Gelişmiş Arama
Ziyaret
6265
Güncellenme Tarihi: 2011/05/21
Soru Özeti
İmamın (a.s) varlığının lütuf olması onun devlet ve hilafete ulaşmamasıyla nasıl bağdaşmaktadır?
Soru
Şiiler şöyle söylemektedir: İmamet zorunludur; çünkü imam Peygamberin halifesi olup İslam şeriatını muhafaza etmekte, Müslümanları doğru yola yöneltmekte ve hükümleri çoğalmaktan ve azalmaktan korumaktadır. İmam Allah tarafından belirlenmekte ve atanmaktadır, dünyanın ona ihtiyaç duyması nedeniyle böyle olması gerekmektedir ve bu yüzden imamın belirlenmesi ve atanmasının zorunludur… İmametin zorunlu olması onun ilahi lütuflardan olması nedeniyledir… Çünkü insanların rehber ve önderi olması durumunda bu önder zalimi zulüm etmekten alıkoyacak, onları hayırlı işlere yöneltecek, kötülükten sakındıracak, halkı ıslah ve kurtuluşa daha yakınlaşacak ve fesat daha uzak olacaktır. Bu da lütuftur. Onlara (Şiiler) şöyle söylenmektedir: Ali dışında sizin on iki imamınız liderlik, devlet ve hükümranlığa ulaşmamıştır, zalimi zulümden alıkoyacak, halkı hayra yöneltecek ve kötülük ile şerden uzaklaştıracak güçleri olmamıştır! O halde onlar hakkında asla tahakkuk etmeyen hayali iddialarda nasıl bulunuyorsunuz? Eğer düşünürseniz kendi inanç ve akidenize göre onlar imam değildir; çünkü sizin onlar hakkında iddia ettiğiniz lütuf kendilerinden hâsıl olmamıştır.
Kısa Cevap

Yüce Allah’ın hikmeti; peygamber gönderme ve insanların manevi tekâmülünü sağlama ile ilintili olan kendi hedefinin tahakkuk etmesi için peygamberlerin sonuncusu ve peygamberliği sonlandırıcı olan Peygamber-i Ekrem’den sonraki zaman için Peygamberin vazifelerini ondan sonra yerine getirmeleri gayesiyle bir takım imamlar belirlemeyi gerektirmektedir. Bu esas uyarınca Şia, imamın Allah tarafından belirlendiğine, Peygamberin (vahiy alma dışında) tüm makam ve vazifelerinin imamın yükümlülüğünde olduğuna ve zahiri devlet ve hilafetin de bu vazife ve hususlardan sayıldığına inanmaktadır. Bu esasla, devlet kendisinin elinden alınmış olsa bile masum imamın (a.s) varlığı lütuftur.

Ayrıntılı Cevap

Ehli Sünnet, imamın makamını dünyevi işlerin sorumluluk ve önderliği haddinde bilmekte ve onu sultan ve padişahlar kategorisinde görmektedir. Bu yüzden onların bakışında böyle bir imamın asıl rolü insanlara hükmetmek ve onların dünyevi işlerini halledip çözmektir. Bu iş de zahiri devlete ihtiyaç duymaktadır ve bu yüzden böyle bir imamın varlığı devleti ele geçirmeksizin lütuf sayılmamaktadır. Şia’nın bakışında ise Peygamberin vahiy alma dışındaki tüm iş ve makamları masum imamın yükümlülüğündedir. Nitekim Şia ve Ehli Sünnet Allah Resulü’nün Ali’ye (a.a) hitaben şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: “Senin benim yanımdaki konumun Harun’un Musa’nın yanındaki konumu gibidir. Sadece bir farkla ki benden sonra başka bir peygamber gelmeyecektir.” Bu esas uyarınca İmam Ali (a.s) ilk imam ve sonraki imamlar da onun halifeleri sıfatıyla Peygamberin yerde kalmış tüm makamlarını üstlenmeleri gerekmektedir. Bu nedenden ötürü imam (günah, hata ve yanlıştan) masum olmalıdır. Masum insanın kim olduğunu belirlemek de insanların gücünü aştığı için imam Allah tarafından belirlenmekte ve atanmaktadır; her ne kadar Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) vefatıyla vahyin ve Kur’an ayetlerinin inişi kesilse de dini korumak, insanların dinî önderliği, din hüküm ve buyruklarının açıklanması, Kur’an ayetlerinin tefsiri, dinsel şüphelerin giderilmesi, halkın eğitim ve öğretimi, en yüksek seviyede iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, kritik hayati durumlarda halka (Müslümanlar) danışmanlık yapmak, yersiz ve dertlilere yer vermek, halka önderlik etmek, onlar arasında yargıda bulunmak ve devlet yönetmek gibi onun diğer hayati ve hassas görev ve yükümlülükleri yürürlükten kalkmamalıdır. Evet, imamın görevlerinden birisi devlet kurmak ve İslam toplumunun önderliğini üstlenmektir. Ama imamın varlık felsefesi bu değildir ve bunun imkânsızlaşmasıyla imamın varlık felsefesi yok olmaz. Bu anlamıyla Şia imameti dinin usullerinden saymakta ve onun varlığını Allah’ın lütfüyle zorunlu bilmektedir. Devlet, imametin sadece küçük dallarından biridir.[1] Bu hayati makam ve vazifeler nedeniyle imamın varlığı lütuftur ve zahirde devlet ve güç elinde olmasa ve hilafet makamı gasp edilmiş olsa bile halk ve toplum için birçok bereket taşımaktadır. Buna ek olarak halk arasında olan, onlarla yaşayan ve kendilerinin ilmî ve diğer sorunlarını bertaraf eden bir imamın, onların fazilete yönelmesinde, kötülük ve günahtan uzak durmasında etkili bir rolü olacaktır. İşte bu yakınlaştırıcı ve uzaklaştırıcı olmak lütuf manasındadır.[2] Çünkü imamlar (a.s) masumdur; ama diğer insanlar masum değildir; onlar nefsanî isteklerinin tesiri altında kalabilir, insaniyet sınırlarını aşabilir ve günaha bulaşabilirler. Dolayısıyla her zaman kendilerini sapmadan koruyacak birisine ihtiyaç duymaktadırlar.

Daha fazla bilgi için şu başlığa müracaat ediniz: İmametin Aklî Delilleri, 614. Soru (Site: 671).



[1] Mutahari, Mürteza, Mecmua-ı Asar, c. 4, s. 841-945, çap-ı nohom, Sadra, Tahran, 1386 ş.

[2] Hilli, Hasan b. Yusuf, el-Elfeyn, s. 202, çap-ı evvel, Mektebetü’l-Elfeyn, Kuveyt, 1405 h.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar