Gelişmiş Arama
Ziyaret
8486
Güncellenme Tarihi: 2011/07/14
Soru Özeti
Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
Soru
Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Lokman, 34). “Sonra bu az suyu “alaka” hâline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir” (Müminun, 14). Bu, meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
Kısa Cevap

Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde Allah’ın ilmiyle türdeş olarak değerlendirilemez. İnsanın yaratılışıyla ilgili zikrettiğiniz ayet modern beşeri ilimlerle çelişmemektedir. Hatta ceninin evrim merhalelerinde kemiğin oluşumunun etten önce gerçekleşmesi noktasının Kur’an tarafından ilan edilmesi, Kur’an’ın ilmî mucizelerinden sayılmıştır.

Ayrıntılı Cevap

Sorunuza bakıldığında sizin için ipham taşıyan ve yanıtlanması gereken bazı noktaların bulunduğu gözlemlenmektedir:

1. Beşerin yeni bilgilere ve özellikle geçmişte bulunmayan ve de Allah nezdinde olan bilgilere ulaşması, dinsel ve Kur’anî öğretilerin yok olması ve sarsılmasına neden olur mu?

2. Beşer gerçekten Allah’ın ilmiyle aynı kategoride değerlendirilebilecek bir ilim seviyesine ulaşabilmiş midir?

3. Müminun suresinde cenin ile ilgili işaret edilen hususlar, beşerin modern ilmiyle çelişmekte midir?!

Birinci bölüm hakkında söylemeliyiz ki eğer Kur’an’ın bir yerinde veya bir rivayette Allah’ın bir husustan haberdar olduğu bildirilmişse, bu beşerin söz konusu husustan haberdar olmadığı anlamına zorunlu olarak gelmez. Bu minvalde gökleri ve yeri kendileri için teshir etmesinden dolayı Allah’ın insanlara borçlu olduklarını hatırlatması, bizzat beşerin de sanayi, çiftçilik ve diğer değişik alanlardaki Allah vergisi bu imkânlardan istifade etmek veya bunlardan daha iyi yararlanmak üzere yollar arayıp çabaladığı gerçeğini inkâr etmez. Şu ayete dikkat ediniz: “Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.”[1] Sorunuzda belirtilen istidlal üzere şu netice alınmalıdır: Allah gökler ve yerin yaratılması ve yağmurun gönderilmesini kendisine isnat etmeye ve sizin tabirinizle meteoroloji ilmini itibarsız kılmaya ek olarak, temelden çiftçilik ve gemi sanayisini de inkâr etmiş ve İslam öncesi bin yıllarda mevcut olan insanlar tarafından kazılmış kanallar aracılığıyla su taşıma teknolojisini itibarsız ve değersiz addetmiştir! Çünkü bu hususların tümünü kendinden bilmiştir. Biz, Allah’ın izni olmaksızın elde edilmesi mümkün olmayan insanların ulaştığı ilmin küçük bir bölümünün ilahî sonsuz ilimle tezat arz etmeyeceğine inanmaktayız. İster beşer bir şeyi bilsin, ister bilmesin   

Allah her şeyden haberdardır. Eğer Allah insanların gizlice konuşmasından haberdar olduğunu[2] veya içlerinden geçeni bildiğini[3] buyuruyorsa, bu, bizzat insanların da konuşulan hususları bilmediğine ve içlerinden geçenden haberdar olmadıklarına mı delalet etmektedir?! Bu esasça, eğer Allah tüm işleri bildiğini belirtiyorsa, beşerin de bunlardan bazılarını bilmesi ve kendi hayatlarında onlardan yararlanması imkân dâhilindedir. Elbette bu bile Allah’ın ilmi olmaksızın gerçekleşmeyecektir. Diğer bir nokta da şudur: Beşerin tüm ilerlemelerini kabul etmekle birlikte, bu sınırlı ilmin hatta keşfedilmiş alanlarda dahi Allah’ın ilim ve bilgisiyle temelden farklılıkları olduğunu ve onunla mukayese edilemeyeceğini bilmemiz gerekir. Örnek olarak bu farklılıklar aşağıdaki iki başlık altında incelenebilir:

A - Kapsamlılık Ve Bütünlük:

Bir bilgin güneş sisteminde veya diğer yıldızlarda bir takım keşifler yapabilir, ama tüm evreni yarattığından dolayı sadece Allah onların tümünü tam bir şekilde bilebilir. Başka bir ifadeyle, biz şayet bir yaprağın bir ağaçtan kopmasını takip edebilir ve onun düşüş yerinden haberdar olabiliriz, ama tüm ağaçların yapraklarının akıbetinden haberdar olacak kadar bilgisi olan yalnızca Yüce Allah’tır (düşen hiçbir yaprak yoktur ki onu bilmesin).[4] Veya bir uzman doktor büyük bir dikkatle bir hastanın sorunuyla ilgilenebilir ve onu tedavi edebilir, ama belirli bir zamanda birkaç şahsın tedavisi dışında başkalarının tedavisiyle uğraşamaz. Lakin bir şahsın işlerini halletmek Allah’ı diğer işlerden alıkoymaz.[5]

B – Dikkat Ve Doğruluk:

Siz birçok defa işlevsiz çıkan ceninin cinsiyetini teşhis etme veya onun bazı hastalıklarını saptama hakkındaki ilerlemeyi Allah’ın sonsuz ilmini eleştirmek için bir senet olarak kullanmaktasınız! Eğer Allah annelerin karnında olandan haberdar olduğunu belirtiyorsa, bu yalnız O’nun cinsiyetleri bildiği anlamına gelmez ve sonografi ilminin ortaya çıkmasıyla Allah’ın ilminin beşer ilmi gibi bir şey olduğunu lanse etmemizi gerektirmez! Bilakis İmam Ali’nin (a.s) deyimiyle O, ceninlerin cinsiyetini bilmeye ek olarak, onların güzel mi yoksa çirkin mi, mert mi yoksa cimri mi, mutlu mu yoksa mutsuz mu ve cehennem odun mu yoksa cennette peygamberlerin arkadaşı[6] mı olacağını da bilmektedir. Aynı şekilde cenin ne kadar anne karnında kalacaktır, dokuz aydan önce mi doğacaktır, herhangi bir sebepten ötürü düşük olacak mıdır veya yetersiz bir şekilde mi doğacaktır, belirlenmiş sürede dünyaya gelecek midir yoksa anne karnında daha çok mu kalacaktır[7] gibi tüm hususları Yüce Allah tam olarak baştan itibaren bilmektedir. Hiçbir uzman doktor böyle iddialarda bulunabilir mi ve beşer hiçbir zaman bu düzeyde bir bilgiye sahip olabilir mi? Beşer su ve hava durumunu bir ölçüye kadar öngörebilir veya bulutlara müdahale ederek bir miktar yağmurun yerini değiştirebilir, ama yerkürenin diğer gök cisimleriyle çarpışmasını önleyebilir mi yahut yeryüzünün belirlenmiş yörüngesinden sapmamasını sağlayabilir mi?! Bundan dolayı bilimdeki her yeni ilerlemeyle şu gerçek inanca da ulaşmalıyız: Keşfedilmemiş başka birçok bulgu mevcuttur, onlara ulaşıncaya dek uzun bir yol kat etmemiz gerekmektedir, bu hususu ilim ve bilginin sona eremeyeceğine bir delil saymalıyız ve yeni her bulgu bizi bu düzeni meydana getiren gücün varlığına yöneltmelidir. Sınırlı bilgiye sahip olmak bizi Allah’tan müstağni kılmamalıdır. Sorunuzun son kısmıyla ilgili olarak da açıklamada bulunmak gerekmektedir. Kur’an ayetinin hayat bilgisi kitaplarının içerikleriyle fark ettiğine dair bir delil getirmemenize rağmen, bu alanda sorulan benzer soruları da gözeterek bir takım noktaların vurgulanması gerektiği kanısındayız: Her ne kadar İslam ortaya çıktığı zaman yardımıyla ceninin rüşt merhalelerinin izlendiği sonografi teknolojisi yok idiyse de, o dönem insanları en azından ceninin değişik merhalelerdeki zahirî şeklini tarihin bildirdiğine göre bilmekteydiler. Belki de ömrünün değişik aylarında ve sağlık imkânlarının azlığı nedeniyle veya herhangi bir nedenden ötürü düşen ceninlerin halk ve özellikle de doktorlar ve hekimler tarafından gözlemlenmesi ve teşrih edilmesi suretiyle kendileri hamileliğin değişik dönemlerindeki değişikliklerden haberdar olmaktaydılar. Eğer Kur’an ayetlerinde ceninin gelişim niteliği hakkında belirtilenler, genel ilimle farklı olsaydı, kesinlikle o dönmedeki insanlar tarafından inkâr edilirdi! Bu ayet ve onun modern bilim ile uyuşması hakkında bazı fertlerin zihnine gelen şüphe şundan kaynaklanmaktadır: Onlar ayette ceninin rüşt merhaleleriyle ilgili olarak beyan edilen “sümme” (sonra) kavramını tam bir zaman tertibi mefhumunda algılamış ve mesela kemiğin ilkönce yapılanması ve sonra onun et ile çevrelenmesi tıp ilmiyle uyuşmamaktadır diye eleştiride bulunmuşlardır. Arap edebiyatı ve Kur’an ayetleri üzerine biraz inlemede bulunulması durumunda “sümme” kavramının zorunlu olarak zaman tertibi manasına gelmediği ve eleştiriye konu olamayacağı anlaşılacaktır! Şu ayete dikkat ediniz: “Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.”[8] Hiçbir Müslüman bu ayete isnatta bulunarak ve “sümme”nin manasını göz önünde bulundurarak, Allah ilkönce “onların dönüşü bizedir, “sonra” Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir”, diye buyurmaktadır ve bu yüzden şimdi Allah bizim yaptığımız amellerden habersizdir, diyebilir mi!? Kesinlikle bu söz konusu olamaz. Bilakis eşzamanda meydana gelen hususlar hakkında da “sümme” kullanılabilir. Gerçekte de bir ceninin azaları eşzamanda gelişmekte ve ilkönce bir gelişim merhalesi bitmiş ve ardından sonraki merhale başlamıştır diye bir açıklama yapılamaz. Bu esas uyarınca Müminun suresinin on dördüncü ayeti, herkes için anlaşılabilir olacak şekilde ve tam bir zaman tertibi gözetmeksizin ceninin zahirî değişim sürecine işaret etmiştir. Buna göre insan hayatı ilkönce bir spermayla başlar, ardından bir müddet sonra bu alaka veya bir miktar katışık kan cismine dönüşür ve bir müddet sonra mudgaya yani insan ağzında yer edinebilecek kadar[9] miktarda olan bir ete dönüşür, ardından kemik iskeleti tamamlanır ve eşzamanda bedenin et yapısı tamamlanır ve sonra yeni bir kalıp içinde doğuncaya dek yaşamına devam eder. Yüce Allah böyle bir açıklamayla insanlara sadece kendisinin böyle bir girift süreci yönlendirebileceğini ve sonlandırabileceğini bildirmek istemektedir. Modern bilim de bu ayetin içeriğiyle çelişecek herhangi bir mevzu ileri sürmemiştir. Elbette bazı bilginler kemiğin etin ortaya çıkmasından önce oluştuğunun savunulabileceğini ve bunun Kur’an’ın bilimsel mucizelerinden sayıldığını dile getirmiş ve şöyle demişlerdir: Kemiklerin şekillenmesi etin ortaya çıkmasından öncedir ve bu yirminci yüzyılın ikinci yarısında en yeni araçlardan yararlanarak cenin bilimcilerin keşfetmeyi başardığı bir hakikattir. Bu tarihten önce ceninde et oluşumunun, kemiklerin şekillenmesinden önce gerçekleştiği sanısı insanda hakimdi. Bunu onaylayan delil hamileliğin yedinci haftasında et oluşumundan önce (ceninin boyu 33 milimetreyken) çekilen filmdir. Bu film, çok isabetli film makineleriyle sağlanan X ışıkla çekilmemiştir. Bu film, kemiklerin şekillenmesinin yedinci merhalenin hemen sonunda gerçekleşen et oluşumundan önce olduğunu gösteren en güçlü delildir. Çünkü kemiklerin üzeri et ile kaplanmış olsaydı, X ışık dışında başka bir şeyle kemiklerden bir film elde edilemezdi.[10]



[1] İbrahim, 32.

[2] Mücadele, 7.

[3] Neml, 25 ve Taha, 7.

[4] Enam, 59.

[5] Kuleyni, Muhammed Yakub, Kafi, c. 2, s. 293, Daru’l-Kütübi’l-İslamiye, Tahran, 1365 h ş,   {لا یشغله شیء عن شیء و لا سمع عن سمع و ...}

[6] Nehcü’l-Belağa, hutbe. 128.

[7] Rad, 8.

[8] Yunus, 46.

[9] İbn. Manzur, Lisanu’l-Arab, c. 8, s. 451.

[10] Kur’an Ve Danış: Hulkat-i Danış, Dr. Adnan eş-Şerif, mecelle-i Beşaret, Mehr ve Aban 1378, şımare-i 13.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kemale nasıl ulaşılabilir?
    15302 Pratik Ahlak 2010/02/01
    1- Soruya dört bölümde cevap vermek mümkündür:a) Kemal’in tarifi ve onun ‘tamam’la olan farkı,b) İnsanın kemali,c) İslam dinine göre insanın kemali,
  • İnternetten film ve müzik indirmenin hükmü nedir?
    8283 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/17
    Film müstehcen ve müzik haram türden olursa onları indirmek, izlemek ve dinlemek, site sahiplerinin izniyle ve parasını ödeyerek olsa bile haramdır. Ama izlenmesi ve dinlenmesi caiz olan film ve müziklerin indirilmesi, site sahiplerinin koyduğu şartlara uyularak ve parasını ödeyerek olursa sakıncasızdır. Yoksa hırsızlık olur ve caiz değildir. ...
  • Acaba Allame Meclisi Safeviye hükümetinin övücüsü müydü? Yoksa dinin tebliğcisi miydi?
    8505 تاريخ بزرگان 2012/02/14
    Şia âlimlerinin Safeviye hâkimleri ya da diğer yöneticilerle işbirliği içinde olmaları bu hâkimlere meşruiyet vermek veya onları teyit etmek cihetiyle değil, Şia Mezhebi ve Şia camiası için son derece olumlu faydaları olan toplumsal ve dini maslahatları dikkate almaları cihetiyledir.Allame Meclisinin siyasi kimliği ve siyasi faaliyetlerine yapılan eleştiriler onun Safevi ...
  • Erkeğin beyaz altın takması haram mıdır?
    140519 Erkekler İçin Altın Ve İpeğin Haram Olması 2012/05/30
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Beyaz altın denen şey, renk veren bir madde katılması sonucunda beyaza dönüşen sarı altınsa haramdır. Ama altın onda yok denecek kadar az ise sakıncası yoktur; ayrıca platin de sakıncasızdır. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Altın (suyla rengi değiştirilse bile) boyuna takılan zincir, ...
  • İmamlardan bazılarının imam oluşunda şüphe etmenin bir sakıncası var mı?
    6872 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    İslami inanç birbiriyle uyumlu ve birbirine bağlı bir zincirden ibarettir. Eğer bu zincirin bir halkası yok olursa zincir kopar ve yararsız duruma gelir. Ehl-i Beyt imamlarına inanç da bu türdendir. Bu imamların imam makamına gelmeleri Allah tarafında olduğuna göre bunlardan birinin inkar etmek bile hepsini inkar sayılır. ...
  • Tesnim adlı tefsir kitabında kuranın sübut ve ispat makamına işaret edilmiştir. Bu iki makam arasındaki farkı nedir?
    10418 Tefsir 2012/04/02
    Kuran’ın sübut makamı, Kuran’ın kendi başına hüccet olduğu anlamındadır. Bu asılca bu mukaddes kitap kendi kendince asıl itibariyle hüccet sayılmaktadır. Ama Kuran’ın ispat makamı kuranı kerimin zati itibarıyla hüccet olmasının yanı sıra diğer metinleri ve farklı akideleri ispatlama ve onları değerlendirme ölçüsü kabiliyetine sahiptir olması anlamındadır. Çok ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8543 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Dinle kültür arasında ne gibi bir ilişki vardır?
    31596 Yeni Kelam İlmi 2009/06/16
    Din ile kültürün arasındaki ilişkinin anlaşılabilmesi için dinin ve kültürün mahiyet, hedef ve işleyişini tam olarak bilinmesi gerekir. Dinle kültür arasında her hangi bir ilişkinin olmadığını söyleyenler varsa da bu görüş geçerli değildir. Ancak bir kısım kültürler, kemale ...
  • Bankanın verdiği taksitli krediyle umre için kayıt yaptırmak istiyorum. Bunun şer’i hükmü nedir?
    8569 Banka Hizmetleri 2012/04/11
    Ayetullah el-Uzma Hamanei’nin Bürosu: Şartlara uygun şekilde kredi almanın sakıncası yoktur. Ama son zamanlarda bankaların hac ve umre için verdikleri krediler hususunda yüce rehberlik makamının hac işlerinden sorumlu bi’se’si tarafından yayınlanan ve çeşitli ajanslarda yayınlanan bildirilere bakın. Ayetullah el-Uzma Sistani’nin Bürosu: Bu şekilde umreye ...
  • İnsan yeryüzünün mü en üstün varlığıdır, yoksa tüm varlık aleminin mi? Acaba insandan daha üstün bir varlığın yaratılması mümkün mü?
    50754 Yeni Kelam İlmi 2009/11/10
    Bize göre insan, varlık âleminde -ister yerde olsun ister gökte- bütün varlıkların en üstünüdür. Biz bunu insanın yaratılışı hakkında ki ayet ve hadislerden anlıyoruz. İnsanın üstün olmasının nedeni onun sahip olduğu şu özelliklerdir: 1-İahi bir ruha sahip olması, 2-Meleklerin secde ettiği varlık olması, 3-Yaratılışın ve varlığın ...

En Çok Okunanlar