Gelişmiş Arama
Ziyaret
8654
Güncellenme Tarihi: 2011/10/22
Soru Özeti
“Ben Ebubekir ve Ömer’in men ettiği bir şeyi geri vermekten hayâ ederim” diye Hz. Ali’den (a.s) nakledilen Fedek hakkındaki bu hadis muteber midir?
Soru
Seyid Mürteza Alemü’l-Hüda’nın yazdığı Şafi kitabında Hz. Ali’nin (a.s) “ben Ebubekir ve Ömer’in men ettiği bir şeyi geri vermekten hayâ ederim” diye Fedek hakkında buyurduğu bir rivayet mevcut mudur? Lütfen Fedek hakkında Ehli Sünnet kaynaklarından istifade ederek kâmil bir açıklamada bulunur musunuz?
Kısa Cevap

Eş-Şafi kitabının dördüncü cildinin yetmiş altıncı sayfasında İmam Ali’ni Fedek’i geri vermesi hakkında şöyle bir rivayet nakledilmiştir: “Ben Ebubekir ve Ömer’in men ettiği bir şeyi geri vermekten hayâ ederim.” Okuyucu bu sayfalarda bu rivayeti okurken onun Seyid Mürteza’nın sözlerinden olduğunu sanmaktadır. Ama eş-Şafi kitabının el-Muğni’deki Kadı Abdülcebbar’ın görüşlerini reddetmek için yazıldığını hatırlatmak gerekir. O halde bu rivayetin Kadı Abdülcebbar’ın sözlerinden olduğu kesindir. Merhum Seyid Mürteza eş-Şafi kitabının dördüncü cildinin yüz dördüncü sayfasında kısa olarak yetmiş altıncı sayfada nakledilen bu rivayete cevap vermektedir. Kendisinin cevap verme eyleminden, bu rivayeti yetmiş altıncı sayfada Abdülcebbar’ın “el-Muğni” kitabından nakletmiş olduğu iyice ve açıkça anlaşılmaktadır.

Ayrıntılı Cevap

Siz Fedek hakkında 3425. Soru’da (Site: 4214) detaylı bilgiler elde edebilirsiniz. Ama burada incelenmesi gereken şey, Seyid Mürteza Alemü’l-Hüda’ya isnat edilen husustur. Alemü’l-Hüda olarak meşhur olan Seyid Mürteza, İmamiye’nin en büyük âlim, bilgin ve mütekellimlerindendir. Seyid Mürteza’nın önem verdiği hususlardan biri de inançsal mesele ve şüphelere cevap vermekti. Ehli Sünnet kategorisindeki Mutezile mezhebinin büyük âlimlerinden olan Kadı Abdülcebbar “el-Muğni” adında bir kitap yazar. Bu kitapta İmamiye’nin görüşlerini çürütmeğe değin büyük bir çaba sarf eder. Seyid Mürteza ona karşılık olarak “eş-Şafi Fi İmamiye” kitabını yazar ve Kadı Abdülcebbar’ın vehim ve kuruntularını çürütmeyi iyice başarır. Ehli Sünnete mensup Ebu’l-Hasan Basri adında bir başka şahıs, Seyid Mürteza’nın eş-Şafi kitabına bir eleştiri yazar.[1] Seyid Mürteza, Merasim kitabının yazarı “Salar b. Abdülaziz” adındaki değerli bir öğrencisine Ebu’l-Hasan Basri’nin sorularına cevap verecek bir kitap yazmasını emreder. Salar, Ebi’l-Hasan’a cevap mahiyetinde “er-Red Âla Ebi’l-Hasan Basri Fi Nakzihi Kitabı’ş-Şafi Fi’l-İmame” adında bir kitap yazar.[2] Merhum Muhammed Cevad Muğniye eş-Şafi kitabı hakkındaki açıklamada şöyle yazar: (Bu kitabın tüm güzellik ve şahsına münhasır özelliklerine rağmen) Maalesef bu kitabın kaynakları iyi bir şekilde çıkarılmamış ve basılmamıştır. Bu kitabın bapları bazı yerlerde sırayla belirtilmemiştir. Yaklaşık bin sayfalık olan bu büyük kitabın başında bismillah ve sonunda da dua olmasaydı, başı ve sonu bile belli olmazdı. Sanki bir şahsın sözleriymiş gibi veya bir tür ipten örülmüş bir elbiseyi andırırcasına Abdülcebbar ile Şerif Mürteza’nın sözleri birbiriyle karışmış ve terkip olmuştur.[3] Merhum Muğniye’nin açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, Kadı Abdülcebbar ve Seyid Mürteza’nın reddiyesi birbiriyle karışmış ve hatta bazen Seyid’in sözlerini Kadı’nın sözlerinden ayırmak sorun doğurmaktadır.

İddia Edilen Rivayet

Eş-Şafi kitabının dördüncü cildinin yetmiş altıncı sayfasında İmam Ali’ni Fedek’i geri vermesi hakkında şöyle bir rivayet nakledilmiştir: “Ben Ebubekir ve Ömer’in men ettiği bir şeyi geri vermekten hayâ ederim.” Okuyucu bu sayfalarda bu rivayeti okurken onun Seyid Mürteza’nın sözlerinden olduğunu sanmaktadır. Ama belirtildiği gibi eş-Şafi kitabı el-Muğni’deki Kadı Abdülcebbar’ın görüşlerini reddetmek için yazılmıştır. O halde bu rivayetin Kadı Abdülcebbar’ın sözlerinden olduğu kesindir. Bu iddianın karine ve delilleri sayılan birkaç husus mevcuttur ve biz onlara işaret edeceğiz:

1. Bir İmamiye mütekellimi ve âlimi olarak Seyid Mürteza’nın Fedek hakkındaki savunma ve delilleri bu kitapta ve kendisinin diğer kitaplarında açıkça belirtilmiştir. Bu rivayetin naklinin kendisine ait olmadığı hususu kuşkuya yer bırakmamaktadır. Hatta onu reddetmeye çabalamıştır.

2. Bu kitabın düzenleniş şekli, bazı bölümlerde Seyid ve Kadı’nın sözlerini tam olarak birbirinden ayırt etmeye izin vermemektedir. Bu konu da hataya sebep olmuştur.

3. Enteresan olan, bu rivayetin Şia’nın hiçbir hadis kitabında ve Ehli Sünnetin hadis külliyatında bulunmayışıdır. Bu husus söz konusu rivayetin uydurulmuş olduğunu iyice göstermektedir. O halde eğer bir şey mevcut olsaydı, Ehli Sünnet kitaplarında (zayıf bir hadis sıfatıyla olsa bile) nakledilirdi. Elbette, bu hadisin benzeri Ehli Sünnet kitaplarında ikinci halife Ömer’e isnat edilmiştir.[4] 

4. Merhum Seyid Mürteza eş-Şafi kitabının dördüncü cildinin yüz dördüncü sayfasında kısa olarak yetmiş altıncı sayfada nakledilen bu rivayete cevap vermektedir. Kendisinin cevap verme eyleminden, bu rivayeti yetmiş altıncı sayfada Abdülcebbar’ın “el-Muğni” kitabından nakletmiş olduğu iyice ve açıkça anlaşılmaktadır. Seyid Mürteza şöyle demektedir: Müminlerin Önderinin (a.s) hilafete ulaştığı zaman Fedek ile uğraşmadığı ve onu terk ettiğine dair belirtilenlere cevap olarak kendisinin sözü edilen dönemde ciddi bir takiye içinde olduğunu söylüyoruz (eğer bu konuyu dile getirseydi kesinlikle halk tarafından reddedilecekti).[5] Bütün bu karine ve delillerden hareketle, kendisinin rivayet olduğu iddia edilen bu sözü nakletmedeki amacının onu reddetmekten başka bir şey olmadığı anlaşılabilmektedir. Bu rivayeti farz olarak kabul etmiş olsa bile, Hz. Ali (a.s) zamanındaki takiye sebep ve şartlarına işaret etmiş ve bu rivayete reddiye yazmıştır.      



[1] Tahrani, Şeyh Ağa Bozorg, ez-Zerie İla Tesanifi’ş-Şia, c. 10, s. 180, Neşr-i İsmailiyan, Kum, 1408.

[2] a.g.e.

[3] Seyid Mürteza Alemü’l-Hüda, Ali b. el-Hüseyin, eş-Şafi Fi’l-İmamet, Mukaddime-i Şafi, c. 3, s. 19, Neşr-i Merkez-i Ebhas-ı Akaidiye, Bi Ca, Bi Ta.

[4] el-Kabançi, Seyid Sadruddin, Tarihu’t-Teşeyyü el-Fikri Ve’s-Siyasi, s. 176, Naşir: Merkez-i Ebhas-ı Akaidiye; Beyhaki, Ahmed b. el-Hüseyin, es-Sünenü’s-Suğra, c. 2, s. 184, "و أخبرنا أبو عبد الله الحافظ ، ثنا أبو العباس محمد بن یعقوب، ثنا یحیى بن أبی طالب، نا یزید بن هارون، نا عاصم الأحول، عن الشعبی، قال: سئل أبوبکر عن الکلالة؟ فقال: « إنی سأقول فیها برأی فإن یکن صوابا فمن الله، و إن یکن خطأ فمنی و من الشیطان: أراه ما خلا الولد والوالد. فلما استخلف عمر قال: إنی لأستحی الله أن أرد شیئا قاله أبو بکر»

[5] Eş-Şafi, c. 4, s. 104.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar