Gelişmiş Arama
Ziyaret
7190
Güncellenme Tarihi: 2010/12/04
Soru Özeti
İktisadımız hangi temeller üzerinde dönmektedir: Sermeye mi, üretim mi, dellallık mı, vs.? Hangisi?
Soru
İktisadımız hangi temeller üzerinde dönmektedir: Sermeye mi, üretim mi, dellallık mı, vs.? Hangisi?
Kısa Cevap

İktisadın İslam’da kendine has ve bağımsız bir vasfı vardır. Onun ölçü ve değerlerini Kur’an, sünnet, icma ve akıl belirlemektedir. İslam İktisadının en önemli temelleri, ölçülü olmak, adalet, üretim, sermaye ve servet dolaşımıdır. Üretim, dağıtım ve tüketime kadar olan bir alana yayılan adalet, yukarıda sayılanların içinde İslam İktisadının önemli asıllarından biri sayılmaktadır. İş ve üretim çok önemli bir konuma sahiptir. Allah, işçiyi sever. Sağlıklı bir İktisadın ilk kurallarından biri sermayenin dolaşımı ve onun gelişip ilerlemesidir. Dellallık konusunda ise onun hakiki manası olan ticareti dikkate almak gerekir; eğer doğru bir şekilde yapılırsa İslam ülkesinde iktisadının gelişmesine neden olabilir.

Ayrıntılı Cevap

Geçmişten günümüze kadar insanlar geçimlerini sağlamak için sonsuz ihtiyaçlar ve sınırlı kaynaklarla karşı karşıya kalmışlardır. İşte bu eşitsizlik, İktisat biliminin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İslamın İktisat sistemi, dünyanın diğer İktisat sistemleriyle ortak olan yönleri olurken kendine özgü ve bağımsız bir mahiyetide vardır. Onun ölçü ve değerlerinin kaynağı Kur’an, sünnet, icma ve akıldır. Öte yandan üretimde ahlak, piyasa dengesi, tüketicinin tutumunun belirlenmesi ve vergi almak bu ekonomi sistemini diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerdendir.

İktisat, Kur’ani öğretilerde usul-u din ve ibadi işlerin yanında ele alınan en önemli meselelerdendir. Bu yüzden zekat ve infak namazın hep yanında zikredilen iki mesele olmuştur.

İktisadın Tarifi

İktisat ‘kast’ kelimesinden türemiş olup ‘ölçülü olmak’ demektir.[1]

İktisat ilmi sosyolojinin dallarından biridir; gelir gidere ait faaliyetlerin niteliği ve toplum bireylerinin birbirleriyle olan ekonomik ilişkilerini ve bunlara hakim olan usul ve kanunları inceleyen bilim dalıdır.[2] Çünkü İslam iktisadıyla itidal arasındaki irtibat, onun için ‘iktisat’ isminin kullanılmasına neden olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de de ‘ölçülü olmak’ manasına gelen ‘Muktasıd’[3] kelimesi gelmiştir.

İslam iktisadında insanın iktisadi davranışları incelenir. Ona tam olarak ulaşabilmek için, islamın iktisat sistemi toplumun bireylerine açıklanmalı ve iktisat kurumlarının o toplumda temeli atılmalıdır.[4]

İslam İktisadının Temelleri

İslam toplumunun, İslam iktisadı alanında ilerleyebilmesi ve toplumun tüm bireylerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bu alanda rolü olan faktörlerin icra edilmesi lazımdır. Bu faktörler Kur’an’da açıklanmıştır. Aşağıda onların önemlilerinden bazılarını getiriyoruz:

1- Orta Yollu Olmak

Allah-u Teala, Kur’an’da şöyle buyuruyor: ‘Ey Âdemoğulları, namaz kılacağınız her vakit, elbisenizi giyin, süslenin ve yiyin, için, israf etmeyin, şüphe yok ki o, müsrifleri sevmez.’[5] Bununla temel olan orta yola işaret ederek her türlü israfın yanlış olduğunu buyuruyor. İsraf etmeyen ve orta yolu giden toplumu üstün toplumu olarak görmektedir.

2- Adalet

İnsanlığın en kötü esareti şüphesiz fakirliktir. Bu esaret bir an bile olsun onu rahat bırakmamakta, maddi ve manevi tekamülünün önünü almaktadır. İnsanın yaşamın daha üstün manaları üzerinde düşünebilmesi ve insani konumunu derkedebilmesi için bir fırsat bırakmamaktadır. İslam Peygamberinin (s.a.a) ve Hz. Ali’nin (a.s) yaşamları boyunca bütün tasaları fakirliğin kökünü kazımak, muhtaçlığı ve eşitsizliği toplumdan silmekti. Fakirliğin toplumdan giderilmesi için, bir İslam ülkesinde uygulanması gereken önemli etkenlerden biri adaletin icra edilmesidir.

İslam’ın iktisadi mektebinde, İslam toplumunun yapısına göre hareket etmek ve iktisat adaletini icra etmek gerekir. Çünkü toplumsal adalet bütün alanlarda, bu cümleden iktisat alanında İslam şeriatının hedefidir.[6] Kur’an-ı Kerim, adaleti iktisadın önemli bir aslı olarak görüyor ve ticarette veya döviz ve iktisadi alış verişlerde faizden sakındırmaktadır. Zira faiz, adalet sınırlarından çıkmak olup, toplumun muhtaç insanlarına zulüm demektir: ‘Bunu yapmazsanız (faizi terketmezseniz) bilin ki Allah'la ve Peygamberiyle savaşa giriştiniz. Tövbe ederseniz anamalınız sizindir, ne zulmedersiniz, ne zulüm görürsünüz.’[7]

Merhum Seyyid Muhammed Bakır Sadr şöyle buyuruyor: İktisadi adalet iki şeye bağlıdır: 1-Genel refah, 2-Servetin tadili.[8] Genel refah’tan maksat şudur: İslam toplumunun iktisadı öyle olmalıdır ki, toplumun bütün bireyleri yaşamın bütün imkanlarından faydalanabilmelidir. Üretim, dağıtım ve tüketimde adalet yayılmalı ki toplumun bütün bireyleri refaha ulaşabilsin ve fakirlik giderilebilsin.

İktisadi adaletin unsurlarından biri olan servet tadili, İslam toplumu bireylerinin maddi nimetlerden yararlanması ve maddi konularda bireyler arasında farkın olmamasını gerektirmektedir.

Allah-u Teala, servet tadiline çeşitli ayetlerde dikkat çekmiştir. Onlardan biri ‘Sevdiğiniz şeyleri harcamadıkça asla hayır ve ihsan mertebelerine erişmezsiniz.’[9] ayetidir. Görüldüğü üzere ayet-i kerime, hayır makamına ulaşmanın şartının insanın muhtaç olduğu şeyi harcamasına bağlamaktadır. Gerçekte ahlaki bir dille infak etmeye teşvik etmektedir. İslam’ın iktisadi bakışı, hem maddi, hem de manevi olduğundan adaleti icra etmenin nihai bir hedefi vardır. Bu hedefte şudur: Herkes, iktisadın ötesinde, zihin ve ruha ait olan sınırsız ve sayısız işlerde yaratıcılığını kullanmakta özgür olmalıdır. Çünkü insan ancak iktisadi refahın olduğu ve bütün ihtiyaçların giderildiği bir ortamda fakirlik ve sorunlardan kurtulur, daha yüce meseleler üzerinde düşünebilir.

3-İş ve Üretim

İslami iktisadın temellerinden bir diğeri, bireylerinin iktisadi ihtiyaçlarının giderilmesine neden olan üretim’dir. Allah-u Teala, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: ‘Sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdi ve sizi orayı imara memur etti.’[10] Demek ki insanın yeryüzünde yaratılması çalışıp kazanması içindir. Ayet-i kerime’nin maksadı değer ve itibarı olan ve sonucu mamur ve bayındırlık olacak işlerdir. Diğer bir meselede fakirliğin çözümünün iş ve üretimde olmasıdır. Hz. Ali (a.s) çeşitli yollardan işe ve üretime önem verirdi. Onlardan bazıları şunlardır:

1-Gençliğinde bir devesi vardı, onunla bağlara su taşıyıp parasını alırdı.

2-Çitçiliği çok severdi.

3-Ağaç dikmeyi ve bağçılığı severdi.

4-Kuyu kazardı; bazı kuyulardan su çıkınca onu yolculara ve Allah’ın evini haccedenlere vakfederdi.[11]

Hz. İmam Sadık (a.s) buyuruyor: ‘Emir-ul Müminin (a.s), hükümet görevlilerine yazdığı mektuplarda onlara hep çiftciliği tavsiye ederdi.’[12] Demek ki iş ve üretim her zaman değerlidir ve Allah işçiyi sever.

4-Sermaye ve Servet

Sağlıklı iktisadın ilk asıllarından biri servetin gelişme ve yaşama ortamını bulmasıdır.

İslam’da mal ve servet hiç bir zaman küçümsenmemiş, aksine üretim, değiş-tokuş ve masrafa tavsiye etmiş, onlar için şart ve ölçüler koymuştur. Ancak unutmamak gerekir ki, İslam insanın kendisini servete feda etmesine karşıdır ve onunla mücadele eder. Başka bir deyişle, insan parayı para için ve toplamak için isterse İslam buna muhaliftir: ‘Altını, gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanları elemli bir azapla müjdele.’[13]

Dolayıyısıyla İslam, parayı ve serveti değil, paraya düşkünlüğü kınamıştır. Çünkü:

a) Çiftcilik, hayvancılık vs. yollardan servet elde etmeyi tavsiye etmiştir.

b) Ticareti ve alış verişi tavsiye etmiştir.

c) Servetin bireysel ihtiyaçlar haddinde ve her türlü lüks ve israftan uzak bir şekilde harcanmasına yönlendirmiştir.[14]

Ancak bu servet ve sermaye, yalnızca zenginlerin veya bir grubun elinde olmamalı hep dolaşım halinde olmalıdır. Kur’an-ı Kerim, sermayenin zenginlerle sınırlanmasını, onlarda toplanmasını iktisadın aleyhinde olan bir amel olduğunu belirtmiş ve onu yasaklamıştır: ‘Allah'ın, fethedilen köylerin mallarından Peygamberine verdiği ganimetler artık Allah'ındır ve Peygamberin ve yakınların ve yetimlerin ve yoksulların ve yolda kalmışların; bu da, o malın, sizin içinizdeki zenginlerin ellerinde devreden bir mal, bir sermaye olmaması içindir’[15]

Demek ki, sermaye serbestçe toplumda dolaşabilmelidir.

5- Ticaret

‘Dellallık’ kelimesinin mana ve mefhumu İran kültüründe asıl manasından çıkmış ve rantçılıkla aynı manada tutulmuştur. Bu meslek, bazı sahtekarların suistifade etmelerinden dolayı toplumsal konumunu kaybetmiştir. Ancak bu, bir İslam ülkesinde halkın iktisattan tümüyle uzaklaşması manasına gelmez; zira dellallık lügatte bir çeşit ‘kılavuzluk’ manasına gelmektedir. Ve gerçekte çok iyi bir iş olup alıcıyla satıcı arasında vasıtadır.[16] Yüzeysel bir inceleme yaptığımızda, göreceğiz ki, İslam doğru ticaret ve dellallığa çok önem vermiştir. Bunun delili şudur: İslam Peygamberi (s.a.a) tüccarlık yapmıştır ve bu alanda faaliyetlerde bulunduğunu Şam’la Mekke arasında ticaret yaptığını tarihler yazmıştır. Öte yandan ticaret üretimi harekete geçirir, ama üretim piyasa üretemez. Çoğu zaman kimilerinin gerekli araştırmayı yapmadan üretim yaptığı, ancak ürettiklerinin ellerinde kaldığı görülmüştür. Demek ki, dellallık ve ticaret doğru bir meslektir, ancak iktisadın gelişmesi için doğru şekilde kullanılmalı ve gerçek mana ve mefhumuna kavuşmalıdır.


[1] -er-Raid, c.1, s.277, Cubran Mesud, Dr. Rıza Turabi Nejad, Astan-ı Kuds Rezevi yayınları, h.ş.1376, 2. Baskı.

[2] -a.g.e.

[3] -Lokman/32, Maide/66.

[4] -Mektep ve Nizam-ı İktisadi Der İslam kitabından faydalanılmıştır, s.50, Üstad Mehdi Hadevi Tahrani, Neyneva yayınları, h.ş.1383

[5] -A’raf/31.

[6] - Mektep ve Nizam-ı İktisadi Der İslam kitabından faydalanılmıştır, s.55-58.

[7] -Bakara/279.

[8] -Muhammed Bakır es-Sadr, İktasaduna, s.303, Beyrut baskısı, Dar-ut Taaruf-il Matbuat, 1. Baskı, h.1402.

[9] -Al-i İmran/92

[10] -Hud/61

[11] -Muhibuddin Ahmed b. Abdullah et-Taberi, Zehair-ul Ukba, Fi Menakıb-i Zev-il Kurba, s.49, Dar-ul Maarif yayınları, Beyrut, h.1356.

[12] -Şeyh Muhammed b. Hasan Hür Amuli, Vesail-uş Şia, c.13, s.216.

[13] -Tevbe/34.

[14] -Murtaza Mutahhari’nin Nazar-ı Be Nizam-ı İktisadi-i İslam kitabından faydalanılmıştır, İntişarat-ı Sadra, h.ş 1368’in baharı, s.17-20.

[15] -Haşr/7.

[16] -er-Raid, c.1, s.227.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar