Gelişmiş Arama
Ziyaret
20896
Güncellenme Tarihi: 2011/10/23
Soru Özeti
Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Kur’an denilmeye başlandı?
Soru
Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Kur’an denilmeye başlandı?
Kısa Cevap

Kur’an-ı Kerim’in adı daha başlangıçtan Kur’an idi, zira Kur’an’ın kendisinde de bu isimle anılmıştır. O zaman soruyu şöyle sormak lazım: ‘Kur’an’a ne zamandan beri ‘mushaf’ denilmeye başlandı?’
Mushaf, sahabelerin zamanından beri lugat manasında, yani ciltli (iki kapak arasındaki) kitap olarak Kur’an için kullanılmıştır. Mushaf, Ehl-i Beyt’in (a.s) literatüründe de lügat manasında kullanılmıştır. Bir rivayette İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Kur’an’ı mushafın yüzünden okumak, gözden daha fazla faydalanmaya ve ebeveynin -kafirde olsalar- azabının azalmasına neden olur.’

Ayrıntılı Cevap

Sorunuzda Kur’an, Mushaf ve Tefsir gibi birkaç tane anahtar kelime vardır. Bunların manası daha sonra gelecektir.

Kur’an-ı Kerim’in adı daha başlangıçtan ‘Kur’an’ idi. Zira kimi ayetlerde bu isimle anılmıştır.[1] Öyleyse soru şöyle sorulsa daha iyi olacaktır: ‘Bu kitaba ne zamandan beri mushaf denilmeye başlandı?’

Mushafın lügatteki manası ‘üzerine yazı yazılan şey’[2] olup, iki kapağın arasında olan demektir.[3] Mushaf sahifenin çoğulu olan suhuf’tan türemiştir. Dolayısıyla ister Kur’an olsun ister başka şey iki kapağın arasında olan ciltli kitaba mushaf denmektedir. Kur’an-ı Kerim’de de semavi kitaplara mushaf değil ’suhuf’ denmiştir.[4]

 

Sahabenin Literatüründe Mushaf

Sadr-ı İslam’ın meselelerinden birisi Kur’an’ın toplanma meselesiydi. Bu mesele hakkında çeşitli görüşler var;[5] kimisine göre Kur’an Peygamberin kendi zamanında toplanmıştır, kimisine göre de peygamberin vefatından sonra. Kur’an’ın Peygamberin (s.a.a) kendi zamanında toplandığı kesindir. Sahabenin döneminde ise kapsamlı ve bir mushafta toplanması söz konusuydu.

Tarihi kaynaklarda 2. Halife Ömer’in, birini Ubey b. Kaab’ın yanına gönderip ‘Kur’an’ı mushafta toplamak istiyorum, yanında Kur’an’dan ne varsa gönder’ dediği nakledilmiştir.[6]

Buhari, sahabelerden Zeyd b. Sabit’ten şöyle rivayet ediyor: ‘Zeyd diyor ki: Halife Ebubekr benden Kur’an’ı toplamamı istediğinde Kur’an’ın tümünü topladım. Ebubekr, yanında toplanmış sahifeler (Suhuf) olduğu halde öldü. Ömer’in zamanında da onlar vardı. Ömer’den sonra kızı Hafsa’nın eline geçtiler.[7]

Bütün bunlardan mushafın, sahabenin döneminde lügat manasında kullanıldığı anlaşılmaktadır.[8] Yani Kur’an’dan daha genel bir manada kullanılmıştır. Bazı sahabelerin Kur’an’ı sahifelerde topladığı ve kendi adlarıyla meşhur olduğu yine tarihlerde yazılıdır. Örneğin: Mushaf-ı Aişe, Mushaf-ı Hafsa, Mushaf-ı Ubey b. Kaab vs. gibi. Bütün bu mushaflar Resul-i Ekrem’in (s.a.a) vefatından sonra bu isimle tanınmıştır.

 

Ehl-i Beyt’in Literatüründe Mushaf

Mushaf, Ehl-i Beyt’in literatüründe lügat manasında kullanılmıştır. İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘Kur’an’ı mushafın yüzünden okumak, gözden daha fazla faydalanmaya ve ebeveynin -kafirde olsalar- azabının azalmasına neden olur.’[9]

Rivayette mushafın lügat manasında kullanıldığı bellidir, zira İmamın (a.s) ‘Kur’an’ı Kur’an’ın yüzünden okuyun’ demesinin bir manası olmaz.

İmamiye mezhebinde Hz. Fatıma’nın mushafı’ da meşhurdur. Bu Kur’an değildir. İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Andolsun Allah’a o mushaf Kur’an değildir.’[10]  

Buna göre mushaf kelimesinin mevcut Kur’an’lardan tek nusha halinde çıkarılmasından sonra (3. Halifenin dönmende) Kur’an’a isim olarak verildiğini söyleyebiliriz.



[1] -Vakıa/77

[2] -İbn-i Manzur, Lisanu’l-Arap, c.9, s.186, Dar-u Sadır, Beyrut, 1414.

[3] -Ragıb İsfahani, el-Müfredat Fi Garibi’l Kur’an, s.476, Daru’l İlm, Dimeşk, 1412.

[4] -A’la/19

[5] -Bu konuda bakz: Kur’an’ın Toplanması, Soru:71, (Site:314); Resulullah’ın Kur’an’ı Toplaması, Soru:1625 (Site:1632)

[6] -Meclisi, Biharu’l-Envar, c.44, s.101.

[7] -Muhammed b. İsmail Buhari, Sahih-i Buhari, Kitab-u Fezaili’l-Kur’an, Bab-u Cem’il-Kur’an, c.16, s.467, H.4986, Mısır Vakıflar Bakanlığı Yayınları.

[8] -Bu konuda başka hadisler görmek için Sahih-i Buhari, c.16, s.467 bakabilirsiniz.  

[9] -Muhammed b. Yakup Kuleyni, Kafi, c.2, s.613. Bu sayfada ‘Bab-u Kıraati’l-Kuran Fi’l Mushaf’ adında bir bab vardır.

[10] -Meclisi, a.g.e. c.26, s.45.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar