Gelişmiş Arama
Ziyaret
14628
Güncellenme Tarihi: 2012/01/23
Soru Özeti
Arapçayı bilmeyenlerin Kuran’a bakmalarının veya okumalarının ne gibi faydaları vardır?
Soru
Herkes için hatta Arapça bilmeyenler için Kuran okumanın sevabı olduğunu, hatta okuryazarlığı olmayan kimseler için de Kuran yazılarına bakmanın sevabı olduğunu defalarca duyduk. Sizin söylediklerinize göre: Kuran, bir yaşam kitabıdır ve İslam, düşünme ve tefekkür dinidir. Bu tür sözler sarf etmek insanları kandırmak onları kullanmak değil midir?
Kısa Cevap

Kuran, sıradan bir kitap değildir. Aksine Allah’ın kelamı olması gibi birçok farklı konumlara sahiptir. Sözleri de Allah tarafından İslam Peygamberi’ne (s.a.a) vahiy edilmiştir. Birçok derin ilim ve öğretiler içerir. Yaşam kitabı, insanın tekâmülü, hidayet kitabı vb. ayrıca kutsaldır ve kendisine has bir değeri vardır. Bu esasa göre; Ondan faydalanmanın farklı mertebe ve dereceleri vardır. Bu mertebelerden bazısı Kuran’a bakmakla hâsıl olur, bazısı da Kuran üzerinde düşünce ve tefekkür ile hâsıl olur. Bazı yüce mertebeleri ise düşünce ve tefekkürün yanı sıra şeriat çerçevesinde bir riyazete ve ilahi inayete ihtiyacı vardır. Yüce mertebelerin husulü olmadan bazı mertebelerin insana hâsıl olmasında bir sorun yoktur.

Ayrıntılı Cevap

Kuran, sıradan bir kitap değildir. Aksine Allah’ın kelamı olması gibi birçok farklı yönlere sahiptir. Onda ki sözler Allah tarafından İslam Peygamberi’ne (s.a.a) vahiy edilmiştir. Birçok derin ilim ve öğretiler içerir; Yaşam kitabıdır; insanın tekâmülünü sağlar; hidayet kitabıdır; vb. ayrıca kutsaldır ve kendisine has bir değeri vardır. Bu esasa göre; Ondan faydalanmanın farklı mertebe ve dereceleri vardır. Bu mertebelerden bazısı Kuran’a bakmakla da hâsıl olur.

Kuran’a bakmanın bazı faydaları vardır ve biz onlardan bazılarını aşağıda zikredeceğiz:

Kuran, lafızdan daha öte hakikatlere sahip bir kitaptır. Çünkü bu ayetlerin kaynağı alemlerin rabbi, taşıyıcısı en yüce mahluku olan Resul-i Ekrem (s.a.a) ve katibi de muttakilerin imamı, Müminlerin Emir’i Ali (a.s)’dır. İşte bu sebepten ne zaman bir Müslüman Kuran’ı açsa ve ona baksa, kendisini âlemlerin rabbinin ve Allah Resulü (s.a.a)’in huzurunda bulur. Bu huzurun da manasını derk eder. Allah’ın (c.c) ve mutahhar(tertemiz) olan masumların huzurunda olmanın okuryazarlığa ihtiyacı yoktur.

Sadece bakmakla dahi olsa Kuran ile kurulan irtibat, inanç yönünden tevhit ve peygamberliğin ikrarı; İslam ve Kuran düşmanlarından beraatın göstergesidir. Zira Allah’ın kitabını açan kimse ondan medet umar ve ona inançla bakar. Hem Allah’a, hem resulüne, hem de içerdiği yüce manalara iman etmiştir. Bunun kendisi ilmi yönden Allah’ın, Resulünün ve kutsal kitap Kuran’ın hakkaniyetini ikrarıdır. Bunun için lafzın okunmasına da ihtiyaç yoktur.

Kuran ayetlerine bakmak ve ona önem vermek, okuryazar olmayan insanların kıraati öğrenme ve Kuran’ı derk etme yönünde rağbet göstermesine sebep olur. Diğer taraftan birçok yerde okuryazar olup da Kuran’a teveccühü olmayanların vazifelerine daha çok önem vermelerine sebep olur. Bu da insanın davranışlarıyla diğerlerini hidayet kitabına sarılmaya davet açısından, iyiliğe emretme düsturunun ilmi yöntemidir.

Kuran öğretilerinin ve hakikatlerinin farklı mertebeleri vardır. Bu da hiçbir sınıfın Kuran’dan nasipsiz kalmamasına neden olmuştur ve herkes, kendi anlama ve derk etme ölçüsüne göre Kuran’dan faydalanabilir. Okuryazarlığı az veya hiç olmayanlar da kendilerine göre bu ilahi kitaptan faydalanırlar. Kuran’ı okuyamayan kimse Onu okuyabilen kadar faydalanamaz, Kuran ayetlerinde düşünemeyen kimse de kendi düzeyinde Kuran’la irtibat halindedir ve Arap edebiyatına hâkim, muhkem ve müteşabih(müphem) ayetleri birbirinden ayıran kimse kadar Ondan faydalanamaz. Kısaca her sınıf, kendi yeteneği, anlayış düzeyi ve tahlil gücü miktarınca Kuran’dan faydalanabilir ve sınırlı şekilde faydalanma daha fazla faydalanmaya engel değildir. Tüm bu faydalanmalar hidayet sayılır ve hidayet lafızla sınırlı olmayıp insan yaşantısının tamamında geçerlidir. Okuryazar olmayanların da nasipsiz olmadığı Kuran’ın bu özelliği, Onun başka bir mucizesidir.

Başka bir tabirle, birçok rivayette şöyle nakledilmiştir: “ Kuran-ı Kerim, çeşitli Bâtıni yönlere sahiptir ve her batının da batını vardır ve …”[1] Bu farklı batınlardan maksat şudur: Kuran’ı öğreti ve hakikatler farklı mertebelere sahiptir. Bu özellik hiçbir sınıf ve tabakanın Kuran’ın bereketlerinden nasipsiz kalmamasını sağlamıştır. Herkes kendi sahip olduğu derk ve anlayış gücüyle Kuran’dan faydalanır. Okuryazarlığı hiç veya az olanlar kendilerine göre bu ilahi kitabın huzurunda Onun feyzinden nasiplerini alırlar. Onların bu faydalanması Kuran’ın hadi olmasıyla tezatlık doğurmaz. Çünkü zikredilen bu kazanç ve faydalanmalar, Kuran’ın feyiz mertebelerinden bir mertebedir. Bu hadde faydalanma herkes için mümkündür.

Kuran-ı Kerim, Allah’ın kelamı ve kelimeler de Onun yazılı zikridir. Kuran’a bakmak Allah ile irtibat ve ruha huzur katmayı sağlar.

Rivayetlerde birçok defa Kuran’a kıraat etmeksizin bakmanın bile ibadet olduğu zikredilmiştir. Bu özellik de sadece Kuran’a ait değildir. Birçok şey vardır ki sadece ona bakmak bile ibadet sayılmıştır. Örneğin: bir âlimin yüzüne bakmak, Kâbe’ye bakmak, Müminlerin Emir’ine bakmak, ebeveyne muhabbet gözüyle bakmak. Bu hüküm, faydalanmanın bir ağaca veya suya bakmak gibi kalbe huzur veren şeylerden faydalanma gibi sadece bakmakla sınırlı olduğu manasını taşımaz. Aksine ağaç ve suyun başka özelliklere sahip olduğunu gösterir. Kuran da aynı şekilde hem Ona bakmak insana feyiz verir hem de kendisi hidayet kitabıdır. Bu iki özellik birbiriyle çelişmez. Günümüzde, filan şeye bakmanın faydalı veya zararlı olduğunu ortaya koyan ilmi araştırmalarla çok karşılaşıyoruz. Örneğin “Televizyona bakmak zararlıdır. Suya ve mavi renge bakmak huzur verir.” Gibi konularla çokça karşılaşıyoruz. Bu durumda, neden bu iş Kuran hususunda halk için bir kandırmadır gibi düşüncelere kapılalım? Şu halde ki bu işin birçok faydasının olduğu yerindedir ve birçok muteber hadiste tavsiye edilmiştir. Örnek olarak bu hadislerden ikisini zikredeceğiz:

“Halk namaz kılarken Ebuzer, İmam Ali (a.s)’a bakıyordu. Bu durum kendisinden sorulduğunda şu cevabı verdi: Allah Resulü (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu duydum: “ Ali b. Ebu Talip’e bakmak ibadettir, muhabbet ve rahmet gözüyle ebeveyne bakmak ibadettir, Kuran’a bakmak ibadettir ve Kâbe’ye bakmak ibadettir.””[2]

Ravi diyor ki: İmam Sadık (a.s)’a arz ettim: Canım sana feda olsun. Ben Kuran’ı hıfzettim ve Onu kalbimden okuyorum. Acaba bu mu daha faziletlidir yoksa Kuran’a bakmak mı? İmam şöyle cevap verdi: “ Bakarak okuman daha faziletlidir. Kuran’a bakmanın ibadet olduğunu duymadın mı?”[3]

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, Kuran’a bakmak ilmi açıdan bir özellik taşıyabilir. Ayrıca rivayetlere müracaatla bu iş, masum İmamlar (a.s)’in fermanıyla müstehaplardan sayılır ve halkı kandırmak değildir ve bizler ibadet konularında din önderlerimize uymaktayız.



[1] Gonabadi Sultan Muhammed, Beyan’us-Saadet fi Makamat’il-İbadet Tefsiri, C.3, S.264, ikinci baskı, El-Âlemi lil-Metbuat Kurumu, Beyrut, 1408 h.k.

[2] Muhaddis Nuri, Müstedrek’ul-Vesail, C.4, S.268, Âlul-Beyt aleyhim selam Kurumu, Kum, 1408 h.k.

[3] Kuleyni, Yakup, El-Kafi, C.2, S.613, dördüncü baskı, Darul-Kitabil-İslamiye, Tahran, 1365 h.ş.; Mazenderani, İbni Şehraşub, Menakib-i Âli Ebu Talib (a.s), İntişarati Allame Kurumu, Kum, 1379 h.k; Şeyh Hurri Amili, Vesailuş-Şia, Âlul-Beyt aleyhim selam Kurumu, Kum, 1409 h.k.; Ali b. İsa b. Erbili, Keşful-Gumme, Mektebetu Beni Haşim Tebriz baskısı, 1381 h.k.; Şeyh Saduk, Men la Yehsuruhul-Fakih, Camia’yi Müderrisin Yayınevi, Kum, 1413 h.k.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Ayetullah Hamenei’nin fetvasına göre akşam ve yatsı namazı ne zaman kaza olur?
    12055 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/07/13
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • geçici nikahın aktı için kullanılan lafızlar nelerdir? Şartları ve Hükümleri nasıldır?
    8397 Evlilik Hutbesi 2015/05/03
    Geçici nikâhın aktini okumak için birkaç şart gereklidir: Aktin sıgasını okumak; şöyle ki süreli akitte bayan ve erkek’in rızası tek başına yeterli değildir. Belki bunun yanı sıra akit için okunan has lafızların okunması şarttır. İhtiyati vacip gereğince aktin sıgası sahih Arapça ile ...
  • Alkol veya jelâtin taşıyan çikolata ve ürünleri yemenin hükmü nedir?
    22394 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Belirtilen sorunun şerî cevabını elde etmek için büyük mercilerden (Allah onları korusun) fetva sorduk ve kendilerinin verdiği yanıtları aşağıda aktarıyoruz: Hz. Ayetullah Uzma Hamney’in (ömrü uzun olsun) Bürosu: Genel olarak aslında sarhoş edici sıvılar kısmından olduğu belli olmayan alkoller temiz hükmündedir. Bunlarla karışmış olan sıvılardan yararlanmak ...
  • İranlılar, Ömer’in eliyle mi Müslüman olmuştur?
    17688 تاريخ بزرگان 2012/01/18
    Eğer tüm İranlıların Ömer’in hâkimiyeti döneminde Müslüman oluşu kastediliyorsa, bu ihtimal kabul edilir değildir; zira İran Arap ve Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce bir grup İranlı diğer ülkelerde bulunuyordu ve onlar İslam’ın doğuşunun ilk yıllarında Müslüman olmuştu. Ama Ömer’in hâkimiyeti döneminde İslam’ın İran’a girmesi ve Müslümanların davranışları nedeniyle bazı İranlıların ...
  • Cumartesi gününde ihtiyaçtan dolayı balık tutan bir şahsın cezası maymun olmak mıdır?
    44811 Tefsir 2012/05/16
    İsrail oğullarının şeklinin değiştirilmesinin salt gelir elde etmek için balık tutmaları olmadığı bilinmelidir; çünkü bu iş günah değildir ve şeklin değişmesi gibi bir neticesi de bulunmamaktadır. İslam’ın mantığında Allah katında bu amel ibadet sayılmaktadır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Ailesinin rızkını sağlamak için çalışan ve çaba gösteren ...
  • Niçin Hz. Mehdi (a.s) gaybet döneminde insanların hidayeti için bir kitap te'lif etmiyor?
    11544 Eski Kelam İlmi 2011/05/23
    Şimdi gaybet döneminde yaşıyoruz; bu dönem genel naiplerin dönemidir. Bu dönemde Şia'nın hidayeti gerekli şartları haiz Şia'nın büyük fakih ve alimlerinin üzerinedir. Ama bu dönemde Hz. Mehdi'nin insanların yararlanmaları için niçin bir kitap telif etmediği konusuna gelince bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin:
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    6185 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...
  • Kur’an kıraatinin batini adabından kasıt nedir?
    9081 Kur’anî İlimler 2012/05/12
    Kur’an’ın İslam Peygamberinin ebedi mucizesi ve yüce Allah’ın kelamı olması itibari ile, İslam’ın başından beri Müslümanlar arasında özel bir saygı ve değere sahiptir. Müslümanlar, Kur’an ayetlerine teveccühle ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) tavsiye ve hadisleri doğrultusunda, hatta bu semavi kitabın kıraatinde bile şu ana kadar eşi görülmemiş bir ...
  • Hangi kaynaklarda hüküm ve yaratıkların hikmeti beyan edilmiştir?
    7257 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Esasen her hikmeti bilmek mümkün değildir; zira Yüce Allah bazı maslahatlar uyarınca birçok konuyu insana bildirmemiştir. Beyan edilenler hususlar da çok geniştir ve onların tümünü elde etmek ve bilmek herkes için müyesser değildir. Bu sebeple ve ömür ve fırsatın sınırlı olmasına binaen en faydalı ...
  • Yok olmak mümkün mü?
    12558 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2009/08/25
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...

En Çok Okunanlar