Gelişmiş Arama
Ziyaret
14538
Güncellenme Tarihi: 2011/05/23
Soru Özeti
Neden Hz. Ali, Ömer’in tayin ettiği altı kişilik şurada hilafet hakkının kendisinin olduğunu belirten nasslara ve delillere istinat etmedi?
Soru
Ömer vefat etmeden önce altı kişilik şura tayin etti. Sonra onlardan üç kişi geri çekildi. Daha sonra Abdurrahman b. Avf’da kenara çekildi Osman ile hz. Ali kaldılar. Neden hazreti Ali ilk baştan hilafet hakkının kendisinin ve peygamber tarafından bu hakkın kendisine verildiğini söylemedi? Acaba hz. Ali, Ömer’den sonra kendilerinden korktuğu bazı kimseler mi vardi?!
Kısa Cevap

İlkin; Hz. Ali (a.s.) şuranın üyesi olan altı kişi için Peygamberin (s.a.a.) kendisi hakkında söylemiş olduğu tavsiyeleri hatırlattı. Sahip olduğu faziletleri ve bu makama liyakatli olduğunu onlar için açıkladı. İkinci olarak; Hz. Ali (a.s.) eğer bazı zamanlarda ve bazı yerlerde sükût ediyor ve konuşmuyordu ise bu her hangi kimseden korktuğu için değil, bilakis İslam'ın korunması içindi. İmam Ali’nin (a.s.) Peygamber Ekrem’in (s.a.a.) ve İslam dinin en cesur yardımcısı ve savunucusu olduğu hem dostları tarafından hem düşmanları tarafından kabul edilmiş bir gerçektir. Bu yolda Allah hariç hiç kimseden ve hiçbir şeyden çekinmiyor ve korkmuyordu. İslam'ın yararına ve maslahatına sükût edilmemesi gereken yerlerde kesinlikle bir saniye bile sükût etmiyordu.  

Ayrıntılı Cevap

İmam Ali’nin (a.s.) Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a.) ve İslam’ın en cesur yardımcısı ve savuncusu olduğu hem dostları tarafından hem düşmanları tarafından itiraf edilmiş bir konudur. Bu yolda Allah hariç hiç kimseden ve hiçbir şeyden çekinmiyor ve korkmuyordu. İslam'ın yararı ve maslahatı için sükût edilmemesi gereken yerlerde kesinlikle bir saniye bile sükût etmezdi. Hz. Ali nin cesaretini ve leyletül mebit (Peygamber (s.a.a.) hicret ettiği gecede Onun yatağında yattığı geceye işarettir) ve İslam ın ilk döneminde gerçekleşen savaşlarda göstermiş olduğu olağan üstü fedakârlıklarını hangi insaf sahibi inkâr edebilir? İslam ın faydası ve maslahatı iktiza ettiği her yerde imam Ali kesinlikle sükût yapmazdı, miskali zerre kadar taviz vermez ve hemen harekete geçerdi. Peygamberin halifeliğini korumak için, kendisinden hariç hiç kimsenin bu makama layık olmadığını açık bir şekilde sahip olduğu nüfuzlu hitabetiyle açıklamıştı. Kendisinin Peygamberin (s.a.a.) vefatından hemen sonra ve kimsenin araya girmemek suretiyle Peygamberin halifesi olduğunu delille açıklamış ve böylelikle herkes için hüccet tamamlamıştı. İkinci halife tarafından tayin edilen altı kişilik şurada da sahip olduğu özellikleri ve bu makama daha layık olduğunu söylemişti. Bu şuranın geçmişi ve tarihçesiyle ilişkin tarih kitaplarında şöyle yazılmaktadır: "Ömer'in vefatı yaklaştığı zaman kendi halifesini tayin etmek için bir şura kurmaya karar verdi. Bu doğrultuda kendi elçisini Kureyşlilerden olan aşağıdaki şahısların yanına gönderdi; (Ali b. Ebi Talip, Osman b. Affan, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf ve Sad b. Ebi vakkas). İkinci halife bu şahısları topladı ve vefatinden sonra bir evde toplanıp bu altı kişi kedi aralarından birisini seçip ona biat etmeleri gerekir ve biat yapmadan toplandıkları evden çıkmamalarını emretti ve devam ederek şöyle dedi: Bu altı kişiden dördü birisine biat eder birsi muhalefet ederse muhalefet edeni öldürün. Üç kişi biat eder ikisi muhalefet ederse ikisini öldürün."[1]

Hem Şia[2] hem ehlisünnet kaynakları Hz. Ali bu Şurada kendi faziletlerini anlatığını, hakkaniyetini ve bu makama daha liyakatli olduğunu şura üyeleri için tespit ettiğini nakletmişlerdir.

İbni Hacer Heysemi "es-sevaiku el-muhrike" adlı eserinde şöyle yazıyor: "Ali altı kişilik şurada uzun bir sohbet yaptı. Bu sohbetin bir bölümü bu şura öyelerine yönelik idi, bu bölümde şöyle buyuruyor: "Allah aşkına ben hariç içinizde peygamber hakkında bu sözü; "sen kıyamet gününde cennet ile cehennem (ehlini) bir birinden ayıran bir kimsesin" söylemiş olduğu bir kimse var mıdır? Elbette ki yok".[3]

İbni Ebil-Hadid hz. Ali detaylı bir şekilde onlarla konuştuğunu ehlisünnet arasında meşhur olduğunu kabul ediyor ve olayı daha geniş bir şekilde naklederek şöyle yazıyor: "Ali (a.s.) altı kişilik toplantıda şöyle komuştu: " Allah Resulü Müslümanlar arasında kardeşlik akdini kurduğu sırada içinizden birisini kendisi için kardeş seçti ve onu kendi kardeşi olarak içinizde ilan etti. Allah aşkına kendisi için kardeş olak seçtiği o kimse benden başka birisi miydi?" Onlar hayır dediler!. Ali dedi: Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu; "ben kimin mevlasıyım ise Ali de onun mevlasıdır" Peygamberin (s.a.a.) bu sözü hakkında söylemiş olduğu o kimse benden başka birisi miydi? Onlar hayır dediler!. Ali dedi: "Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurdu:; "Harun Musaya oranla konumu ne idi ise sen de bana oranla aynı konumdasin. Ancak benden sonra peygamber yoktur" Peygamberin (s.a.a.) bu sözü hakkında söylemiş olduğu o kimse benden başka birisi miydi? Onlar hayır dediler!. Ali dedi: Peygamber (s.a.a) beraat süresinin iblağ edilmesi hakkında şöyle buyurdu:"bu süreyi ben ya benden olan bir kimse iblağ etmelidir" Peygamberin (s.a.a.) bu sözü hakkında söylemiş olduğu o kimse benden başka birisi miydi? Onlar hayır dediler!. Ali dedi: "Acaba Sahabe Peygamberi savaş'ın en kritik ve zor durumlarında terk edip Onu yanlız bıraktıklarında, benim ise hiçbir zaman Onu terk etmediğimi ve bırakmadığımı bilmiyor musunuz?" Onlar yine Hz. Ali'nin sözünü teyit ederek biliyoruz dediler!. Ali buyurdu: "ilk Müslüman olduğumu, Peygambere en yakın olduğumu bilmiyor musunuz?" Cevaben evet dediler!"[4]

Ehlisünnetin büyük şaysiyetlerinden bir kısım Amır b. Vasıle'den şöyla nakletmişlerdir: "Amır şöyle diyor: "ben şuranın öyesi olanların sözlerini kapının arkasından dinliyordum Ali şöyle buyurdu: "Halk Ebu Bekir'e biat etti oysa Allah'a yemin ederim ki ben ona oranla bu makama daha layıktim. Ancak ben, halk tekrar cahiliye ve küfür dönemine dönmesin ve Müslümanların arasında çekişmeler ve savaşlar çıkmasın diye sessiz kaldım...daha sonra halk Ömer'e biat etti, oysa ona oranla ben bu makama daha layık idim, ancak yine İslam dinin korunması için sessiz kaldım".[5]

Bu rivayet biraz farklıklarla ehlisünnetin diğer kaynak kitaplarında da nakledilmiştir.[6]

Şiilerin kaynak ve rivayetlerinde şöyle nakledilmiştir: "Hz. Ali'nin sohbeti bittikten sonra şura öyeleri kendi aralarında istişare etti ve şöyle dediler: biz Onun daha faziletli olduğunu, Onun hilafete daha layık olduğunu biliyoruz. Ancak Ali beytulmal ve diğer imkânları bölme noktasında hiç kimseyi başka bir kimseye tercih etmez. Onu halife seçersek diğer insanlarla yaptığı muamelenin aynısını bizimle de yapacaktır"[7]

Dolayısıyla şunu söylemek lazım: şuranın öyeleri Ali'ye (a.s.) tuttukları tek işkâl Onun sahip olmuş olduğu adaletli olma yönüdür. Sakife olayında da Aliyi, Ali'nin şakacı ve gülümser yüzlü olduğunu bahane ederek hilafet makamından uzaklaştırdılar.[8] Dolayısıyla onlar hakikatı bildikleri halde Hz. Ali onlara durumu çok açık bir şekilde hatırlatmıştır. Hz. Ali, bu makama tayin edildiğini belirten naslara isnat etmediğini savunun anlayış ve algı katiyen doğrudeğildir.



[1] TABERİSİ, Ahmet b. Ali, "ihticac", İran: Meşhed, neşri murtaza, b. t. 1403 h .k., c. 1, s. 147.

[2] HEYSEMİ, Ahmet b. Hacer, "es – sevaiku'l - muhrike fi reddi ala ehli' l - bidei ve ez-zendika", baskı 2, mektebetu el-kahire, 1385 h.k., s. 24.

[3] İbni ebi el-hadid, "şerhi nehcü'l - balaga", tahkik: Muhammed ebulfazl ibrahim, 1. Baskı, daru el-ihyai el-kutubi el-arabiye, 1378 h.k., c. 2, s. 61.

[4] 

[5] HİNDİ, Muttaki, "kenzu' l- ummal", Bayrut: müessesei er-resul, 1409 h.k., c. 5, s. 724; İBNİ ASAKİR, "tarih-i medinei dımışk", tahkik: ŞİRİ, Ali, Berut: daru el-fikr, 1415 h.k., c. 42, s. 434.

[6] HAREZMİ, Muvaffak b. Ahmet, "menakibi Harezmi", Kum: müessesei en – neşri el- İslam, 1414 h. k., s. 217.   

[7] TABERİSİ, Ahmet b. Ali, "ihticac", İran: Meşhed, neşri murtaza, b. t. 1403 h .k., c. 1, s. 210.

[8] TABARİ, Muhammed b. Cerir, "tarih-i el-ümemi ve el- mülük", Tahkik: Muhammed ebulfazl İbrahim, Lübnan / Beyrut: daru et – turas, c. 4, s. 229.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Her insanın doğumuyla birlikte bir doğum gerçekleşecek şeklinde olan iddia doğru mudur?
    8829 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2012/02/15
    Her insanın doğumuyla bir başka doğum gerçekleşir bağlamında bir kaç rivayet nakil edilmiştir. Rivayetlerde nakil edildiğine göre Allah Teala İblise şöyle buyurmuştur: "Sana benzerini vermeden Adem’e çocuk vermem. Her insan doğar doğmaz şeytanı da doğar. (Yani) her insanın bir şeytanı vardır."[1]
  • Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etme nedeni neydi?
    21159 تاريخ بزرگان 2011/11/22
    Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) muhalefet etmesi, iki kültür ve düşünce şeklinin birbirine muhalefet etmesi ve aykırı olmasıdır. Bunun nedenini de tarafların özelliklerinde aramak gerekir. İmam Ali (a.s) ilim, imanda geçmişi olmak, cesaret, mertlik, fedakarlık ve adalet gibi sıfat ve özelliklere sahipti. Bu değerli sıfat ve özelliklerin neticesinde Yüce Allah ...
  • İnsanlardaki güzellik, çirkinlik, hidayet, sapma, rızık vs. şeylerdeki farklılıkların felsefesi nedir?
    14808 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Adalet şu manalara gelmiştir: Bir bütünün parçalarının yerli yerinde olması, bireylerin haklarını gözetmek, hakkı hak sahibine vermek, varlık feyizi verirken hakka riayet etmek ve son olarak da bazen adalet kavramı eşitlik ve her türlü ayrımcılığı reddetmek anlamında kullanılır.
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    8976 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Hangi kaynaklarda muhabetten söz edilmiştir?
    6894 Teorik Ahlak 2011/03/03
    Muhabbet, sevmek ve kalpten ilgi duymak demektir. Kur’an’da onun yerine bazen ‘meveddet’ sözcüğü kullanılmıştır. Muhabbetin ilmi sonuçlar doğuran derece ve mertebeleri vardır. Kalpten dışarıya çıkmayan muhabbet derecesi en düşük muhabbettir. İnsanın ameline yansıyan derece en yüksek derece olup ona sahip olan sevgiliye bağlanır ve onun istekleri doğrultusunda ...
  • Bedensel esenlik sırrını nasıl araştırabiliriz?
    7966 Yeni Kelam İlmi 2011/08/21
    Allah tarafından konulan tabiat kanunları bu dünyada hiçbir insanın baki kalmamasını ve değişik nedenlerle ve bu cümleden olmak üzere bedensel esenliği kaybederek dünyayı terk edip ebedi âleme geçmesini muayyen kılmıştır. Öte taraftan her ne kadar peygamberler ve imamlar (a.s) bir takım özel durumlarda Allah’ın izniyle hastalara (sadece Allah’ın evliyalarının ...
  • Abdest alırken yıkanması gereken derinin bir kısmı ayrık duruyorsa onun altı yıkanmalı mıdır?
    23433 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/28
    Sizinde okuduğunuz gibi ilmihallerde şöyle yazar:Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı ...
  • Hac ve umre giderlerini hayırlı işlerde kullanmak hac ve umrenin sevabını taşır mı?
    15913 حج و عمره 2012/06/14
    Tüm ömür boyunca bir defalığına Allah’ın evini ziyaret etmek gerekli şartları taşıyan herkese farzdır ve bu farzdan yüz çevirmek diğer farzlarda olduğu gibi hiçbir bahaneyle caiz değildir. Ama müstehap hac ve umre gibi müstehap amellerin tümüyle ilgili olarak genel bir kaide vardır ve bu kaide esasınca içinde ...
  • İslam Peygamberi Hz. Muhammet (s.a.a)’in hayatını kısaca anlatır mısınız?
    3828 پیامبر اکرم ص 2019/10/09
  • İhlâs suresini okumaksızın kılınan namazın hükmü nedir?
    7558 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    Genel anlamda namaz vacip ve sünnet (müstahap) olmak üzere iki kısma taksim ediliyor: Vacip (farz) olan namazlar üç halete; ihtiyar, mecburiyet ve acil’e taksim edilmiş ve her birisinin kendisine has bir hükmü var. Birinci halet ihtiyari halettir: bu haletin hükmü şöyledir: Günlük vacip olan namazların birinci ve ...

En Çok Okunanlar