Gelişmiş Arama
Ziyaret
21099
Güncellenme Tarihi: 2011/06/14
Soru Özeti
Kuranı kerim dağları yeryüzünün çivileri şeklinde tanımlamış, Kuranı kerimin bundan maksadı nedir?
Soru
Dağları yeryüzünün çivileri olarak tanımlayan ayetlerin anlamı nedir?
Kısa Cevap

İslami kaynaklarda dağlar için değişik faydalar ve nitelikler dikkate alınmıştır. Yeryüzüne çakılmış çiviler misalinde olmaları bu niteliklerden bir tanesidir. Dağlar yeryüzü için ölçü aletleri gibi çalışmaktadırlar. Yeryüzü küresinin dağılmasını, dolayısıyla yeryüzünü üzerinde yaşanılamayacak bir alem konumuna gelmesini engellemektedir. Çağdaş bazı düşünürler de yeryüzünde yaşanılabilmesi için dağlar tarafından sağlanılmış itidalin zorunlu olduğunu belirtmişlerdir. Buna binaen şunu kabul etmek gerekir ki kuranı kerimin dağları çivilere benzetmesi dağların şekil bakımından çivilere benziyor anlamında değildir. Zira kendi gözlerimizle dağların böyle olmadığını müşahede etmekteyiz. Kuranı kerim tarafından dağlar çivilere benzetmesindeki maksat dağların da çivilerin işini yaptığını beyan etmektedir. Birbiriyle ilintilendirilmiş parçalar çiviler vesilesiyle kenetlendirilmiş ve dağılmaları engellendiği gibi dağlar vesilesiyle de yeryüzü bir anlamda ayakta tutulmuş ve dağılmaları engellenmektedir.

Ayrıntılı Cevap

İlkin dağların yeryüzünde üstelemiş oldukları rolü anlatan ayetleri gözden geçirmeliyiz. Bu ayetlerde hangi özelliklere ve niteliklere işaret edildiğine bakalım. Daha sonra dini öğretilerini ve günümüz dünyasında kabul görülmüş gerçekleri dikkate alarak bu rolü incelemeye tabi tutacağız.

Yeryüzünde dağların üstelemiş oldukları rolden bahis eden ayetler ve sahip oldukları faydaları ve nitelikleri anlatan kuranı kerimde birçok ayet var olmaktadırlar:

1-   Dağlardan sığınaklar ve evler şeklinde hem insanlar[1] hem diğer hayvanlar[2] istifade edebilirler.

2-   Değişik türlerden taşlar ve topraklar farklı renklerle dağlarda var olmaktadırlar[3]

3-   Dağlar, zahiri görünüşlerindeki sebatın tam tersine hareket halindedirler.[4]

4-   Dağlar Allah ı tespih ve Onu hamdü-sena etmekle meşguldürler.[5]

5-   Dağlar yeryüzüne yönelik çiviler misalinde görev yapmaktadırlar.[6]

6-   Dağlar yeryüzünü dağılmaktan koruyor ve itidalini sağlamaktadırlar.[7]

7-   Son olarak birçok ayette dağların kıyametin gerçekleşeceği günde hangi duruma gireceğinden ve yerle bir olacağını anlatmaktadırlar.[8]

İnsanların ve diğer hayvanların içinde barındığına ve farklı ve türlü madenlerin dağlarda saklı olduğuna işaret eden ayetlerin birinci ve ikinci bölümü ispatlanmaya gerek duyulmayacak kadar çok açık şeylerdir. Ayetlerin işaret ettiği üçüncü nokta yani dağların hareket halinde olduğuna söyleyen ayetlerin bu iddiasını her ne kadar geçmişte çok acayip sayılabilinirdi ama günümüz dünyasında çokta acayip görülmemektedir. Zira kıtaların hareket halinde, birbirinden tedrici bir şekilde ayırdığını söyleyen faraziyeye dikkat edildiğinde bu durum garipsenecek bir durum olmadığı açıktır. Hakeza; daha küçük çapta dağların yerinden kaydığını ve aralarında çatlakların gerçekleştiğini müşahede ediyoruz. Dolayısıyla dağların hareket halinde olduğu iddiayı ispatlamak pek zor değildir. Dağların Allah ı hamdü-sena ettiği iddiası kuranın nassına göre diğer varlıkların ibadeti gibi birçok insanlar için derk edilemiyor.[9] Yedinci bölümde işaret edilenin ilmi de Allah katında ve bir bölümüne işaret edilmektedir. Bu nedenle maddi ve fiziksel yollarla ispatlayamayız.

Ama beşinci ve altıncı bölümde işaret edilen konular bağlamındaki ayetleri anlamak bizim anlayabileceğimiz alana giriyor ki sizin sorunuz da bunlarla irtibatlıdır. Bu bağlamda şunu söylemek mümkün: Kuranın nüzul döneminde insanların dağların yeryüzündeki istikrarı niteliğiyle alakalı pek bilgileri olmamasına rağmen kuranın bazı ayetleri bazı konulara işaret etmiştir ki daha sonra bu konuların doğru olduğu tespit edilmiştir. Dağların yeryüzünde çiviler misalinde olan konu bu konulardan bir tanesidir. "dağları da birer kazık yapmadık mı" (nebe 7).

Kuranı kerimin maksadı dağlar çiviler gibidir anlamında olmadığı çok açıktır. Zira insanlar tarafından müşahede edilen birçok dağ çiviler gibi olmadığı rahatlıkla anlaşılmaktadır. Kuranı kerim şunu anlatmaktadır ki dağlar çivilerin rolünü üstlenmektedirler. Bu konu dağların yeryüzünde dikildiğini[10] ve sağlam (muhkem)[11] olduğunu açık bir şekilde dile getiren diğer ayetlerden den anlaşılıyor.

Kuranın nüzul dönemindeki insanlar dağları görüyor ve köklerinin ağaçlara çakılmış çiviler gibi sağlam ve kilometrelerce yerlerin diplerine uzadığından bihaber idiler. Ama günümüz insanı bu gün bunu bilmektedir. Dolayısıyla çiviler misalinde yeryüzüne çakılmış dağların bu durumunu insanlar için abes, faydasız ve anlamsızdır şeklindeki düşünceye kapılmamak gerekir. Zira günümüzün bilimine göre dağların rüzgârların, suların ve genel anlamda yeryüzündeki düzeni ve sistemi koruma ve hidayet etme noktasında üstelemiş oldukları rolünü çok kolay bir şekilde anlayabiliriz. Kuranı kerimde işaret edilen bir diğer nokta var. Oda şu: Yeryüzüne çiviler misalinde çakılmış olan dağlar var olmamış olsaydı yeryüzü itidalden çıkacaktı dolayısıyla üzerinde yaşam imkânsılaşırdır. Aşağıdaki ayetlerden; en temide bikum" ve "en temide bihim" itidalsizlik istifade edilmiştir. Ama itidalsizliğin anlamı nedir? Acaba yerin itidalsiz oluşu ve Onun varoluşun (mevcut) istikametinden sapması anlamında mıdır? Ya çok şiddetli tufanların esmesiyle bu kürenin üzerindeki eşyaların sarsılması anlamında mıdır? Veya …? Her halükarda kuranı kerimde ve rivayetlerde kabul görülmüş ve açık bir şekilde[12] kendisine işaret edilen şey şu: Yeryüzünün çiviler misalinde dağlarla çakılması yeryüzündeki yaşamın sistemli ve bir düzen içinde yürümesini sağlamış olmasıdır. Farklı ve değişik kitaplar[13] ve siteler[14] bu konuyla alakalı daha fazla bilgiler sunmaktadırlar. İsterseniz bu kaynaklara müracaat edebilirsiniz.



[1] Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. (nahl 81).

[2] Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” (nahl 68).

[3] Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var. (fatır 27).

[4] Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler

[5] Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik. (enbiya 79); Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. (sad 18); Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. (hac 18); Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik (sebe 10). Ve…

[6] Nebe, 7.

[7] Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. (nehl 15); Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik. (enbiya, 31); Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. (lokman, 10).

[8] Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. (Kehf, 47); (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.” (taha, 105); Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır. (vakia, 5); Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. (mearic, 9); ve…

[9] Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. (isra 44).

[10] Devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? (ğaşiye 19).

[11] Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. (naziat, 32).

[12] "Nehcül-balaga", hutbe 1, Kum: intişarat-i darul-hicre, s. 39.

[13] MEKARİM-İ ŞİRAZİ, Nasır, "tefsir-i nümüne", c. 11, s. 183.

[14] http://www.quranology.com - www.quransc.com

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar