Gelişmiş Arama
Ziyaret
6475
Güncellenme Tarihi: 2012/04/04
Soru Özeti
Hâkimin kaçınana velayet etmesi kaidesinin manası nedir?
Soru
Hâkimin kaçınana velayet etmesi kaidesinin manası nedir?
Kısa Cevap

Kaidenin kısa ve açık tanımı, Müslümanların hâkiminin bir şahsın üzerinde bulundurduğu yükümlülükleri yerine getirmekten kaçınması durumunda, onu yükümlülüğünde bulunan vazifeyi yerine getirmeye mecbur kılmasından ibarettir. Fıkhî mirasa kısa ve öz bir şekilde bakıldığında, hâkimin kaçınana vilayet etmesi konusunun tüm fakihler nezdinde kabul edilmiş bir kaide olduğu ve bunun tartışmaya konu olmadığı neticesine insan ulaşmaktadır. Elbette bazı uyarlamalarda bir takım ihtilaflar gözlenmektedir.

Ayrıntılı Cevap

Kaidenin Açıklaması

Hâkimin velayeti, fıkhî eserlerde gözlemlenen en köklü ve eski konulardandır. İslam kanunlarının doğası, onun büyük misyonu ve başka birçok delil, bu konunun bir rükün sıfatıyla fıkıhta referans gösterilmesi ve kanıt addedilmesine neden olmuştur. Fıkhî mirasa kısa ve öz bir şekilde bakıldığında, hâkimin kaçınana vilayet etmesi konusunun tüm fakihler nezdinde kabul edilmiş bir kaide olduğu ve bunun tartışmaya konu olmadığı neticesine insan ulaşmaktadır. Elbette bazı uyarlamalarda bir takım ihtilaflar gözlenmektedir. Kaidenin kısa ve açık tanımı, Müslümanların hâkiminin bir şahsın üzerinde bulundurduğu yükümlülükleri yerine getirmekten kaçınması durumunda, onu yükümlülüğünde bulunan vazifeyi yerine getirmeye mecbur kılmasından ibarettir.[1]

Hâkim Kimdir?

Hâkimin böyle bir yetkisi var mıdır ve salt Müslüman olduğu ve Müslümanlara hükmettiği için böyle yetkileri olabilir mi? Hâkimden maksat, İslam’ın tüm hükümlerine, ibadet ve muamelat meselelerine aşina olan ve bunların temellerini tam anlamıyla bilen kimseler midir? “Kavaid-i Fıkıh” kitabında rivayetler ve fakihlerin görüşlerinde hâkimin manasının ne olduğuna değin yapılan nispeten geniş bir incelemeden sonra şöyle yazılmaktadır: “Özetle, fıkıhta hâkim kelimesinin diğer kullanılışları göz önünde bulundurulduğunda, fakihlerin bu kavramdan kastettikleri anlamın şu olduğu anlaşılmaktadır: Hâkim; yargı ve yargıçlık makamına ek olarak genel anlamıyla yetkili merci sıfatını taşıyan ve idarî olarak geniş bir salahiyete sahip gerekli şartlara haiz fakihe denir.”[2]

Kaidenin Delilleri

A. Genel Delil (Aklî Delil Ve Akıllıların Yöntemi): Halkın sosyal düzeninin korunması ve adaletin sağlanması, tüm insanlık camiasının hedef ve ülküsüdür. Bu yüzden akıl böyle bir adaletin sağlanmasına hükmeder. Öte taraftan yasa ve yasal görevlere göre hareket etmenin tüm toplumsal ilişkilerin altyapısı olarak kabul edildiği bir camiada mecburen yasaları çiğneyenlere karşı uygun bir tavır takınmak gerekir. Böylece salahiyetli merciler ve kanun yapıcılar tarafından çizilmiş sınırların aşılarak kamu düzeninde bir ihlal yaratılması ve başkalarının yasaları çiğnemeye teşvik edilmesinin önü alınmış olur. Bu sade hukuksal delil, bahse konu olan kaidenin ortaya çıkmasının en önemli nedenidir. Bundan dolayı fakihler, bu kaideye göndermede bulunmak için istidlal ve delil öne sürme gereksinimi duymamış ve hâkimin kaçınana velayet etmesi kaidesine kesin ve tartışmasız bir ilke olarak bakmışlardır. Bu bakışın sebebi, hükmün açıklığı ve onun aklî belirgin dayanağıdır. Veya onlar fakihin velayeti delillerini yeterli görmekte ve onun bu tartışmayı bitirdiğine inanmaktaydılar.[3]

B. Özel Delil: “Hâkim kaçınana velayet eder” tabiri bu şekliyle rivayetlerde zikredilmemiştir, ama bunun içeriğini bazı rivayetlerde bulmak mümkündür.

1. Selme b. Kehil’in rivayeti: Selme b. Kehil’in naklettiği üzere Hz. Ali (a.s) Şüreyh’e şöyle buyurmuştur: İmkânları ve ekonomik güçleri olduğu halde halkın borçlarını ödemekten kaçınan bireyleri denetle. Onların emlak ve mallarını satarak halkın malını kendilerinden al; zira ben Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: Olanaklı bir şahsın vurdumduymazlığı, isteyen Müslüman’a zulümdür.[4] Her ne kadar bazıları Suheyl’i zayıf olarak değerlendirmişse de metin temel alınarak rivayet kabul edilmiştir.[5]

2. Huzeyfe’nin Rivayeti: İmam Sadık’tan (a.s) rivayet edildiği üzere Allah Resulü (s.a.a) zamanında buğday nadir olur ve Müslümanlar kendisinin yanına gelir, ey Allah Resulü (s.a.a) buğday nadir olmuştur, filan şahsın yanında bulunmakta ve başka hiçbir yerde bulunmamaktadır, ona satmasını emrediniz diye söylerler. Allah Resulü (s.a.a) o şahsa hitap ederek şöyle buyurur: Müslümanlar buğdayın nadir olduğunu ve sadece senin yanında bulunduğunu bildirdiler. Onun hepsini satılığa çıkar, istediğin gibi sat ve saklama.[6]  Elbette yukarıdaki metinde iş kaçınma merhalesine gelmemiş ve velayeti icra etmeye yani direkt olarak Allah Resulü tarafından buğdayın satılmasına gerek kalmamıştır. Ama rivayette nitelendiği üzere buğdayı elinde bulunduran şahsın onu satmaktan kaçındığı doğal olarak anlaşılmaktadır ve bu Müslümanların Hz. Peygambere (s.a.a) müracaat etmesinden ve satma emrini vermesini istemelerinden malum olmaktadır.[7]

3. Ebu Basir’in Rivayeti: İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: Her kim eşinin elbise ve azığını temin etmekten sakınırsa, imam onları ayırabilir. Bu rivayeti ister nafaka verme gücü olmayan ve ister bundan kaçınan bir şahıs hakkında bilelim, burada erkeğin karısını boşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır.[8]

4. İcma: Bazı büyük şahsiyetler bu kaide hakkında icma iddiasında bulunmuştur.[9] Bu icma, kaidenin başlığına ilişkin olmasa da en azından onun uyarlamaları bazında birçok kez iddia edilmiştir.[10] Beyan edilen hususlara binaen kaidenin anlamı ve delilleri aydınlanmıştır, ama belirtildiği üzere kaidenin fıkıhta birçok uyarlaması vardır ve onların her biri hakkında ayrı bir şekilde detaylı açıklamalar yapılmıştır.  

 


[1] Şehidi, Tebrizi, Fettah, Hidayetü’t-Talib İla Esrari’l-Mekasib, c. 3, s. 605, çap-ı İttilaat, Tebriz, 1375 k.

[2] Muhakkik Damad, Seyid Mustafa, Kavaid-i Fıkıh, c. 3, s. 213, Merkez-i Neşr-i Ulum-i İslami, Tahran, 1406 k.

[3] Bkz: İsfahani, Muhammed Hüseyin, Haşiye-i Kitab-ı el-Mekasib, c. 2, s. 399, Envarü’l-Hüda, Kum, çap-ı cedid, 1418 k.

[4] Kuleyni, Muhammed b. Yakub, Kafi, c. 7, s. 412, Daru’l-Kütübi’l-İslamiye, Tahran, 1407 k.

[5] Kavaid-i Fıkhi, c. 3, s. 205.

[6] Kafi, c. 5, s. 164.

[7] Kavaid-i Fıkhi, c. 3, s. 206.

[8] Saduk, Muhammed Ali, Men La Yahziruhu el-Fakih, c. 3, s. 441, Defter-i İntişarat-ı İslamî, Kum, 1412 k.

[9] Necefi, Muhammed Hasan, Cevahiru’l-Kelam, c. 22, s. 485, Daru’l-İhyai’t-Turasi’l-Arabi, Beyrut, Bi Ta.

[10] Merhum Şeyh Muhammed Hüseyin Ğarevi İsfahani bu hususta şöyle demektedir: Bu durumların (ve uyarlamaların) çoğunda hâkimin velayeti toplumsaldır ve sahabelerin sözlerinde kesin bir usul olarak dile getirilmiştir; öyle ki ispat edilmesine gerek kalmadan referans gösterilmektedir. Bkz: Haşiye-i Kitab-ı Mekasib, c. 2, s. 399, çap-ı cedid.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    6995 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Taklit mercilerinin günümüzde başa kama vurma hakkında ki fetvaları nedir?
    14024 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/02/22
    Hz. İmam Hüseyin Seyyid-i Şüheda'ya matem tutmak Masum İmamlar (a.s)'ın ve din önderlerinin her zaman üzerinde önemle durdukları bir noktadır ve tarih boyunca bu merasimleri hep yapılmıştır.Başa kama vurmak, bazı şehir ve ülkelerde İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı için tutulan matem ...
  • Peygamber(s.a.a.)’in bütün sözleri ve konuşmaları vahiy midir?
    19359 Eski Kelam İlmi 2008/06/18
    Bu hususta farklı görüşler vardır:Bazıları, Necm suresinin 3 ve 4’üncü ayetlerinin[i] genel olmasına bakarak şuna inanmaktadırlar: Peygamber(s.a.a.)’in bütün konuşmaları ve davranışları, vahiyden kaynaklanmaktadır.Bazıları da, Kuran-ı Kerim ve Peygamber(s.a.a.)’e nazil olan ayetler hakkında olan Necm suresinin 4’üncü ayetine bakarak, Peygamber(s.a.a.)’in ...
  • İçki veya domuz eti sunan lokantalarda veya İsrail’e yardım eden kurumlarda çalışmak haram mıdır?
    12754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/06
    Ayetullah Uzma Hameni domuz eti konservesi yapan bir işyerinde veya gece kulüplerinde ve fesat yerlerinde çalışmanın hükmü hususundaki bir soruya şöyle cevap vermiştir:“Domuz eti, içki satmak ve kabare, kumar, fuhuş, içki merkezleri vb. yerlerde çalışmak caiz değildir ve bu yollarla elde ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23993 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11519 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Neden kıyamet, vahşet ve korku verici olaylarla birliktelik yaparak gerçekleşiyor?
    9156 Eski Kelam İlmi 2010/12/18
    Kıyamet sahnesi Allahın Kibriya ve heybetinin tecelli ve zuhur edeceği bir sahnedir. Kuranı kerimde kıyamet günüyle alakalı bazı olaylar zikir edilmiştir. Örneğin; dağlar sarsılacak ve yok olacak, insanlar kabirlerinden çıkacak, yer kendi hazinesinde bulundurduğu her şeyi dışarı verecek. İnsanın işlemiş olduğu tüm amelleri mücessemleşir ...
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    8140 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Hangi imamın başka imamlardan farklı kendine özgü özellikleri vardır?
    8135 Masumların Siresi 2012/03/04
    Dini öğretilerimize göre Masum İmamların varlıkları iki yönlüdür. Biri nurani varlıkları, diğeri maddi varlıklarıdır. Nur varlıkları açısından onların hepsinin nuru birdir. Ama maddi ve cismi varlıkları açısından zaman ve mekan şartlarına göre her birinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin İmam Ali cesarette ve hitapta, İmam Hüseyin cihad ve ...
  • acaba meni necis midir, ve başka şeyleri de necis ediyor mu?
    23416 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Eşiyle cinsel ilişkide bulunmak ve aşk yapmak esnasında insandan çıkan su şu aşağıdaki üç taneden birisi olması mümkündür: 1-   Mezi; mezi bazen sevişmekten ve oynamaktan sonra (ama meniden önce) insandan çıkan bir su türüdür. ...

En Çok Okunanlar