Gelişmiş Arama
Ziyaret
10700
Güncellenme Tarihi: 2010/10/12
Soru Özeti
Yoga-Zen konsantrasyonu (meditation) hakkında görüşünüz nedir?
Soru
Yoga-Zen konsantrasyonu (meditation) hakkında görüşünüz nedir?
Kısa Cevap

Bu tekniği yapanların iddiasına göre konsantrasyon egzesizi yapmak, bizi şaşırtıcı bir şekilde düşüncelerimizin arasında yolculuk yapmamızı sağlıyor. Onun, daha sağlıklı, ıztrapsız, endişesiz bir yaşam sağlaması, yorgunluğu gidermesi gibi birçok faydalar vardır. Ve bizi zihnin çeşitli safhalarına ve farkındalığa ulaştırıyor.

Konsantrasyon, zen ve yoga hakkında yapılan kısa bir araştırmanın sonuncu gösteriyor ki, bunlar bir yere kadar faydalı olabilirler, ama güvenilir ve hatasız değillerdir. Çünkü varlık alemi birbirine bağlıdır. İnsan nefsine hakim olan kanunlar, tekvin alemine hakim olan kanunlardan ayrı değildir. Ancak tekvin ve teşri (yasama) alemleri bilen bir kaynaktan alınan kanunlar güvenilir olabilirler. Dolayısıyla sadece tekvinin yaratıcısı olan Allah-u Teala’nın peygamberler aracılığıyla insanlığa ulaştırdığı buyruklar güvenilirdirler. Zen Budizmi, yoga gibi çeşitli mektepler, birincisi sistemli bir düşünce yapısından yoksundur, ikincisi vahyi öğretilere dayalı olmadığından güvenilir değillerdir.

Ayrıntılı Cevap

Meditasyon sözlükte kontrol anlamına gelmektedir. Kontrol yöntemi veya içsel derinlik ve içe bakış olan meditasyonu 1970 yılında Burner tanıtmıştır. Bu yöntemle insan kendi kişiliği hakkında düşünmeye başlar, ‘Ben kimim?’ sorusunu sorarak uzun süre bir köşede oturur, kendisi ve yaşamı hakkında düşünceye dalar. Son zamanlarda batılı yazarların, doğudan ilham alarak kontrolü ele almak şekli, konsantre egzersizi, derin sükunet, ruhsal baskıları gidermek ve enerjinin konsantre edilmesi türündendir. Kontrol, insanın içindeki tefekkür seyri Allah’ın zikriyle birliktedir. Zira Allah’ı anmak insanı ruhsal bilince götürmektedir. Yani kontrolü, fikir ve zikirle birlikte görmekteler ki, uyanıklığın daha derin safhalarına ve ruhsal bilince ulaşmak için yapılmakta ve genellikle belli bir kelimenin tekrarlanmasıyla meydana gelmektedir. Dr. Benson’ın[1] zannına göre kontrol şu dört faktör üzerine kurulmuştur: 1- Sakin bir ortam, 2- Kişisel bir konuya konsantre olma, 3- Umursamaz bir zihniyet, 4- Bedenin sakinlik hali.

Derin düşünce; çoşkulu düşünce, meditasyon veya iç derinlik ve içe dalmak adlarıyla ele alınmaktadırlar. Çoşkulu düşünce, duyuların içte konsantre etmekle sınırlanması demektir. Kontrol, bizi zihnin çeşitli safhalarına götürmekte ve uyanıklık haline ulaştırmaktadır. Bu hal, çalınmak için kurulan bir saz gibidir. Bu metot, insana kendi içinde bir hal ve ortam yaratma imkanı veriyor. Onda lezzetli bir güç tadılmaktadır; bu bir çeşit sezgisel marifetede de girmektedir. Kontrol metotlarının nihai hedefi öz bilinci kazanmaktır.[2] Bu tekniklerin iddiacıları diyorlar ki, kontrol egzesizleri bizi düşüncelerimiz arasındaki bölünmenin hayret verici yolculuğuna götürmektedir. Onun sağlıklı olmak, ıztırap, endişe ve yorgunluğun giderildiği sükunet bulmak gibi birçok faydaları vardır. Ama tüm bunlar asıl faydalar değillerdir. Kontrol için en önemli fayda düşüncelerin arasındaki bölünmeye girmektir.[3]

Kontrol için çeşitli teknikler sunulmuştur. Onlardan biri büyük bir Hindistan üstadının açıkladığı ‘Çapa’ tekniğidir. Çapa, ‘Allah’ın adını devamlı tekrar etmek’ demektir. Kontrolün bu yöntemiyle düşüncelerin arasındaki boşlukta kalınabilir, ama bu bir süreliğinedir.[4] Budizmde ise temel Buda olmaya kontrol denir. Zen ekolünde onun için iki şekil tasarlamışlardır: 1) Tenagete kontrolü. Onda kirletilmemiş bir zihine ihtiyaç vardır. 2) Budist üstadların yöntemiyle kontrol. Bu yöntem Budai zihnin ani idrakine ulaşmak için hiçbir aklani çabaya gereksinim duymamaktadır. İnsan her ne kadar her durumda kendini kontrol edebilsede kontrol normal şekliyle bağdaş kurarak oturmaktır. Kontrolün doruğa ulaşması yavaş yavaş da olabilir, birdenbirede. Hayal gücünü geliştirmek için bu tekniklerin çeşitli fırkaları vardır. Örneğin tuhaf tuhaf sorular sormak veya uyandırmak için edeplendirmek ve dövmekte olmak üzere kullanılan yıldırım yöntemleri gibi.[5]

Zen Budizmi ise, genellikle Japonyada görülen Mahayana Budizm’in bir kolu olup batılı ülkelerde de gelişme halindedir. Zen ekolünün takipçilerinin inancına göre, Zen’in ne demek olduğunu sorduğunda gerçekte kendi nefsini soruyorsun. Zira Zen sana diyor ki, ‘Nefsin nedir?’ Ve onun maddi olmayan ve ulaşılmayan bir varlık olduğunu anlatıyor. Zen’in en belirgin özelliği ‘yok vardır’ ‘var yoktur’ ‘ben senim, sen bensin’ vb. gibi çelişkili ibareleri açıklamasıdır.

Zen’in öğretileri ilahi sözlere ve kutsal metinlere dayalı değildir. Aksine özel bir şekilde ve mukaddes öğretilerin dışında ve zihinden zihinedir.[6] Yoga’da cisim ve zihnin işlevinin derin bir şekilde anlaşılması için antik bir yöntemdir. Son yüzyılda beden ve ruh sağlığına yaptığı inkar edilemeyecek etkilerinden dolayı dünyaca kabul görmüştür. Yoga yapmak için özel bir araç-gerece ihtiyaç yoktur. Yoga, Hindistan’da yaygın irfani mekteplerden biri sayılmaktadır. Sakınma adabına ve bedensel sporlara dayalı olup, çeşitli kolları vardır. Yoga’nın güzel ahlaklı olmak, toplumsal kanunları öğrenmek, başkalarıyla barış ve dostluk kurmak, zihni temizlemek vb. gibi hedefleri vardır. Zihnimiz hep çeşitli düşünce trafikleri, kararlar ve kişisel isteklerle doludur. Bu yüzden onu ıslah etmemiz için kontrol etmeniz gerekir.[7]  

Kontrol, zen ve yoga hakkında kısaca şöyle diyebiliriz: Bunlar bir yere kadar faydalı şeyler olabilirler, ama güvenilir ve hatasız değildirler. Çünkü, varlık alemi birbirine bağlı bir bütündür. İnsan nefsine hakim olan kanunlar, tekvin alemine hakim olan kanunların dışında değildirler. Tekvin ve teşri alemden gelen kaynakları bilen birinin getirdiği kanunlar güvenilir olabilirler. Dolayısıyla ancak tekvinin yaratıcısı olan Allah-u Teala’nın ilahi peygamberler aracılığıyla insanlığa ulaşan buyruklar güvenilirdirler. Güvenilir dini bir kaynağa sahip olan kimse, tezkiye, tezhib, murakabe ve iç huzura kavuşmak için Masumların (a.s) getirdiği şeylere amel etmelidir. İslamî irfanda nefsin en üstün riyazeti ve beden aleminde ilahi hakimiyetin kurulması için amel, helal ve haramlara dikkat etmek ve Ehl-i Beyt mektebine tam bir itaatta bulunmakla gerçekleşir. İslamî irfanın babası Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Din, nefsin riyazetidir.’[8] İbn-i Sina gibi ilmin büyüğü ibadetin nefsin riyazeti olduğunu söylüyor ve şöyle ekliyor: ‘Nesif kuvvelerine, Allah’a yönelişte engel çıkarmamaları için ibadetle boyun eğdirilebilir, hatta yardımcıda olabilirler.[9] Şer’i murakabe  ise nefse göz kulak olmak, bekçilik yapmaktır; bu şekilde ahirete azık ve sermaye hazırlamak için ameller yapılır.[10]   

Allame Hazanzade Amuli bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Kim birkaç günlüğüne yemeğine dikkat etse, boş işler yapmasa ve boş şeyler konuşmazsa, hatta fazla konuşmazsa kısacası hayvani şehvet ve bağlardan kendini korursa görecek ki, nefsin tekvini gereği olarak riyazetten ziya ve sefa bulur. Eserleri nur ve değerlerdir. Öyleyse riyazet insan eğiten buyruklara yani vahyin mantığına (Şüphe yok ki bu Kur'an, insanları en doğru bir yola sevk eder)[11] uygun olursa nefsin tekvini iktizası nihai kemaline nail olur.’[12]


[1] -Mahmud Rızaizade, Maharetha-i Müdiriyet-i Hiştendari, s.237 (Müessesei Tahkikat ve Amuzeş-i Müdüriyet yayınları).

[2] -a.g.e. s.232 ila 242.

[3] -Wayne W. Dyer, Murakebe (Sima Fereci’nin tercümesi), s.25 (Nesl-i Nev Endiş yayınları).

[4] -a.g.e. s.51.

[5] -Mojgan Sehayi, Nigeriş-i Nakkadane Be Zen Budai Ez Didgah-ı Tevhid, (Pasuhgui Be Mesail-i Dini Sitesi).

[6] -a.g.e. What is Zen adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.

[7] -Faslname-i Yogamehr, No:2, Payız:79.

[8] -Nazımzade-i Kummi, Ali Der Ayine-i İrfan.

[9] -İbn-i Sina, el-İşarat ve’t Tenbihat, 9. Nemt, 3. Fasıl.

[10] -Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan, c.2, s.170

[11] -İsra/9

[12] -Gencine-i Gevher-i Revan, s.15.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar