Gelişmiş Arama
Ziyaret
20066
Güncellenme Tarihi: 2011/08/15
Soru Özeti
Asabı bir insanın sinirinin rahatlaması için rivayetlerde neler tavsiye edilmiştir?
Soru
Hadislere göre hangi işler sinirin rahatlaması ve ruhun huzur bulması için tavsiye edilmiştir?
Kısa Cevap

 Asabını kontrol eden ve öfkesini yenen bir kimsenin bu özelliği ayet ve hadislerde kazmu'l-gayz olarak ifade edilir. Yüce Allah kazmu'l-gayz ve affı değerli ve zahit insanların en önemli özelliklerinden sayarak şöyle buyuruyor:

 "Onlar ki, (müminler) kolaylık ve zorlukta mallarını Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah, iyilik yapanları sever."

Asabı kontrol etmenin ve öfkeyi yenmenin en önemli yollarını şöyle sıralayabiliriz:

1- Allah'a sığınmak

2- soğuk suyla abdest almak

3- Öfkenin sebeplerini kendinden uzaklaştırmak

4- Sabır

5- Dua ve yakarış

6- Namaz ve Allah'ı anmak

Sabır, dua, yakarış, Allah'ı anmak ve tövbe insanda huzur ve sükunet oluşturmada önemli bir etkiye sahiptir. Namaz hakkında şöyle diyor: "Namaz Allah'ı anmaya vesiledir, ruhun huzur bulunmasına ve kaygı ve tedirginlikleri insandan uzaklaştırmaya yol açmaktadır."

Ayrıntılı Cevap

Hadislere Nazaran İnsanın Ferdi ve Toplumsal Hayatında Huzurun Sebepleri

Ruhta huzur ve sükunetin oluşmasına vesile olan bir çok etkenler vardır bunların en önemlileri şöyledir:

1- Sabır: Sabır sözcük olarak ona ulaşan bir kötülüğe karşı nefsi feryat ve figan etmekten kontrol etmek anlamındadır.[1] Sabır insanın keder ve üzüntüsünün giderilmesine ve ruhun huzur bulmasına sebep olur. Nitekim Hz. Ali (a.s) şöyle buyurur: "Sabırlı irade ve güzel yakin ile sana doğru gelen üzüntüleri kendinden uzaklaştır."[2]

Mümin, sabır için olan ilahi sevap ve mükafata inancı yüzünden sabırlı olarak üzüntü ve kederi kendinde uzaklaştırır ve huzur bulur. Çünkü o inanır ki: "Sabredenler kendi mükafatını hesapsız olarak alırlar."[3]

Daha yüksek bir aşamada mümin şu inancı taşıyor ki Allah'ın lütfü ona şamil olmuştur, bu yüzden üzülmesine bir sebep yoktur. Çünkü Yüce Allah buyuruyor ki:

"Muhakkak sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele. Onları (o sabredenleri) ki, bir musibete uğradıklarında, "Kuşkusuz biz Allah'tanız ve kuşkusuz O'na döneceğiz." derler."[4]

2- Dua ve yakarış:

Dua bahar yağmuru gibi gönül tarlalarını serinletir ve insanın ruh ve canın dallarına dirilik ve tazelik bahşeder, böylece insanın asabına sükunet verir. İnsan dua ederken kendi Yaratıcısı ile münacat etmekte ve onu tedirgin eden sorun ve çıkmazlardan Ona sığınmaktadır. Şüphesiz sorunların bu şekilde dile gelmesiyle insanda ruhi bir huzur oluşur ve içini kapsayan korku ve endişelerden uzaklaşır.

Bir ruh bilimci şöyle diyor: "Bu gün psikoloji dalı peygamberlerin insanlara öğrettiği şeyi öğretmektedir. Bunun sebebi de ortadadır. Ruh bilimciler dua, namaz ve sağlam bir inanca sahip olmanın bir çok ruhi rahatsızlıklara yol açan kaygı, heyecan ve korkuyu insandan uzaklaştırdığını kavramışlardır.[5]

Allah'a yakarış ruhun huzuruna sebep olmakta ve insanın üzüntü ve acısını gidermektedir. İnsan dua ettiğinde hissediyor ki onu destekleyen sağlam ve güçlü bir dayanağı vardır. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Babam İmam Muhammed Bakîr'ı bir olay üzdüğünde kadın ve çocuklarını toplar ve dua ederlerdi."[6]

3- Namaz: Yüce Allah Kur'an'da bütün kaygı ve tedirginliklerin ilacının Allah'ı anmak olduğunu ve Allah'ın anmanın kalplerin güven ve huzur vesilesi olduğunu açıklamıştır. Nitekim buyurmuştur ki: "Bilin ki: Allah'ı anmak gönüllerin huzur bulmasına sebep olur."[7] Allah'ı anmanın en kamil örneklerinden biri namazdır. Yüce Allah namaz kılmanın felsefesinin Onu anmak olarak açıklamıştır. Nitekim şöyle buyurmuştur: "Namazı beni anmak için hakkınca kılın."[8] Gönlü Allah'ı anmakla mutmain olan bir kimse ruhi yönden huzura kavuşur ve Allah'tan başka kimseden bir korkusu kalmaz. Böyle bir kimse umutlu ve huzurludur. Çünkü sonsuz ilahi güce yaslanmış, ilahi nurlar onun kalbini aydınlatmış ve Allah'ın anmak sayesinde güven kazanmıştır. Yüce Allah Mearic Suresinin 20 ayetinde namazın sırrını beyan ederek buyuruyor ki: "İnsan tabiatı gereği sürekli zorluklar karşısında sızlanıp durur. Eğer ona bir hayır ulaşsa ondan başkalarının yararlanmasına engel olur. eğer ona bir kötülük ulaşırsa sabırsızlık eder ve sızlanır. Sadece namaz kılanlar böyle değiller: Ayetin meali şöyledir:

"Gerçekten insan, açgözlü ve sabırsız yaratılmıştır. Kendisine kötülük dokununca sızlanır, sabırsızlık eder. Kendisine hayır dokununca da (onu diğerlerinden) esirger. Ama namaz kılıp namazlarında sürekli olanlar böyle değildir."[9] Bu yüzden namaz ve Allah'ı yad etmek insanın gönlünü ihya eder ve tedirginlik ve kaygıyı ondan uzaklaştırır.

4- Tövbe: Günah hissi insanın ruhunu yormaktadır. Bu his insanın yaşayışında şaşkınlığına yol açar. Günah işleyen bir kimse boşluk hissetmekte ve hayatını devam ettirme dürtüsünü kaybeder ve ıstırap çeker Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Günah zinciri ne de kötü bir zincirdir!"[10] Günah hissi insanın fikrini sürekli kendisine meşgul eder. Günahkar sürekli günah bağından kendisini nasıl kurtaracağını düşünür. Bu fikir onu tedirgin eder ve huzurunun yok olmasına sebep olur. Tövbe günah hissinden kurtulmanın en güzel yollarından biridir. Çünkü günahın bağışlanmasına sebep olur ve insanın Allah'ın hoşnutluğunu kazanmasına ümidini yeniler ve bu yüzden onun kaygısının azalmasına sebep olur.[11]

Asabı Kontrol etmenin yolları:

Bir kimse kendi asabını kontrol edebilirse artık öfkesini yener buna ayetlerde ve hadislerde "kazmu'l-gayz" denir. Yüce Allah üstün ve zahit kişilerin en önemli özelliklerinden birinin kazmu'l-gayz (öfkeyi yutmak) ve insanları affetmek olduğunu beyan buyurmuştur.

Nitekim şöyle buyurur:

"Onlar, (müminler) kolaylık ve zorlukta mallarını Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah, iyilik yapanları sever."[12]

Kazm sözcük olarak suyla dolmuş tulumun ağzını bağlamaya denir. Mecaz olarak öfkeyle dolmasına rağmen öfkesini fiiliyata dökmeyen kişi hakkında kullanılır.

Gayz gazabın şiddeti anlamındadır. Bu durum insanda sevilmeyen bir duruma karşı ortaya koyduğu kızgınlık ve heyecan halini ifade eder.

Gazap ve öfke hali insandaki en tehlikeli durumlardan biridir. Eğer bunun önü alınmazsa bir çeşit delilik olarak kendini gösterir. İnsanın ömür boyu cezasını ödemeğe mahkum eden bir çok cinayetler ve tehlikeli kararlar bu halde meydana gelir. Bu yüzden yukarıdaki ayette takvalıların ikinci özelliği öfkeyi yutmak olarak zikredilmiştir.[13]

 Kur'an ve hadislerde insanda öfkenin varlığı temelden kınanmamış ve mukaddes öfkeler övülmüştür. Temelde mukaddes öfke yüce Allah'ın sıfatlarından sayılır. Bu sıfat örneğin Kahhar ve Cebbar gibi isimlerde tecelli etmektedir. Kızmak ve öfkelenmek eğer dengeli olur ve hak yolunda gerçekleşirse kötü bir sıfat olmadığı gibi Allah'ın rızasına bir vesile sayılır.

Resulullah (s.a.a) sireti, Emiru'l-müminin Hz. Ali'nin nakline göre şu cümle ile açıklanmıştır: "Resulullah (s.a.a) asla dünya işleri için kızmazdı. Ama bir hak için kızsaydı artık kimseyi tanımazdı, bu durumda onun öfkesi hakka yardım etmedikçe yatışmazdı."[14]

Takvalı bir insan sadece hak yolunda ve ilahi hakların ve insanların haklarının çiğnendiği için öfkelenir. Bu durumda da iman ve ilahi sınırları aşmaz.

Kur'an, yersiz öfke ve kızmaları cahiliyet dönemine isnat eder. Öfkelendiğinde sükuneti Resulullah ve müminlerin özelliği olarak sayar ve bu sükunetin bir ilahi lütuf bilir; diğer yandan öfke ve cahili bağnazlığı cahiliyet döneminin kibir ve gazabı olarak nitelendirir ve şöyle buyurur:

"Hani inkâr edenler, kalplerinde taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da Elçisi'ne ve müminlere huzur ve güvenini indirdi ve takva sözünü onlardan ayrılmaz kıldı. Zaten onlar, buna layıktılar ve bunun ehliydiler. Allah, her şeyi bilendir."[15]

 Yüce Allah bu ayette bize öğretiyor ki cahiliyet kültürü hamiyet, bağnazlık, gazaptır. Ancak İslam'ın kültürü sükunet, huzur ve nefsi kontrol etmektir.

Bir kimse kendi asabını ve gazabını önlerse zamanla bu gazabını tamamen kontrol edebilir. Yukarıda açıklanan yollardan başka gazap ve öfkenin tedavisi için aşağıdaki yollara başvurmak da çok yararlıdır.

A. Gazap ve öfkeyi tedavi etmek için şuna dikkat etmemiz gerekir ki öfkelendiğimizde şeytan bize musallat olur bu yüzden Allah'a sığınmak gerekir. İmam Muhammed Bakîr (a.s) huzurunda öfke hakkında konuşulduğunda İmam şöyle buyurdu: "Bir erkek kızdığında kendisini cehennem ateşine sokmadıkça (bir günah işlemedikçe) sakin olmaz ve öfkesi yatmaz. Bu yüzden öfkelendiği zaman kötü bir iş yapmaktan sakınması için eğer öfkelenen ayakta durmuş ise hemen otursun ki şeytanın vesvesesi ondan uzaklaşsın. Eğer akrabasına karşı kızmışsa onun yanına gidip vücudunu (elini) ona dokundursun Çünkü akraba, akrabanın vücuduna dokununca sakin olur.[16]

B. Abdest almak: Resulullah (s.a.a)'dan şöyle nakledilmiştir: "Sizden biriniz gazap ettiğinde abdest alsın ve gusül etsin, çünkü gazap ateştendir."[17]

C. Öfkeyi yutmak ve aff hakkında gelen hadisler hakkında düşünmek. Örneğin şu hadis: Resulullah'ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Kim öfkesini önlerse Allah onu kendi azabından korur." [18]

D. Kişinin gazap ve öfkesine yol açan sebepleri kendisinden uzaklaştırması. Örneğin biriyle düşmanlık etmesi, ihtiras, gurur, tekebbür vb…[19]



[1] Lisanu'l-Arab, Sabır Maddesi; Molla Ahmed Neraki, Miracu's-Saade s. 613-614, Cavidan yay.

[2] Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu'l-Envar, c. 74, s. 211, Beyrut, Daru İhyaitturasilarebi, yay.

[3] Zümer: 10

[4] Bakara: 155 ve 156

[5] Mekarim Şirazi, Nasir, Tefsir-i Numune, c. 1 s. 642, Tehran, Darulkutubi'lİslamiye yay.

[6] Kummi, Şeyh Abbas, Sefinetu'l-Bihar, c. 1 s. 447, Senai yay.

[7] Ra'd: 28

[8] Taha: 114

[9] Cevadi Amuli, Abdullah, Esrar-i İbadat, s. 41

[10] Temimi Amudi, Abdu'l-Vahid b. Muhammed, Gureru'l-Hikem, s. 185, Taharan, Tahran üniversitesi yay.

[11] Necati, Muhammed Osman, Kur'an ve revanbşinasi, s. 376, Meşhed, Astan kuds-i Razavi yay.

[12] Al-i İmran: 134

[13] Tefsir-i Numune, c. 3 s. 97

[14] Buharu'l-Envar, c. 16, s. 149; Neraki, Molla Ahmed, Miracu's-Saade, s. 236, İntişarat-i Hicret yay. 8. bask.

[15] Fetih: 36

[16] Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, Babu'l-Gazab, c. 2 s. 302

[17] El-Hikamu'z-Zahire, s. 586; Şübber, Seyyid Abdullah, Ahlak, çev: Muhammed Rıza Cebbaran, s. 250, Hicret yay. 12. bask.

[18] Biharu'l-Envar, c. 70 s. 280; Ahlak, s. 251

[19] Miracu's-Saade s. 238

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar