Gelişmiş Arama
Ziyaret
8447
Güncellenme Tarihi: 2011/06/21
Soru Özeti
Akrabalık bağı olmayan eş'e verilen hibenin geri alınması caiz midir?
Soru
Kişi bir Apartmanın altı payından ikisinin senedini hanımının adına yapmış. Ancak şimdi beraberce müşterek bir hayat sürdürmeleri imkânsız duruma gelmiş. Kadın kendi mihrini talep ettiği takdirde kişi eşinin adına senedini yapmış olduğu o iki payın değerini mihrin değerinden sayarak çıkarıp geride eksik kalan kısmını diğer malından tamamlayıp verebilir mi? Hibe etmenin hükümlerini dikkate alarak lütfen beni aydınlatınız. Not: kadın kişinin nesepsel mahremlerinden değildir. Hibe karşılıksızdır. Hibe edilen malın kendisi de değişikliğe uğramadan yerinde duruyor.
Kısa Cevap

Hibe lügat literatüründe bir kimseye herhangi bir şeyi karşılıksız olarak bağışlamak anlamındadır. Hibe kavramsal olarak da hibe eden kişi kendi mülkünden olan bir şeyi karşılıksız ve bedava başka birisinin mülküne sokmak (temlik ettirme) anlamındadır. Buna atiye ve nehle de deniliyor.

Eğer kişi hibe ettiği malı kedisinden istifade etsin diye eşine arîye unvanıyla vermiş, veya ona karşılıksız bir şekilde bağışlamış ve bağışlamış olduğu malın kendisi değişime uğramadan önceden nasıl idi ise aynen olduğu gibi eşinin yanında mevcut ve eş'inin de kendisiyle akrabalık bağı yoksa hibeyi iptal ederek malını geri alıp onda tasarruf edebilir. Ama eğer eş'inin kendisiyle akrabalık bağı var veya yapılan hibe karşılıklı hibe türünden ise yapılan hibe sahihtir ve dolayısıyla iptal edemez.

Ayrıntılı Cevap

Hibe lügat literatüründe bir kimseye herhangi bir şeyi karşılıksız olarak bağışlamak anlamındadır. [1] Hibe kavramsal olarak da hibe eden kişi kendi mülkünden olan bir şeyi karşılıksız ve bedava başka birisinin mülküne sokmak (temlik ettirme) anlamındadır.[2] Buna atiye ve nehle de deniliyor.[3]

Akrabalara hibe ve bağışlamalarda bulunmak müstahaptır. Özellikle baba ve kendi çocuklarına hibe ve bağışta bulunmanın müstahap oluşu noktasında daha fazla vurgu yapılmıştır. Anne ve Baba fakir ve mala ihtiyaçları varsa onlara hibede bulunmak vacibi ayni'dir. Hibe yaparken Baba kendi çocukları arasında fark gözetmemsi gerekir. Aralarında eşit bir şekilde hibe yapması gerekir.[4]

Hibe'nin Rükünleri:

Hibe üç rükün ve unsurdan oluşuyor:

1-   Vahib (hibe eden): kendi malını başka birisinin mülküne (temlik ettiren) sokan.

2-   mütteheb (kendisine hibe edilen şahıs): mülkiyeti kabul eden kimse.

3-   mevhub (hibe edilen şey) : bağışlanan ve hibe edilen mülk.

Hibenin Kısımları:

Karşılıklı (muavveze) ve karşılıksız (gayrı muavveze) olmak üzere hibe iki kısımdır.

Karşılıklı hibe; hibe eden kişi hibe ederken kendisine hibe edeceği (mütteheb) kişye şart koşuyor: kendisine yapılan hibe karşılığında kendisi (mütteheb) hibe edene bir şey veriyorsa karşılıksız ve bedava vermesi gerekir. Veya mütteheb'in (kendisine hibe edilmiş kimse) kendisi hibe eden kişi şart etmediği halde kendi isteğiyle kendisine yapılan hibe karşılığında karşılıksız ve bedavadan hibe eden kimseye bir şey veriyor anlamında olan hibe türüdür.

Karşılıksız hibe: Hibe veren kişi hibe yaparken kendisine hibe edilen kişi için her hangi bir şart koşmamış veya kişinin kendisi kendisine yapılan hibenin karşısında her hangi bir şey vermiş olan hibe türüdür.[5]

Hibe caiz olan bir akit türüdür. Yani iki taraftan herhangi birisi bu akti bazı yerler hariç bozabilir. Bozulması caiz olmayan yerlerde hibe zorunluluk kazanmış hibe eden kişi artık bozup hibe ettiği şeyin aynısını alamaz. Bu yerler şunlardır.

1-   Kendisine hibe edilen kişi akrabadan ise; Anne ve Baba gibi.

2-   Hibe eden kişi hibeyi Allaha yakınlaşmak (kurbeten ilallah) amacıyla yapmışsa.

3-   Hibe karşılıklı hibe türünden olursa. Karşılığı az olsa bile.

4-   Hibe edilen mal eski halinde kalmıyor ise; bir kısmı veya bütünü yok olmuş Veya şekli değişime uğramış ise. Örneğin kumaş ise dikilmiş, yenecek maldan ise yenilmiş. Veya kendisine hibe edilmiş kişi hibeyi başka birisine vermiş.

5-   Hibe eden kişi hibe ettiği malı kedisine hibe edilmiş kişiye teslim etmiş ve kendisi vefat ederek dünyadan güçmüşse.[6]

Hibe'den Dönme Yöntemi:

Hibe ettiğinden vazgeçip hibe ettiğini geri almak ya dille olur: Örneğin hibe eden kişi "ben hibe etmekten vazgeçtim" ya hibe ettiği kişiye, "malımı geri ver" demesi gibi, veya fiil ile olur: Kendisi hibe ettiği malı kendisine hibe edilen kişinin elinden alır. Hibe eden kişi hibe ettiği malını satarsa, kiraya verirse veya vakıf ederse ve bunları yaparken hibeden vazgeçtiği niyetiyle yaparsa buda fiili olarak hibeden geri dönme anlamındadır. Hibeden vazgeçerken kendisine hibe edilen kişiyi haberdar etmek zorunda değildir. Yani haberdar etmeden de bunları yapabilir.[7]

Buna binaen eğer kişi hibe ettiği malı kedisinden istifade etsin diye eşine arîye unvanıyla veya ona bağış amacıyla bağışlamışsa ve bağışlanmış olduğu malın aynısı hiç değiştirilmeden yerinde olduğu gibi eş'inin yanında mevcut ise, eşin de akrabadan değil ve hibeyi zorunlu kılan yukarıda zikredilen durumlar söz konusu değilse hibeyi iptal ederek malını geri alıp onda tasarruf edebilir. Ama eğer eşi akrabandan birisi veya hibe karşılıklı olmuş ise hibe sahihtir ve iptal edilemez.

Bu nedenle zikredilen soruda durum anlatıldığı gibi ise kişi hibe ettiği iki payı hesaplayıp mihrin değerinden düşüp geride kalmış kısmını tamamlayarak eş'inin mihrini verebilir.[8]

Evet, imam Humeyni ve Ayetullah Sistani gibi taklidi merciler karı koca arasında hibe unvanıyla gerçekleşmiş ver alları geri alınmaması müstahaptir demişler.[9]



[1] AMİD, Hasan, "ferhengi amid" baskı 12, Tahran: müesesei intişarat-i emir kebir, çahphanei spehr, s. 1082.

[2] İMAM HUMEYNİ "thariru'l-vesile", baskı 1, tahkik ve neşr: müesesei tanzim ve neşr-i asar imam (r.h.), c. (1.2) s. 553; ALİ MİŞKİNİ, "mustalahat-i fıkıh", baskı 2, müesesei çap: el-hadi, s. 221; "kitab-i fikhi imam Sadık aleyhi's-selam", c. 4, s. 221. Şöyle diyor: lügat ilminde "hibe" bağış ve fazldır. Bu cümledendir Allah'ın bu sözü: "Bana kendi tarafından varis olacak bir çocuk hibe ve bağışla" (Meryem 5-6).

Fıkıhçıların literatüründe ise "karşılıksız bir malı hali hazırda başka bir kimsenin mülküne intikal ve onun mülküne vermektir". Tarifte birkaç kayıt zikredilmiş ki her birisiyle bir tür muameleyi hibe türü muameleden ayırmışlar; "mülk ettirme (temlik)" kelimesi hibeyi "vakıf" türü muameleden ayırmışlar. Zira vakıf edilen malda temlik yok. Mal kelimesiyle hibe'yi "arîye" türü muameleden ayırmışlar. Zira "ariye"de malın kendisi değil malın menfaati başkasına veriliyor. "Hâlihazırda" kelimesiyle "vasiyet" türünde gerçekleşen muameleden ayırmışlar. Zira "vasiyet"le mal hali hazırda değil daha sonra, yanı vasinin vefatından sonra vasiyet edilmiş kişinin mülküne girer. Ama hibe hâlihazırda kendisine verilmiş kişinin mülküne geçer. "Karşılıksız" kaydıyla "bey" türünden olan muameleden farklılaşıyor. Zira "bey"le yapılan alış verişte mal karşılıklı bir şekilde birsinin mülkünden çıkıp diğerinin mülküne giriveriyor.

Karşılıklı hibe (hibei muavveze): fakihler hibe şeklinde yapılan muamelenin haddi zatinde karşılık olup olmama kaydı bulunmamaktadır diyorlar. Dolayısıyla karşılıklı da olabilir karşılıksızda olabilir. Buna binaen kişi başka birisine hibe ederken karşıdaki kişiye şart koşarak sende bana bir şey hibe edeceksin veya kedisinden bir işi yapmasını veya terk etmesini isteyebilir ve bu bağlamda onu mülzem (zorunlu) kılabilir. Ec-cevahir sahibi şöyle yazıyor: "Karşılıksız olmaktan maksat "karşılıklı" kaydı hibede gerekli olmadığı anlamındadır, karşılıklı olması caiz değildir anlamında değildir". Gerekli ve vacip olmamakla caiz olmamak arasında var olan fark zaten açıktır. Zira gerekli ve vacip değildir denildiğinde yani hibe yaparken karşılıklı olması şart değildir anlamındadır. Dolayısıyla karşılıklı da olabilir, karşılıksız da. Zira karşılıklı olması vacip değildir ile karşılıklı olması arasında tezat ve tenafi yoktur. Ama caiz değildir denildiğinde karşılıklı olmayı tamamen aradan kaldırıyor.

[3] NECEFİ, Muhammed Hasan, "cevahiru"l-kelam" baskı 7, Beyrut/Lübnan: 1981, c. 28, s. 159-160.

[4] A.g.e. c. 28, s. 191-192.

[5] İMAM HUMEYNİ "thariru'l-vesile", c. (1.2) s.555.

[6] İMAM HUMEYNİ "thariru'l-vesile", c. (1.2) s.554 - 556.

[7] İMAM HUMEYNİ "thariru'l-vesile", c. (1.2) s.556.

[8] Meraci, "tevziul mesail" c. 2, hibe; (istiftaat ez mahkam muazam-i rehberi), s. 997.

[9] İMAM HUMEYNİ "thariru'l-vesile", c. 2, s.58; SİSTANİ, "minhacus-salihin", c. 2, s. 409, mesele no: 1321.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hz. İsa Ve Suyun Üzerinde Yürüme
    14285 Eski Kelam İlmi 2011/10/23
    Peygamberleri tanımanın yollarından birisi mucizedir. Mucize ıstılah olarak öğretilecek ve öğrenilecek türden olmayan ve insanların yapmaya güç yetiremeyeceği olağanüstü işlere denir.[1] Hz. İsa (a.s) bazı mucizelere sahipti. Ölüleri diriltmek, doğuştan kör olanlara şifa vermek ve hastaları iyileştirmek bu mucizelerin bazılarıdır. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “…
  • Peygamber (s.a.a) zamanında ve Peygamber (s.a.a)’den önce kadınların tesettürü nasıldı?
    13536 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/04/29
    Bazen tesettür kelimesi yerine hicap kelimesi kullanılmaktadır; hicap sözlükte; perde, örtü ve iki şey arasındaki engel ve ayırıcı anlamına gelmektedir. Tabi müfessirlerin ve araştırmacıların söylediği gibi, hicap kelimesinin kadınların örtüsü anlamında kullanılması günümüzde ortaya çıkmıştır, yani yeni bir terimdir. Geçmişte, özellikle fakihlerin kullandığı kelime, ...
  • Malik Eşter’in ecdadı ve evlatları muvahhid miydiler? Onların da velayete imanları var mıydı?
    14961 تاريخ بزرگان 2011/12/20
    Yemen’in Naha ve Mizhac kabilelerinden olan Malik Eşter’in ecdadının muvahhid olması hususunda muteber tarih ve siret kitaplarında, Yemen’de bu kabilenin İslama girmekte öncü olmasının dışında bir şey zikredilememiştir.Malik Eşter’in İshak ve İbrahim adında iki oğlu vardı. İshak, Kerbela’da İmam Hüseyin’in (a.s) yaranlarından olup, ...
  • Kur’an Nasıl Bir Kitaptır?
    23313 شیعه و قرآن 2012/09/09
    Kur’an’ı kerim semavi bir kitaptır. Allah tarafından insanları Allaha davet ve kendisine doğru hidayet etmek için gönderilmiştir. Kuran Allahın son peygamberi olan Hz. Muhammed’e nazil olmuştur. Kuran İslam Peygamberinin ebedi mucizesidir. Bu kitap 23 sene buyunca vahiy yoluyla tedrici olarak Allahın resulüne nazil olmuştur. Resulü Ekrem kur’an’ın ...
  • Allahın rızasını ve muhabbetini kazanmak noktasında temizlik ve nezafetin rolü nedir?
    7132 فضایل اخلاقی 2015/02/15
    Temiz bedene sahip olmak, temiz elbise giymek ve güzel koku sürmek güzellikten hoşlanan fıtri hisse sahip olan kimseler için bir nevi ruhani bir halet vücuda getirir, onun Allaha ve Allahın da pak ve temiz olan insana muhabbetini fazlalaştırmasına neden olabiliyor. Molla Ahmed-i Nereki (r.h.) zahiri temizlik ile ...
  • Neden Kur'an-ı Kerim'de Allah-u Teala için bazen tekil, bazen de çoğul zamirler kullanılmıştır?
    14321 Tefsir 2009/07/04
    Allah-u Teala birdir ve bu yüzden kendi yaptıklarından bahsederken kelime ve zamirlerin tekil olması gerekir. Nitekim Kur’an’ı Kerim’de kendisini defalarca bu şekilde ifade etmiştir. Ama gerek Arapçada, gerekse başka dillerde bazen tekil zamirlerin kullanılması gereken yerlerde çoğul zamirler kullanılmaktadır. Bunun çeşitli nedenleri vardır ki bu nedenlerden bazıları ...
  • Hz. Fatıma (s.a)’nın hayatını özet olarak beyan edebilir misiniz?
    3347 حضرت فاطمه زهرا س 2020/01/19
  • Toprağa secde etmenin felsefesi nedir?
    20671 بیشتر بدانیم 2012/10/24
    Secdenin hakikati alçakgönüllülük, baş eğmek ve meyildir. Secde farzlardan biridir; çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler rükû ve secde edin…” Burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir ve bu nokta Şia’nın toprağa toprak için secde etmemesidir; zira yüce Allah’tan başkasına secde etmek tüm Şia âlimlerinin görüş ...
  • Modern dünyada dinin işlevi nasıldır?
    7547 Yeni Kelam İlmi 2010/01/14
    “Din” kelimesi, ilahi olan veya olmayan, tahrif olmuş veya olmamış (İslam dini) bütün dinleri kapsamaktadır. Bize göre, her asır ve yerde doğru işlevi olan tek din İslam dinidir; çünkü İslam dini kâmil ve son ilahi dindir. Bu yüzden, İslam dininin, bireysel olsun ...
  • Eğer Şeytan ateştense nasıl ateşte yanacak?
    12248 ابلیس و شیطان 2012/08/26
    Âlem daima bir değişim içerisindedir. Eşyanın (maddenin) özellikleri de etki tepkilerden dolayı değişkenlik göstermektedir. Hatta bilim adamları yanmayan bir maddeyi üzerinde değişiklikler yaratarak yeni bir unsur yani yanıcı bir madde elde edebilirler. İnsanın böyle bir yeteneğe ulaştığı şu halde acaba varlık âleminin Rabbi’nin Şeytan’ı oluşturan unsurlarda küçük ...

En Çok Okunanlar