Gelişmiş Arama
Ziyaret
13889
Güncellenme Tarihi: 2011/03/03
Soru Özeti
Sokak dilencilerine karşı görevimiz nedir?
Soru
Milyoner dilencilerin olduğu yönündeki haberler göz önüne alındığında çarşı pazarda gördüğümüz yardım toplayan kimselerin hükmü nedir? Ne zaman onları görsem vicdanım sızlıyor. Bu konudaki görevimiz nedir?
Kısa Cevap

Yardım isteyen herkese, hatta fakir olmayanlara bile yardım yapmak güzel bir şeydir. Ancak maddi imkanlar sınırlı olduğundan öncelikli olanlara yardım etmek gerekir. Günümüzde gerçek fakirleri araştırıp bulan müesseseler vardır; onlara yardım etmek fakir oldukları belli olmayan hatta fakir olmadıkları bilinen kimselere yardım etmekten daha iyidir. Ama fakirlere hakaret etmek ve acıma hissini önemsememekte yanlıştır. Bu sorunun çözümü için birkaç yol önerilmektedir:

1-  Acıdığımız kimselere yaşamımıza etki etmeyecek miktarda yardımda bulunmak.

2- Hiçbir dilenciye kötü davranmayalım. İmkanımız yoksa yardım kuruluşlarına veya yardımsever kimselere yönlendirerek görevimizi yerine getirelim.

3- İmkanlar ölçüsünde yardımlarımızı güvenilir yardım kuruluşlarının sandıklarına atalım. Bununla hem vicdanımızın sesine kulak vermiş olacağız, hem de hüsnü niyyetimizi Allah’ın dergahında göstereceğiz.  

Ayrıntılı Cevap

Dilencilik, Arapçadaki ‘Sail-ul Mal’ (yardım dilenen) ile aynı manada olup fakir sözcüğünden farklı bir manası vardır.

Fakir, başkalarından yardım talep etsin veya etmesin, geçimini sağlayamayan kimseye denir. Ama dilenci, geçimini sağlasın veya sağlamasın, başkalarından yardım talep eden kimsedir.

Dilencilere karşı davranışlarımız ve onlara yardım etme hakkında çeşitli deliller vardır:

1- Birçok delil dilenciği geri çevirmeyi reddetmektedir. Kur’an Peygambere (s.a.a) hitap ederek şöyle buyuruyor: ‘Ve bir şey dileyeni boş çevirme, azarlama.’ [1]

Ayette fakire nasıl davranılacağı konusundan bahsedilmemiş, ama dilenci geri çevirilkmekten sakındırılmıştır.

Yukarıda dilencinin hem fakir olacağı, hem de olmayacağını söylemiştik. Birçok rivayette de dilenciyi geri çevirmek menedilmiştir.

Bir rivayette İmam Sadık (a.s), Hz. Peygamberin (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Dilenciyi isteği konusunda ümitsizliğe düşürmeyin. Bazı yalancı dilenciler olmasaydı, kim dilenciyi geri çevirseydi kurtuluşa ermezdi.’[2] Hatta, dilenci fakire benzemese de ona bir şey verin, şeklinde rivayetler gelmiştir. İmam Bakır’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘Dilenciye atlı da olsa bir şey verin.’[3] Rivayette ata binmiş olmak onun görünüşte fakir olmadığının alametidir. Yani o zamanın münasip binek vesilesi olan atı satın alma gücüne sahip olduğunu gösterir.

2- Kimi rivayetlerden, dilencilere yardımda bazı sınırlamaların getirilebileceği anlaşılmaktadır. Bir rivayette İbn-i Sabih şöyle naklediyor: İmam Sadık’ın (a.s) yanındaydım. Bir dilenci geldi ve İmam (a.s) ona bir şey verdi. Bir başka dilenci geldi ve İmam (a.s) ona da bir şey verdi. Sonra bir dilenci daha geldi, İmam (a.s) ona da bir şey verdi. Bir dilenci daha geldi, İmam (a.s) ona ‘Allah (sana genişlik) versin.’ dedi (yani ona bir şey vermedi)...[4]

Bir başka rivayette ‘Günde üç dilenciye yardım ederseniz hakkını yerine getirmiş olursunuz, isterseniz daha fazla yardım edin.’ diye buyurulmuştur.[5]

Allah’ın verdiği kaynaklar sınırlı olduğu için isteyen herkese yardım yapılamıyor. Rivayetlerde, yardımın en az üç kişiye yapılması tavsiye edilmektedir.

3- Bazı rivayetler birinci grup rivayetlere sınırlama getirerek herkese yardım yapmaktan sakındırmaktadırlar. Bir rivayette İmam Sadık (a.s), ‘Herkese yardım etmeyin’ diye buyurmaktadır.[6]

Başka bir rivayette, ‘çocuklara, kadınlara, kötürümlere, zayıflara ve yaşlılara yardım edin’ diye buyururken delilere yardım yapmaktan sakındırmıştır.[7] Hakka düşmanlık eden veya yanlış ve batıl işlere davet edenlere yardımdan sakındıran rivayet vardır.[8]

4- Tanınmayan dilenciye yardım yapılabilir. Bir rivayette İmam Sadık’tan (a.s) ‘Bir dilenci gelip yardım istediğinde gerçeği bilmezsek ne yapalım?’ diye sorduklarında İmam (a.s) şöyle buyurdu: ‘Acıma duygusuna kapıldığınız kimseye yardım edin.’ Sonra şöyle buyurdular: ‘Onlara bir dirhemden[9] daha az verin.’ Ravi ‘en yüksek vereceğimiz miktar ne olmalıdır?’ diye sorduğunda ‘Dört kısmı’ diye buyurdu.[10]

5- Öte yandan, bazı rivayetler diyor ki, eğer dilenciye sadaka veya yardım etme imkanınız yoksa onu tatlı dille ve güzel bir şekilde yola salın. İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet olunmuştur: ‘Allah-u Teala Hz. Musa’ya şöyle buyurdu: Ey Musa! Dilenciye az bir şey vermekle veya güzel davranışla saygı göster. Çünkü bazen senin yanına gelen ne insandır, ne de cin. O, benim ortaya çıkardığım durumlarda seni imtihan eden meleklerden bir melektir. Senden benim sana verdiğim şeylerden isterler. İşte o zaman ey Musa, ne yaptığın gözlem altındadır.’[11]

Yukarıda söylenenleri toparladığımızda şu sonuçları alırız:

a) İnfakta orta yollu olmak: Her şeyde olduğu gibi başkalarına infak ve yardım etmekte de ölçülü olmak şarttır. Allah-u Teala bu konuda şöyle buyurmaktadır: ‘Elini boynuna bağlama’[12]

Bu cümle, cömert olmak, ellerini kollarını zincirlerle bağlayan ve yardım yapmak istemeyen cimriler gibi olmamak konusunda güzel bir kinayedir.

Öte yandan ‘Tamamıyla da açma, sonra kendini kınar ve birşeye gücün yetmeyerek pişman bir halde oturur (ve başkalarının kınamasına maruz) kalırsın.’[13]-[14] diye buyurmaktadır.

Aynı şekilde Kur’an, ölçülü olmayı ve bütün işlerde özellikle infak konusunda her türlü ifrat ve tefritten sakınmayı ‘Rahmanın Kulları’nın beşinci seçkin özelliği olarak sayıp şöyle buyuruyor: ‘Ve onlar öyle kişilerdir ki yoksullara bir şey verince ne israf ederler, ne de az verirler, ikisinin ortasını bulurlar.’[15] 

Kur’an, yaptığı bağışlarla çoluk çocuğunu aç bırakan veya başkalarının faydalanmasına engel olacak şekilde cimri olana değil, her türlü israftan ve cimrilikten uzak olan infaka adil infak demektedir.

Rivayetlerin birinde ‘israf’, ‘cimrilik’ ve ‘itidal haddi’ hakkında şöyle güzel bir benzetme yapılıyor: İmam Sadık (a.s) bu ayeti tilavet ettikten sonra eline bir avuç taş alıp sıkıca tutarak şöyle buyurdu: ‘Bu cimrilik ve eli sıkı olmaktır.’ Sonra bir avuç daha aldı ve elini öyle açtı ki hepsi döküldü. ‘Bu israftır.’ diye buyurdu. Bir avuç daha aldı ve elini biraz açtı. Elindeki taşların birazı döküldü, birazıda kaldı. ‘Bu kıvamdır’ diye buyurdu.[16] -[17]

b) İnsanın her isteyeni hatta ihtiyacı olmayanı da geri çevirmemesi güzel bir şeydir. Çünkü sonuçta bu tutum cömertliğin alametidir ve onu takviye eder. Bundan yalnızca deliler ile hakka düşman olanlar ve batıla davet edenler istisna olmuştur.

c) Günümüzde fakirlere yardım eden güvenilir kuruluşların olması Masumların (a.s) zamanına göre farklı bir durum ortaya çıkarmıştır. Bu kuruluşlar onurlu, gerçek fakir ve muhtaçları bulup onlara yardım etmeği üstlenmiş kuruluşlardır. Dolayısıyla bu kuruluşlar bizim muhtaçlara bireysel, insani ve dini yardımlarımızı yapmayı tam olarak üzerimizden kaldırmasa da, maddi imkanların sınırlı olmasından dolayı yardımlarımızı gerçek mahrumların ihtiyaçlarını gidermek için harcamalı, düzenli ve kurallı olarak hareket etmeliyiz.

d) Yanımıza gelen fakirin ihtiyacını giderecek imkanımız olmazsa ona karşı davranış şeklimiz hakkında Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ‘Rabbinden umduğun bir rahmeti dileyerek onlara bir şey veremez, yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara güzel sözler söyle, gönüllerini al.’[18]  

Rivayetlerde şöyle gelmiştir: Ayet-i Kerime nazil olduktan sonra birisi gelip Peygamberden (s.a.a) bir şey istediğinde verecek bir şeyi olmazsa ona ‘Allah, ihsanıyla bize ve size rızık versin.’[19] diye buyururdu.

Her durumda dilencilere kötü davranmak yasaktır. Eğer yardım imkanımız yoksa, onları yardım kuruluşlarına yönlendirerek hem onların onurunu korur, hem de toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.

e) Yukarıdaki bazı rivayetlerden de[20] anlaşılacağı üzere, insanın dilencilere karşı içinde bir acıma hissi uyanırsa o hissi öldürmemek gerekir. Çünkü bu his, herkesin insaniyetini gösteren değerli bir histir. Bu yüzden daha önce maddeler halinde söylenen yollarla veya değişik şekillerle bu fıtri hisse cevap vermek gerekir. Bu yollardan biri böyle dilencilere yardım eden ilgili kuruluşlara gücümüz ölçüsünde para vermeli veya yardım sandıklarına atmalıyız. Bununla hem Allah katında niyetimizi göstermiş oluruz, hem insanlık görevimizi yerine getiririz, hem de vicdanımızın sesine kulak vermiş oluruz.



[1] -Duha/10

[2] -Muhammed b. Hasan Hürr-ü Amuli, Vesail-uş Şia, c.9, s.418, Müesses-i Al-ul Beyt, h.k.1409.

[3] -a.g.e. s.417.

[4] -a.g.e. s.421.

[5] -a.g.e.

[6] -a.g.e. s.415.

[7] -a.g.e.

[8] -a.g.e. s.414.

[9] -Bir dirhemin fiyatı h.ş.1377 yılında yaklaşık 2000 İran riyali idi. (Muhammed Cevad Fazıl Lenkerani, Cami-ul Mesail, c.2, s.374, http://lankarani.ir//far sitesi.

[10] -Abdulali Arusi Huveyzi, Tefsir-i Nur-us Sakaleyn, c.5, s.597, 4. Baskı, İsmailiyan yayınları, h.k.1415.

[11] -Muhammed b. Hasan Hürr-ü Amuli, Vesail-uş Şia, c.9, s.419.

[12] -İsra/29.

[13] -İsra/29.

[14] -Tefsir-i Nümune, c.12, s.91.

[15] -Furkan/67.

[16] -Avam vezninde olan Kıvam, lügatte adalet, istikamet ve vasat ölçü anlamına gelmektedir.

[17] -Tefsir-i Nümune, c.15, s.152.

[18] -İsra/28

[19] -Tefsir-i Nümune, c.12, s.90.

[20] -4.Rivayet.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar