Gelişmiş Arama
Ziyaret
11295
Güncellenme Tarihi: 2011/03/03
Soru Özeti
İslam neden Avrupaya göre Asya’da daha çok yayılmıştır?
Soru
İslam neden bu bölgede (Asya) daha çok yayılmışken, Avrupa’da daha az yayılmıştır?
Kısa Cevap

İslam Asya’da ortaya çıktığı için orada daha fazla yayılmıştır. İslam dininin Avrupa’da daha az yayılmasının, Müslümanların arasındaki ihtilaflar, Öz Muhammedi İslamın güzel çehresinin anlatılamaması vb. gibi nedenleri vardır.

Hz. Peygamberin vefatından sonra, İslam dinin yayılması için çabalar gösterilmeye başlandı. Ama Müslümanların arasındaki ihtilaflardan dolayı istenilen sonuca ulaşılmadı. Hicri 71’le 389 yılları arasında yeniden başlayan çabalar sonucu Afrika ve Avrupa kıtaları İslamın hakimiyetine girdi ve oralarda da bir ölçüye kadar yayıldı. Günümüzde İslam Avrupa ve diğer kıtalarda gözle görülür ve inkar edimeyecek bir şekilde ilerlemektedir.

Ayrıntılı Cevap

Bu konu bu kısa yazıya sığmayacak kadar çok geniş bir konudur. Ancak şu kadarıyla yetinelim ki, İslam dini Asya’da (Hicaz’da Mekke şehrinde) doğduğundan onun yayılışı da İslamın beşiği olması hasebiyle Asya’da olmuştur. İslam dininin Avrupa’da daha az yayılmasının, Müslümanların arasındaki ihtilaflar, Öz Muhammedi İslamın güzel çehresinin anlatılamaması vb. gibi nedenleri vardır.

Peygamberimizin vefatından sonra Müslümanlar, Saad Vakkas’ın komutanlığında doğuya, bir başka grubun komutanlığında (Amr b. As, Yezid b. Ebi Süfyan, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Şerhebil b. Hasana) Filistin’e ve Halid b. Velid’le Şam’a gittiler. Müslümanlar Faris’e geldiler, ama bu batı ordusu ilerleme kaydedemedi. Çünkü Muaviye b. Ebi Süfyan’ın halifeliği döneminde Rumlarla yapılan antlaşma Müslümanların batıda ilerlemelerine engel olmuştu.[1]

Ayrıca halifeliğin Muaviye tarafından padişahlığa çevirilmesi batının İslamın mahiyetini anlamasına engel oldu ve İslam’a inanmaları için kendilerinde herhangi bir neden göremediler. Bu yüzden büyük Alman bilginlerinden biri şöyle diyor: ‘Muaviye’nin heykelini altından yapıp Almanya’nın başkenti Berlin’e dikmemiz gerekiyor. Çünkü Muaviye’nin İslam’a vurduğu darbe olmasaydı İslam bütün dünyayı kuşatmış, biz Almanlar ve diğer Avrupa ülkeleri Arap ve Müslüman olmuştuk.’[2]

Ama ondan sonra Velid b. Abdulmelik’in zamanında Müslümanlar, Irak, İran, Şam, Mısır ve Afrika’yı Atlantik sahillerine kadar hakimiyetleri altına almış, Cebeli Tarık boğazını geçmişlerdi. Hicri 71 yılında İspanya halkına İslam’ı sunulduktan sonra İslamın daveti diğer Avrupa ülkelerine de ulaştı.

Aynı şekilde Müslümanlar Seyhan ve Ceyhan’dan geçmeyi başarmış, devamlı olarak şehirlerde ve ülkelerde insanları İslama davet ediyorlardı. Böylece Suriye’de merkezi Dimeşk olan büyük İslam imparatorluğu kurulmuş oldu.[3] Dolayısıyla hicri 78 yılı civarına kadar bütün Afrika ve Avrupa İslamın hakimiyetine girmiş oldu. İslamın bu hakimiyeti Avrupa’da hicri 398’e kadar sürdü. 398’de Abdulmelik Mansur’un ölümüyle kardeşi en-Nasır Li Dinillah lakaplı kardeşi Abdurrahman Avrupa hükümetinin başına geçti. O da babası ve kardeşi gibi zamanın Emevi halifesine (Hişam b. Hakem)[4] itina etmiyordu. O, halifelik geleneğinin geri kalanını ortadan kaldırmaya karar verdi. Bu yüzden Hişam’dan kendisini veliaht etmesini istedi. Onun veliahtlığı halkın çoğusunun kızgınlığına ve aile içindeki savaşlara neden oldu. Müslümanlar bu şekilde kendileriyle meşgulken sınırlar korumasız kaldı. İçeride ise taife padişahları ortaya çıktı ve gece gündüz düşmanların gözü önünde birbirlerinin canına düşüp birbirlerini öldürmeye başladılar. Müslümanlar arasındaki bu ihtilaf ve yöneticilerin kötü yönetimleri neticesinde Hıristiyanlar durumu fırsat bilip çeşitli savaşlar yaparak Müslümanları Avrupa kıtasından attılar.[5] Ama sonraları, özellikle günümüzde İslam kültürü Avrupa’da ve dünyanın diğer bütün ülkelerinde önemli ölçüde nüfuz etmiştir.

Bu arada, Avrupalıların gelişmiş teknoloji ve tebliğ imkanlarıyla İslamın çehresini kötü göstermeleri ve hakikatın sesinin halkların duymasına engel olmak için gösterdikleri çabalar da göz ardı edilmemelidir. Bu konu başka bir zaman genişçe ele alınması gereken bir konudur.

Bir başka ihtimalde şudur: Rumlar o zaman Hıristiyan olduklarından Hıristiyanlığı hak bir din olarak görüyorlardı. Savaşarak böyle bir inancın üstesinden gelmek zordu.

Dolayısıyla Müslümanlar onlarla iki cephede savaşmalıydılar. Birisi İslamın hak, Hıristiyanlığın batıl din olduğunun ispatını yapan bilim ve kültür cephesi, diğeri ise düşmanı askeri alanda yenilgiye uğratacak cepheydi. Emevilerin ise bu alanalarda dinlerini savunacak insanları yetiştirmedikleri açıkca görülüyordu.

Bunların yanı sıra, Ehl-i Beyt mektebinin ışığı, Emevilerin taassuplarından dolayı o bölgelere ulaşamadı. Oysa İran ve çevresindeki ülkeler İslamın bu gelişmiş mektebini tanıdıkları için o bölgelerde iki işe birden koyuldular: Biri İslam dinine girmeleri, diğeri onu savunup yaymaları. Abbasilerin, Emevilerin karşında seçtikleri ‘Âl-i Muhammed’in Rızası’ sloganı bu iddiaya en güzel delil olabilir.



[1] -Ahmed b. Ali b. A’sam Kufi, el-Futuh, s.182-305, Muhammed b. Ahmed Mustevfi’nin çevirisi, İntaşarat-ı İlmi Ferhengi, h.ş.1374.

[2] -Salihi Necefabadi, Şehid-i Cavid, s.313, 8. Baskı, Ebi Ca, Bi Ta.

[3] -Şekip Ersalan, Tarih-i Futuhat-ı İslami Der Avrupa, Çeviri: Ali Devvani, s.37, Kitapfuruşi-i Benî Haşim, Bi Ta.

[4] -Bu Hişam, Emevi hakimi olan meşhur Hişam b. Hakem değildir. O, Endülüs hakimlerinden el-Müeyyid Billah’dır. (el-A’lam, c.2, s.310).

[5] -a.g.e. s.295.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerin manası nedir?
    8008 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/09/21
    Molla Mehdi Neraki’nin oğlu olan Molla Ahmed Neraki Şia’nın çağdaş âlimlerindendir ve onun Miracu’s-Saadet kitabında yer alan ergin halifelerden maksadı, Peygamberin (s.a.a) halifeleri; yani masum imamlardır. ...
  • Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi?
    14500 İslam Felsefesi 2011/11/22
    Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ...
  • Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında kaç kişi recim edilmiştir ve bu konu hakkında hangi muteber kitaplar mevcuttur?
    11925 Varie 2012/08/21
    Recim hükmünün konusunun ispat edilmesi zor olması nedeniyle, böyle bir hüküm nadiren icra edilmektedir. Lakin Hz. Peygamber (s.a.a) zamanında bu hükmün icra edilmesi ile ilgili bir takım tarihi veriler mevcuttur. Maız, Yahudi bir erkek ve kadın, Eslemi adındaki bir fert, Beni Gamıt kabilesinden bir kadın ve Cuheyne ...
  • Peygamber her zaman Muaviye’ye, babasına (Ebu Süfyan’a) ve oğluna (Yezid’e) lanet mi ederdi?
    25079 Eski Kelam İlmi 2011/03/03
    Allah’ın dilinden kasıt, Allah’ın kullarına telkin ettiği ilahi sözlerdir.Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) Kerbela’dan geçtiklerinde her birinin başından bir olay geçti. Onlar Allah’tan bunun nedenini sorup cevabını aldıktan sonra Allah-u Rahman şöyle buyurdu: ‘Gök ve yer ehli, Hüseyin’in katiline lanet ...
  • Yüzüğü sağ ele takmak mutlaka gerekli mi?
    57674 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/20
    Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamları(a.s)’nın sünnetlerinden biri ele yüzük takmaktır. Rivayetlerde yüzüğün çeşidi ve üzerindeki nakış hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bir de yüzüğün sağ ele takılması tavsiye edilmiştir. Ancak İslam’daki yüzük takmak ile ilgili hükümlerin hepsi müstehap türündendir ve farz değildir. Sadece erkeklerin ...
  • Acaba Allah’u Teâlâ her Peygamber (s.a.a.) için bir Şeytan karar kılmış mıdır ki o, Peygamberi (s.a.a.) vesveselendirmek için Allah tarafından görevlendirilmiş olsun?
    9329 Eski Kelam İlmi 2011/09/28
    Kur’an’ı kerimin ayetleri esasınca yaratılış nizamını ve ondaki hayır ile şer tekabülünü açıklanmasında cinler ve insanlardan olan Şeytanlar sadece insanlara karşı hile ve tuzak kurma ve Allah’ın dostlarına (velileri) karşı düşmanlık yapma iznine sahip olduğu belirtilmektedir. Ama kesinlikle tekvini olan bu izin Allah ...
  • İbn. Arabî Şii miydi yoksa Sünni miydi?
    25705 تاريخ بزرگان 2011/06/20
    İbn. Arabî’nin şahsiyetinin giriftliği ve İslamî mezhepler ve bu mezheplerin önde gelen şahsiyetlerine karşı takınmış olduğu tavır, onun hangi mezhebe mensup olduğu hakkında görüş ayrılıklarının çıkmasına neden olmuştur. Bazıları onu Ehli Sünnet, bazıları On İki İmam Şia’sı, bazıları İsmailî, bazıları Malikî mezhebine mensup bilmiş ve bazıları mezhep üstü ve ...
  • Acaba Allah yetmiş yaşındakileri seviyor ve seksen yaşındakileri, azap etmeyeceğini söylemiş midir?
    9467 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2015/05/27
    İmam Sadık’tan (a.s.), rivayi (rivayet içerikli) kaynaklarda müminlerin mükâfatı noktasında bir rivayet nakil edilmiş ki şöyle buyuruyor: kırk yaşından sonra imanlı kimseler her on senede Allah tarafından özel merhamet ve lütufla karşılaşıyorlar. Eğer bu rivayetin senedinde, azıcık tesamuh göstersek ve başka rivayetleri de bunun yanına koyup, dikkate alırsak ...
  • Dua ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetinin şifa bulmadaki rolü
    15449 Yeni Kelam İlmi 2009/01/29
    Bu üç amel, hastanın şifa bulması için ayrı ayrı sebep olabilecekleri gibi üçüne birden de başvurulabilir. Ama insan dua ederken (Allah’la irtibata geçip, direkt olarak Ondan şifa isterken) doktora gider ve İmam Hüseyin (a.s)’ın türbetini de yerse daha iyi olur. Zira doktorun tedavisi, ...
  • Uyumak ve istirahat etmek için kıbleye doğru yatmak mı gerekir? Cenaze nasıl defnedilmelidir?
    57632 خواب 2012/06/11
    Bizim rivayetlerimizde uyumak dört şekilde taksim edilir ve bunların en güzel türü müminin sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmasıdır. Ali (a.s) şöyle buyurur: Uyumak dört şekildedir: Peygamberler sırtüstü uyuyorlardı ve gözleri uyumuyordu; Allah’ın vahyi beklentisi içindeydiler. Müminler sağ tarafları üzerine ve kıbleye doğru uyurlar, padişahlar ...

En Çok Okunanlar