Gelişmiş Arama
Ziyaret
10233
Güncellenme Tarihi: 2009/04/08
Soru Özeti
Ehl-i Sünnetin abdest alma şekli dikkate alındığında abdest ayetindeki 'ila' kelimesi ne manaya gelmektedir?
Soru
Abdest ayeti olan 'Feğsilu vucuhekum ve eydiyekum ile'l merafik…' (yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın…) ayetinin Arapçasında geçen 'ila' kelimesinin manası nedir? Acaba Ehl-i Sünnet, 'ila' kelimesini 'kadar' manasına tuttukları için mi dirseklere kadar (dirseklere doğru) yıkıyorlar?
Kısa Cevap

Abdest ayetinde ki 'ila' kelimesi için demek gerekir ki, ayet yıkamanın şekliyle ilgili değildir, yalnızca yıkamanın haddi ve miktarı beyan edilmektedir ve 'ila' ğayet (son sınır) manasını taşımaktadır. Ama bu ğayet (son sınır) magsul'ün (yıkanılan yerin) ğayet'ini belirtmektedir, guslün (yıkamanın) değil. Birine 'ellerini yıka' dendiğinde o, 'ellerimi bileklere kadar yıkarsam yeterli olabilir' diye düşünebilir. İşte bu yanlış anlamayı gidermek için 'dirseklere kadar' diye buyurmaktadır. Bu yüzden Şia fakihleri abdest alırken kolları yukarıdan aşağı yıkamanın vacip olduğunu söylüyorlar. Ehl-i Beyt (a.s)'ın vasıtasıyla gelen rivayetlerde, Allah Resulü (s.a.a)'in de amel ve sünnetinin bu yönde olduğunu görmekteyiz. Ehl-i Sünnet âlimleri 'ila'nın 'kadar' manasına geldiğini ve aşağıdan yukarı doğru yıkamanın daha iyi olduğunu söylemekteler. Ama buna rağmen yine de aşağıdan yukarı veya yukarıdan aşağı doğru yıkanabileceği görüşündeler. Demek oluyor ki, onlarda 'ila' kelimesinden parmak uçlarından dirseklere doğru yıkamanın farz olmadığını kabul ediyorlar.

Ayrıntılı Cevap

Sorunun cevabına geçmeden önce bir konuyu belirtmekte fayda var. O şudur ki, Şii fakihler, kolların yukarıdan aşağı yıkanmasının farz olduğu görüşündeler. Ama Ehl-i Sünnet alimlerinin tümü kolları yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı yıkama konusunda herkesin muhayyer olduğunu, ancak aşağıdan (parmak uçlarından) yukarı doğru yıkamanın müstehap olduğunu söylemekteler.[1] Şii fakihlerinin delili, Resulullah’ın nasıl abdest aldığını açıklayan hadislerdir: Bu hadisler de Ehl-i Beyt imamları: 'Resulullah’ın (s.a.a) kollarını yukarıdan aşağı doğru yıkadığını nakletmişlerdir.'[2]

 

Abdest ayetinin (Ya eyyuhellezine amenu! İza kumtum ile's Salati feğsilu vucuhekum ve eydiyekum ile'l merafik…-Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın…)[3]  tefsirinde Masum İmamlar (a.s)'dan gelen sahih rivayetlerde kolların yukarıdan aşağı doğru yıkanması gerekir.' diye buyurulmaktadır.[4]

 

Ayette geçen 'ila' kelimesi yıkamanın sınırını ve miktarını belirlemektedir, onun şeklini değil.

 

Başka bir deyişle ayet-i kerime de abdestte dirseklere kadar[5] yıkamanın sınır ve miktarı tayin edilmiştir. Ellerinizi yıkayın, dendiği zaman insanın aklına 'ellerimi bileklere kadar yıkarsam yeterli olur' diye gelebilir. Zira insanlar genelde ellerini bileklere kadar yıkar. Bu yanlış anlamayı gidermek için 'dirseklere kadar yıkayın' diye buyurmaktadır.

 

Konunun daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek verebliriz: Caminin bakıcısına 'Camiyi kapıdan mihraba kadar süpür' dendiğinde burada süpürülmesi gereken yerin sınır ve miktarı beyan edilmiştir, nereden başlayıp, nerede biteceği değil.

 

Özellikle ayette bir şeyin başlangıç noktası manasına gelen 'min' kelimesi gelmemiştir. Bu yüzden ayette geçen 'ila' kelimesi hatta müstehap olarak bile parmak uçlarından dirseklere doğru yıkayın manasına gelmemektedir. Ehl-i Beyt (a.s)'ın vasıtasıyla Allah Resulü (s.a.a)'den rivayet edilen amel ve sünnetin de bu yönde olduğunu görmekteyiz.[6]

 

Demek ki 'ila', yıkamanın değil[7] yıkanılan yerin[8] son sınırı manasına gelmektedir,[9] ya da Şeyh Tusi'nin buyurduğu gibi 'min'[10] veya 'maa'[11] manalarına gelmektedir.[12]



[1] -el-Fıkh A'la'l Mezahib-il Hamse, s.80; el-Fıkh A'la'l Mezahib-il Erbaa', c.1, s.65, Mabhes-i Adedi Sünen ve Gayruha…; el-Kahtani, Salat-ul Mü'min, c.1, s.41-42

[2] -Vesail-uş Şia, c.1, Ebvab-ul Vuzu', Bab:15, Bab-u Keyfiyet-il Vuzu' ve Cümletin Min Ahkamihi

[3] -Maide/6

[4] -Vesail-uş Şia, c.1, Ebvab-ul Vuzu', Bab:19, hadis.1

[5] -Ayette geçen 'Merafik' kelimesi, 'Mirfak' kelimesinin çoğulu olup 'dirsek' demektir.

[6] -Daha fazla bilgi için bkz: Atai İsfahani, Neden A'la, s.19-27

[7] -Yani maksat dirseklere kadar yıkamak değil ki dirseklere doğru yıkanması manası çıksın.

[8] -Yani yıkanması gereken yer dirseklere kadardır.

[9] -Kadar

[10] -den/dan

[11] -Birlikte/beraber

[12] -Vesail-uş Şia, c.1, s.406

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar