Gelişmiş Arama
Ziyaret
9559
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Soru
Siz Ali’nin (a.s) Peygamberden (s.a.a.) sonra hak imam olduğunu söylemektesiniz. Öyleyse Peygamber (s.a.a) hasta olduğu müddet boyunca neden Ali (a.s) bir namazda dahi halka cemaat imamlığı yapmamıştır?
Kısa Cevap

Birincisi: Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. İkincisi: İmametin sıfat ve şartları ilim, masumiyet ve de ilim ve amelde günah ve hatadan korunmadan ibarettir. Halkın cemaat namazına imam olmak da imametin asıl ve temel şartlarından değildir. Bu nedenle cemaat imamı olmamak imamette hiçbir sorun çıkarmaz ve imametin noksanlığı sayılmaz. Artı, Hz. Ali’nin (a.s) diğerlerinden daha çok cemaat namazı kıldığına dair tarihte bir takım deliller mevcuttur.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu yanıtlamadan önce birkaç noktayı hatırlatmak gerekir:

1- İmamet Mefhumu:

İmamet sözlükte önderlik ve rehberlik manasındadır ve bir grubun rehberliğini üstlenen herkes ister hak yolda olsun ve ister batıl yolda olsun “imam” olarak adlandırılır.[1] Ama kelam ilmi ıstılahında imamet, “dinî ve dünyevî işlerin tümünde İslam toplumuna kapsayıcı ve kuşatıcı olarak başkanlık etmektir.”[2] Yani imamet tıpkı nübüvvet gibidir. Bu makam sahibinin görevleri, Peygamberin (s.a.a) görevlerini devam ettirir. Aralarındaki fark ise sadece nübüvvette vahiy alma ve bildirmenin olması, ama imamette böyle bir şeyin bulunmamasıdır.

2- İmametin Sıfat ve Şartları:

Şia açısından imametin asıl ve temel şartları şunlardır: Engin bir ilim ve masumiyet (günah ve hata yapmaktan korunma). Dolayısıyla böyle bir şahsı tanımak sadece vahiy yoluyla mümkündür.

3- Müminlerin Önderi Hz. Ali’nin (a.s) İmamet ve Velayeti:

Hz. Ali’nin (a.s) imamet ve velayetinin hakkaniyetini ispat eden birçok ayet ve rivayet mevcuttur. Kısa olması için sadece onlardan bazılarına işaret ediyoruz:

3-1- Ayet-i şerifede şöyle buyrulmaktadır: “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resulüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.”[3] Şia ve Ehli Sünnet’in naklettiği birçok rivayet esasınca bu mübarek ayet Hz. Ali (s.a.a) hakkında nazil olmuş ve Hz. Ali’nin (a.s) velayetini vurgulamaktadir.[4] Özellikle yukarıdaki ayette yer alan “veli” kelimesinin dost ve yaver anlamına gelmesi mümkün değildir; çünkü dostluk ve yaverlik tüm Müslümanlar ile ilgilidir. Sadece rükû halinde infak edenler ile ilgili değildir.

3-2- “Ey Ehli Beyt! Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister”[5] ayet-i şerifesi Hz. Ali (a.s) ve on bir evladının (a.s) masumiyetine delalet eder. Şia ve Ehli Sünnet âlimleri kanalıyla gelen birçok hadis, bu ayet-i şerifenin Hz. Peygamber (s.a.a) ve onun ehli beyti hakkında nazil olduğunu göstermektedir.[6] Her akıllı ve düşünen insan, devletten ibaret olan en temel toplumsal meselenin en salih bireylerin elinde olması gerektiğini bilir. Dolayısıyla, masumun varlığına rağmen devletin başkalarının elinde olmasını akıl reva görmez.

3-3- Peygamber (s.a.a) “yakın akrabalarını uyar” ayetinin inmesinden sonra Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurur: “Bu benim kardeşim, vasim ve size halifemdir. Onun sözünü dinleyin ve kendisine itaat edin.”[7]

3-4- Peygamber (s.a.a) bir başka yerde de bir grup ashabına Hz. Ali (a.s) hakkında şöyle buyurmuştur: “Ali benden ve ben ondanım ve o benden sonra tüm müminlerin velisidir.”[8]

3-5- Selman, Ebuzer ve Mikdad (r.a) Allah Resulü’nden şunu duyduklarını naklederler: Ali (a.s) hak iledir ve hak da Ali (a.s) iledir.”[9]

3-6- Allah Resulü (s.a.a) müminlerin önderine (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hak seninledir ve hak senin dil, kalp ve iki gözün arasındadır. İman senin kan ve etine karışmıştır. Tıpkı benim kan ve etime karıştığı gibi.[10]

3-7- İbn. Abbas şöyle demektedir: Allah Resulü’nün şöyle buyurduğunu duydum: Ben, Ali, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in dokuz evladı temiz ve masumuz.”[11]

Bu ayet ve rivayetlerce Hz. Ali (a.s), imametin sıfat ve şartlarını taşımaktadır ve onun hakkaniyeti de ispatlanmıştır.[12] Hz. Ali’nin (a.s) Peygamber (s.a.a) hastalığı zamanında neden halka cemaat imamlığı yapmadığına ilişkin sorduğunuz sorunun yanıtı bağlamında ise şöyle diyoruz: Evvela; Peygamberin (s.a.a) hayatı döneminde cemaat imamı olmanın imametin şartlarından olduğuna dair bir delil mevcut değildir. İkincisi; müminlerin önderi Hz. Ali’nin (a.s) Peygamberin (s.a.a) yerine namaz kıldığı durumlar diğerlerinkinden daha çoktur.[13] Mesela Peygamber (s.a.a) Tebuk savaşı için Medine’den çıktığı zaman, Ali b. Ebu Talib’i (a.s) hem namaz kılması ve hem de Medine’nin diğer işlerini yürütmesi için kendi yerine bırakmıştır. Bu bağlamda Peygamber (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Senin bana yönelik yakınlığın Harun’un Musa’ya olan yakınlığıdır. Ancak benden sonra bir peygamber gelmeyecektir.”[14] İkincisi; cemaat namazı kılmak diğerlerinden üstün olmanın delili değildir. Çünkü Saad b. Ubade, Zeyd b. Harise ve Osman gibi şahıslar ve başkaları da Peygamber (s.a.a) yerine cemaat namazı kılmışlardır.[15] Böyleyken hilafet ve velayet bağlamında hiç kimse onların özel bir erdeme sahip olduğunu iddia etmemiştir. Bundan aldığımız netice şudur: Küçük imametin büyük imamet ile hiçbir ilişkisi yoktur ve hilafet ve velayet bağlamında baz alınabilecek hiçbir erdemi ispat veya iptal etmemektedir. Artı, Ebubekir’in Ğadir Hum’dan sonra ve Peygamber (s.a.a) hastayken ve de onun emriyle cemaat namazına imamlık yaptığına dair hiçbir muteber delil mevcut değildir. Ebubekir’in (Peygamberin hastalığı zamanında) namaz kılmak için mescide gitme hikâyesi görüldüğü kadarıyla Ayşe’nin planıydı. Peygamber (s.a.a) bunu fark edince hasta halde mescide gelmiş, Ebubekir’i kenara itmiş ve bizzat kendisi cemaate namaz kıldırmıştır.[16]


[1] Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Amuzeş-i Akaid, s. 298.

[2] a.g.e.

[3] Maide, 55.

[4] Tefsir-u Nuri’l-Sakaleyn,c. 1, s. 643; Minhacu’l-Berae, c. 2, s. 350; daha fazla bilgi için “İhkaku-l’Hak” kitabı c. 2 ve “el-Ğadir” c. 2 ve “el-Muracaat” eserlerine müracaat edin. Tefsir-i Numune, c. 4, s. 426.

[5] Ahzab, 33.

[6] Sahih-i Müslim, Kitab-i Fezail-i Sahabe, bab. 9; Mecmei’z-Zevayid, Haysemi, c. 9, s. 203.

[7] Tehzibu’l- Asar, İbn. Cerir Taberi, c. 3, s. 62.

[8] Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 632; Sünen-i Nisaî, c. 5, s. 132.

[9] Biharu’l-Envar, c. 38, s. 30.

[10] el-Ğadir, c. 3, s. 179.

[11] Yunabiu’l-Mevedde, s. 534.

[12] Elbette mezkûr iki ayet-i şerifenin bizim iddiamıza delalet etmesi uzun bir açıklamaya ihtiyaç duymaktadır ve bu makalede bunu yapmak olanaksızdır.  

[13] Biharu’l-Envar, c. 22, s. 249.

[14] Es-Siretu’l-Nebeviyye, İbn. Hişam, c. 4, s. 519-520.

[15] a.g.e.

[16] Resul Caferyan, Sire-i Resul-i Hoda (s.a.a), s. 674; İbn. Ebi’l-Hadid, Şerh-u Nehci’l-Belağa, c. 9, s. 197.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar