Gelişmiş Arama
Ziyaret
13844
Güncellenme Tarihi: 2011/03/03
Soru Özeti
Sokak dilencilerine karşı görevimiz nedir?
Soru
Milyoner dilencilerin olduğu yönündeki haberler göz önüne alındığında çarşı pazarda gördüğümüz yardım toplayan kimselerin hükmü nedir? Ne zaman onları görsem vicdanım sızlıyor. Bu konudaki görevimiz nedir?
Kısa Cevap

Yardım isteyen herkese, hatta fakir olmayanlara bile yardım yapmak güzel bir şeydir. Ancak maddi imkanlar sınırlı olduğundan öncelikli olanlara yardım etmek gerekir. Günümüzde gerçek fakirleri araştırıp bulan müesseseler vardır; onlara yardım etmek fakir oldukları belli olmayan hatta fakir olmadıkları bilinen kimselere yardım etmekten daha iyidir. Ama fakirlere hakaret etmek ve acıma hissini önemsememekte yanlıştır. Bu sorunun çözümü için birkaç yol önerilmektedir:

1-  Acıdığımız kimselere yaşamımıza etki etmeyecek miktarda yardımda bulunmak.

2- Hiçbir dilenciye kötü davranmayalım. İmkanımız yoksa yardım kuruluşlarına veya yardımsever kimselere yönlendirerek görevimizi yerine getirelim.

3- İmkanlar ölçüsünde yardımlarımızı güvenilir yardım kuruluşlarının sandıklarına atalım. Bununla hem vicdanımızın sesine kulak vermiş olacağız, hem de hüsnü niyyetimizi Allah’ın dergahında göstereceğiz.  

Ayrıntılı Cevap

Dilencilik, Arapçadaki ‘Sail-ul Mal’ (yardım dilenen) ile aynı manada olup fakir sözcüğünden farklı bir manası vardır.

Fakir, başkalarından yardım talep etsin veya etmesin, geçimini sağlayamayan kimseye denir. Ama dilenci, geçimini sağlasın veya sağlamasın, başkalarından yardım talep eden kimsedir.

Dilencilere karşı davranışlarımız ve onlara yardım etme hakkında çeşitli deliller vardır:

1- Birçok delil dilenciği geri çevirmeyi reddetmektedir. Kur’an Peygambere (s.a.a) hitap ederek şöyle buyuruyor: ‘Ve bir şey dileyeni boş çevirme, azarlama.’ [1]

Ayette fakire nasıl davranılacağı konusundan bahsedilmemiş, ama dilenci geri çevirilkmekten sakındırılmıştır.

Yukarıda dilencinin hem fakir olacağı, hem de olmayacağını söylemiştik. Birçok rivayette de dilenciyi geri çevirmek menedilmiştir.

Bir rivayette İmam Sadık (a.s), Hz. Peygamberin (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Dilenciyi isteği konusunda ümitsizliğe düşürmeyin. Bazı yalancı dilenciler olmasaydı, kim dilenciyi geri çevirseydi kurtuluşa ermezdi.’[2] Hatta, dilenci fakire benzemese de ona bir şey verin, şeklinde rivayetler gelmiştir. İmam Bakır’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘Dilenciye atlı da olsa bir şey verin.’[3] Rivayette ata binmiş olmak onun görünüşte fakir olmadığının alametidir. Yani o zamanın münasip binek vesilesi olan atı satın alma gücüne sahip olduğunu gösterir.

2- Kimi rivayetlerden, dilencilere yardımda bazı sınırlamaların getirilebileceği anlaşılmaktadır. Bir rivayette İbn-i Sabih şöyle naklediyor: İmam Sadık’ın (a.s) yanındaydım. Bir dilenci geldi ve İmam (a.s) ona bir şey verdi. Bir başka dilenci geldi ve İmam (a.s) ona da bir şey verdi. Sonra bir dilenci daha geldi, İmam (a.s) ona da bir şey verdi. Bir dilenci daha geldi, İmam (a.s) ona ‘Allah (sana genişlik) versin.’ dedi (yani ona bir şey vermedi)...[4]

Bir başka rivayette ‘Günde üç dilenciye yardım ederseniz hakkını yerine getirmiş olursunuz, isterseniz daha fazla yardım edin.’ diye buyurulmuştur.[5]

Allah’ın verdiği kaynaklar sınırlı olduğu için isteyen herkese yardım yapılamıyor. Rivayetlerde, yardımın en az üç kişiye yapılması tavsiye edilmektedir.

3- Bazı rivayetler birinci grup rivayetlere sınırlama getirerek herkese yardım yapmaktan sakındırmaktadırlar. Bir rivayette İmam Sadık (a.s), ‘Herkese yardım etmeyin’ diye buyurmaktadır.[6]

Başka bir rivayette, ‘çocuklara, kadınlara, kötürümlere, zayıflara ve yaşlılara yardım edin’ diye buyururken delilere yardım yapmaktan sakındırmıştır.[7] Hakka düşmanlık eden veya yanlış ve batıl işlere davet edenlere yardımdan sakındıran rivayet vardır.[8]

4- Tanınmayan dilenciye yardım yapılabilir. Bir rivayette İmam Sadık’tan (a.s) ‘Bir dilenci gelip yardım istediğinde gerçeği bilmezsek ne yapalım?’ diye sorduklarında İmam (a.s) şöyle buyurdu: ‘Acıma duygusuna kapıldığınız kimseye yardım edin.’ Sonra şöyle buyurdular: ‘Onlara bir dirhemden[9] daha az verin.’ Ravi ‘en yüksek vereceğimiz miktar ne olmalıdır?’ diye sorduğunda ‘Dört kısmı’ diye buyurdu.[10]

5- Öte yandan, bazı rivayetler diyor ki, eğer dilenciye sadaka veya yardım etme imkanınız yoksa onu tatlı dille ve güzel bir şekilde yola salın. İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet olunmuştur: ‘Allah-u Teala Hz. Musa’ya şöyle buyurdu: Ey Musa! Dilenciye az bir şey vermekle veya güzel davranışla saygı göster. Çünkü bazen senin yanına gelen ne insandır, ne de cin. O, benim ortaya çıkardığım durumlarda seni imtihan eden meleklerden bir melektir. Senden benim sana verdiğim şeylerden isterler. İşte o zaman ey Musa, ne yaptığın gözlem altındadır.’[11]

Yukarıda söylenenleri toparladığımızda şu sonuçları alırız:

a) İnfakta orta yollu olmak: Her şeyde olduğu gibi başkalarına infak ve yardım etmekte de ölçülü olmak şarttır. Allah-u Teala bu konuda şöyle buyurmaktadır: ‘Elini boynuna bağlama’[12]

Bu cümle, cömert olmak, ellerini kollarını zincirlerle bağlayan ve yardım yapmak istemeyen cimriler gibi olmamak konusunda güzel bir kinayedir.

Öte yandan ‘Tamamıyla da açma, sonra kendini kınar ve birşeye gücün yetmeyerek pişman bir halde oturur (ve başkalarının kınamasına maruz) kalırsın.’[13]-[14] diye buyurmaktadır.

Aynı şekilde Kur’an, ölçülü olmayı ve bütün işlerde özellikle infak konusunda her türlü ifrat ve tefritten sakınmayı ‘Rahmanın Kulları’nın beşinci seçkin özelliği olarak sayıp şöyle buyuruyor: ‘Ve onlar öyle kişilerdir ki yoksullara bir şey verince ne israf ederler, ne de az verirler, ikisinin ortasını bulurlar.’[15] 

Kur’an, yaptığı bağışlarla çoluk çocuğunu aç bırakan veya başkalarının faydalanmasına engel olacak şekilde cimri olana değil, her türlü israftan ve cimrilikten uzak olan infaka adil infak demektedir.

Rivayetlerin birinde ‘israf’, ‘cimrilik’ ve ‘itidal haddi’ hakkında şöyle güzel bir benzetme yapılıyor: İmam Sadık (a.s) bu ayeti tilavet ettikten sonra eline bir avuç taş alıp sıkıca tutarak şöyle buyurdu: ‘Bu cimrilik ve eli sıkı olmaktır.’ Sonra bir avuç daha aldı ve elini öyle açtı ki hepsi döküldü. ‘Bu israftır.’ diye buyurdu. Bir avuç daha aldı ve elini biraz açtı. Elindeki taşların birazı döküldü, birazıda kaldı. ‘Bu kıvamdır’ diye buyurdu.[16] -[17]

b) İnsanın her isteyeni hatta ihtiyacı olmayanı da geri çevirmemesi güzel bir şeydir. Çünkü sonuçta bu tutum cömertliğin alametidir ve onu takviye eder. Bundan yalnızca deliler ile hakka düşman olanlar ve batıla davet edenler istisna olmuştur.

c) Günümüzde fakirlere yardım eden güvenilir kuruluşların olması Masumların (a.s) zamanına göre farklı bir durum ortaya çıkarmıştır. Bu kuruluşlar onurlu, gerçek fakir ve muhtaçları bulup onlara yardım etmeği üstlenmiş kuruluşlardır. Dolayısıyla bu kuruluşlar bizim muhtaçlara bireysel, insani ve dini yardımlarımızı yapmayı tam olarak üzerimizden kaldırmasa da, maddi imkanların sınırlı olmasından dolayı yardımlarımızı gerçek mahrumların ihtiyaçlarını gidermek için harcamalı, düzenli ve kurallı olarak hareket etmeliyiz.

d) Yanımıza gelen fakirin ihtiyacını giderecek imkanımız olmazsa ona karşı davranış şeklimiz hakkında Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ‘Rabbinden umduğun bir rahmeti dileyerek onlara bir şey veremez, yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara güzel sözler söyle, gönüllerini al.’[18]  

Rivayetlerde şöyle gelmiştir: Ayet-i Kerime nazil olduktan sonra birisi gelip Peygamberden (s.a.a) bir şey istediğinde verecek bir şeyi olmazsa ona ‘Allah, ihsanıyla bize ve size rızık versin.’[19] diye buyururdu.

Her durumda dilencilere kötü davranmak yasaktır. Eğer yardım imkanımız yoksa, onları yardım kuruluşlarına yönlendirerek hem onların onurunu korur, hem de toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.

e) Yukarıdaki bazı rivayetlerden de[20] anlaşılacağı üzere, insanın dilencilere karşı içinde bir acıma hissi uyanırsa o hissi öldürmemek gerekir. Çünkü bu his, herkesin insaniyetini gösteren değerli bir histir. Bu yüzden daha önce maddeler halinde söylenen yollarla veya değişik şekillerle bu fıtri hisse cevap vermek gerekir. Bu yollardan biri böyle dilencilere yardım eden ilgili kuruluşlara gücümüz ölçüsünde para vermeli veya yardım sandıklarına atmalıyız. Bununla hem Allah katında niyetimizi göstermiş oluruz, hem insanlık görevimizi yerine getiririz, hem de vicdanımızın sesine kulak vermiş oluruz.



[1] -Duha/10

[2] -Muhammed b. Hasan Hürr-ü Amuli, Vesail-uş Şia, c.9, s.418, Müesses-i Al-ul Beyt, h.k.1409.

[3] -a.g.e. s.417.

[4] -a.g.e. s.421.

[5] -a.g.e.

[6] -a.g.e. s.415.

[7] -a.g.e.

[8] -a.g.e. s.414.

[9] -Bir dirhemin fiyatı h.ş.1377 yılında yaklaşık 2000 İran riyali idi. (Muhammed Cevad Fazıl Lenkerani, Cami-ul Mesail, c.2, s.374, http://lankarani.ir//far sitesi.

[10] -Abdulali Arusi Huveyzi, Tefsir-i Nur-us Sakaleyn, c.5, s.597, 4. Baskı, İsmailiyan yayınları, h.k.1415.

[11] -Muhammed b. Hasan Hürr-ü Amuli, Vesail-uş Şia, c.9, s.419.

[12] -İsra/29.

[13] -İsra/29.

[14] -Tefsir-i Nümune, c.12, s.91.

[15] -Furkan/67.

[16] -Avam vezninde olan Kıvam, lügatte adalet, istikamet ve vasat ölçü anlamına gelmektedir.

[17] -Tefsir-i Nümune, c.15, s.152.

[18] -İsra/28

[19] -Tefsir-i Nümune, c.12, s.90.

[20] -4.Rivayet.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar