Gelişmiş Arama
Ziyaret
6236
Güncellenme Tarihi: 2010/03/07
Soru Özeti
Kur’an’ın tahrif olmayışı, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in Kur’an’ın değiştiğine dair hikâyesiyle nasıl uyuşmaktadır?
Soru
Eğer Kur’an tahrif olmadıysa neden, tarihte geçtiği üzere, Peygamber (s.a.a) Kur’an okurken bazen bazı kelimeleri değiştiriyordu. Hatta tarihte geçtiği üzere, bazı vahiy yazıcıları bu yüzden dinden çıkmışlardır ve Peygamber (s.a.a) tarafından idam edilmişlerdir. Acaba bu rivayet doğru mudur?
Kısa Cevap

İşaret ettiğiniz rivayet, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkması hikâyesiyle ilgilidir. Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkmasının şekli ve nedeni ile ilgili üç çeşit rivayet nakledilmiştir.

Birinci olarak; bu rivayetler arasında, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkmasının şekli hakkında ihtilaf vardır. Bu rivayetlerin bazıları, Kur’anın tahrif olduğuna ve değiştiğine delalet etmemektedirler. Bazıları da müphem ve meçhuldürler. Ancak çok az sayıda rivayet, tahrif ve değişmenin olduğuna delalet etmektedir. Bu yüzden bu rivayetlere istinat edilemez.

İkinci olarak; üçüncü grup rivayetler de, Merhum Saduk (r.a)’un tefsirine göre tahrife delalet etmemektedirler. Merhum Saduk (r.a), Peygamber (s.a.a.)’den nakledilen bu üçüncü grup rivayetlerde ki “هو واحد” (O birdir) cümlesi hakkında şöyle yazmaktadır: “Yani, değiştirsen de değiştirmesen de senin değiştirmek istediğin değil benim söylediğim şey yazılır.”

Üçüncü olarak; eğer merhum Saduk (r.a)’un yapmış olduğu yorumu kabul etmesek ve diğer taraftan da bu rivayetlerin senetlerini sahih bilsek dahi, bu rivayetler Kur’an ayetleriyle çeliştiklerinden dolayı yine de onlara istinat edemeyiz. Çünkü Peygamber (s.a.a.) ve masum imamlar (a.s.)’ın sözlerine göre bu rivayetlerin kabul edilmemesi gerekmektedir.

Abdullah ibn-i Ebi Sereh, mürtet olduktan sonra Mekke’ye kaçmıştır ve Mekke’nin fethinden sonra da Osman’ın (üçüncü halife) aracılığı sayesinde idam edilmekten kurtulmuştur. Osman halife olduğu zaman da Abdullah ibn-i Ebi Sereh’i Mısır’a vali tayin etmiştir.

Bu rivayetlere dikkat edildiğinde, bu rivayetlerin Kur’an’ın tahrif edildiğine değil tam tersine tahrif olmadığına delalet etmektedirler. Çünkü Kur’an’ın tahrif olmadığını söyleyenler, muhaliflerin tahrife olan çabalarını değil onların böyle bir çabaya muvaffak olmalarını reddetmektedirler.

Kur’an’ın tahrif olmadığını söyleyenlerin delillerinin birincisi, Kur’an’ın, Allah tarafından korunmasıdır. İkincisi ise, Peygamber (s.a.a.)’in, Kur’an’ı tahrif etmek ve değiştirmek isteyenlere karşı, onun koruyucusu olmasıdır. Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in bu çabası da, yenilgiye uğramış çabaların ve Peygamber (s.a.a)’in mücadele etmekle görevli olduğu batıl komploların bir örneğidir. Eğer bir kimse bu rivayetlere derinlemesine bakacak olursa, bu rivayetlerin tahrife değil tam tersine tahrifin olmadığına delalet ettiğini açıkça görecektir.

Ayrıntılı Cevap

Cevabın açıklığa kavuşması için bazı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir:

A) Kur’an’ın tahrif olmadığı ve değişmediği sağlam ve kesin delillere dayandırılmaktadır ve bu akli delillerin bazıları önceki sorularda açıklanmıştır.[1] Şimdi bu delillerin nakli olanlarının bazılarına işaret edeceğiz:

1) Kur’an-ı Kerimdeki bazı ayetler, Kur’an’ın değişmediğine, tahrif olmadığına ve hatta bunun mümkün olmadığına delalet etmektedir:

“Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmiştir.”[2] “Bu Kur’an Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab’ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.”[3]

2) Peygamber (s.a.a.)’in, vahyi almada, onu korumada ve duyurmada masum olduğunu açıklayan ayetler vardır.

— Peygamber (s.a.a.)’in, vahyi almada masum oluşu: “(Resûlüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir.”[4]

— Peygamber (s.a.a.)’in, vahyi korumada masum oluşu: “Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın.”[5]

— Peygamber (s.a.a.)’in, vahyi tilavet etmesi ve duyurmasında masum oluşu: “Peygamber (s.a.a.) Kur’an ayetlerini onlara tilavet ediyor”[6] “O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değildir.”[7]

Allah-u Teâlâ Peygamber (s.a.a.)’i, eğer ayetlerde en ufak bir değiştirme yaparsa onu en ağır şekilde cezalandıracağına dair tehdit etmektedir: “Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, Elbette Biz onu, o yüzden yeminiyle yakalar, Sonra da onun iliğini keser atardık. O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.”[8]

 

3) Peygamber (s.a.a.)’in, Kur’an’da hiçbir şekilde değiştirme hakkının olmadığını açıklayan ayetler: “De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.”[9]

4) Kur’an-ı Kerim’in tahrif olmadığı ve değiştirilmediği anlaşılan hadisler de vardır. Bu hadislerden birisine örnek olarak işaret edeceğiz:

Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurmaktadır: “Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; birisi Allah’ın kitabı ve diğeri ise itretim, Ehl-i Beytimdir. Bu iki değerli emanet, kıyamet günü Kevser havuzunun başında bana gelene kadar birbirlerinden ayrılmazlar.”[10]

Ehl-i sünnet ve Şia tarafından kabul edilen bu hadis, Kur’an-ı Kerim’in kıyamet gününe kadar insanlara hüccet ve ona istinat etmenin sahih olduğunu açıklamaktadır. Eğer Kur’an değişime ve tahrif olmaya müsait olsaydı, dini hükümlerin istinat edileceği kaynak olamazdı.

B) Peygamber (s.a.a.) ve Masum İmamlar (a.s)’dan, “hadislerin kabulü veya reddinin, onların Kur’an’a uyup uymadığına bağlı olduğuna dair hadisler:

Aşağıda bu hadislerin bazıları zikredilmiştir:

 

1) Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın kitabına uyan her şeyi kabul ediniz ve ona uymayan her şeyi de reddediniz.”[11]

2) İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Bizlerden nakledilen hadislerden Kur’an’a uyanlarını kabul ediniz ve Allah’ın sözlerine aykırı olan her hadisi kabul etmeyiniz.”[12]

Sonuç olarak; sizin zikrettiğiniz hadisler, senet ve delalet açısından mefhumu ve içeriği sahih ve doğru olsa bile; Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt (a.s)’ın kesin emirlerine göre yani Kur’an’a aykırı olduğu için kabul edilemez ve bu hadisler onlara isnat etme değerini taşımamaktadırlar.

C) Sizin işaret ettiğiniz rivayetler, Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkması hikâyesiyle ilgilidir.

Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in dinden çıkmasının şekli ve nedeni ile ilgili üç çeşit rivayet nakledilmiştir:

1) Bazı rivayetlerde şöyle geçmektedir: “Peygamber (s.a.a) Abdullah ibn-i Ebi Sereh’e Müminun Suresi’nin ayetlerini yazdırıyordu. “ثُمَّ أَنشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ” ayetine gelindiğinde, Abdullah ibn-i Ebi Sereh, Allah’ın insanları yaratmasının beyanına hayret ederek, “فَتَبَارَکَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِینَ” der ve Peygamber (s.a.a) de ona “فَتَبَارَکَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِینَ” yaz der. Bunun üzerine Abdullah ibn-i Ebi Sereh vesveseye kapılarak kendi kendine şöyle der: “ Eğer bu gerçekten vahiyse demek ki bana da vahiy oluyor ve eğer yalansa demek ki Peygamber (s.a.a) de yalan söylüyor.” Abdullah ibn-i Ebi Sereh bu yüzden mürtet olur ve Mekke’ye kaçar.[13]

2) Diğer bazı rivayetlerde ise şöyle geçmektedir: Abdullah ibn-i Ebi Sereh, vahiyleri yazarken onları değiştiriyordu. Bu yüzden Peygamber (s.a.a) onu vahiy yazıcılığından azletmiştir ve o da mürtet olup Mekke’ye kaçar.[14]

3) Feyz Kaşani İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakletmektedir: “Osman’ın süt kardeşi olan Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in yazısı güzeldi. Peygamber (s.a.a)’e vahiy geldiğinde onu çağırır ve ona gelen vahyi okurdu ve o da yazardı. Ancak o, “سمیع بصیر” (duyan ve gören) yerine “سمیع علیم” (duyan ve bilen) ve “بما تعلمون خبیر” (yapmakta olduklarınızdan haberdardır) yerine “بما تعملون بصیر” (yapmakta olduklarınızı görmektedir) ya da “تا” yerine “یا” ve “یا” yerine “تا” yazıyordu. Böyle olmasına rağmen Hz. Muhammed (s.a.a.) bu birdir diyordu. Bu şahıs sonunda mürtet oldu ve Mekke’ye kaçarak Kureyşlilere şöyle söyledi: Allah’a ant olsun ki Muhammed ne söylediğini bilmiyor ve ben de onun gibi ayet nazil edebilirim.[15]

Sonuç olarak öncelikle bu rivayetler, ibn-i Ebi Sereh’in mürtet olmasının şekli konusunda ihtilaflı oldukları için onlara istinat edilemez. Çünkü birinci nakle göre tahrife ve değişliğe delalet etmemektedir; çünkü ibn-i Ebi Sereh’in kalbinden geçenlerin önceden Peygamber (s.a.a.)’e nazil olan ilahi vahiy olmasının bir sakıncası yoktur. İkinci nakil ise belirsizdir ve sadece üçüncü nakil tahrif ve değişikliğe delalet etmektedir.

İkinci olarak: Merhum Saduk (r.a.), Peygamber (s.a.a.)’in “هو واحد” (O birdir) cümlesi hakkında şöyle yazmaktadır: “Yani, değiştirsen de değiştirmesen de senin değiştirmek istediğin değil benim söylediğim şey yazılır.”[16]

Eğer bu rivayet (üçüncü nakle göre) senet açısından sahih ve doğru ise, Merhum Saduk (r.a.)’un yapmış olduğu yorum kabul edilebilir. Çünkü bu yorum, Kur’an tahrif edilemez ve değiştirilemez anlamındaki ayetlerle ve aynı şekilde Peygamber (s.a.a.)’in ayetleri alması, koruması ve insanlara ulaştırmasında masum olduğuna işaret eden ayetlerle de uyuşmaktadır.

Üçüncü olarak: Eğer Merhum Saduk (r.a.)’un yapmış olduğu yorumu kabul etmesek ve bu rivayet senet açısından da sahih olsa dahi, ikinci noktada açıkladığımız gibi Kur’an’ın açık ayetleriyle çeliştikleri için böylesi rivayetlere istinat edilemez. Peygamber (s.a.a.) ve masum imamlar (a.s.)’ın sözlerine göre bu tür rivayetler kabul edilemez.

 

D) Abdullah ibn-i Ebi Sereh, mürtet olduktan sonra Mekke’ye kaçmıştır ve Mekke’nin fethinden sonra da Osman’ın (üçüncü halife) aracılığı sayesinde idam edilmekten kurtulmuştur.[17]

Bu rivayetlere dikkat edildiğinde, bu rivayetlerin Kur’an’ın tahrif edildiğine değil tam tersine tahrif olmadığına delalet etmektedirler. Çünkü Kur’an’ın tahrif olmadığını söyleyenler, muhaliflerin tahrife olan çabalarını değil onların böyle bir çabaya muvaffak olmalarını reddetmektedirler.

Kur’an’ın tahrif olmadığını söyleyenlerin delillerinin birincisi, Kur’an’ın, Allah tarafından korunmasıdır. İkincisi ise, Peygamber (s.a.a.)’in, Kur’an’ı tahrif etmek ve değiştirmek isteyenlere karşı, onun koruyucusu olmasıdır. Abdullah ibn-i Ebi Sereh’in bu çabası da, yenilgiye uğramış çabaların ve Peygamber (s.a.a)’in mücadele etmekle görevli olduğu batıl komploların bir örneğidir. Eğer bir kimse bu rivayetlere derinlemesine bakacak olursa, bu rivayetlerin tahrife değil tam tersine tahrifin olmadığına delalet ettiğini açıkça görecektir.



[1] Konu: Kur’an tahrif edilmemiştir, soru: 453 (site: 486)

[2] Fussilet, Suresi, 42. ayet. 

[3] Yunus, Suresi, 42. ayet.   

[4] Neml, Suresi, 42. ayet.   

[5] A'la, Suresi, 42. ayet.   

[6] Âli İmran, Suresi, 42. ayet.   

[7] Necm, Suresi, 3 ve 4. ayet.   

[8] Hakka, Suresi, 3 ve 4. ayet.   

[9] Yunus, Suresi, 15. ayet.   

[10] Müsned-i Ahmet, 10681. hadis. Sünen-i Tirmizi, 372. hadis. Müstetrek-i Hakim, c: 3,

 109.

[11] Kafi, c: 1, s: 109   

[12] Biharu’l Envar, c: 2, s: 249

[13] Biharu’l Envar, c: 22, s: 34

[14] Tefsir-i Ayaşi, c: 1, s: 369

[15] Feyz Kaşani, Tefsir-i Safi, c: 2, s: 140, En’am Suresi’nin 93. ayetinin altında,

ahran, Mektebetu’l İslamiyye

[16] Saduk, Meani’l Ahbar, Biharu’l Envar’dan naklen, c: 92, 3. bab, s: 35

[17] Biharu’l Envar, c: 17, s: 178

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Mısır Müslümanları Ali’ye (a.s) inanıyorlar mı?
    9690 تاريخ بزرگان
    Mısır, İslam dünyasının önemli merkezlerinden birisidir ve Mısır halkının, Ehli Beyt’e (a.s) karşı özel bir sevgisi vardır. İran’ın Mısır Kültür Ataşesi Dr. Zamani bu konuda şunları söylüyor: Bu ülke insanlarının tamamını Ehli Beyt (a.s) ve Peygamber Ekrem’in (s.a.a) aşığı olarak tanıtmak mümkündür. Onlar Ehli Beyt’i (a.s) çok ...
  • Allah’ın bazı kullarını unutacağı sözünden maksat nedir?
    14280 Tefsir
    Allah-u Teala Kur’an’ın dört yerinde kullarını unutmayı kendisine nispet vermiştir. Nitekim bir ayette şöyle buyuruyor: ‘Onlar, nasıl bugüne kavuşacaklarını unutup bilebile ayetlerimizi inkâr ettilerse biz de bugün onları unuturuz.’ Bu ve benzeri ayetler ahirette (hatta bu dünyada) Allah’ın bazı kimseleri unutacağı konusunu teyit etmektedirler. Bu ...
  • Bir Hindu, Kur’an’ı araştırmak ve okumak isterse ona Kur’an hediye etmenin şer’î hükmü nedir?
    5019 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Büyük taklit mercilerinin görüşlerine geçmeden önce bazı noktaları dikkatlerinize sunuyoruz:1- Hindular kafirler sınıfındandır.2- Kafirin Kur’an’a saygısızlık veya necis edeceği bilinse (ihtimal demiyoruz) taklit mercilerinden hiç biri bunu caiz bilmemekteler.3- Kafir, okumak maksadıyla ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    3352 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Zamanın imamının (a.c) yaşadığı yer neresidir?
    6873 Eski Kelam İlmi
    Bu alanda üç kısım rivayet ile karşı karşıyayız:Birinci kısım rivayetler, onun yaşam mekânı olarak özel bir yeri belirtmemektedir. Elbette bu kısma ait bazı rivayetler onun yerinin çöl ve dağlar olduğunu bildirmektedir. İkinci kısım rivayetler halk arasında tanınmayacak şekilde yaşadığını dile getirmektedir. Üçüncü kısım ...
  • Cinsiyet değiştirdikten sonra evliliğin durumu nasıl olacak?
    18981 Hukuk ve Şer’I Hükümler
    Genel bir kaide olarak evlilikte cinsiyet farklılığına uymak gerekir. Eş olma durumu,göreceli bir kavram olup yalnızca kadınla erkek arasında gerçekleşir. Dolayısıyla evlilik cinsiyet değişikliği gibi herhangi bir delille bozulursa eski evlilik batıl ve geçersiz olur, Eşlerde kendiliğinden talak veya bozma gibi şeylere ihtiyaç duymadan birbirlerinden ayrılırlar. ...
  • Hz Zehra (s.a) hangi yılda dünyaya gelmiştir?
    6477 تاريخ بزرگان
    Eski zamanlarda imkanların az olması ve dakik zabıt tutma ve kaynakları dikkatli saklamaya özen göstermeme vb … tarihi olay ve vakıalarda ve büyük şahsiyetlerin doğum, ölüm ve şahadet tarihleri hakkında görüş farklılıklarının bulunması olağan ve doğaldır. Bu nedenle tarih ve hadis kitaplarında Hz Zehra’nın (s.a) doğum tarihi ...
  • Acaba irfan bağlamında Nehcü’l Belağa’da numuneler mevcut mudur?
    5501 دین و عرفان
    İrfan, imamların nazarında pratik ve teorik irfan olmak üzere iki kısma ayrılmamaktadır ve onların sire ve lisanlarında pratik irfan teorik irfandan ayrı değildir; zira onlar pratik irfanla hakikatlerin tanımını elde ettiler ve sonra elde etikleri hakikatlerin tanımını kelam kalıbına dökerek insanlara sundular. Ayriyeten irfanın teorik ve pratik ...
  • İmam Cevad (a.s)'ın (İmam Muhammed Taki) kaç tane erkek çocuğu vardı?
    6959 تاريخ بزرگان
     İmam Muhammed Taki'den sadece iki erkek çocuk İmam Ali Naki ve Musa Mubarka isimlerinde kalmıştır. Diğer erkek çocuklarının olduğu rivayet edilmiş olsa da ensap hakkındaki kaynaklarında da sadece bu iki erkek çocuk hakkında ittifak vardır. Bu konudaki ihtilafın sebebi nesep hakkındaki ilk kaynaklardaki var olan ihtilaf ya da diğer çocuklarından ...
  • Mehdiliği tehdit eden şeyler nelerdir?
    5463 سوء استفاده از مهدویت
    Mehdiliği tehdit eden hususlar çoktur. Biz burada sadece üç önemli şeye işaret edeceğiz: 1. Eğer en üstün kanunlar ehil olmayan uygulayıcıları eline düşerse veya eğer en pahalı şeyler ehil olmayan insanların elinde bulunursa, ne kanundan ve ne de belirtilen değerli şeyden bir sonuç alınamaz. Mehdilik ...

En Çok Okunanlar