Gelişmiş Arama
Ziyaret
20719
Güncellenme Tarihi: 2012/01/18
Soru Özeti
. Süleyman’ın Allah’a itaatsizlik etmesi gibi Tevrat’ta zikredilen kıssalar ne kadar doğrudur?
Soru
Merhaba, kolay gelsin. Tevrat’ta zikredilen kıssaların ne kadar doğru olduğunu sormak istiyorum. Çünkü bu kitaplarda Hz. Süleyman’ın ömrünün sonlarında Allah’a itaatsizlik ettiği belirtilmiştir. Yanı sıra Tevrat’ta Hahamenişler padişahlarına değinilen bölüm ne kadar muteberdir? Teşekkür ederim.
Kısa Cevap

Sorunuzu aşağıdaki kısımlara ayırabiliriz:

1. Tevrat’ın metin ve muhtevası ve özellikle de kıssaları doğru mudur yoksa tahrif mi edilmiştir?

2. Peygamberler ve özellikle de Hz. Süleyman Allah’a itaatsizlik etmiş midir?

3. Tevrat’ın Hahamenişler padişahları hakkındaki kıssasının itibarı nedir?

Birinci soru hakkında şunları söylemek gerekir:

Her ne kadar Yahudi dini ilahi bir kökene sahip olup bir tevhid ve İbrahim dini sayılsa da, maalesef Hz. Musa (a.s) sonrası ona eklenen hurafeler nedeniyle birçok hususta dinî olmayan bir tarz ve renk almıştır. Bugünkü Tevratların hangi zamanda ve hangi belgeler üzerinden kopyalandığı belli değildir. Hz. Musa (a.s) zamanında Tevrat’tan bir şeyin yazılmış olması ve yazılmış olsa da meydana gelen onca hadiseden sonra ondan bir şey kalması uzak bir ihtimaldir; zira Mısır’da, Sina’da kırk yıl şaşkınlıkta, Musa’nın vefatından sonra ve uzun savaşlarda Yahudiler için öğrenme ve yazma fırsatı olmamıştır. Şayet Musa, Firavun’un sarayında kaldığı yıllarda yazma öğrenmiş olabilir. Her halükarda olan her neydiyse, tarihin tanıklığıyla Tevrat kaybolmuştur. İkinci günlerin haberlerinde şöyle yer almaktadır: Kâhin Helka, Musa vasıtasıyla nazil olan Tanrı’nın Tevrat’ını buldu ve onu katip Şafan’a verdi ve kendisi onu padişaha getirdi… Ve kâhin Uzra onun için İran padişahının emriyle bir başka nüsha yazdı… . Kaygılı hadisleler şöyle demektedir: Tevrat (şeriat usulleri), Buhtunnasr’ın emriyle heykelin tahrip edilmesi neticesinde ahit tabutuyla birlikte yağmalanmıştır. O halde Uzra’nın onu hangi nüsha üzerinden yazdığı belli değildir. Kendisine ilham mı olmuştur yoksa diğer kâhinlerin dilinden mi yazmıştır? Birinci sorunun cevabının belli olmasıyla, ikinci sorunun cevabı da aydınlanmış olacaktır. Ama bununla birlikte tam ve detaylı olarak onu inceleyeceğiz. Şimdiki tahrif edilmiş Tevrat, Hz. Süleyman’ı, bu büyük peygamberi şirk ve başka şeylerle itham etmektedir. Tevrat put evi inşa etme, putperestliği yayma, kadınlara ölçüsüz bir şekilde aşk duyması hakkında ve onun çok hafif âşıkane betimlemeleri bulunduğuna dair en çirkin isnatlarda bulunmuştur. Bunların hepsini burada nakletmek utandırıcıdır. Ayrıntılı cevapta daha yumuşak görünen bir kısmını aktarmakla yetineceğiz ve sorunuzun üçüncü kısmına da cevap vereceğiz.

Ayrıntılı Cevap

Bu soru birkaç bölümden oluşmaktadır ve bu bölümleri belirterek sırasıyla her birine cevap vereceğiz.    

1. Tevrat’ın metin ve muhtevası ve özellikle de kıssaları doğru mudur yoksa tahrif mi edilmiştir?

2. Peygamberler ve özellikle de Hz. Süleyman Allah’a itaatsizlik etmiş midir?

3. Tevrat’ın Hahamenişler padişahları hakkındaki kıssasının itibarı nedir?

Birinci Sorunun Cevabı:

Her ne kadar Yahudi dini ilahi bir kökene sahip olup bir tevhid ve İbrahim dini sayılsa da, maalesef Hz. Musa (a.s) sonrası ona eklenen hurafeler nedeniyle birçok hususta dinî olmayan bir tarz ve renk almıştır. Şimdiki Tevrat’ın beş kitabında (dört sefer ve Talmut şerhi), daha çok Hz. Musa’nın vefatından sonra gerçekleşen hadise ve olaylar, padişahların tarihi, savaşlar ve önderler yer almaktadır. Bu Tevrat’ta da asıl Tevrat’ın tahrif olduğuna yönelik işaret ve göndermeler bulunmaktadır.[1] Şimdiki Tevrat’ların hangi zamanda ve hangi belgeler üzerinden kopyalandığı belli değildir. Bizzat tarihin tanıklığıyla Tevrat bir dönem kaybolmuştur.[2] İkinci günlerin haberlerinde şöyle yer almaktadır: Kâhin Helka, Musa vasıtasıyla nazil olan Tanrı’nın Tevrat’ını buldu ve onu kâtip Şafan’a verdi ve kendisi onu padişaha getirdi… Ve kâhin Uzra onun için İran padişahının emriyle bir başka nüsha yazdı… .[3] Kaygılı hadisleler şöyle demektedir: Tevrat (şeriat usulleri), Buhtunnasr’ın emriyle heykelin tahrip edilmesi neticesinde ahit tabutuyla birlikte yağmalanmıştır. O halde Uzra’nın onu hangi nüsha üzerinden yazdığı belli değildir. Kendisine ilham mı olmuştur yoksa diğer kâhinlerin dilinden mi yazmıştır?[4] Belirtilen hususlardan anlaşıldığı üzere, Hz. Musa (a.s) zamanında Tevrat’tan bir şey yazılmamıştır ve eğer yazılmışsa bile meydana gelen onca hadise neticesinde ondan bir şey kalmamıştır. Elbette İslam Peygamberi (s.a.a) zamanında Yahudi ve Hıristiyanların elinde bulunan tüm Tevrat ve İncil’in tahrif olmadığı, bunların bazı konularının (içinde Peygamberin alametlerinin bulunduğu ayetler gibi) Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa’ya nazil olan gerçek Tevrat ve İncil’de yer aldığı (içinde Peygamberin alametlerinin bulunduğu ayetler gibi) hususuna Kur’an ayetleri de delalet etmektedir.[5] Ama onların tümü Allah tarafından nazil olan ayetler değildi, bilakis tahrif ve çarpıtmaya maruz kalmıştı. Bu bağlamda “İncil’in Tahrifi Ve İslam Peygamberinin Geleceğine Dair İsa’nın Müjdesi, Sayı: 4390” adlı adrese müracaat ediniz. Aynı şekilde Allah Resulü (s.a.a) zamanında bulunan Tevrat ve İncil’in mevcut Tevrat ve dört İncil (Markos, Yuhanna, Matta ve Luka) olduğu da kesindir. O halde Kur’an-ı Kerim bu Tevrat ve İncilleri yüzde yüz olarak değil de sadece bazı bölümlerini kabul ve onların tahrife ve oynanmaya maruz kaldığına tanıklık etmektedir.[6] 

İkinci Sorunun Cevabı:

Birinci sorunun cevabının belli olmasıyla, ikinci sorunun cevabı da aydınlanmış olacaktır. Ama bununla birlikte tam ve detaylı olarak onu inceleyeceğiz. Eğer mevcut Tevrat’ı incelemeye tabi tutacak olursak, onun birkaç yerinde masum ve büyük peygamberlere iftiralar atıldığını gözlemleyeceğiz. Eğer Tevrat’ın tahrif edildiğine dair hiçbir delil olmasaydı bile, bu tek delil yeterliydi. Şimdi bunun birkaç örneğini numune olarak aktarıyoruz:

1. Bu iftiralardan birisi Hz. Davud’a atılan kabul edilmez bir iftiradır. Tevrat’ta Allah’ın büyük peygamberlerinden ve masum sayılan Hz. Davud (a.s) hakkında gülünç ve kabul edilmez konular yer almaktadır. Bu iftiranın özeti şudur: Hz. Davud (a.s), kendi ordusunda bulunan fertlerde birinin (Urya) eşiyle zina etti ve sonra Urya’yı öldürdü.[7]

2. Tahrif edilmiş Tevrat şöyle demektedir: Lut’un kızları babalarını sarhoş etti ve onunla yattılar. Moavlılar ve Ammonlular bu iki kızdan türedi.[8]

3. İshak (Hz. İbrahim’in (a.s) oğlu) dünyadan göçünce Peygamberlik Yakub’a ulaştı. Ama şöyle demektedir: Yakub peygamberlik hakkında hileyle kendini senin kardeşinin yerine atadı.[9] 

4. Tahrif edilmiş mevcut Tevrat’ta yer alan İsrail’in tanrının meleği ile veya bizzat kendisiyle güreş tutması kıssası, semavî bir kitabın makamından uzak olan uydurulmuş ve çocukça bir hikâyedir. Bu, mevcut Tevrat’ın tahrif edildiğinin delillerinden biridir.[10] 

Mevcut Tevrat’ta Süleyman’ın Çehresi!

Kur’an, Süleyman’ı büyük bir devlete sahip olmakla birlikte asla makam ve mala esir olmayan ilim ehli ve çok takvalı büyük bir peygamber olarak tanıtmaktadır. Hz. Süleyman, Sebe melekesi tarafından kendisini kandırmak için birçok hediye ile gelen şahıslara bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz, Allah’ın bana verdikleri size verdiklerinden daha üstündür, diye söylemiştir.[11] Onun son arzusu Rabbin nimetlerine teşekkür edebilmekti. “(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et...”[12] O kimsenin bilerek bir karıncaya bile eziyet etmesine izin vermeyen bir önderdi. Bu yüzden Neml vadisinde bir karınca şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler”[13] Kudret taşımakla birlikte sadece mantık ile söz söylerdi. Hatta Hudhud gibi bir kuşla konuşurken bile hak ve adaleti elden vermezdi. Kur’an’ın Allah’a çok dönen ve çok iyi bir kul olarak kendisinden bahsettiği bir hâkimdi. Allah’ın ilim ve hikmet verdiği, hidayete erdirdiği ve ömründe bir an bile şirk koşmayan bir şahıs idi. Ama tahrif edilmiş Tevrat, Hz. Süleyman’ı, bu büyük peygamberi şirk ve başka şeylerle itham etmektedir. Tevrat put evi inşa etme, putperestliği yayma, kadınlara ölçüsüz bir şekilde aşk duyması hakkında ve onun çok hafif âşıkane betimlemeleri bulunduğuna dair en çirkin isnatlarda bulunmuştur. Bunların hepsini burada nakletmek utandırıcıdır ve sadece daha yumuşak görünen bir kısmını aktarmakla yetineceğiz. Melikler ve padişahların birinci kitabında şöyle okumaktayız: “Süleyman firavunun kızının yanısıra Moavlı, Ammonlu, Edomlu, Saydalı ve Hititli birçok yabancı kadın sevdi. Bu kadınlar RAB'bin İsrail halkına, "Ne siz onların arasına girin, ne de onlar sizin aranıza girsinler; çünkü onlar kesinlikle sizi kendi ilahlarının ardınca yürümek üzere saptıracaklardır" dediği uluslardandı. Buna karşın, Süleyman onlara sevgiyle bağlandı. Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu yolundan saptırdılar. Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini Tanrısı RAB'be adayan babası Davut gibi yaşamadı. Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı. Böylece RAB'bin gözünde kötü olanı yaptı, RAB'bin yolunda yürüyen babası Davut gibi tam anlamıyla RAB'bi izlemedi. Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı. İlahlarına buhur yakıp kurban kesen bütün yabancı karıları için de aynı şeyleri yaptı. İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, "Başka ilahlara tapma!" demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman'a öfkelenerek, "Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi, "Ancak baban Davut'un hatırı için, bunu senin yaşadığın sürede değil, oğlun kral olduktan sonra yapacağım. Ama oğlunun elinden bütün krallığı almayacağım. Kulum Davut'un ve kendi seçtiğim Yeruşalim'in hatırı için oğluna bir oymak bırakacağım."[14]

Tevrat’ın bu uyduruk kıssasından anlaşılan şunlardır:

1. Süleyman, putperest kavimlerin kadınlarına çok ilgi duyuyordu, Allah’ın buyruğunun aksine onlardan birçoğuyla evlendi ve tedricen onların dinine eğilim kaydetti! Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi olmasına karşın, onun kadınlara aşırı ilgi duyması, kendisini Allah yolundan dışarı çıkarmıştır! (Allah sığınırız).

2. Süleyman, açıkça put hane yapma emri verdi. Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı. Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı. Bütün bunlar Süleyman yaşlandığında vuku buldu!

3. Allah bu büyük sapma ve günah nedeniyle ona bir ceza verdi ve o ceza ülkesini onun elinden almaktı. Ama bizzat onun elinde almayıp evladı “Rahbam”’ın elinden alacaktı. Ona istediği kadar saltanat sürmesi için mühlet verecekti. Bu ise Allah’ın muhlis kulu Süleyman’ın babası Davud’un hatırı içindi. Bu muhlis kul, Tevrat’ın açıkça belirtmesine göre (Allah’a sığınırız) bir insanı öldürmüş, evli biriyle zina etmiş ve kendi asker ve hizmetçisinin eşini sahiplenmiştir.!! Süleyman gibi kutsal birine hiç kimse böyle iftiralar atılabilir mi?! Eğer biz Süleyman’ı Kur’an’ın tanıttığı şekilde biliyorsak, durum açıktır. Peygamberlerin masumiyeti hakkında “Kur’an’ın Bakışında Peygamberlerin Masumiyeti, Sayı: 998”, “Kur’an’da Peygamberlerin Masumiyeti, Sayı: 1068” ve “Peygamberlerin Masumiyeti, Sayı: 8522” adlı başlıklara müracaat edebilirsiniz. Eğer onu İsrailoğulları padişahlarından biri olarak bilsek bile kendisi hakkında böyle ithamların doğru olması yine mümkün değildir. Eğer Tevrat’a göre kendisini peygamber bilmezsek kesinlikle Tali Talu peygamber olacaktır; zira ahdi kadim kitaplarının “Süleyman’ın vaazları” veya “Süleyman’ın hikmetleri” ve “Süleyman’ın ezgileri” adlı iki kitabı, bu büyük ilahi şahsın sözleridir. Hahamenişliler hakkında ise belirtmek gerekir ki Kur’an açıkça onların serüvenine değinmemiştir. Ama Yahudilerin Kuroş tarafından Buhtunnasr’ın elinden kurtarılmaları nedeniyle ve kitaplarında vuku bulan tahrif göz önünde bulundurulduğunda bir takım abartmalarda bulunmuş olmaları muhtemeldir. Gerçekten de mevcut Tevrat’a inanan Yahudi ve Hıristiyanların bu sorulara cevabı nedir? Ve bu rezaleti nasıl kabul etmektedirler?![15] Tevrat ve İncil’in tahrifi ve bunun tarihsel delili hakkında daha fazla bilgi edinmek için “el-Huda İla Dini’l-Mustafa” ve “Enisü’l-İ’lam” kitaplarına müracaat ediniz.    



[1] Kitab-ı Mukaddes, Sefer-i Tesnih, Fasl-ı 31.

[2] Kitab-ı Mukaddes, Fasl-ı 34, Fıkra-i 14 – 17.

[3] Kitab-ı Mukaddes, Sefer-i Uzra, Fazl-ı 7.

[4] Talagani, Seyid Mahmut, Pertovi Ez Kur’an, c. 5, Pavareki s. 13, Pertovi Ez Kur’an, Şirket-i Sahami İntişar, Tahran, çap-ı çarom, 1362 ş

[5] Bakara, 89 “Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.”

[6] Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan Fi Tefsiri’l-Kur’an, Musevi Hemedani, Seyid Muhammed Bakır, c. 3, s. 10, Defter-i İntişarat-ı İslamî Camia-i Müderrisin-i Havza-i İlmiye-i Kum, 1374 ş.

[7] Tevrat, Kitab-ı dovvom, (Şemuil) Fasl-ı 11 der cümlehayi 2 ila 27 be nakl az Tefsir-i Asan, c. 17, s. 22.

[8] Sefer-i Peydayeş, bab. 19.

[9] Sefer-i Peydayeş, bab. 27, be nakl az tercüme-i Beyanü’s-Saadet, c. 7, s. 430.

[10] Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Numune, c. 1, s. 205, Daru’l-Kütübi’l-İslamiye, Tahran, 1374 ş.

[11] Neml, 36, أَ تُمِدُّونَنِ بِمالٍ فَما آتانِیَ اللَّهُ خَیْرٌ مِمَّا آتاکُمْ:"

[12] Neml, 19, وَ قالَ رَبِّ أَوْزِعْنِی أَنْ أَشْکُرَ نِعْمَتَکَ الَّتِی أَنْعَمْتَ عَلَیَّ وَ عَلى‏ والِدَیَّ

[13] Neml suresinin 18. ayetinde şöyle yer almaktadır:یا أَیُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَساکِنَکُمْ لا یَحْطِمَنَّکُمْ سُلَیْمانُ وَ جُنُودُهُ وَ هُمْ لا یَشْعُرُونَ. قید لایشعرون

[14] Tevrat, “Kitab-ı Evvel” “Muluk Ve Padişahan” Fasl-ı Yazdehom, cümleyahi 1-34.

[15] Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Numune, c. 18, s. 48, 49, 50 ve 51.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar