Gelişmiş Arama
Ziyaret
8809
Güncellenme Tarihi: 2011/04/12
Soru Özeti
“Esselamu aleykum ya sarallahi vebne sarihi ve’l-vetre’l-mevtur” cümlesinin manası nedir? İntikam kin kaynaklı bir davranış değil midir?
Soru
Lütfen “Esselamu aleykum ya sarallahi vebne sarihi ve’l-vetre’l-mevtur” cümlesinin manasını açıklar mısınız? Ayrıca intikamın kin kaynaklı bir davranış olup olmadığını lütfen beyan ediniz? Mümin nefret ve kinden uzak değil midir?
Kısa Cevap

“Sar” ve “vetr” kelimelerinin sözlükte değişik manalarının olmasından ötürü “esselamu aleykum ya sarallahi vebne sarihi ve’l-vetre’l-mevtur” cümlesi değişik şekillerde açıklanmıştır. En uygun manası ise şudur: Ey Allah’ın intikamını üstlendiği, intikamını alacağı şahsın oğlu olan ve yakınları öldürülmüş yalnız kimse sana selam olsun.” İntikam ve kin olumlu ve olumsuz olarak iki kısma ayrılmaktadır. İntikam bazen olumludur ve hatta bazı durumlarda farz olduğu dahi söylenebilir; zira dinin en üstün cüzlerinden birisi tevalla ve teberradır. Tevella, iyilikleri ve iyileri sevmektir. Teberra ise kötülük ve kötü kişileri düşman bilmektir. Tevella ve teberra o kadar önemlidir ki bazı rivayetlerde bunun imanın en sağlam getirisi olduğu belirtilmiştir. Mümin bir fert diğer müminlere karşı elbette ki kin ve nefret duymamalıdır; ama Allah’ın düşmanlarına, ilahi hükümlerin yayılmasına engel olan kimselere ve insanlığın saadetini yok eden şahıslara düşmanlık beslemek ilahî ve hatta insanî bir vazifedir. Böyle insanlardan intikam almak asla şahsi bir boyuta sahip değildir. Aksine tüm kötülük ve evrendeki kötü insanlardan bir çeşit intikam almaktır. Bir çeşit iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır. Dini kaynaklarda ve özellikle de Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın sıfatlarından birisi müntakim’dir (intikam alan). Bir grup günahkâra karşı düşmanlık gütmeyi ve onları dost edinmemeyi bizzat Kur’an-ı Kerim istemiştir.

Ayrıntılı Cevap

Yukarıdaki iki soruya cevap vermek aşağıdaki noktaları açıklamak ile mümkündür:

1. “Sar” kelimesi sözlükteki manası itibariyle şu şekillerde kullanılmıştır: Kin gütme, kan, kısası yapılabilecek dökülmüş kan, intikam, intikam isteyen, kısas eden.[1]

2. “Vetr” kelimesi sözlükteki manası itibariyle şu şekillerde kullanılmıştır: Yalnız, yegâne, kan, eksik, cinayet ve yakınları öldürülen ama intikamları alınmayan kimseler.[2]

3. Sar kelimesinin sözlük manalarına dayanarak “esselamu aleykum ya sarallahi vebne sarihi” tabiri için aşağıdaki manaları birer olasılık olarak zikretmişlerdir.

3.1. İntikamını Allah’ın alacağı şahsa selam olsun.

3.2. Kanının Allah tarafından isteneceği şahsa selam olsun.

3.3. Allah yolunda kan almak isteyen şahsa selam olsun.

3.4. Kanının Allah tarafından isteneceği maktul şahsa selam olsun.

3.5. Selam sana ey Allah’ın kanı.

3.6. Selam sana ey sahibi Allah olan akıtılmış kan.

3.7. Selam olsun sana ey Allah tarafından kısas edilecek akıtılmış kan.

4. Vetr kelimesinin sözlük manalarına dayanarak da vetrü’l-mevtur tabiri için şu olasılıkları belirtmişlerdir:

4.1. Kendi ve yakınları cinayete kurban gidenler.

4.2. Yakınları öldürülün maktul.

4.3. Yakınları öldürülmüş yalnız kimse.

4.4. Yakınları öldürülmüş yalnız kimse ve intikamları alınmamışlar.

4.5. İnsanlık erdemlerinde kendi zamanının biricik şahsı.[3]

5. Dinin en üstün cüzlerinden birisi tevalla ve teberradır. Tevella, iyilikleri ve iyileri sevmektir. Teberra ise kötülük ve kötüleri düşman bilmektir. Tevella ve teberra o kadar önemlidir ki bazı rivayetlerde bunun imanın en sağlam getirisi olduğu belirtilmiştir.[4] Mümin bir fert diğer müminlere karşı elbette ki kin ve nefret duymamalıdır; ama Allah’ın düşmanlarına, ilahi hükümlerin yayılmasına engel olan kimselere ve insanlığın saadetini yok eden şahıslara düşmanlık beslemek ilahî ve hatta insanî bir vazifedir. Böyle insanlardan intikam almak asla şahsi bir boyuta sahip değildir. Aksine tüm kötülük ve evrendeki kötü insanlardan bir çeşit intikam almaktır. Bir çeşit iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır. Dini kaynaklarda ve özellikle de Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın sıfatlarından birisi müntakim’dir (intikam alan).[5] Bir grup günahkâra karşı düşmanlık gütmeyi ve onları dost edinmemeyi bizzat Kur’an-ı Kerim istemiştir.[6]

6. Hak Teâlâ’nın firavunlar, suçlular ve peygamberleri yalanlayanlardan intikam almasından ve de Kur’an-ı Kerim’de zikredilen diğer örneklerden anlaşıldığı üzere bu hususa inanmak ve bağlı kalmak farzdır.

7. Kur’an, rivayet ve hatta kutsi bir kelam olan Aşura duasında yer lanet ve beraat hususlarından anlaşıldığı üzere din düşmanları ve Kerbela katliamının sorumlularına kin ve nefret beslemek yanlış bir iş değildir, aksine meşru bir fiil ve dinin temel şiarlarındandır. Nitekim dinin temel şiarı olan tevhid din düşmanlarından uzak durmak ve onlara düşmanlık beslemektir. Netice olarak şehitlerin efendisinin katillerinden intikam almak şerî bir husustur ve intikam almak ve kin duymanın mutlak şekilde meşru olmadığını belirten söz meşru değildir.

8. Masumun (a.s) şahadeti, şehitlerin efendisinin sarallah ve vetr-u mevtur olması, onun katillerinden Hak Teâlâ’nın zamanın imamı (a.c) vasıtasıyla intikam alması[7], şehitlerin efendisinin kanını alanlardan olmak için masumun (a.s) dua etmesi[8] ve aynı şekilde şehitlerin efendisinin katillerine lanet etmek ve onlardan uzak olunduğunu ilan etmekten anlaşıldığı üzere, Aşura duasında lanet edilmişlere karşı intikam hissi beslememek ve nefret ve düşmanlık duymamak, Hak Teâlâ’nın gazap duyduğu bir husustur.       



[1] el-Cevheri, İsmail b. Hammad, el-Salih, c. 2, s. 603; er-Razi, Muhammed b. Ebibekir b. Abdülkadir, Muhtarü’s-Sıhah, s. 51; İbn. Esir, en-Nihaye Fi Ğaribi’l-Hadis, c. 1, s. 199; Tarihi, Fahruddin, Mecmeu’l-Bahreyn, c. 1, s. 306; Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 10, s. 151. Be nakl az Asadi, Hasan, Kitab-ı Berresi ve Tahlili Piramun-ı Ziyarat-ı Aşura, s. 82.

[2] Tarihi, Fahruddin, Mecmeu’l-Bahreyn, c. 3, s. 508; el-Cevheri, İsmail b. Hammad, Tacu’l-Luğe ve Sihahu’l-Arabiye, c. 2, s. 842; es-Sıhah, c. 2, s. 83; Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 101, s. 154, be nakl az heman.

[3] Bu ihtimallerin daha iyi incelenmesi için “Berresi ve Tahlil-i Piramun-ı Ziyarat-ı Aşura”, s. 82’ye, Hayderi Fer, Mecid, Medrese-i Aşk, s. 137; Tahrani, Ebu’l-Fazl, Pasoh Be Porseşhay-ı Danuşcuyi, Mebhes-ı Kıyam-ı İmam Hüseyin (a.s), Porseş-ı Hun-ı Hoda ve Şifau’Sudur, s. 162’ye müracaat edilmelidir.

[4] Mehdevi Keni, Muhammed Rıza, Nutfehay-ı Ağaz Der Ahlak-ı Ameli, s. 90.

[5] Araf, 136; Rum, 47; Zuhruf, 25-55; Hicr, 79; Maide, 95; İbrahim, 47; Zümer, 37; Secde, 22; Zuhruf, 41.

[6] Yahudi ve Hıristiyanlardan uzak durmak ve onlara düşman olmak: Maide, 51; Kafir baba ve kardeşlerden uzak durmak ve onlara düşman olmak: Tevbe, 23; Müminlerin düşmanlarından uzak durmak ve onlara düşman olmak: Mümtehine, 9; Kafirler ve ilahi ayetleri alaya alan kimselerden uzak durmak ve onlara düşman olmak: Nisa, 135.

[7] Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 45, s. 221, a.g.e., s. 222.

[8] Nuri, Müstedrekü’l-Vesail, c. 10, s. 415, Nerm Efzar-ı Camiu’l-Ahadis.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kur’an’ın bakışında seçilmiş kavmin özellikleri nedir?
    14883 Tefsir 2011/01/20
    Seçilmiş kavim ve özellikleri ile irtibatlı olarak Kur’an ayetlerinin incelenmesinden elde edilen neticeler aşağıdaki hususlardan ibarettir: 1. Kur’an-ı Kerim peygamberlerin kavimlerinden hiçbir kavmi her açıdan ideal olarak tanıtmamıştır. Aksine birçok peygamberin kavimlerini yermiş ve cezalandırmıştır. 2. Kur’an-ı Kerim ...
  • Evlenmekle insanın mali durumu iyileşiyor iddia edilmektedir. Eğer gerçekten bu doğru ise neden evli olup fakir olanların sayısı oldukça fazladır?
    16246 Eski Kelam İlmi 2011/07/18
    İnsanların yaşam ve servet bakımından farklı olmaları yaratılışın başından beri Allah tarafından takdir edilmiş durumlardan bir durumdur. Ve Allah u Teâlâ insanları imtihana tabi tutmak için rızıklarında var olan bu farklılığı vesile kılmış. Bu esas gereğince dini rehberlerin (a.s.) evlenmeyi tavsiye ve teşvik etmelerinin delili insanların ...
  • Cemaat namazı niyetinde namaz rekâtlarının sayısı belirtilmeli midir?
    6186 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/09/12
    Asıl yanıta değinmeden önce niyette iki önemli konunun dile getirildiği noktasını hatırlamak gerekir:1. Niyette söz gerekli midir?2. Niyette muteber olan şeyleri dile getirmenin lazım olmadığı açıklığa kavuştuktan sonra[1] hangi şeylerin niyette gerekli ve muteber olduğu konusu ortaya çıkmaktadır. ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11117 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Eğer su yoksa ve idrar yapılırsa namazı nasıl eda etmek gerekir?
    6282 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    İdrarın çıktığı yer su dışında başka bir şey ile temizlenmez ve eğer az su ile yıkanırsa iki defa yıkanması farzdır ama kur suyuna bağlı olan musluk suyuyla yıkanırsa bir defa yeterlidir.[1] Bundan ötürü biri idrar yaptığında idrarın çıkış yerini ...
  • İlahi nimetler ve belalar hakkındaki ayet ve rivayetler nasıl birleştirilebilir?
    10444 Tefsir 2010/11/27
    Her ne kadar bu iki grup nass birbiriyle çelişse de birazcık bir dikkatle onları birleştirmek mümkündür. Bu cümleden olmak üzere onların birleşme yönleri aşağıdaki hususlar olabilir:1. Ayette buyrulan bu sünnet bazı şartlara özgü ve diğer sünnet ise bir başka şartlara özgü ...
  • Fizik ve metafizik (doğaötesi) arasındaki fark nedir? Eğer doğaötesi doğa için had ve sınır ise, bunu nasıl açıklıyorsunuz?
    19378 İslam Felsefesi 2011/08/21
    Fizik ilahiyat ve riyaziyatın karşısında olup doğa anlamını taşır. Metafizik bugünkü felsefî manasıyla varlıktan salt varlık olması hasebiyle bahseden disipline denmektedir. Trans fizik veya doğaötesi ise Allah ve maveradaki varlıklardan söz eden disipline denmektedir. Fizik ile metafizik arasındaki ilişki de cüz ile külün arasındaki ilişkidir. Onun ile trans fizik ...
  • Yüz güzelliği için bir zikir var mıdır?
    65160 Pratik Ahlak 2011/07/21
    İslam’ın bakışında güzellik maddî güzellik ve manevî güzellik diye iki kısma ayrılır. Yüzün manevî güzelliği namaz gibi manevî hususlar vesilesiyle kazanılır. Yüzün maddî ve zahiri güzelliği ise doğal olarak maddî hususlar vesilesiyle kazınılır. Rivayetler perspektifinden manevî güzellik: Manevî güzellikte değişik amel ve zikirler etkilidir. İmam Sadık (a.s) bu ...
  • Dövme yaptırmak haram mıdır?
    7410 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/02/22
    Ayetullah el-Uzma Hadevi Tahrani’nin cevabı:Bedene zararı yoksa, müstehcen şekiller olmazsa ve insanın şahsiyetini düşürmezse sakıncasızdır. ...
  • Alkollü içecek servis edilen bir mekânda çalışmanın sakıncası var mıdır?
    23657 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Sorduğunuz sorunun mevcut fıkhî hükmünü istemeniz hasebiyle, mercilerin bürolarından bunu sormayı gerekli gördük. Alınan yanıtların açıklaması şudur:Hz. Ayetullah Uzma Sistani’nin (ömrü uzun olsun) Bürosu:Alkollü içecek veya diğer haramlar alanında çalışmamanız ve sadece helal maddeler bölümünde çalışmanız şartıyla bir sakınca taşımaz. Hz. Ayetullah Uzma Mekarim Şirazi’nin (ömrü ...

En Çok Okunanlar