Gelişmiş Arama
Ziyaret
9531
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Soru
Siz Ali’nin (a.s) Peygamberden (s.a.a.) sonra hak imam olduğunu söylemektesiniz. Öyleyse Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Kısa Cevap

Birincisi: Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. İkincisi: İmametin sıfat ve şartları ilim, masumiyet ve de ilim ve amelde günah ve hatadan korunmadan ibarettir. Halkın cemaat namazına imam olmak da imametin asıl ve temel şartlarından değildir. Bu nedenle cemaat imamı olmamak imamette hiçbir sorun çıkarmaz ve imametin noksanlığı sayılmaz. Artı, Hz. Ali’nin (a.s) diğerlerinden daha çok cemaat namazı kıldığına dair tarihte bir takım deliller mevcuttur.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu yanıtlamadan önce birkaç noktayı hatırlatmak gerekir:

1- İmamet Mefhumu:

İmamet sözlükte önderlik ve rehberlik manasındadır ve bir grubun rehberliğini üstlenen herkes ister hak yolda olsun ve ister batıl yolda olsun “imam” olarak adlandırılır.[1] Ama kelam ilmi ıstılahında imamet, “dinî ve dünyevî işlerin tümünde İslam toplumuna kapsayıcı ve kuşatıcı olarak başkanlık etmektir.”[2] Yani imamet tıpkı nübüvvet gibidir. Bu makam sahibinin görevleri, Peygamberin (s.a.a) görevlerini devam ettirir. Aralarındaki fark ise sadece nübüvvette vahiy alma ve bildirmenin olması, ama imamette böyle bir şeyin bulunmamasıdır.

2- İmametin Sıfat ve Şartları:

Şia açısından imametin asıl ve temel şartları şunlardır: Engin bir ilim ve masumiyet (günah ve hata yapmaktan korunma). Dolayısıyla böyle bir şahsı tanımak sadece vahiy yoluyla mümkündür.

3- Müminlerin Önderi Hz. Ali’nin (a.s) İmamet ve Velayeti:

Hz. Ali’nin (a.s) imamet ve velayetinin hakkaniyetini ispat eden birçok ayet ve rivayet mevcuttur. Kısa olması için sadece onlardan bazılarına işaret ediyoruz:

3-1- Ayet-i şerifede şöyle buyrulmaktadır: “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.”[3] Şia ve Ehli Sünnet’in naklettiği birçok rivayet esasınca bu mübarek ayet Hz. Ali (s.a.a) hakkında nazil olmuş ve Hz. Ali’nin (a.s) velayetini vurgulamaktadir.[4] Özellikle yukarıdaki ayette yer alan “veli” kelimesinin dost ve yaver anlamına gelmesi mümkün değildir; çünkü dostluk ve yaverlik tüm Müslümanlar ile ilgilidir. Sadece rükû halinde infak edenler ile ilgili değildir.

3-2- “Ey Ehli Beyt! Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister”[5] ayet-i şerifesi Hz. Ali (a.s) ve on bir evladının (a.s) masumiyetine delalet eder. Şia ve Ehli Sünnet âlimleri kanalıyla gelen birçok hadis, bu ayet-i şerifenin Hz. Peygamber (s.a.a) ve onun ehli beyti hakkında nazil olduğunu göstermektedir.[6] Her akıllı ve düşünen insan, devletten ibaret olan en temel toplumsal meselenin en salih bireylerin elinde olması gerektiğini bilir. Dolayısıyla, masumun varlığına rağmen devletin başkalarının elinde olmasını akıl reva görmez.

3-3- Peygamber (s.a.a) “yakın akrabalarını uyar” ayetinin inmesinden sonra Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurur: “Bu benim kardeşim, vasim ve size halifemdir. Onun sözünü dinleyin ve kendisine itaat edin.”[7]

3-4- Peygamber (s.a.a) bir başka yerde de bir grup ashabına Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurmuştur: “Ali benden ve ben ondanım ve o benden sonra tüm müminlerin velisidir.”[8]

3-5- Selman, Ebuzer ve Mikdad (r.a) Allah Resulü’nden şunu duyduklarını naklederler: Ali (a.s) hak iledir ve hak da Ali (a.s) iledir.”[9]

3-6- Allah Resulü (s.a.a) müminlerin önderine (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hak seninledir ve hak senin dil, kalp ve iki gözün arasındadır. İman senin kan ve etine karışmıştır. Tıpkı benim kan ve etime karıştığı gibi.[10]

3-7- İbn. Abbas şöyle demektedir: Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu duydum: Ben, Ali, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in dokuz evladı temiz ve masumuz.”[11]

Bu ayet ve rivayetlerce Hz. Ali (a.s), imametin sıfat ve şartlarını taşımaktadır ve onun hakkaniyeti de ispatlanmıştır.[12] Hz. Ali’nin (a.s) Peygamber (s.a.a) hastalığı zamanında neden halka cemaat imamlığı yapmadığına ilişkin sorduğunuz sorunun yanıtı bağlamında ise şöyle diyoruz: Evvela; Peygamberin (s.a.a) hayatı döneminde cemaat imamı olmanın imametin şartlarından olduğuna dair bir delil mevcut değildir. İkincisi; müminlerin önderi Hz. Ali’nin (a.s) Peygamberin (s.a.a) yerine namaz kıldığı durumlar diğerlerinkinden daha çoktur.[13] Mesela Peygamber (s.a.a) Tebuk savaşı için Medine’den çıktığı zaman, Ali b. Ebu Talib’i (a.s) hem namaz kılması ve hem de Medine’nin diğer işlerini yürütmesi için kendi yerine bırakmıştır. Bu bağlamda Peygamber (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Senin bana yönelik yakınlığın Harun’un Musa’ya olan yakınlığıdır. Ancak benden sonra bir peygamber gelmeyecektir.”[14] İkincisi; cemaat namazı kılmak diğerlerinden üstün olmanın delili değildir. Çünkü Saad b. Ubade, Zeyd b. Harise ve Osman gibi şahıslar ve başkaları da Peygamber (s.a.a) yerine cemaat namazı kılmışlardır.[15] Böyleyken hilafet ve velayet bağlamında hiç kimse onların özel bir erdeme sahip olduğunu iddia etmemiştir. Bundan aldığımız netice şudur: Küçük imametin büyük imamet ile hiçbir ilişkisi yoktur ve hilafet ve velayet bağlamında baz alınabilecek hiçbir erdemi ispat veya iptal etmemektedir. Artı, Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. Ebubekir’in (Peygamberin hastalığı zamanında) namaz kılmak için mescide gitme hikâyesi görüldüğü kadarıyla Ayşe’nin planıydı. Peygamber (s.a.a) bunu fark edince hasta halde mescide gelmiş, Ebubekir’i kenara itmiş ve bizzat kendisi cemaate namaz kıldırmıştır.[16]


[1] Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Amuzeş-i Akaid, s. 298.

[2] a.g.e.

[3] Maide, 55.

[4] Tefsir-u Nuri’l-Sakaleyn,c. 1, s. 643; Minhacu’l-Berae, c. 2, s. 350; daha fazla bilgi için “İhkaku-l’Hak” kitabı c. 2 ve “el-Ğadir” c. 2 ve “el-Muracaat” eserlerine müracaat edin. Tefsir-i Numune, c. 4, s. 426.

[5] Ahzab, 33.

[6] Sahih-i Müslim, Kitab-i Fezail-i Sahabe, bab. 9; Mecmei’z-Zevayid, Haysemi, c. 9, s. 203.

[7] Tehzibu’l- Asar, İbn. Cerir Taberi, c. 3, s. 62.

[8] Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 632; Sünen-i Nisaî, c. 5, s. 132.

[9] Biharu’l-Envar, c. 38, s. 30.

[10] el-Ğadir, c. 3, s. 179.

[11] Yunabiu’l-Mevedde, s. 534.

[12] Elbette mezkûr iki ayet-i şerifenin bizim iddiamıza delalet etmesi uzun bir açıklamaya ihtiyaç duymaktadır ve bu makalede bunu yapmak olanaksızdır.  

[13] Biharu’l-Envar, c. 22, s. 249.

[14] Es-Siretu’l-Nebeviyye, İbn. Hişam, c. 4, s. 519-520.

[15] a.g.e.

[16] Resul Caferyan, Sire-i Resul-i Hoda (s.a.a), s. 674; İbn. Ebi’l-Hadid, Şerh-u Nehci’l-Belağa, c. 9, s. 197.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia’nın bakışında intihar saldırısının bir sakıncası var mıdır? Bu eylemi yapan kimse şehid sayılır mı?
    6670 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/12
    İntihar ve istişhad saldırısı olarak tabir edilen bu tür eylemler kendiliğinden Şiilik kültürüne girmemiştir ve caiz değildir. Ama çok önemli tehlikelerin aziz İslam’ı tehdit ettiği ve bu tehditleri etkisiz kılmada tüm yolların çıkmaza girdiği, İslam’ın korunmasının bu eyleme bağlı kaldığı ve gerçekleştirildiğinde günahsız fertlerin kanının akıtılmaması ...
  • Geçici evlilikte kadın ve erkeğin boşanmasının şartı nedir?
    8992 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/03
    Eğer sizin daimi mutadan kastettiğiniz şey, daimi evlilik ve nikâhsa, bunda müddet zikredilmez ve kadın ve erkek her zaman için birbiriyle nikâhlanırlar. Böyle bir evlilik boşanma sözü söylenmeden feshedilmez ve erkek bir defa yakınlaştıktan sonra (boşanmak istediği takdirde) kadının tüm mihrini ödemeli ve kadını boşamalıdır. Aynı şekilde eğer kastettiğiniz ...
  • Şeys kimdir?
    6551 تاريخ بزرگان 2011/11/21
    Şeys, Hz.Adem’in (a.s) evlatlarından biridir. Kâbil’in Habil’i öldürmesinden sonra Adem ve Havva beş yıl çocuk sahibi olmadılar. Beş yıldan sonra dünyaya gelen çocuklarına Şeys adını verdiler. Hz. Adem onun hakkında şöyle diyor: ‘O, Habil’in yerine verildi, mübarektir ve peygamber olacaktır.’
  • İslam tüm sorunların çözmeye nasıl kadirdir?
    6702 Fıkıh 2012/02/18
    İslam’ın hüküm ve buyrukları âlim ve hikmet sahibi Allah tarafından olup insanlığın tüm sorunlarını halletmeye kadirdir. Ama bu, toplumdaki tüm fertlerin İslam’ın buyruklarıyla amel etmesi şartıyla tahakkuk eder. Bugün gençlerin evliliği önünde birçok sorun yer alsa da hem kız, hem oğlan ve hem de tarafların ailelerinin İslam’ın buyruklarına göre ...
  • Pahalı taşlardan yapılan yüzükleri takmanın ne gibi sevap ve faydaları var?
    16682 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/04
    Akik, firuze, yakut vb. gibi yüzükleri kullanmak, eğer halkası altın olmazsa erkekler için caiz ve rivayetlere göre sevabı da vardır. Ayrıca namazın sevap ve faziletinin çoğalmasına da neden olmaktalar. ...
  • Oruç insan üzerinde ne gibi eğitici eserler bırakır?
    7668 Pratik Ahlak 2012/05/12
    Oruç, nefsin tehzip (ruhi temizlik) ve tezkiyesi için bir çeşit alıştırma ve insanın kendi nefsine tasallutunun tahakkuku için uygun bir yöntem ve nefsanî heveslerle mücadeledir. Oruç, ferdi ve içtimai iki boyutta olmak üzere, insanın bedensel boyutta bıraktığı eserlerin yanı sıra insanın ruhi boyutunda da eğitici ...
  • Bir takım şekilleri ve figürleri içeren dua kitaplarından yararlanmak caiz midir?
    12190 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    1- Sorunuza nazaran söz konusu kitabın hangi ilim hakkında olduğunu anlamak güçtür. Bunu anlamak için daha geniş bilgiye ihtiyaç vardır. Ama kısaca söyleyebiliriz ki söz konusu kitap ulum-i garibe hakkındadır. Ulum-i garibe; cifr, reml ve nücüm gibi ilimlere denir. Ancak söz konusu kitabın hangi kısmına ait olduğunu ...
  • Hz. Ebu Talib'in imanını ispatlayan deliller nelerdir?
    18517 تاريخ بزرگان 2010/03/09
    Soruda nakledilen hadis "merfu'e"dir ve senet yönünden müsnet hadisler derecesinde bir itibarı bulunmamaktadır. Fakat biz Hz. Ebu Talib'in imanını ispat etmek için bu rivayete istinat etmiyoruz. Çünkü o hazretin imanını ispatlamak için birçok sahih ve güçlü hadis ve rivayet nakledilmiştir. Hz. Ebu Talib'in Allah'a ve ...
  • Peygamberin (s.a.a) adı duyulduğunda veyahut namazdayken veya namaz dışındayken salâvat ayetini duymayla salâvat getirmek farz mıdır yoksa müstehap mıdır?
    11045 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Tüm taklit mercileri kendi ilmihallerinde Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) mübarek adı duyulduğunda salavat getirmenin müstehap olduğuna hükmetmişlerdir. Bu hüküm namaz halini de kapsamaktadır. İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmaktadır: “İnsan ne zaman Hz. Peygamberin (s.a.a) Muhammed ve Ahmed gibi mübarek isimlerini veya Mustafa ve Ebu’l-Kasım gibi lakap ve ...
  • Eşimin yanlış davranışını kendisine nasıl bildirebilirim?
    8347 Pratik Ahlak 2012/05/03
    Sorunuzda bulunan nokta, her ikinizin de birbirinizi sevdiği ve sizin eşiniz için en iyi kadın olmayı istemenizdir. Diğer hususların önemsenmemesi için sizin her zaman bu özelliğe belirgin bir rol üstlendirmeniz gerekmektedir. Evlilik hayatında egemen atmosfer mutluluk, samimiyet, dostluk ve arkadaşlık olmalıdır. Egoistlik, kendini düşünmek ve mütekebbirlik olmamalıdır. ...

En Çok Okunanlar