3] Tefsir-i Numune, c. 19, s. 281.

[4] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 43.

[5] Vesailu’ş-Şia, c. 2, Ebvab-ı Defn, bap. 17, s. 922, rivayet. 8.

[6] Biharu’l-Envar, c. 43, s. 174-180.

[7] Tuhafu’l-Ukul, Sohenan-ı Kutah-ı İmam Hüseyin (a.s), s. 427.

[8] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 299; Gencine-i Rivayat-ı Nur CD., Porseşha ve Pasohhay-ı Danuşcuy-i, şımare 13, Nehad-ı Nemayendegi Mekam-ı Muazzam-ı Rehberi Der Danışgahha, Merkez-ı Ferhengi, İdare-i Müşavere ve Pasoh.

[9] Biharu’l-Envar, c. 45, s. 44.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar