Gelişmiş Arama
Ziyaret
23586
Güncellenme Tarihi: 2011/12/10
Soru Özeti
Miraç nedir? Hz. Muhammed’in (s.a.a) dışında da bir peygamber miraca gitmiş midir?
Soru
Sizden miraç hakkında birkaç soru sormak istiyorum: 1) Miraç nedir? 2) Hz. Muhammed’in (s.a.a) dışında miraca giden peygamber var mı? İmam Sadık’tan (a.s) Peygamberimizin (s.a.a) 120 kere miraca gittiği rivayet edilmiştir. Peygamberimizin kaç kere miraca gittiği ve bayramını yaptığımız zamanı konusundaki ihtilaflar, ayrıca Peygamberimiz miraca gittiğinde neler gördü, dönüşü nasıl oldu ve döndüğünde neler yaptığı hakkında bilgi verir misiniz?
Kısa Cevap

Miraç, Arapça’da göğe çıkmak için kullanılan vasıta demektir. Rivayet ve tefsirlerde ise Peygamberimizin (s.a.a) fiziki olarak Mekke’den Beytu’l-Mukaddes’e gitmesine, oradan göğe çıkmasına, sonrada tekrar Mekke’ye dönmesine miraç denmektedir. Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Resulullah’ın (s.a.a) dışında herhangi bir peygamber miraca gitmemiştir; sadece Hz. Süleyman, Hz. İdris ve Hz. İsa gibi peygamberler miracın bazı merhalelerinin benzerini yaşamışlardır. Yine rivayetlerden Peygamberimizin (s.a.a) miraca bir kere gittiği anlaşılsa da farklı özelliklerde defalarca miraca gittiğide söylenebilir.

Miracın zamanı konusunda rivayetler değişik olsa da hangisinin doğru olduğu konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Kesin tarihi bilmemek benzeri birçok olayda olduğu gibi burada da böyle bir şeyin gerçekleşmediği manasına gelmez.

Peygamberimiz (s.a.a) miraçtan sonra direkt olarak Mekke’ye dönmüş, bu önemli olayı Kureyş’e anlatmış ve onu delillerle ispat etmiştir. Ayrıca nübüvveti boyunca miraçta gördüklerinden söylenebilecek olanları sade bir şekilde insanlara anlatıyordu. Onların çoğu rivayet ve tefsir kitaplarında kaydedilmiştir.   

Ayrıntılı Cevap

Sorunuza cevap verebilmek için önce onu bölümlere ayıracak sonra incelemeye alacağız:

1) Miraç nedir ve İslami metinlerde nasıl kullanılmıştır?

2) Peygamberimizin (s.a.a) dışındaki peygamberlerden miraca giden var mı yoksa bu konu yalnızca Resulü Ekrem’e mi (s.a.a) özgüdür?

3) Peygamberimiz (s.a.a) kaç kere miraca gitmiştir?

4) Miraç tam olarak ne zaman gerçekleşti?

5) Peygamberimiz (s.a.a) miraçta neler gördü?

6) Peygamberimiz (s.a.a) miraçtan nasıl döndü ve döndükten sonra neler yaptı?

Şimdi bunları sırasıyla ele alalım:

1) Miraç, Arapça’da göğe çıkmak için kullanılan vasıta demektir. Bu dilde merdivene de miraç denilmektedir. [1]

Kur’an- Kerim, İsra suresinin birinci ayetinde Resul-i Ekrem’in (s.a.a) mucizevi bir şekilde Mescidu’l-Haram’la (Mekke) Beytu’l-Mukaddddes (Mescidu’l-Aksa) arasındaki uzak mesafeyi Allah’ın yardımıyla bir gecede gittiği anlatmaktadır. Bu yolculuk daha uzun bir yolculuğa, yani göklerde dolaşmaya ve ilahi ayetleri görmeye hazırlık olmuştur. Olayın ikinci kısmı Necm suresinin ilk ayetlerinde anlatılmıştır.

Bununla birlikte miraç kelimesi Kur’an’da geçmemiş, bu kelime rivayetlerde ve söz konusu ayetlerin tefsirinde Leyletü’l-Miraç (Miraç Gecesi) şeklinde gelmiştir. Ona böyle bir ad verilmesi Peygamberimizin (s.a.a) bu yolculukta ‘Burak’ adlı bir bineğe bindiği için olabilir. [2]

Kısacası biz ne zaman burada bu kelimeyi kullansak maksadımız Peygamberimizin (s.a.a) bu güzel ve mucizevi yolculuğu olacaktır. [3]

2) Bu mucizenin Peygamberimizle (s.a.a) sınırlı olup olmadığı konusuna gelince, akli ve dini ölçülere göre diğer peygamberlerinde Allah’ın yardımıyla mucize hızıyla yerde ve gökte hareket etmelerine ve Allah’ın ayetlerini görmelerine her hangi bir engel yoktur. Ancak Kur’an-ı Kerim’den ve sahih rivayetlerden bu şekilde göğe çıkıp sonra ümmetinin içine dönerek tebliğine devam eden hiç bir peygamberin olmadığı anlaşılmaktadır.

Bazı ayetlerde, Hz. Süleyman’ın (a.s) rüzgarın vasıtasıyla süratle dünyanın çeşitli yerlerine gittiğinden [4] veya İdris (a.s) [5] ve İsa (a.s) [6] gibi peygamberlerin göğe yükseldiklerinden bahsedilmektedir. Ama yukarıda da değindiğimiz gibi bunların hiç biri Peygamberimizin (s.a.a) miracına tam olarak benzememekteler. Zira Hz. Süleyman’ın (a.s) yolculuğu yeryüzünde idi. Hz. İdris (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ise göğe yükseldiler ama dönmediler. Şii rivayetlerine göre İdris (a.s) gökyüzünde vefat etmiş, [7] İsa (a.s) ise gökte olup Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhurunu ve Ona yardım etmeyi beklemektedir. [8]

3) Allah’ın kuluna ve resulüne böyle bir mucizeyi defalarca verebileceğine inanıyorsakta miraçla ilgili ayetlerden ve rivayetlerin tamamına yakınından bu özellikteki bir miracın Peygamberimizin (s.a.a) yaşamında bir kere gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Allah Resulü’nün (s.a.a) miracının iki kere veya 120 kere gerçekleştiğini söyleyen rivayetlere [9] gelince bunlar hakkında diyoruz ki:

a- Böyle rivayetlerin sayısı az olup, dolaylı ve açık şekilde miracın bir kere gerçekleştiğini söyleyen rivayetler karşısında zayıf kalmaktalar.

b- Söz konusu az sayıdaki rivayetlerin senetleri de fazla muteber değildir. Örneğin birinci rivayetin senedindeki Ali b. Ebi Hamza denen kimse zayıf biridir; [10] Kasım b. Muhammed denen kişi ise Vakıfi’dir. [11] İkinci rivayetin senedinde ise Seleme b. el-Hattap gibiler vardır. Rical ilmi alimleri onun rivayet nakletmede zayıf olduğunu söylüyorlar. [12]

c- Bununla birlikte Peygamberimizin (s.a.a) fiziki miracının bir kere, ama manevi miracının defalarca olduğunu söyleyebiliriz. Miracın tekrarlandığını söyleyen rivayetler ruhani miraçlara işaret etmekte, hatta peygamberlerin dışındaki kimseler içinde gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz. Nitekim namazın müminin miracı olduğunu belirten rivayetler vardır. [13]

4) Hatırlatmak gerekir ki, birçok tarihi olayın kendisine, öğretilerine, ibretlerine dikkat etmek onun zamanını tam olarak bilmekten çok daha önemlidir. Zaman ve mekana haddinden fazla önem vermek asıl olaydan bir tür uzaklaşmak demektir. Belkide bu yüzden Allah Kur’an’da bir çok peygamberin adını ve yaşamını zikrederken hiç birinin doğum, bi’set ve vefat tarihini tam olarak vermemiş, birinin dışında [14] hiç bir peygamberin peygamberlik süresini zikretmemiştir.

Kaldı ki miraç, henüz İslam’ın temellerinin zayıf olduğu ve İslam tarihinin yazılmaya başlanmadığı dönemde gerçekleşmişti. Bu yüzden miracın zamanı konusunda Müslüman tarihçiler arasında görüş birliği yoktur. Kimilerine göre bi’set’in 10. yılında, kimilerine göre ramazanın 16’sını 17’sine bağlayan gece, kimilerine göre de bi’setin başlarında gerçekleşmiştir.’ [15] Bundan dolayı miracı kutlamak istediğinizde bu tarihlerden birini, hatta başka bir tarihi bu amaç için seçebilir ve o tarihte onu ele alıp inceleyebilirsiniz. Bunun başka bir tarihte olmasının sakıncası yoktur.

5- İsra suresinin 1. ayetine göre miracın hedefi ilahi ayetleri Peygambere (s.a.a) göstermektir. Kur’an, yerde ve göklerde ne varsa tümünün, hatta insanların bile Allah’ın ayetleri olduğunu vurgulamaktadır. [16] Buna göre Allah miraçta yalnızca normal ayetleri değil onların yanı sıra çok büyük ayetleri Peygamber (s.a.a) gibi onları derkedebilecek birine göstermek istemiştir. Allah bu ayetleri ‘Allah’ın büyük ayetler’ diye nitelemiştir. [17]

Biz derkedemeyeceğimiz için Peygamberin (s.a.a), orada yaşadıklarının tümünü söylemediği kesindir. Ama birçok rivayette orada yaşadıklarının bir kısmı anlatılmıştır. Ancak Müslümanlar olayın aslını kabul etmelerine karşın malesef hadis yazmada meydana gelen duraklamadan dolayı bu alanda çeşitli ve bazende çelişkili rivayetler karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden Şeyh Tabersi bu alandaki rivayetleri dört kısıma ayırmış, her kısıma örnekler getirerek onlar hakkında nasıl bir görüşe sahip olmamız gerektiğinin yolunu göstermiştir:

1. Kısım: Bu gruptaki rivayetler mütevatir olup doğruluklarında şüphemiz yoktur. Peygamberimizin (s.a.a) miraca gittiği konusunu ele alan ama ayrıntılara girmeyen rivayetler bu türdendir. Böyle rivayetler doğal olarak kabul görürler.    

2. Kısım: Miracın akıl ve dinin ilk ölçüleriyle çelişmeyen bazı ayrıntılarını anlatan rivayetler; Peygamberimizin göklerde dolaşması, peygamberlerle görüşmesi, arş, sidretu’l münteha, cennet ve cehennemi görmesi bu ayrıntılardandır. Bunları kabul ediyor ve bazıları gibi rüyada değilde Peygamberimiz (s.a.a) uyanıkken gerçekleştiğine inanıyoruz.

3. Kısım: Kimi rivayetlerin zahirleri bazı bilgilerimizle uyuşmamaktadır. Ama bazı yönlerden bu uyuşmazlık giderilebilir. Örneğin Peygamberimizin (s.a.a) cennettekilerin nimetler içinde olduğunu, cehennemdekilerinde azapladıklarını görmesi gibi (burada kıyamet gelmeden insanlar nasıl cennette ve cehennemde olabilirler sorusu akıla gelebilir. Cevap olarak diyoruz ki: Onlar berzah cennet ve cehnnemi olabilir veya onların kendileri değilde isim, sıfat ve misali cisimlerini görmüştür). Böyle rivayetleri tevilleriyle kabul etmek gerekir.

4. Kısım: Zahirleri sahih ve ölçülere uygun olmayan, tevilleride çok zor olan rivayetlerdir. Mesela Peygamberin (s.a.a) Allah’la beraber bir tahtın üzerinde oturması gibi. Böyle rivayetlerin reddedilmesi gerekir. [18]

Bu alanda ki onca rivayeti bu kısa yazıda aktarmak mümkün olmayacağından, bu konudaki kitap ve makalelere bakabilirsiniz. [19] Sizin için herhangi bir rivayet anlaşılmaz olursa bize yazarak onun hakkında açıklama isteyebilirsiniz. Bizde Allah’ın yardımıyla onu size açıklarız.

6- Peygamberimizin (s.a.a) miraçtan nasıl döndüğü ve döndükten sonra neler yaptığı konusunda bazı rivayetlerde Peygamber Efendimiz gökten döndükten sonra direkt olarak Mekke şehrine geldiği ve kendileri hakkında çok endişe duyan Ebu Talib’le görüştüğü nakledilmiştir. [20] Sonra miraç olayını Kureyş’e haber vererek onların bu konudaki şüphe ve sorularını cevapladı. Örneğin Beytu’l Mukaddes’in özellikleri [21] ve yolunun üzerinde olan Kureyş’in kervanı hakkında [22] sorular sormuş Peygamberimizde (s.a.a) onları cevaplamıştır.

Allah Resulünün (s.a.a) miraçta uygun gördüğü şeyleri sonradan anlattığı konusunda rivayetler vardır. Bu rivayetlerde ‘Esra Bi’ (Götürdü Beni) veya Araca Bi (Yükselltti beni) gibi ibareler geçmiştir. Onları İslami İlimlerin toplandığı yazılım programlarına yazarak çok sayıdaki miraç hadisine ulaşabilirsiniz.  



[1] -İbn-i Manzur, Lisanu’l Arap, c.2, s.322

[2] -Hür Amuli, Muhammed b.Hasan, Vesail-uş Şia, c.5, s.257, H.6483, Müesseset-ü Al-ul Beyt, Kum, H.K.1409.

[4] - ‘Böylece rüzgarı onun emrine verdik de Onun emriyle dilediği yöne hafif hafif eserdi.’ (Enbiya/81, Sebe/12, Sad/36)

[5] - ‘Biz onu pek yüce bir mekana (makama) yükselttik.’ (Meryem/57)

[6] - ‘Allah onu kendisine yükseltti...’ (Nisa/158)

[7] -Kuleyni, Muhammed b. Yakup, Kafi, c.3, s.250, H.26, Daru’l-Kütübü’l İslamiyye, Tahran, H.Ş.1365

[8] -a.g.e. c.8, s.49, H.10

[9] -Şeyh Saduk, Hisal, c.2, s.600-601, H.3, İntişarat-ı Camiay-ı Müderrisin, Kum, H.K.1403.

[10] -Rical-i Allame Hilli, s.232-233, Daru’z-Zahair, Kum, H.K.1411.

[11] -Rical-i Keşşi, s.452, İntişarat-ı Danişgah-ı Meşhed, H.Ş.1348. (Vakıfi, sadece 7 imam olduğuna inanan Şiilere denir. Bu mezhebin ravilerine güvenilirlik vesikası verilmemiştir.)

[12] -Rical-i Allame Hilli, s.227

[13] -Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l Envar, c.79, s.247, Müessessetü’l Vefa, Beyrut, H.K.1404

[14] -Ankebut/14 Hz. Nuh (a.s) hakkındadır.

[15] -Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Nümune, c.12, s.14, Daru’l-Kütübü’l İslamiyye, Tahran, H.Ş.1374.

[16] -Zariyat/20-21, Bakara/164, Al-i İmran/190 ve başka bir çok ayet.

[17] -Necm/18

[18] -Tabersi, Fazl b. Hasan, Mecmau’l-Beyan, c.6, s.609, İntişarat-ı Nasır Hüsrev, Tahran, H.Ş.1372.

[19] -Örneğin Tefsir-i Nümune’nin 12. ve 22. ciltlerinde miraç hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.

[20] -Biharu’l Envar, c.18, s.383.

[21] -a.g.e. s.309.

[22] -a.g.e. s.335.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Namazını doğru kılmayan bir kimseye tabi olmak caiz midir?
    7154 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/18
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Kaderi bilmek insanların faydasına mıdır yoksa zararına mıdır?
    7096 Eski Kelam İlmi 2011/10/22
    Değiştirilebilecek de olan gelecekteki hadiselerin bazıları bazen rüya ve benzeri şartlarda insan için aşikâr olmaktadır. Bu iş sadece Allah’ın isteği üzerine gerçekleşir ve onda bir hikmet bulunur. Ama eğer bir insan amel etmek ve kendini tanımak yerine meraklanarak geleceği bilmeye çalışırsa ve özellikle bu ilgi salt maddî ve dünyevî ...
  • Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) cariye ve kölelere sahip olmaları kölelik sistemini benimsemek değil midir?
    20629 Eski Kelam İlmi 2009/07/04
    Kölelerle evlenme, onlarla mahrem olma, mukatebe (kölelerin özgürlük anlaşması) vs. hükümlerin Kur’an’da gelmesi Peygamber (s.a.a)’in zamanında köleliğin olduğunu ispat etmektedir, ama belirtmek gerekir ki, İslam’ın köleleri azat etmek için çok kapsamlı projeleri vardır. Bu projenin neticesinde bütün köleler zamanla özgürlüklerine kavuşmuşlardırlar. ...
  • Ölüler için Kur’an okumak doğru mudur?
    11014 Eski Kelam İlmi 2011/08/17
    Ölüler için Kur’an okumanın müstehap oluşu hakkında iki tür delil öne sürülebilir: Birinci türde genel olarak ölü ve göçmüşlerinizi hatırlayın ve kendi iyi işlerinizden onları faydalandırın diye belirten rivayetler mevcuttur. Çok açık olduğu üzere Kur’an okumak da iyi ve beğenilen işlerdendir. Hz. Peygamberden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kabirlerde dinlenen ölülerinizi ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8415 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Yüzüğün kaşını avuç içine döndürmenin (çevirmenin) kaynağı nedir?
    10780 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/11/13
    Bu konuda “Vesailu’ş-Şia” kitabında rivayet zikredilmiştir, rivayet şöyledir:Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Parmağında akik yüzüğüyle sabahlayan ve hiç kimseyle görüşmeden önce yüksüğün kaşını avuç içine döndürerek “Kadir” Suresini sonuna kadar okuyup ardından “ Amentü billahi vahdehu la şerikeleh ve amentü bıserri âli muhammedi ve alaniyyetihim” duasını tilavet eden ...
  • Hicabı düzgün olamayan kadın ve kızlara bakmak insanın gelecekteki yaşamına ne gibi etkisi olabilir?
    10943 Pratik Ahlak 2011/10/29
    Genel anlamda uygunsuz tesettür ve diğer günahlara karşı kalben rahatsız olmak ve ruhen onlardan nefret etmek kendi başına beğenilen çok iyi bir ruhiyedir. Buluğ ve erginlik çağına ermiş ve özgür iradeye ...
  • Ahlâkın spordaki yeri nedir?
    14904 Pratik Ahlak 2012/02/04
    Kâmil ve evrensel bir din olan İslam, insana her yönden saadetli bir yaşamı temin etmekte, dünya ve ahiret saadetine götürecek bütün yolları göstermektedir. İslam beden sağlığına da önem verdiğinden doğal olarak insan sağlığına faydalı olan sporları onaylamaktadır.Genel ahlâkta söz konusu olupta sporda da ...
  • İslam’ın bakışında nazar değmesi ve vesveseyi etkisiz kılmak için dua yazmanın bir meşruiyeti var mıdır?
    15038 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/21
    İslam, fakihler ve mercilerin bakışında hastalık, nazar değmesi ve vesvese gibi sorunları gidermek için muteber ve masumlardan gelen duaları okumak ve yazmak doğru ve onaylanan bir fiildir. Yüce rehberlik makamı dua, dua yazmak ve dualarla kutsanma hakkında sorulan bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: Eğer dualar temiz imamlardan (a.s) nakledilmiş ...
  • Ziyaeret-i aşura’nın metni ve senedi hakkında bir açıklama yapar mısınız?
    10643 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/01/01
    Bu ziyartnanemenin asıl kaynağı iki kitaptır: Birincisi (hicri kamerinin 348. Senesinde vefat eden) Cafer b. Muhammed b. Kuvluviye’i Kumi tarafından kaleme alınan “Kamilu’z - Ziyarat” adındaki kitaptır. Diğeri (hicri kamerinin 385 ve 460. Senelerde yaşayan) Şeyh-i Tusi tarafından kaleme alınan “Misbahu’l - Müçtehit” ...

En Çok Okunanlar