Gelişmiş Arama
Ziyaret
11100
Güncellenme Tarihi: 2007/11/16
Soru Özeti
Erkeklerin küpe kullanmalarının hükmü nedir?
Soru
Ben küpe takıyorum. bu bana hiç tuhaf gelmemesine rağmen çevremdekiler çok yadırgıyor. Dinen buna örnek teşkil eden olaylar nelerdir.dinimiz buna yaklaşımı nedir.dini sadece görünüşe indirgemeleri beni çok üzüyor. cevap yazarsanız sevinirim.
Kısa Cevap

Bütün dini hükümler bir takım maslahatlara dayalıdır. Her hükmün mutlaka bir sebep ve felsefesi vardır. Ancak hükümlerin felsefesini bilmek ve ortaya koymak çok çetin bir iştir. Bunun yanı sıra bu alanda bir takım genel açıklamalar ortaya konabilir ve bazı genel ilke ve kaideler açıklanabilir. Ancak bu genel ilkeler istisna kabul edebilir niteliğe sahiptir.

Erkeklerin ziynet eşyalarından kullanmadaki İslam’ın kural ve ölçüsü iki şeyden ibarettir:

1. Ziynet eşyasının altından yapılmamış olması. Çünkü altın takmak süs olsun veya olmasın erkeklere haramdır.

2. Kadınlara mahsus olan ziynetlerden olmaması.

Buna göre eğer bir bölge veya şehirde küpe kadınlara özgü bir ziynet sayılmazsa altından yapılmadığı takdirde erkeklerin onu kullanmasının bir sakıncası yoktur.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki İslam'ın dış emirlerini gözetmenin gerekliği delili şudur ki: Dünya nizamı birbirinden ayrı ve ilişkisiz bir yığından ibaret değildir birbiriyle ilişkili bir mecmuadan ibarettir. Buna göre iç dünyanın dışta etkili olduğu gibi dış görünümler de de iç dünyada etkilidir. Diş dünya iç alemin bir simgesi ve onun geçiş köprüsüdür. Buna göre dış görünüm bir takım ahlaki, pisokolojik ve sosyal etkileri vardır. Bütün bunlar kapsamlı bir kanun koyan kimsenin gözünden kaçmaması gerekir. Gerçekte iç dünyaya önem vermenin yanı sıra dış görünüme de önem vermek İslam dininin kapsamlılığını ve mükemmel bir din olduğunu gösterir.

Ayrıntılı Cevap

Konunun açıklık kazanması için bir kaç noktaya dikkat etmek gerekir:

1-       Şia bilginleri ve fakıhlerinin inandığı sağlam bir görüş uyarınca ilahi hükümler bir takım maslahatlar ve mefsadalardan kaynaklanır. Yani bir iş yapmak hayatı bir önem taşıyor ve büyük bir çıkar ve menfaatı insan hayatı için sağlıyorsa o iş farz kılınmıştır. Eğer taşıdığı menfaat hayatı önem taşımıyorsa o zaman o iş mustahap kılınmıştır. Diğer yandan eğer bir işi yapmak tehlikeli ve insanı helak edici bir niteliğe sahipse o iş haramdır ve eğer taşıdığı zarar tehlikeli ve helak edici değilse o iş mekruh kılınmıştır. Maslahatı ve zararı eşit ise veya maslahat ve zarardan yoksun ise o iş mubahtır. Elbette burada manfat, maslahat veya zarardan söz ederken maksadımız sadece maddi menfaatler vee zararlar değildir. Maksat insanın bütün varlık yönlerini kapsayacak anlamdaki menfaatler ve zararlardır.

2-       Yukarıda açıklanan ilke yani dini hükümlerin bir takım maslahatlar ve mefsedelerden kaynaklanıdığı ilkesi kapsamlı ve kesin bir ilke olmasına rağmen ancak teferruatla ilgili hükümlerde her hükmün dayandığı maslahatın ne olduğunu ortaya koymak gerçekten zor bir iştir. Çünkü böyle bir işi yapabilmek bütün alanları kapsayacak bir ilmi kapasıteyi gerektirir ve diğer yandan şu bir gerçektir ki insan ilim ve teknik yönünden ne kadar ilerlemiş olsa bile onun bildikleri belmedikleri karşısında aynen deniz karşısında bir damlaya benzer. Kur'an-i Kerim bu gerçeği şöyle açıklıyor: Size ilimden sadece az bir şey verilmiştir. [1]

Belkide bütün hükümlerin sırlarının ve felsefesinin Peygamberler ve İmamlar tarafından açıklanmayışının sebebi şundan ibarettir ki: Bir çok ilmi gerçekleri bilmeyen insanlara bütün hükümlerin sırlarını açıklamak onlara muammalar söylemeğe benzer. Bu da muhatapların daha da dinden uzaklaşmasına yol açabilirdi. Nitekim İmam Ali (a.s) buyuruyor ki: "İnsanlar bilmedikleri şeylerin düşmanıdırlar." [2] Bu yüzden Peygamberler ve İmamlar sadece insanların anlayabilecekleri çerçevede dini hükümlerin felsefelerini açıklamışlarıdır.

Üstelik dinin şeriat hükümlerini ortaya koymaktan asıl gayesi insanların ilmi ve pratık güzellik ve değerlere sahip olmaları ve kötülüklerden arınmalarıdır. Bu hedef ise ancak şeriate amel etmekle sağlanır insanlar hükümlerin fesefelerini bilmeseler bile.

Nitekim bir hasta ancak doktarın kendisi hakkında öngördüğü tedaviyi uygulamakla iyileşir hatta ögörülen tedavinin ve verilen ilaçların hakkında ayrıntılı bir bilgisi olmasa bile.

Bunlara ek olarak her mümin kişi biliyor ki dini emirler, bilgilerinde hiç bir hata ve yanlışlık söz konusu olmayan masum kişilerden kaynaklanır. Buna göre bu hükümlerin ve bu ilahi reçetelerin faydalı olduğunda kuşku etmezler.

3-       Hükümlerin felsefesini anlamak çetin bir iş olmasına rağmen olanak dışı bir iş değildir. Elbette şu noktaya dikkat etmek gerekir ki hukuk alanında bir genel kaide ve ilke, felsefi anlamdaki genel bir ilke ve kaideden farklıdır. Buna göre hukuk ve sosyal alanda bir ilkenin genel oluşu onun istisnası olsa bile çoğunluk hakkında doğru olduğu anlamındadır.

4- İslam’ın, erkeklerin süs eşyalarını kullanmadaki kural ve kaidesi iki şeydir:

1. Ziynet eşyasının altından yapılmamış olması. Çünkü altın takmak süs olsun veya olmasın erkeklere haramdır.

İmam Humeyni (r.a) ve diğer Müctehidler bu hususla ilgili olarak şöyle buyururular: “Altın kolye ve altın yüzük takmak ve koluna altın saat takmak gibi altından yapılmış ziynet eşyasını erkeklerin kullanması haramdır ve bunlarla namaz kılmak namazı batıl eder. İhtiyaten farz olarak altın gözlük kullanmaktan da çekinilmelidir.” [3]

2. Kadınlara mahsus olan ziynetlerden olmaması.

Bu konuyla ilgili olarak Ayetullah Behcet’in fetvası şöyledir: “Kadın ve erkekten her birisi diğerine özgü ziynet eşyalarıyla kendini süslemesi haramdır; erkeğin halhal ve benzeri ziynetleri takması gibi.” [4]

Kuşkusuz bir süsün erkek veya kadına özgü oluşu çeşitli bölge ve toplumlarda yaygın olan örf ve adetlere göre değişir. Çünkü bir ziynet eşyasının bir ülke veya şehirde ya da özel bir çevrede kadınlara özgü olması ama diğer yerlerde aynı süs eşyasının kadınlara özgü olmaması ve erkeklerle kadınların ortaklaşa ondan yararlanmaları mümkündür. Buna göre erkeklerin belli bir süs eşyasını örneğin küpeyi kullanmaları bir bölge veya şehirde normal sayılır (erkeklerin genelde kullandığı süslerden olur), kadınlara özgü süs olarak bilinmezse ve altından da yapılmış olmazsa onu erkeklerin de kullanmasında bir sakınca yoktur. [5]

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki İslam'ın dış emirlerini gözetmenin gerekliği delili şudur ki: Dünya nizamı birbirinden ayrı ve ilişkisiz bir yığından ibaret değildir birbiriyle ilişkili bir mecmuadan ibarettir. Buna göre iç dünyanın dışta etkili olduğu gibi dış görünümler de de iç dünyada etkilidir. Diş dünya iç alemin bir simgesi ve onun geçiş köprüsüdür. Buna göre dış görünüm bir takım ahlaki, pisokolojik ve sosyal etkileri vardır. Bütün bunlar kapsamlı bir kanun koyan kimsenin gözünden kaçmaması gerekir. Gerçekte iç dünyaya önem vermenin yanı sıra dış görünüme de önem vermek İslam dininin kapsamlılığını ve mükemmel bir din olduğunu gösterir.



[1] İsra Suresi: 85

[2]  Mizanu'l-Hikme, c. 1 s. 214

[3] Bkz. Tevzihu’l-Mesail, İmam Humeyni, Mesele, 832.

[4] Camu’l-Mesail, Ayetullah Behcet, c. 2 s. 411.

[5] 1526. sorunun cevabından alınmıştır.v

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Eğer tırnaktaki ojeyi temizleme imkânı yoksa vazife cebire abdesti almak mıdır yoksa teyemmüm mü?
    21449 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Belirtilen soruyu büyük mercilerin bürolarından sorduk ve alınan yanıtları aşağıda açıklıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamaney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu:Sorudaki durumda cebire abdesti alması gerekir.Hz. Ayetullah Uzma Safi Gülpaygani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Eğer abdest ve gusül yerine bir şey yapışmışsa ve bunu kaldırmak mümkün ...
  • İnsanın zatının kaynağı nedir ve bunun davranışlardaki etkisi nasıldır?
    10250 Yeni Kelam İlmi 2009/10/22
    Hikmet-i Mütealiye’ye göre zatlar önce belirsiz bir şekilde vardırlar, sonra maddi var oluşla belirlenmektedirler. Ondan sonrada bireysel bir varlığa sahıp olurlar.İnsanın zatı, onun ortaya çıkışının başlangıcından itibaren onunla beraber olup maddi ve manevi boyutlarını kapsamaktadır. Genellikle maddi ...
  • İslam kelamı nasıl vücuda geldi ve kelamla isimlendirilmesinin illeti ve fırkalar hakkında kısa açıklama yapınız?
    8891 Eski Kelam İlmi 2012/08/16
    Hicretin birinci asrın sonunda İslam ülkelerinin alanları göze çarpacak bir şekilde değişti ve ilime özel bir konum ihtisas edildi. En önemli ilimlerden birisi kelam ilmidir ki dini konuları yeni bir bakışla değerlendirmeye tabi tuttu. Bu ilmin vücuda gelmesi için dâhili ve harici olmak üzere birçok amil neden ...
  • İsm-i A’zam, Kerrubin, Tis’a Ayat, Tabut-i Şehadet vb. gibi deyimlerin açıklamasını yapabilir misiniz?
    9660 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/06/16
    İsm-i A’zam’ı ve diğer yüce ve derin manaları içeren ‘Semat’ ya da ‘Şebbur’ duası meşhur irfani dualardandır. Semat duasının bazı bölümleri hakkında özetle şöye diyebiliriz: Bu duada Allah’ın İsm-i A’zam’ına, Peygamberlere ve Allah’ın peygamberiyle konuştuğu, vahyettiği mukaddes yerlere yemin verilmiş veya dua edilmiştir. Duanın cümle ...
  • Ayakkabı giymenin adabı nedir?
    21313 Pratik Ahlak 2012/05/12
    İslam dini semavi dinlerin en sonuncusu, en kâmili ve en camiidir. Bu bağlamda İslami öğretiler insanın tüm boyutlarını; bireysel ve toplumsal yönlerini her zaman ve her mekân için göz önünde bulundurmuş ve onun tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. Her halükarda İslam dininin hakkında nazar vermiş ve adap belirlemiş ...
  • Neden İdeolojimizin ve dünya görüşümüzün bazı gerekliliklerini terk etmemiz yanlış karşılanmaktadır?
    5782 چیستی دین 2020/01/22
    Aslında İdeoloji sözlükte inanç bilimi olarak geçer. Ama inanç ve düşünce sistemi yerine istimal edilmektedir.Terminolojik olarak ise bazen genel anlamda Teorik ve pratik düşünceler bütünü olarak istimal edilmekte; bazen ise özel anlamda dünya görüşünün karşısında kullanılmaktadır.İkinci anlamında kullanılacak olursa İdeoloji, insan ...
  • Hz. Meryem’in makamının yükselmesine neden olan şey nedir?
    16248 زن 2012/06/26
    Kur’an ve hadislerden anlaşılan şu ki; İmran’ın kızı Meryem, mali bakımından iaşesini idare edebilecek bir güce sahip değil ve böyle fakir bir ailede (zira o doğmadan önce babası vefat etmişti) dünyaya gelmiştir. Bu neden dolayı onun sorumluluğunu Hz. Zekeriya (Meryem’in teyzesinin kocası) üstlenmişti. Bu değerli ...
  • Nelerin üzerine secde etmek caizdir?
    4148 Secde 2019/03/12
    Bu konuda var olan genel kaide: yere ve yerden biten şeylerin üzerine secde etmenin sahih olduğudur. Elbette yerden biten şeyin insanın kullandığı yiyecek ve giyecek olmaması şartı vardır. Öyleyse buğday, arpa ve pamuk gibi bitkilerin üzerine secde etmek doğru değildir. Üzerine secde etmenin sahih olduğu nesnelere bazı ...
  • Şirk nedir?
    21083 Eski Kelam İlmi 2009/10/10
    Şirk lügatte, pay vermek anlamındadır, Kur’ani kullanışta ise şirkten kasıt Allah-u Teala’ya ortak ve benzer koşmaktır. Şirk, tevhit ve “hanifliğin karşısında yer almaktadır. Hanif yani, istikamet ve itidale yönelmek. Muvahhit insanlar şirkten yüz çevirip tevhit esasına yöneldikleri için onlara hanif denir.
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4662 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...

En Çok Okunanlar