Gelişmiş Arama
Ziyaret
89685
Güncellenme Tarihi: 2012/04/09
Soru Özeti
“İyyake na’budu ve iyyake neste’in” ayetinin tefsiri nedir?
Soru
“İyyake na’budu ve iyyake neste’in”i kısaca tefsirini açıklayınız. Teşekkür ederim.
Kısa Cevap

Ayeti Şerife’nin tercümesi: “(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.”[i]

Allah’a ibadet, insanın kendi varlığının sahibinin Rabbine ait olduğunu göstermektir.[ii]”İstianet” yardım talebinde bulunmaktır[iii] ve “a-v-n” mutlak yardım anlamındadır.[iv]

Fatiha Suresi’nin ilk ayetleri tevhid-i zati ve tevhid-i sıfati’den bahsediyor ve “İyyake na’budu ve iyyake neste’in” ayeti ise tevhid-i ibadet ve tevhid-i ef’al’den bahsediyor. Tevhid-i ibadet, Allah’ın dışında hiç kimseyi ve hiç bir şeyi tapınmaya layık bilmemek, yalnızca Allah’ın emrine boyun eğmek ve O’nun dışında hiç kimsenin karşısında kulluk etmeyip sadece O’na teslim olmaktır. Tevhid-i ef’al, âlemde gerçek eser sahibinin yalnızca Allah olduğunu bilmektir. Elbette bu, sebeplerin ardı süre gitmemek değil, eser sahibi olan her sebebin Allah’ın emriyle gerçekleşmesi anlamındadır.[v] Bu tefekkür ve böyle bir inanç, insanı herkesten kopararak yalnızca Allah’a bağlı kılar.[vi]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “İyyake na’budu”, kulun Allah’a doğru rağbetini, yakınlaşmasını ve O’na kulluğunu göstermesi ve amelini başkasına değil, yalnızca O’na has kılmayı ortaya koymasıdır. “İyyake neste’in”, Allah’a çok ibadet etmek için O’ndan yardım talep etmek, verilen nimetlerin devamını isteyip O’ndan yardım ummaktır”.[vii]

 


[i] Fatiha Suresi, 5.

[ii] Şu indekslere bakınız:

 “İbadet yöntemleri”, Soru 8931 (Site: 9418);

 “İbadet kendisi için veya Allah için?”, Soru 378 (Site: 389);

“İbadetin dereceleri ve kalp huzuru”, Soru 14743 (Site: 14486).

[iii] Bestani, Fuat Efram-Mehyar, Rıza, “Ferhengi Ebcedi”, baskı, 2, Tahran: İntişarati İslami, y. 1375 ş, “istiane” kelimesi, s. 60.

[iv] Ferahidi, Halil b. Ahmet, “Kitabu’l Eyn”, baskı, 2, Kum: İntişarati Hicret, y.1410 k, c. 2, s. 253; Cevadi Amuli, Abdullah, “Tesnim”, Kum: Neşri İsra, c. 1, s. 425.

[v] Şu indekslere bakınız:

“Tevhidin Mertebeleri”, Soru 1913 (Site: 3445);

“Allah ve Sıfati Subuti ve Selbi”, Soru 2330 (Site: 2859).

[vi] Mekarim Şirazi, Nasır, “Tefsiri Numune”, baskı, 1, Tahran: Daru’l Kutübü’l İslamiye”, y. 1374 ş, c. 1, s. 42 ve 43.

[vii] Şeyh Saduk, Muhammed b. Ali, “Men la yahzuruhu’l fakih”, Kum: Defteri İntişarati İslami, y. 1413 k, Muhakkik ve musahhih: Ğaffari, Ali Ekber, c. 1, s. 310.

 

Ayrıntılı Cevap

1. Yalnızca Allah ibadete layıktır ve yardım istemeye layık olan yegâne hakikat Allah-u Teâlâ’dır.

2. İnsanın itikadını oluşturan Fatiha Suresi’nin önceki ayetlerini dikkate alarak, insanın amelinin yani tapınmanın açıklandığı bu ayette, iki noktaya ulaşılabilir: Bir. İnsanın düşünceleri, onun amel ve davranışlarının temelini oluşturur.[1] İki. Allah’ın varlık üzerindeki Rabliği, Rahmanlığı ve Rahim olması; kıyamet gününün sahibi olması, O’nun ibadete layık oluşunun delilidir.[2]

3. Allah’ın huzurunda insanın kendini görmemesi, Allah’a ibadet etmenin adabındandır. “Men”in yerine “ma”nın kullanılması, bazen azemetin bazen de benlik ve bencillikten kaçınılmasının göstergesidir. Kelami karineler muradın belirleyicisidir ve burada, kulluk münasebetince benlik ve bencillikten kaçınmak kastedilmiştir. Bunun için “na’budü” deki zamir, çoğul (mütekellimi ma’al ğayr) gelmiştir.

4. İnsan Allah’a kullukta ve kulluğunu yalnızca ona has kılmada Allah’ın yardımına muhtaçtır. Fatiha Suresi’ndeki “Neste’in” kelimesinden vazifelerin tamamıyla alakalı olduğu ve bu vazifelerin tamamının da “iyyake na’budü” kelimesinden anlaşıldığı gibi tevhid-i ef’aliyi zorunlu kıldığı anlaşılmaktadır.

5. İnsan Allah’a ibadet etmede özgür olmasının yanı sıra, O’nun yardımı olmaksızın ibadetleri yerine getirme gücü yoktur[3] ve insan kendi işlerinin tamamında Allah’ın yardımına muhtaçtır.

Bu sorunun ayrıntılı cevabı yoktur.

 


[1] Gramerce fiilin mef’ulu olan “iyyake”nin “na’budü” ve “neste’in” fiillerinden önce gelmesi, hasr ve sınırlamayı gösterir.

[2] Fatiha Suresi’nin ilk ayetlerinden bahsimizin konusu “Rabbu’l âlemin”, “Er rahmanir rahim”, “Maliki yevmid din” ve “İyyake na’budu” ya kadar ayetlerin dikkate alınmasıyla.

[3] “İyyake na’budü”nün manasını dikkate alarak.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar