Gelişmiş Arama
Ziyaret
10807
Güncellenme Tarihi: 2010/04/24
Soru Özeti
Allah’ın hikmet sahibi olduğunu ispat edebilir misiniz?
Soru
Allah’ın hikmet sahibi olduğunu ispatlayınız. Allah muhtaç değildir veya Allah çirkin bir fiil işlemez gibi Allah’ın hiçbir sıfatından lütfen ön kabul sıfatıyla yararlanmayın. Yararlandığınız her sıfatı ilkönce tamamıyla mantıklı bir kanıt ile kanıtlayın.
Kısa Cevap

Bilgeler ve mütekellimler Allah’ı ispat etmek için bir takım yollar belirlemişlerdir. Akli deliller ve evreni incelemek bu yöntemlerden sayılır. Bu kanıtlarda yaratılışın beyhude olmasının reddedilmesi ve evrenin düzen içinde bir son hedefe doğru hareketi esasınca Allah’ın hikmet sahibi olduğu ispat edilmektedir.

Ayrıntılı Cevap

Bir noktaya dikkat etmek gerekir: Allah’ın sıfatlarını kavramak her ne kadar hissedilir şeyleri idrak etmeyle mukayese edilmese de onları öğrenmek imkânsız ve ulaşılmaz bir konu değildir. Bu nedenle, bilge ve mütekellimler Allah’ın sıfatlarını tanımak ve ispatlamak için bize bir takım yol ve yöntemler belirlemişlerdir. Bu yöntemlerden faydalanmak, kesinlikle bizi istenen neticeye ulaştıracaktır. Biz konuya değinirken bu yöntemlere işaret edeceğiz. Asıl konu olan Allah’ın hikmet sahibi olduğunu ispat etmeden önce, meseleyi daha iyi anlamada bize yardımcı olacak bir takım noktalara değinmemiz yerinde olacaktır. Birinci nokta, Allah’ın muhtaç olmamasıdır. Bildiğiniz gibi muhtaç olmak, mümkün varlıkların özelliklerindendir; zira mümkün varlıklar yaratılmada ve bekada nedene (yaratan neden ve bekayı sağlayan neden) ihtiyaç duyar. Lakin varlığın Allah için zorunlu olduğu ispatlandıktan ve O’ndan imkân hususunun reddinden sonra kendisi hakkında nakıslık ve eksiklik de geçersiz olur. İkinci nokta ise Allah’ın çirkin bir fiil işlemeyeceğidir. Bu hususu ispat etmek için birkaç delile işaret edilebilir:  

Birinci delil: Yüce Allah kötü fiil işlemek istemez ve kötü fiil işlemek istemeyen veya zorunlu bir şeyi ihlal etmek istemeyen her failin kötü fiil işlemesi imkânsız olur. O halde Allah’ın kötü fiil işlemesi veya zorunlu bir şeyi ihlal etmesi muhaldir.

Küçük önermenin kanıtlanması: Kötü fiil işleyen bir şahıs aşağıdaki istek ve dürtülerden birini taşır:

1. Eğer birey laubali ve korkusuz olursa; yani başkalarının kınamasından çekinmez, cehennem azabından korkmaz ve iyi bir insan olmaya kendini adamazsa bu gerçekleşir. Böyle bir istek yüce Allah’ın zatında bulunmaz; zira yüce Allah abes ile iştigal etmez.

2. Eğer bir insan cahil ve bilgisiz olursa; yani kötü işin çirkinlik ve kötülüğünden haberdar olmaz ise böyle bir işe girişebilir. Bu husus da Allah hakkında geçersizdir; zira yüce Allah mutlak bir şekilde ilim sahibidir ve hiçbir şey O’ndan saklı değildir. 

3. İnsan bazen işin kötü olduğunu bilir, lakin duyduğu bir ihtiyaç onu bu kötü işi yapmaya yönlendirir. Tıpkı şarap içmeye mecbur kalan bir şahıs gibi. Bu husus da yüce Allah hakkında geçerli değildir; zira yüce Allah mutlak anlamda ganidir ve O’nun hiçbir şeye ihtiyaç duyması söz konusu değildir.

4. Bazen insan kötü işi tanır ama bunu yapmaya mecbur kalır. Bir zalimin insanı mecbur kılması bunun bir örneğidir. Bu konu da Allah hakkında geçersizdir; zira ondan daha üstün bir güç ve kudret bulunmaz. Dolayısıyla hiçbir kimse O’nu mecbur kılamaz. Yüce Allah istediği ve dilediği her şeyi evrende gerçekleştirir. O halde yüce Allah kötü bir fiil işlemeyi veya zorunlu bir hususu ihlal etmeyi istemez.

Büyük önermenin Kanıtlanması: Yüce Allah özgür bir faildir ve özgür bir fail bir işi yapmaya güç taşımayana ve onu yapma isteği taşımayana dek tam neden sayılmaz ve tam neden sayılmadığı müddetçe onun fiili gerçekleştirmesi imkânsız olur. Kötü fiili gerçekleştirme bağlamında her ne kadar etkili olan güç hususu mevcut olsa da diğer bir husus olan isteme meselesi mevcut değildir. Bundan dolayı Allah’ın kötü fiilde bulunması muhaldir. Bu mesele kötü işlere yöneliktir, lakin iyi ve maslahat taşıyan işler bağlamında yüce Allah hem kudret hem de istek sahibidir.[1]

Hikmetin Manası

Hikmet sözlükte adalet ve yakin anlamlarında kullanılır. Sözlük açısından hikmet sahibi; işleri ve fiillerini yapmada üstün yakin sahibi olan kimseye denir.[2] Hikmet ıstılahta da iki anlamda kullanılır:

1. Eşyanın hakikatlerini olduğu şekilde bilmek.

2. Bir fiili en güzel, mükemmel ve tüm varlığın maslahatına uygun şekilde yapmaktır. Bu anlamda yüce Allah her iki anlamda da hikmet sahibidir; zira O’nun eşyaya dönük bilgisi en mükemmel bilgidir ve fiilleri de kesin ve yakinliğin zirvesindedir.[3]

Allah’ın hikmet sıfatı sahibi olduğunu ispat eden deliller birkaç türlüdür:

A. Akli Delil

Hikmetin anlamlarından biri, Allah’ın fiillerinin makul ve mantıklı bir gaye taşımasıdır.  Belirli bir maksat ve hedef için yapılmayan her fiil, tüm akıllı insanlar nezdinde abes ve beyhude sayılır. Abes fiil ise akıllı insanlar nezdinde çirkin sayılır ve daha önce de ispat edildiği üzere hikmet sahibi Allah’ın çirkin bir işte bulunması muhaldir. O halde yüce Allah’ın abes bir iş ile uğraşması mümkün değildir.[4] Yüce Allah’ın fiillerinin gayesi vardır dendiğinde, gayenin yüce Allah’ın zatına dönmesi kastedilmemektedir; zira belirtildiği gibi yüce Allah mükemmeldir ve bu fiillere muhtaç değildir. Gerçekte bu gayeler yaratıklara döner. Bunun daha detaylı açıklaması şudur: Bazen bir fail bir iş yaptığında gaye bizzat kendine döner ve bazen de fail başkalarına fayda sağlamak için bir işe girişir. Eğer gaye birinci türden olursa bu mükemmelleşme gayesi sayılır ve yüce Allah için olumsuz sayılır; zira bu failin eksikliğinin ve noksanlığının göstergesidir ve yüce Allah bundan münezzehtir. Lakin ikinci türden olursa bu mükemmelliktir ve failin mükemmelliğinden kaynaklanır.

2. Yüce Allah bir dizi sıfata sahiptir ve biz bu sıfatları cemal ve kemal sıfatları olarak biliriz. Âlim olmak, kadir olmak ve hayır istemek bu kabildendir. Bundan dolayı bu sıfatlar ile nitelenen bir varlıktan en üstün ve bilgece bir düzenin türemesi gerekir. Aksi takdirde yüce Allah’ın bu sıfatları taşımadığını söylemek gerekir. Oysaki mesele böyle değildir ve yüce Allah sürekli bu sıfatlar ile nitelenmektedir.

B. Dış Dünyada Ve Benliklerde Gözlemde Bulunmak

Yüce Allah her zaman insanları evren ve kendileri hakkında düşünmeye davet etmekte ve bu hususu idrak ve bilgi elde etmenin yollarından biri olarak değerlendirmektedir.[5] Bu hususta şöyle söylemek gerekir: Fiil faile delalet ettiği gibi onun özelliklerine de delalet eder; yani bir şeyin özelliklerini gözlemledikten sonra onun failinin sıfatlarına ulaşabiliriz. Gerçekte eserden eser sahibine ulaşmak imkân dâhilindedir. Evreni ve evrenin içindeki fenomenleri gözlemleyerek ve düşünerek onun tüm cüzleri arasındaki mükemmellik, düzen ve ince bağlantıları açıkça gözlemlemek mümkündür. Fenomenleri gözlemlemek ve değişik açılardan varlık mecmuasının cüzleri arasında bulunan farklılıklara rağmen onların gayeli bir şekilde mükemmelleşme seyrini izlemek[6], bizi güç ve hikmet sahibi âlim bir yaratıcıya yöneltir. Hayattaki çeşitlilik yüce Allah’ın hikmet, ilim ve kudretinin başka bir göstergedir. Hayatın tümünün hedef ve gayesi olan genel bir hedefin var olmasına karşın her şey de kendi için bir hedef taşır ve ona ulaşmak için gerçekte yaratılmıştır. Lakin diğer şeylerle birlikte mükemmelleşme yolunu kat eder. Örneğin yeryüzü yağmur ile dirilir. Su ve yeryüzü bilinen şeylerdir, lakin bu su vasıtasıyla yeryüzünde biten bitki belirli bir renk, tat ve fayda taşır ve de kendi yaratılışında takip ettiği hedef açısından da diğer bitkilerden farklılık arz eder. Her bitki belirli bir hedef için meydana gelir ve diğer bitki türleri ile mükemmelleşme yolunu kat eder.[7]  Bundan dolayı akli deliller ve diğer destekleyici hususları göz önünde bulundurarak şöyle söylemek gerekir: Yüce Allah’ın hikmeti, varlıkları layık oldukları yetkinliğe ulaştırmak anlamına gelir. Aynı şekilde Allah’ın hikmet sahibi olması da O’nun zatının değil, fiilinin gaye taşımasıdır. Gerçekte her yaratığın hikmeti kendi zatında taşıdığı gayedir ve Allah hikmet sahibidir dediğimiz vakit bunun anlamı O’nun varlıkları doğal gayelerine doğru sevk etmesidir.[8]

 


[1] Muhammedi Ali, Şerhi Keşfu’l Murad, s. 213, Daru’l Fikir, Kum, çapı çaharum, 1378 h.ş.

[2] İbniMenzur, Cemalu’d-Din, Lisanu’lArab, c. 12, s. 140, Daru Sadır, Beyrut, çapı evvel, 1410 h.k.

[3] Şerhi Keşfu’l Murad, s. 196.

[4] a.g.e, s. 216.

[5] En’am Suresi, 99. ayet; Casiye Suresi, 3. ayet.

[6] Rum Suresi, 22. ayet.

[7] Tefsiri Hidayet, c. 3, s. 130, Daru’lKutubu’l İslamiye, Tahran, çapı evvel, 1374 h.ş.

[8] Mutahhari, Murtaza, Mecmuayı Asar, c. 1, s. 194, İntişaratı Sadra, Tahran.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar