Gelişmiş Arama
Ziyaret
10597
Güncellenme Tarihi: 2010/10/12
Soru Özeti
Yoga-Zen konsantrasyonu (meditation) hakkında görüşünüz nedir?
Soru
Yoga-Zen konsantrasyonu (meditation) hakkında görüşünüz nedir?
Kısa Cevap

Bu tekniği yapanların iddiasına göre konsantrasyon egzesizi yapmak, bizi şaşırtıcı bir şekilde düşüncelerimizin arasında yolculuk yapmamızı sağlıyor. Onun, daha sağlıklı, ıztrapsız, endişesiz bir yaşam sağlaması, yorgunluğu gidermesi gibi birçok faydalar vardır. Ve bizi zihnin çeşitli safhalarına ve farkındalığa ulaştırıyor.

Konsantrasyon, zen ve yoga hakkında yapılan kısa bir araştırmanın sonuncu gösteriyor ki, bunlar bir yere kadar faydalı olabilirler, ama güvenilir ve hatasız değillerdir. Çünkü varlık alemi birbirine bağlıdır. İnsan nefsine hakim olan kanunlar, tekvin alemine hakim olan kanunlardan ayrı değildir. Ancak tekvin ve teşri (yasama) alemleri bilen bir kaynaktan alınan kanunlar güvenilir olabilirler. Dolayısıyla sadece tekvinin yaratıcısı olan Allah-u Teala’nın peygamberler aracılığıyla insanlığa ulaştırdığı buyruklar güvenilirdirler. Zen Budizmi, yoga gibi çeşitli mektepler, birincisi sistemli bir düşünce yapısından yoksundur, ikincisi vahyi öğretilere dayalı olmadığından güvenilir değillerdir.

Ayrıntılı Cevap

Meditasyon sözlükte kontrol anlamına gelmektedir. Kontrol yöntemi veya içsel derinlik ve içe bakış olan meditasyonu 1970 yılında Burner tanıtmıştır. Bu yöntemle insan kendi kişiliği hakkında düşünmeye başlar, ‘Ben kimim?’ sorusunu sorarak uzun süre bir köşede oturur, kendisi ve yaşamı hakkında düşünceye dalar. Son zamanlarda batılı yazarların, doğudan ilham alarak kontrolü ele almak şekli, konsantre egzersizi, derin sükunet, ruhsal baskıları gidermek ve enerjinin konsantre edilmesi türündendir. Kontrol, insanın içindeki tefekkür seyri Allah’ın zikriyle birliktedir. Zira Allah’ı anmak insanı ruhsal bilince götürmektedir. Yani kontrolü, fikir ve zikirle birlikte görmekteler ki, uyanıklığın daha derin safhalarına ve ruhsal bilince ulaşmak için yapılmakta ve genellikle belli bir kelimenin tekrarlanmasıyla meydana gelmektedir. Dr. Benson’ın[1] zannına göre kontrol şu dört faktör üzerine kurulmuştur: 1- Sakin bir ortam, 2- Kişisel bir konuya konsantre olma, 3- Umursamaz bir zihniyet, 4- Bedenin sakinlik hali.

Derin düşünce; çoşkulu düşünce, meditasyon veya iç derinlik ve içe dalmak adlarıyla ele alınmaktadırlar. Çoşkulu düşünce, duyuların içte konsantre etmekle sınırlanması demektir. Kontrol, bizi zihnin çeşitli safhalarına götürmekte ve uyanıklık haline ulaştırmaktadır. Bu hal, çalınmak için kurulan bir saz gibidir. Bu metot, insana kendi içinde bir hal ve ortam yaratma imkanı veriyor. Onda lezzetli bir güç tadılmaktadır; bu bir çeşit sezgisel marifetede de girmektedir. Kontrol metotlarının nihai hedefi öz bilinci kazanmaktır.[2] Bu tekniklerin iddiacıları diyorlar ki, kontrol egzesizleri bizi düşüncelerimiz arasındaki bölünmenin hayret verici yolculuğuna götürmektedir. Onun sağlıklı olmak, ıztırap, endişe ve yorgunluğun giderildiği sükunet bulmak gibi birçok faydaları vardır. Ama tüm bunlar asıl faydalar değillerdir. Kontrol için en önemli fayda düşüncelerin arasındaki bölünmeye girmektir.[3]

Kontrol için çeşitli teknikler sunulmuştur. Onlardan biri büyük bir Hindistan üstadının açıkladığı ‘Çapa’ tekniğidir. Çapa, ‘Allah’ın adını devamlı tekrar etmek’ demektir. Kontrolün bu yöntemiyle düşüncelerin arasındaki boşlukta kalınabilir, ama bu bir süreliğinedir.[4] Budizmde ise temel Buda olmaya kontrol denir. Zen ekolünde onun için iki şekil tasarlamışlardır: 1) Tenagete kontrolü. Onda kirletilmemiş bir zihine ihtiyaç vardır. 2) Budist üstadların yöntemiyle kontrol. Bu yöntem Budai zihnin ani idrakine ulaşmak için hiçbir aklani çabaya gereksinim duymamaktadır. İnsan her ne kadar her durumda kendini kontrol edebilsede kontrol normal şekliyle bağdaş kurarak oturmaktır. Kontrolün doruğa ulaşması yavaş yavaş da olabilir, birdenbirede. Hayal gücünü geliştirmek için bu tekniklerin çeşitli fırkaları vardır. Örneğin tuhaf tuhaf sorular sormak veya uyandırmak için edeplendirmek ve dövmekte olmak üzere kullanılan yıldırım yöntemleri gibi.[5]

Zen Budizmi ise, genellikle Japonyada görülen Mahayana Budizm’in bir kolu olup batılı ülkelerde de gelişme halindedir. Zen ekolünün takipçilerinin inancına göre, Zen’in ne demek olduğunu sorduğunda gerçekte kendi nefsini soruyorsun. Zira Zen sana diyor ki, ‘Nefsin nedir?’ Ve onun maddi olmayan ve ulaşılmayan bir varlık olduğunu anlatıyor. Zen’in en belirgin özelliği ‘yok vardır’ ‘var yoktur’ ‘ben senim, sen bensin’ vb. gibi çelişkili ibareleri açıklamasıdır.

Zen’in öğretileri ilahi sözlere ve kutsal metinlere dayalı değildir. Aksine özel bir şekilde ve mukaddes öğretilerin dışında ve zihinden zihinedir.[6] Yoga’da cisim ve zihnin işlevinin derin bir şekilde anlaşılması için antik bir yöntemdir. Son yüzyılda beden ve ruh sağlığına yaptığı inkar edilemeyecek etkilerinden dolayı dünyaca kabul görmüştür. Yoga yapmak için özel bir araç-gerece ihtiyaç yoktur. Yoga, Hindistan’da yaygın irfani mekteplerden biri sayılmaktadır. Sakınma adabına ve bedensel sporlara dayalı olup, çeşitli kolları vardır. Yoga’nın güzel ahlaklı olmak, toplumsal kanunları öğrenmek, başkalarıyla barış ve dostluk kurmak, zihni temizlemek vb. gibi hedefleri vardır. Zihnimiz hep çeşitli düşünce trafikleri, kararlar ve kişisel isteklerle doludur. Bu yüzden onu ıslah etmemiz için kontrol etmeniz gerekir.[7]  

Kontrol, zen ve yoga hakkında kısaca şöyle diyebiliriz: Bunlar bir yere kadar faydalı şeyler olabilirler, ama güvenilir ve hatasız değildirler. Çünkü, varlık alemi birbirine bağlı bir bütündür. İnsan nefsine hakim olan kanunlar, tekvin alemine hakim olan kanunların dışında değildirler. Tekvin ve teşri alemden gelen kaynakları bilen birinin getirdiği kanunlar güvenilir olabilirler. Dolayısıyla ancak tekvinin yaratıcısı olan Allah-u Teala’nın ilahi peygamberler aracılığıyla insanlığa ulaşan buyruklar güvenilirdirler. Güvenilir dini bir kaynağa sahip olan kimse, tezkiye, tezhib, murakabe ve iç huzura kavuşmak için Masumların (a.s) getirdiği şeylere amel etmelidir. İslamî irfanda nefsin en üstün riyazeti ve beden aleminde ilahi hakimiyetin kurulması için amel, helal ve haramlara dikkat etmek ve Ehl-i Beyt mektebine tam bir itaatta bulunmakla gerçekleşir. İslamî irfanın babası Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Din, nefsin riyazetidir.’[8] İbn-i Sina gibi ilmin büyüğü ibadetin nefsin riyazeti olduğunu söylüyor ve şöyle ekliyor: ‘Nesif kuvvelerine, Allah’a yönelişte engel çıkarmamaları için ibadetle boyun eğdirilebilir, hatta yardımcıda olabilirler.[9] Şer’i murakabe  ise nefse göz kulak olmak, bekçilik yapmaktır; bu şekilde ahirete azık ve sermaye hazırlamak için ameller yapılır.[10]   

Allame Hazanzade Amuli bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Kim birkaç günlüğüne yemeğine dikkat etse, boş işler yapmasa ve boş şeyler konuşmazsa, hatta fazla konuşmazsa kısacası hayvani şehvet ve bağlardan kendini korursa görecek ki, nefsin tekvini gereği olarak riyazetten ziya ve sefa bulur. Eserleri nur ve değerlerdir. Öyleyse riyazet insan eğiten buyruklara yani vahyin mantığına (Şüphe yok ki bu Kur'an, insanları en doğru bir yola sevk eder)[11] uygun olursa nefsin tekvini iktizası nihai kemaline nail olur.’[12]


[1] -Mahmud Rızaizade, Maharetha-i Müdiriyet-i Hiştendari, s.237 (Müessesei Tahkikat ve Amuzeş-i Müdüriyet yayınları).

[2] -a.g.e. s.232 ila 242.

[3] -Wayne W. Dyer, Murakebe (Sima Fereci’nin tercümesi), s.25 (Nesl-i Nev Endiş yayınları).

[4] -a.g.e. s.51.

[5] -Mojgan Sehayi, Nigeriş-i Nakkadane Be Zen Budai Ez Didgah-ı Tevhid, (Pasuhgui Be Mesail-i Dini Sitesi).

[6] -a.g.e. What is Zen adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.

[7] -Faslname-i Yogamehr, No:2, Payız:79.

[8] -Nazımzade-i Kummi, Ali Der Ayine-i İrfan.

[9] -İbn-i Sina, el-İşarat ve’t Tenbihat, 9. Nemt, 3. Fasıl.

[10] -Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan, c.2, s.170

[11] -İsra/9

[12] -Gencine-i Gevher-i Revan, s.15.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • arazinin tapusunu erken alabilmek için avukat tarafından rüşvet verilmesinin hükmü nedir?
    7473 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Rüşvetin alınması, verilmesi, rüşvetin tahakkuk bulaması için vasıtalık görevinin yapılmesi bütün şekilleriyle ve her kime veriliyorsa verilsin haramdır. İster hakkın tahakkuk bulması için olsun, ister batılın ibtaledilmesi için, ister asıl işin gerçekleşmesi için olsun, ister işin daha erken gerçekleşmesi için, ister başka kimselerin hakkına zayıat verilmesine sebebiyet ...
  • Rivayette müminlerin birbirleriyle ilişkilerinde sevinçli ve güler yüzle davrandıkları gelmiştir. Acaba bu mesele, yaşamda karı-koca arasında da geçerli midir?
    6781 خوش رفتاری 2012/09/09
    Müminin sıfatlarının birisi hakkında zikredilen rivayetlerde, onun başkalarına karşı sevinçli ve güler yüzlü davrandığı ve hüzün ve gamını kalbinde gizlediği; bu sıfatın dostluk eğilimini çektiği buyrulmuştur. Bu konunun müşterek yaşamda ve aile içinde başka bir şekilde olduğunu; evli çiftlerin birbirlerinin gam ve hüznüne ortak olduğunu; eşlerin birbirine ...
  • Kadın eşinin cinsel birleşme isteği karşısında kaçınabilir mi?
    105033 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/07/21
    Peygamber Ekrem (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin (a.s) rivayetlerinde cinsel birleşmeyle alakalı kadın ve erkeğin bir birlerini gözetmeleri gerektiği konusu belirtilmiştir. Cinsel birleşmede olduğu gibi karşılıklı bu gözetme çok yönlüdür. Bu rivayetlerde erkeğe şöyle buyrulur: Erkeğin dinginlikle, oynaşarak ve yavaş yavaş cinsel birleşme amelini yerine getirmesi müstehaptır.
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9397 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Niçin altın takmak erkeğe haramdır?
    94710 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/01/14
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız ...
  • Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
    6642 Pratik İrfan 2012/05/03
    İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. ...
  • İnsanların hepsi kıyamette nasıl tekrar dirilecekler? Oysaki yaşam dönemleri ve dilleri birbirinden farklı hatta çoğunun mezarı bile yok balıklara yem oldular?
    4155 Eski Kelam İlmi 2019/12/01
     Eğer bir insan Allah Teala’nın her şeye kadir olduğunu idrak etmiş ve hiçbir alet ve gereç olmadan maddi alemi yaratabileceğini anlamışsa; insanları tekrar diriltmesi için kabre ihtiyacı olmadığı sonucuna da ulaşır. Her insan din gününde tekrar diriltilecektir ister kabirleri olsun ister olmasın. Günümüzde bilim dünyası eğer bir ...
  • Acaba mezi, vezi, vedi necismidir?
    8521 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/04/07
    İnsan bedeninde idrar yolundan meni ve idrar dışında dışarı çıkan sıvılar bir kaç kısma ayrılır: Büyük abdesten sonra açığa çıkan ve azda olsa yapışkanlık taşıyan sıvı; bu sıvı “vedi” olarak adlandırılır. Cinsel birliktelik sırasında orgazm öncesi ve meninin gelmesinden önce açığa çıkan sıvı; bu ...
  • Ehl-i kitap, meadın cismani olduğuna inanıyor mu? Lütfen bu alanda bir kaç kitap tanıtır mısınız?
    8732 Eski Kelam İlmi 2010/12/28
    Cevabın daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç noktaya dikkat çekmek gerekiyor:1-Ehl-i kitabın (ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, ister Zerdüşt) öğretilerinde cismani mead adı altında bir konudan özel olarak bahsedilmemiştir. Bu yüzden bu konuda söyleyeceğimiz şeyler Ehl-i kitabın dini kitaplarından mead inancı hakkında anladıklarımızdır.
  • Müslüman kadınlar camiasından ilmi havzalarda içtihat derecesine ulaşanlar var mı?
    10500 تاريخ بزرگان 2010/06/08
    İslam’ın ilime önem vermesi ve ilimi kadın erkek herkese farz kılması sonucu bazı kadınlar ilim öğrenimine iştigal edip sonunda içtihat derecesine ulaşmışlardır.Örneğin, H. K. 1403 yılında vefat etmiş olan Bayan Müçtehit Emin ve şimdi kadınların ilmi havzalarının değerli üstatlarından ...

En Çok Okunanlar