Gelişmiş Arama
Ziyaret
10740
Güncellenme Tarihi: 2009/04/08
Soru Özeti
'Allah'ın halifesi' ile 'Rabbin halifesi' arasında ki fark nedir?
Soru
Bakara suresinin 30. ayetinde şöyle buyuruluyor: 'Hani Rabbin meleklere 'Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım, demişti de melekler 'orada fesat çıkaracak ve kan akıtacak birini mi karar kılacaksın? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve seni sürekli takdis ediyoruz' demişlerdi. Allah ise 'Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim' demişti.' Bu ayet göz önüne alındığında Hz. Adem, acaba Allah'ın mı halifesidir yoksa Rabbin mi halifesi?
Kısa Cevap

Bakara suresinin 31. ayeti insanın halife seçilmesinin sırrını, onun bütün ilahi isimleri bilmesine bağlıyor ve buyuruyor: 'Adem'e bütün isimleri öğretti.' Bütün bu isimleri kendisinde toplayan ve onların cilvesi olan tek isim 'Allah' lafzıdır. (Dolayısıyla) İnsan Allah'ın halifesidir, Rabbin halifesi değil; zira Rab, Esma-i İlahi'den biri ve Allah lafzının tecellisidir.

 

Belirtmek gerekir ki:

1-İsimlerden maksat, alemin bütün hakikatlerinin kendisinden kaynaklandığı yüce hakikatlerdir. Âlemin hakikatleri, gayb ve şuhudu da içine almaktadır.

2-İsimlerin öğretilmesi, onların insana verilmesi manasına gelmektedir.

3-İlahi hakikatler, isimlerle zahir olur ve onlarla tecelli etmektedirler.

Öyleyse insan gerçekte ilahi tüm sıfatların cilvegahı, ilahi işleri üstlenen ve Allah'ın diğer yarattıklarına bir halifesidir.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu şu şekilde de sorabiliriz: Hz Adem (a.s) kimin halifesi idi ve insan kimin halifesidir? Halifenin manasının, birinin yerine geçen ve onun yerine oturan kişi olduğu göz önüne alınırsa halife olacak kimse, halife olduğu kimsenin vazife ve işlerini kendi çapında onun emriyle yapabilmesi ve onun sıfatlarıyla vasıflanması gerekir. Buna göre Allah-u Teala insana nereye kadar kendi sıfatlarıyla vasıflanması ve Onun işlerini üstlenme liyakatını vermiştir? Ve insanın Yüce Allah’ın bir tecellisi olması ne ölçüdedir?

 

İnsan[1] Kimin Halifesidir?

 

Bakara suresinin 30 ve 31. ayetleri, insanın halifetullah olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Şöyle ki: 30. ayette geçen 'Ben yeryüzünde bir halife karar kılacağım' cümlesinden ve birinci tekil şahıs zamirinden bunu söyleyenin Allah-u Teala olduğu ve başkası için değil de kendisi için halife seçtiği anlaşılmaktadır. Bir sonra ki ayette[2] insanın halife seçilmesinin sırrını, onun bütün ilahi isimleri bilmesine bağlayarak buyuruyor: 'Adem'e bütün isimleri öğretti.' Başka bir deyişle ilk ayette insanın kendi halifesi olduğunu belirtiyor, ikinci ayette ise bu halifenin gücünün ölçüsünü ve halifeliğinin sınırlarını beyan ediyor. Allah-u Teala'nın hakikati isimlerle tecelli ettiği için isimler ve onların insana öğretilmesi konularına açıklık getirildiği zaman insan kimin halifesidir ve nereye kadar ilahi işleri üstlenebilir, onun sıfatlarına sahip olabilir ve kendisinde bunu zahir edebilir soruları da açıklığa kavuşacaktır.

 

İsimlerden Maksat Nedir?

İsim, alamet ve nişane demektir. İsim, zihni kavramların alamet ve nişanesi, zihni kavramlar hakikatlerin özünün ismidir, hakikatlerin özü ise -ister gaybi olsun ister şuhudi- yaratıcısının isim ve alametidir. Burada şu soru akla gelebilir: Söz konusu ayette insana öğretilen ilahi isimlerden maksat nedir? Acaba sözler mi, zihni kavramlar mı yoksa hakikatların özü mü?

 

Sırf sözleri veya kavramları bilmek meleklere göre Adem'e secde etmek için yeterli şeyler değildi; zira 'sözleri kemal haddinde bilmek, kalplerdeki maksatlara ulaşmak içindir. Melekler ise kalplerdeki maksatları bilmek için sözlere gerek duymazlar. Onlar sözler aracı olmadan da kalplerdeki niyetleri bilirler.'[3]

 

Buna gore zihinsel kavramaları anlamak ve hakikatlerin suretini derketmek meleklerin makamından aşağıdır; zira onlar alemdeki bazı hakikatlerin kavramlarıyla değil kendisiyle irtibat halindedirler. Alemin bütün hakikatleri onlara meşhud olmasa da onların derki huzuridir (yani öğrenilerek değil bizzat varlıkla ilişki sayesinde oluşan bilgi), husuli (mefhum ve suretlerini idrak etmekle) değil. Bu yüzden onların insana secde etmesinin nedeni insanın yanlızca hakikatlerin mefhumunu bilmelerinden dolayı değildir. Öyleyse isimlerden maksat, hem hakikatlerdir, hem de hakikatlerin özüdür. Meleklerin onları yüklenmeye ve zirvesine kanat açmaya kabiliyetleri yoktu. Daha sonra gelen ayetler de isimler, alemin gaybi hakikatleri olarak nitelenmiştir. Söz konusu ayette buyuruluyor: 'Allah 'Ben göklerin ve yerin bütün gizliliklerini biliyorum; sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim' demişti.' [4]

Bazı müfessirlere göre Bakara suresinin 30 ila 33. ayetler gösteriyor ki, öğretilen isimlerden maksat 'Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim' [5] cümlesinden kastedilen şey ve gökelrin ve yerin gaybi diye nitelenen şeylerdir. Yani sizin bilmediğiniz, ama benim ilmimde olan şeyi insana verdim. Demek ki isimler, madde aleminin üstünde olan ve bazı gaybi mertebelere sahip meleklerin kavramlarının üstünde olan gaybi hakikatlerdir. Alemin bütün hakikatlerinin kaynaklandığı ister gaybi olsun ister şuhudi- alemin bütün hakikatlerine şamil olan hakikatler.[6]

 

Öğretmenin Anlamı

Yukarıda zikredilenlerden ve Hz. Adem (a.s)'ın isimleri vasıtasız öğrenmesinden[7] anlıyoruz ki, öğretmekten maksat:

1-İsimlerin, yanlızca mefhumları değil, aynı zamanda şuhudi ve huzuri olarak verilmesidir.

 

2-Burada İlm-i Ledunni yani Allah'tan doğrudan ilim almak söz konusudur; çünkü ilim, ister mefhum ve suret olarak olsun, isterse kendisi olsun, bir şeye sahip olmaktır.

İlahi öğretimin zikredilen (ledunni ve şuhudi) manasından olan bu iki özellik, Allah-u Teala'nın, Adem ve insana esma-i hüsnasının hakikatının özüne sahip etmiş, bütün isimlerinin ayet ve nişanesi yapmıştır.

 

Yukarıda söylenenler ve yine ayetin bütün isimlerin öğretilmesine delalet etmesi ve bütün isimleri kapsayan, bütün isimlerin cilvesi olan ismin 'Allah' lafzı olduğu göz önüne alındığında insan Rabbin halifesi değil Allah'ın halifesi olduğu görülecektir. Zira Rab, ilahi isimlerden biri ve Allah isminin bir cilvesidir. Gerçekte insane bütün ilahi sıfatların tecellisi ve yaratılmışlar arasında ilahi görevleri üstlenecek bir varlıktır.

 

Daha fazla bilgi için aşağıda ki kaynaklara başvurulabilir:

1-el-Mizan, Bakara suresi, 30 ila 34. ayetlerin tefsiri

2-Tefsir-i Tesnim, (Cevadi-i Amuli), c.3, s.17 ve 321



[1] -Söz konusu ayete ait diğer tefsiri delillerden, halifeliğin yalnızca Hz. Adem (a.s)'a özgü olmadığı, bütün insanların halife olma kabiliyeti olduğunu görmekteyiz. Bu yüzden konuyu Hz. Adem (a.s) açısından değil de genel olarak insan için ele aldık. Bkz: Tesnim, c.3, s.41 ve 293; Misdak-ı Halifetullah Ez Didgah-ı Kur'an, 1984. soru (Site:2023)

[2] -'Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra onları meleklere sunarak, 'Eğer doğru sözlü iseniz, bunların isimlerin bana söyleyin' dedi.

[3] -el-Mizan, c.1, s.116-117

[4] -Bakara/33

[5] -Bakara/30

[6] -Tesnim, c.3, s.169

[7] -31. ayette geçen 'Alleme' (öğretti) kelimesi meleklerin isimlerin öğretilmesinde vasıta olmadığını göstermektedir.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar