Gelişmiş Arama
Ziyaret
12876
Güncellenme Tarihi: 2009/12/20
Soru Özeti
: Mümkünse Abdullah b. Mesud hakkında bana bilgi verin? Acaba Ehlibeyt’e muhabbeti var mıydı? Hz. Ali’nin imametini kabul eden ve savunanlardan mıdır?
Soru
Mümkünse Abdullah b. Mesud hakkında bana bilgi verin? Acaba Ehlibeyt’e muhabbeti var mıydı? Hz. Ali’nin imametini kabul eden ve savunanlardan mıdır?
Kısa Cevap

Abdullah b. Mesud, Peygamber’in (s.a.a) ashabındandır ve İslam’ın ilk dönem savaşlarından birçoğuna katılmıştır. Abdullah Peygamber’e çok yakındı ve daima onun yanındaydı. O Kur'an karisiydi aynı zamanda mushaf sahibiydi (yani kendi yazdığı mushafı vardı). Peygamber (s.a.a) efendimiz ve Hz. Ali onu iyilikle yâd etmişlerdir, onun Ehl-i Beyt’e muhabbet ve sevgi beslediğini ispatlamak rahatlıkla mümkündür, ama O’nun Hz. Ali’nin Peygamber’den (s.a.a) sonraki halifesi olduğunu kabul edip etmediği konusuna gelince bu konu rical âlimleri arasında ihtilaflı bir konu olmasına rağmen bize göre Peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığını, Hz. Ali’nin onu iyilikle yad etmesini, Seyyit Murtaza’nın onu övgüyle anmasını ve Merhum Tusteri’nin onunla ilgili olarak nakl ettiği rivayeti dikkate alarak, onun Hz. Ali’nin imametini kabul edip savunduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıntılı Cevap

Abdullah b. Mesud Peygamber (s.a.a) efendimizin ashabındandı. İbn-i Mesud veya İbn-i Ümm-i Abd künyeleri ile meşhurdur. O Peygamber’in (s.a.a) davetinin ilk yıllarında müslüman oldu ve Kur'an’ı Mekke'de Kureyş kabilesinin başkanlarının yanında yüksek sesle okudu. O Habeşe’ye hicret eden muhacirler arasında yer alan İbn-i Mesud İslam’ın ilk yıllarında çıkan Uhut, Bedir, Hendek gibi bütün savaşlara katıldı. Vaktinin çoğunu Peygamber’le (s.a.a) geçirir ve ona hizmet ederdi. Peygamber’in (s.a.a) bastonunu kendisine verir ayakkabılarını hazırlardı. Sürekli Peygamber’in (s.a.a) evine gidip gelirdi. Bir gün Peygamber’in (s.a.a) huzurunda ağaca çıktı ve ashab zayıflığından dolayı ona güldüler Peygamber (s.a.a) bunu görünce şöyle buyurdu: Bu adımlar amel teraziside (ağırlık yönünden) Uhut dağı gibidirler.

Başka bir yerde Peygamber efendimiz Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Eğer kimseyle meşveret etmeden birisini diğerlerine emir ve komutan olarak atamak istersem o İbn-i Mesud’dur.” Hz. Ali de (a.s) İbn-i Mesud anıldığında onu övgüyle yâd ederdi. Hz. Ali Kufeye geldiği zaman İbn-i Mesud hakkında halka sordu onlar dediler ki: "Çok güzel ahlaklıydı, öğretme konusunda ondan daha yumuşak kimseyi görmedik. Sonra Hz. Ali söylenenlere ek olarak şöyle buyurdu: “O Kur’an’ı çok güzel okurdu, onun helâlına ve haramına uyardı ve Pegamber’in (s.a.a) sünnetini çok iyi bilirdi.”

İbn-i Mesud Ömer ibn-i Hattab zamanında Kufe’nin valisi oldu ama Osman’ın onunla arası iyi değildi. O hicri 32. yılda altmış küsür yaşında Medine’de vefat etti ve Cennetu’l-Baki mezarlığında toprağa verildi.[1]

Yukarıda İbn-i Mesud’un biyografisinden kısa bir bölüm sunduk ama onun Ehlibeyt’in imametini kabul etmesi ve şia olup olmadığı hakkında şöyle diyebiliriz:

Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Ama büyük şahsiyetlerden olan Seyyit Murtaza "El-Şafi fil İmamet" kitabında onu övüp yücelterek şöyle söylemiştir: “Hiç şüphesiz İbn-i Mesud sahabenin ileri gelenlerinden ve taharet, fazilet ve iman ehliydi; o daima Peygamber’i över ve Peygamber (s.a.a) de onu överdi.[2]

Değerli araştırmacı Allame Mamkani "Tenkihu’l-makal" kitabında Onu iyilikle anmış ve şöyle demiştir: "İbn-i Mesudun Ehlibeyt dostu olduğuna ve diğerlerinin hilafetini kabul etmediğine delalet eden çeşitli deliller vardır onlardan bazıları şunlardır:

a) İbn-i Mesud, Ebu Bekir’in hilafetine karşı çıkan on iki kişiden birsiydi ve muhalefetinde Peygamber’in Ehl-i Beyti’nin hilafete daha layık olduklarını, Ali b. Ebitalib’in hakkı olan ve Allah’ın ona has kıldığı hilafetin ona iade edilmesi gerektiğini söylemiştir.

b) İbn-i Mesud Hz. Fatıma Zehra’nın cenaze törenine katılan kimseler arasındaydı oysa bu olay Şia’ya mahsus sırlardandı, o Peygamber’in değerli kızına namaz kılanlardan biriydi. Bu onun şia ve olduğunu ve Ehl-i Beyt’in ona terveccuh ettiğini gösterir.

c) O Ebuzer’in cenazesine namaz kılanlar arasındaydı ve ona gusül verdi ve kefenledi ve Peygamber Ebuzer'e mümin kimseler tarafından gusül verilip kefenlenip ve defin edileceğini haber vermişti.

d) İbn-i Mesud Peygamber’den doğrudan hadis nakletmiştir bu hadislerde Peygamber’den sonra gelecek halifelerin on iki kişi olduklarını ve onlarında Hz. Ali ve çocukları olduklarını açıkça beyan eder. Tabiî ki kendi nakl ettiği rivayeti kabul etmemesi ve ona inanmaması mümkün değildir.[3]

Tabi bunun yanında bazı rical âlimleri onun Ehlisünnetten olduğunu iddia etmişler, ve onun Hz. Ali ile olan ihtilaflarını buna delil göstermişlerdir. Örneğin onun, miras babında verdiği fetvalar Hz. Ali'nin görüşlerine karşıydı yine Kur'an kıraatinde onun kıraatı ile Ehl-i Beyt’in kıraati arasında ihtilaflar vardır, yani Ehl-i Beyt onun kıraatini onaylamamışlardır. Bunun yanı sıra İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) nakl edildiğine göre şöyle buyurmuştur "İbn-i Mesud muevvezeteyn (Nas ve felak) surelerini Kur’an’dan çıkardı oysa babam (İmam Seccad) şöyle buyurdu İbn-i Mesud bu konuda sadece kendi görüşüyle hareket etmiştir."[4]

Merhum allame Tusteri İbn mesudun şia olduğuna işaret eden delilleri red ederek şöyle derer:

Ebu Bekir’in hilafetini kabul etmeyen on iki kişinin adı "İhticacı tebersi" gibi kaynaklarda da gelmiştir ama İbn-i Mesud onlar arasında yer almamıştır. Diğer taraftan onun Hz. Ali ile muhalefet ettiği kaynaklarda sabittir ve İbn-i Mesudun ben yaptığım işlerde Salman ve Ebuzer gibi imamımdan izin almıyordum ama şimdi tövbe ediyorum" sözü haberi ahattır ve ona istinat etmek mümkün değildir.[5]

Merhum Ayetullah Hoyi Mu’cem kitabında onu Hz. Ali’ın (a.s) dostlarından biri olarak görmüyor ve şöyle diyor: Hz. Ali’nin takipçilerinden değildi ama Kamilu’z-ziyarat kitabının senedinde onun da yer aldığı için vesakatine (doğru sözlü olduğuna) hüküm vermek mümkündür.[6]

Sonuç olarak İbn-i Mesud’un faziletlerini ve onun Peygamber’le (s.a.a) olan yakınlığını göz önüne alarak Ehl-i Beyt’in muhabbet ve sevgisi taşıdığını rahatlıkla ispat etmek mümkündür, ama onun Hz. Ali’nin Peygamber’den (s.a.a) sonraki nass gereği Peygamber’in halifesi olup olmadığına inandığı konusu her ne kadar rical alimleri arasında ihtilaflı bir konu olsa da, Peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığını, Hz. Ali’nin onu iyilikle yad etmesini, Seyyit Murtaza’nın onu övgüyle anmasının ve merhum Tusteri’nin onunla ilgili olarak nakl ettiği rivayeti dikkate alarak, onun Hz. Alinin imametini kabul edip savunduğunu söyleyebiliriz.



[1]. İbn-i Sa’d, Tabakatu’l-kübra, c. 3, s. 112-119, Beyrut,1. baskı, 1410, Daru’l-Kutubi’l-ilmiyye.

[2]. Seyyid Murtazza, Eş-Şafi fil İmame, c. 4, s. 283,Tusteri’nin Kamusu’r-rical kitabından alıntı, c. 6, s. 600.

[3]. Mamkani, Tenkihu’l-makal fi ilmi’r-rical, s. 216, c. 2, Tahran.

[4]. Ali b. İbrahim Kummi, Tefsir-i Kummi, c.2,s.450.

[5].Muhammet Taki, Tusteri, Kamusu’r-Rical, s. 600-608, c. 6. Kum.

[6].Hoyi, Ebu’l-Kasım, Mucem ricali’hadis, c. 10, s. 322, birinci baskı, yıl 1398, Kum.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bize karşı kötü davranışta bulunan akrabalarımızla sıla-i rahimimiz (ilişkilerimiz) nasıl olmalıdır?
    28704 Pratik Ahlak 2010/07/17
    Sıla-i rahim, soy akrabalığı olan yakınlarla ihsan ve lütufta bulunarak bağ kurmak demek olup herkesin yerine getirmesi gereken şer’i bir vazifedir. Sıla-i rahim yapmanın ömrün uzaması, güzel ahlaklı olmak, rızkın çoğalması gibi bir çok faydası vardır.Sıla-i rahimi bütün akrabalara (kadın, erkek, takvalı, takvasız, ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9464 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • İranlıların matem, şenlik ve dini bayramlardaki gelenekleri neden diğer Müslümanlarla ve hatta diğer Şiilerle farklıdır?
    8957 Eski Kelam İlmi 2009/07/11
    Dini kutlamalar için genel kurallar olmasının yanı sıra ancak mukaddes İslam dininin görüş belirtmediği yerlerde her bölge örf ve adetlerine göre bu merasimleri yerine getirilebilir. Başka bir deyişle dinin önem verdiği şey örneğin İmam Hüseyin (a.s) için matem merasimlerinin düzenlenmesidir. Ama bunun yapılma şekli halkın kendisine bırakılmıştır. ...
  • Sol elin işaret parmağına yüzük takmanın hükmü nedir?
    8797 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Altından olan süs eşyalarını takmak ve altın yüzük kullanmak sadece erkekler için haramdır ve onunla kılınan namaz geçersizdir.[1] Ama kadınların altın yüzük takmasının veya erkeklerin altın olmayan yüzük kullanmasının hiçbir sakıncası yoktur. Bir bayan altın veya altın olmayan bir ...
  • Kur’an’da kaç tane kelime vardır?
    16319 Kur’anî İlimler 2011/04/28
    Müslümanlar, İslamın başlangıcından bu yana semavi kitapları Kur’an’a her yönüyle büyük önem vermiş, onun bütün kelimelerini hatta Mekki ve Medeni olanları bile ayrı ayrı saymışlardır. Bu sayımdan elde edilen rakamlar şöyledir:Mekki kelimeler 45653, Medeni kelimeler 32154’tür. Buna göre Kur’an-ı Kerim’deki kelimlerin toplamı: 77807’dir.
  • Hz. Ali'nin (a.s) dilenciye yüzüğünü vermesi haliyle, ayağından ok çekildiğinde bunu fark etmemesi hali arasında bir çelişki yok mudur?
    16704 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2009/04/18
    Sorunuza şu şekilde cevap verebiliriz: 1- İnsan, ilahi rızaya uygun ameller yaparak kemale erişebilme gücüne sahiptir. Yani insan-ı kâmil makamına ulaşarak bütün mükemmellikleri kendisinde toplayabilir. 2- İnsan-ı kâmil makamına ulaşmak demek, bu makama ulaşanların çeşitli halleri olmayacağı anlamına gelmez. Bize ve birçok Müslüman'a göre İmam Ali (a.s), Müslümanlar için mükemmel bir örnektir ve ...
  • Humus yılının başlangıcından birgün önce alınan yiyeceklerin humusunun verilmesi neden gereklidir?
    6433 مؤونه(مخارج سال) 2012/03/14
    Herkes humus yılı boyunca şanına uygun şekilde ve israf etmeden gelirinden yaptığı -ailesine yiyecek almak gibi- harcamalarına humus gelmez. Ancak humus yılının sonunda humus yılından birkaç gün önce alınmış olsa bile bu yiyeceklerden fazla kalan kısmının humusunu vermesi gerekir. Zira sonuçta elindeki sermayeyle onları almıştır. Almasaydı ve ...
  • Dine dayalı ahlakın manası nedir?
    11701 دین 2012/06/16
    Din ve ahlak arasındaki ilişki bağlamında ahlaki değerlerin temelleri hususunda iki genel bakış vardır: 1. Ahlak dinden bağımsız bir disiplindir ve din bir ile ilişkisi yoktur. 2. Ahlak din, iman ve Allah’a inanmayla bağlantı kurmaksızın gerçekleşmez. Batı toplumlarında bu konu geniş ...
  • Ayat namazı kılarken Bismillahirrahmanirrahim’i surenin bir ayeti sayarak bir bölüm olarak okuyabilir miyiz?
    8076 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Hangi kaynaklarda hüküm ve yaratıkların hikmeti beyan edilmiştir?
    7263 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Esasen her hikmeti bilmek mümkün değildir; zira Yüce Allah bazı maslahatlar uyarınca birçok konuyu insana bildirmemiştir. Beyan edilenler hususlar da çok geniştir ve onların tümünü elde etmek ve bilmek herkes için müyesser değildir. Bu sebeple ve ömür ve fırsatın sınırlı olmasına binaen en faydalı ...

En Çok Okunanlar