Gelişmiş Arama
Ziyaret
7621
Güncellenme Tarihi: 2011/04/13
Soru Özeti
eğer içinde yaşadığımız bu zamanda Müslüman bir ülke Müslüman olmayan bir ülkeye saldırırsa, o ülkenin koca sahibi olan kadınları Müslümanlara helal oluyor mu? Neden?
Soru
eğer içinde yaşadığımız bu zamanda Müslüman bir ülke Müslüman olmayan bir ülkeye saldırırsa, o ülkenin koca sahibi olan kadınları Müslümanlara helal oluyor mu? Neden?
Kısa Cevap

Günümüzdeki Müslümanlar cariye ve köle alma cevazı gibi ruhsata sahip değildirler.

Ayrıntılı Cevap

İlkin şunu söylemek gerekir ki, bazı kimseler İslam'ın zuhur ettiği dönemde dünyadaki toplumlara hâkim olan atmosferi ve şartları dakik bir şekilde tetkik etmeden İslam'ın çocukları ve kadınları esir alma konusundaki hükmünün gayri insani olduğunu sanmaktadırlar. Oysaki düşmanlardan geri kalan kimselere karşı Müslümanlar ile Müslüman olmayan camiaların sergiledikleri davranışları bir biriyle mukayese edilirse Müslümanların sergiledikleri davranışın en güzel ve en insani davranış olduğunu göreceklerdir. O zamanın imparatorları ve güçlüleri kendi düşmanlarına galip geldikleri zaman hepsini katleder ve öldürür ve şehirlerinin tamamını da ateşe veriyorlardı.[1] İslam ordusu ise kendi düşmanlarına karşı daha farklı insana yakışır bir muamelede buluyordu.

İmam sadık (a.s.) şöyle buyuruyor: "peygamber (s.a.a.) doğrudan savaşa katılmayan çocuk ve kadınların öldürtmesini yasaklıyor. Bunun hemen ardından şöyle bir beyan da söz konusudur ki, hatta eğer direkt savaşa katılıp Müslümanlarla savaşıyor kadınlar söz konusu ise yine mümkün derecede onları öldürmemeye gayret edilsin".[2]

Elbette göz önünde bulundurulmalıdır ki, her ne kadar İslam dini bazı durum ve yerlerde düşmanın efratlarını köle ve cariye alabilirsiniz şeklindeki cevaz hükmünü vermiş ise de, aslında bu cevaz hükmünün kendisini de bir anlamda köle ve cariye olarak alınanlar kimseler için sağladığı sosyal bir himaye türü şeklinde algılamıştır. Zira Onlara karşı insani olamayan hiçbir davranışta bulunmasına izin vermemiş, onların tüm haklarını göze almış ve farklı yöntemlerle onları tekrar özgürlüklerine kavuşturmaya çalışmıştır. Öyle ki, örneğin eğer birisi kabul görülür ve geçerli bir delili olduğu halde bile kendi kölesini cezalandırmış olsa kendi o kölesini azat etmesi kendisi için müstehap sayıyor İslam dini.[3] Eğer cariye çocuk doğursaydı kendiliğinden doğurmuş olduğu çocuğunun sahip olduğu irs payı miktarınca kadının kendisi (çocuğu doğuran anne) özgür olacağını söylüyor İslam dini. Zira cariye doğan çocuğun babasının malıdır o mala yani annesine kendisi de babasının diğer çocukları gibi varis olacaktır. İşte varis olacağı miktarca annesi azat oluyor. Çünkü annesine malik olamıyor. Hakeza köle ve cariyelerin azat etme eylemi işlenen birçok günahın bağışlanması için kefaret sayıyor. Bunun yanı sıra kuranda da işaret edildiği gibi[4] herhangi bir gerekçe olmaksızın gönüllü olarak köle ve cariyeleri özgür etmek insanı Allaha yakınlaştıran bir ibadet olarak kabul ediliyor. İşte bu mukaddime ve ön hazırlıklardan dolayıdır ki, İslami ülkeler İslami olmayan diğer ülkelerden önce kölelik sistemini ortandan kaldırdılar.

Ama acaba günümüzde de böyleli bir durum mümkün müdür? Sorusunun cevabına gelince, iki delil gereğince böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söylemek gerekir.

Birincisi: bir taraftan savaşta esir alınan kimseler olmak üzere savaş esnasında insan haklarına riayet edilmesi gerekir bağlamında İslami ülkeler de diğer ülkeler gibi kararlar almış ve bu bağlamdaki kararları onaylamışlardır. Alınan bu kararlar ve buna benzer diğer antlaşmalar gereğince köle ve cariye alınması tüm yöntemleriyle yasaklanmıştır. Diğer taraftan İslam dini yapılan antlaşmalara alınan kararlara riayet edilmesini tekitle vurgulamaktadır.[5] Dolayısıyla günümüz dünyasında her hangi birisini cariye olarak esir alınması kesinlikle imkansızdır.  

Buna binaen hali hazırda içinde bulunduğumuz şartlarda ve İran olmak üzere bütün ülkelerin bağlı kalması zorunlu olan uluslar arası kanunlara dikkatle cariye veya köle kastıyla esir almak caiz değildir. Bu nedenledir ki onların kadınları bu durumda esir düşerlerse Müslümanlara helal olmuyorlar.[6]

İkincisi: imamın (a.f.) gaybeti döneminde Müslümanlar tarafından cihadın başlatılması anlamında ve savunma mahiyetinde olan cihadın karşıtı olarak bilinen ibtida'i cihadı İslami ülkeler için caiz görmüyor ve diğer ülkelere saldıramayacağını savunan bazı fakihlerin anlayışıdır. İmam Humeyni hazretleri bu bağlamda şöyle buyuruyor: zamanın imamının (a.f.) gaybeti döneminde, imamın kendi vazifesi olan siyasi işlerini ve ibtidai cihat hariç diğer bütün meselelerinin uygulanması ve icra edilmesi gerekli şartlara haiz olan onun genel naibi konumundaki fakihlere aittir. (ama ibtidai cihat Onun kendisinin huzuruyla meşrut kılınmıştır).[7]

Elbette ibtidai cihadı caiz gören fakihler de söz konusudur. Örneğin Ayetullah Hameneyi veliyi fakih'in izniyle maslahat söz konusu olduğunda ibtidai cihadının caiz olma görüşünün daha güçlü olduğunu savunuyor olmasına rağmen[8] düşmanlardan köle ve cariye alınmasını caiz bilmiyor.[9]

Bu temel esasınca pratikte müşahede ettiğimiz gibi, açıklanan konu hiçbir şekilde konu edilmemiş ve aynen bu delilden ötürü muasır fakihlerin kaleme aldıkları teliflerde çok nadir kölelik sistemiyle ilgili konulara rastlıyoruz.

Ama meselenin nedeninden sorduğunuz sorunun cevabı çok geniştir ki, onun ele alınacak yer fıkıh âlimlerinin fıkıhsal kitaplardır.   



[1] Cemşit tahtı gibi İranlıların kültürel mirasının büyük bir kısmının ateşe verilmesi ve yok edilmesi bu davranışların göstergesidir.

[2] HUR AMULİ, Muhammed b. Hasan, "vesailu-şia" kum: müesesei alul-beyt, 1409 h. k., c. 15. S 64, 19993 numaralı rivayet.

[3] A. g. e., c. 419.

[4] Beled, 13.

[5] Söz konusu konu hakkında bilgi edinmek için "cevahirul-kelam" kitabının 21. cildine ve "İslam ve uluslar arası hukuk"la irtibatlı yazılan birçok kitap söz konusudur onlara müracaat edebilirsiniz.

[6] Ayetullahil-uzma Mekarim-i Şirazi hazretlerinin (Allah gölgesini devam ettirsin) defterinden yapılan açıklama: hali hazırdaki şartlarda küle edinmek caiz değildir. Dolayısıyla onların kadınları caiz değildir.

Ayetullahil-uzma Sistani hazretlerinin (Allah gölgesini devam ettirsin) defterinden yapılan açıklama: hayır hiçbir şekilde.

[7] HUMEYNİ, Ruhullah, "tahriru vesile", c. 1, s. 482, mesele numarası, 2.

[8] HAMENEY, Ali, "ecvibetul-istiftaat", üçüncü bakı, Beyrut: ed-darul islamiye, 1420 h.k., s. 187, 1051. Soru.

[9] A. g. e. 1054. Soru.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar