Gelişmiş Arama
Ziyaret
35619
Güncellenme Tarihi: 2014/08/30
Soru Özeti
“Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir” şeklindeki ayetin anlamı nedir?
Soru
“Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir” şeklindeki ayetin anlamı nedir ve acaba bu ayetin muhtevası insanın ihtiyar sahibi olmadığını ve yaratılışın cebir üzerine kurulduğu anlamında değil midir?
Kısa Cevap
Kelam ilminde insanın kendiişlerinde ihtiyar sahibi olduğu gerçeği kesin delillerle ispat edilmiştir. Kuranın öğretileri de bu hakikatten farklı değil ve bu hakikati teyit ediyor. Ancak şu var ki kuranın bazı ayetleri diğer bazılarını tefsir ediyor konumda olduğunu bilmek lazım. Dolayısıyla ayetlerin gerçek anlamlarını elde edebilmek için konuyla ilgili ayetlerin tümünü bir araya getirip yan yana koyarak tefsir edilmesi gerekiyor. Kuranı kerimde delalete götürme (idlal) eylemi bazen Allah’a, bazen şeytana ve bazen de başkalarına isnat edilmiş. Dolayısıyla Allah’a isnat edilen idlalın hangi şartlarda, nasıl ve kimler için olduğuna dikkat etmek lazım. İbitidaen ve insanın dehaleti olmaksızın Allah’ın insanları delalete götürmesi düşünülemez. Allah a isnat edilen delalet türü insanın kendisi, kendi ihtiyarıyla delaletini sağlayacak sebepleri oluşturmuş ve dolayısıyla Allah da onu delalete götürüyor (ona engel olmuyor) anlamındadır. Allah u Teâlâ bakara suresinin 26 ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Allah onunla (küçük şeyleri misal vermekle) birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır”.[1] Ayetin zahiri tabiri şöyle bir vehmin şekillenmesine sebep olabiliyor ki hidayet etme ve saptırma işlemi cebri ve sadece Allah’ın istediğine bağlıdır. Oysa ayetin son cümlesi, hakikati aydınlatıyor ve hidayet ve delaletin asıl kaynağının insanın meydana getirmiş olduğu amellerin olduğunu bildiriyor.
 

[1] Bakara 26
Ayrıntılı Cevap
Allah u Teâlâ kur’an’ın birkaç yerinde hidayet ve delalet meselesini muhtelif beyanlarla açıklıyor.
Başlangıç olarak şuna dikkat etmek önemlidir ki bir konuyla ilgili olarak kur’an’ın bazı ayetlerini alıp aynı konuyla alakalı diğer ayetlerden kesik bir şekilde mana edip netice alınamaz, bilakis konuyla alakalı bütün ayetler yan yana konularak gerçek manası elde edilmeye çalışılması gerekiyor. Şimdi örnek olarak bir birine benzer müşabih ayetlerin bir kaçana dikkatinizi çekiyoruz:
Nahl suresinin 93.ayetinde şöyle buyuruluyor: “Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz”[1]
Kehf suresinin 17.ayetinde şöyle buyuruyor: “Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın”.[2]
Araf suresinin 186.ayetinde şöyle buyuruyor: “Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar”.[3]
Zumer 36 ve 37 ayetlerinde şöyle buyuruyor: “Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?[4]
Allame Tabatabai “el-Mizan Tefsirinde”, Nahl suresinin 93.ayetinin zeylinde şöyle diyor: “maksat şudur: Allah u Teâlâ bütün insanları hidayet ve saadet bağlamında tekbir şekilde yaratabiliyordu. Bazılarını hidayet etmek ve bazılarını delalete götürmekten maksat ibtidai hidayet ve ibtidai delalet değil, belki ceza nitelikteki hidayet ve delalettir. Zira insanların tümü; ister hidayette olanları olsun ister delalette olanları olsun, hepsi ibtidai hidayete sahiptirler. Allah’ın delalete götürmek istedikleri o kimselerdir ki kendileri delaleti; yani isyan yolunu seçmiş ve pişman da olma niyetin de değildir. Allah’ın hidayet etmek istediği kimseler de o kimselerdir ki ibtidai hidayetlerini elden vermemiş ve o istikamette devam eden kimselerdir. Ya sürekli itaat yolundaymış veya eğer ondan günah sadır olmuşsa da tövbe ediyor ve günah yolundan müstakim yola ve ilahi sünnete ki bu sünnetin tebdili imkânsızdır, dönüyor. Kesinlikle bildiğinizden sorguya çekileceksiniz anlamında olan şu “ve le tüsellünne amma kuntum talemune” cümle zihne gelen ihtimali bir işkâlı defetmek içindir. Söz konusu işkâl şu: hidayet ve delaletin Allah a isnat edilmesi insanın ihtiyarini batıl ediyor. İhtiyar meselesi batıl olursa arkasından nübüvvetin ve risaletin meselesi de batıl olur. Bu işkâlın şekillenmesinin önüne geçmesi için şöyle denilmiştir: hayır! Henüz soru, cevap ve ihtiyar bakidir. Hidayet ve delaletin Allah’ın elinde olması sahip olduğunuz ihtiyari batıl etmiyor. Zira Allah insanları, insanların hiçbir dehaleti olmaksızın delalete götürmüyor. Delalete götürmek insanın gerçekleştireceği bir eylemin cezası olarak oluyor. bu nedenle Allah, her kim delalete gitmek istese onu delalete götürüyor; yani ona engel olmuyor ve her kim de hidayette daha ilerlemek istese onu daha da ileri merhalelere gitmesine yardımcı oluyor. Özetle söylenmesi gerekirse; insan denen varlık her neyi ihtiyar eder ve seçerse Allah da ihtiyar ettiğine engel olmuyor; ister seçtiği şey delalet olsun ister seçtiği şey hidayet olsun. Ama hidayet olursa Allah’ın teşrii iradesiyle uyum içinde olduğu için yardım eder ve ihtiyar ettiği işte insanı daha da ileriki merhalelere götürüyor”.[5]
Ayetler bir birini tamamlıyor ve bazıları diğer bazılarını tefsir ediyor. “Yudillu men yeşa = istediğini delalete götürüyor” anlamındaki ayeti söyleyen Allah’ın kendisi “Yudillullahu zalimin = Allah zalimleri delalete götürüyor”[6] şeklindeki ayeti de demiştir.  Veya “kezalike yudillullahu men hüve musrifun murtab = Allah israf eden bir kimseyi delalete götürüyor”[7] şeklindeki ayeti de diyen yine aynı Allah’tır. Aynı Allah şöyle de buyurmuşladır: “Kezalike yudillullah el-Kafirin = Allah kafirleri delalete götürüyor”.[8] Öyleyse Allah her kimi isterse delalete götürüyor sözü doğrudur ama bilinmelidir ki delaletin mesirinde karar almış olan kimlerdir? Allah zalimleri, yalancıları, fasıkları, israfçıları, kâfirleri ve seçimlerinde itaatsizlik yapanları delalete götürüyor. Buna binaen Allah’ın insanları delalete götürmesi insanın kedi eliyle gerçekleşiyor. Hidayet makamında da bazı şartlar vardır. Söz konusu şartlarla hidayet gerçekleşiyor. Eğer Allah “yehdi men yeşa = istediği herkesi hidayet ediyor” diyorsa hidayetin gerçekleşmesi için hangi şartların lazım olduğunu belirleyen ayetler de aynı Allah tarafından indirilmiştir. Şöyle buyuruyor: “vellezine cahedu fina le nehdiyennehum subulena = yani bizde mcahede edenleri hidayet ediyoruz”.[9] Başka yerde şöyle buyuruyor: “innellahe la yehdil kavmel fasikin; la yehdil kavmel kafirin; la yehdil kevmel fasikin; la yehdi keydel hainin; la yehdi men hüve kazibun keffar = kafirleri ve fasık kavimleri hidayet etmez. Hileci hainleri hidayet etmez; yalancı ve kâfir kimseyi hidayet etmez”. Özetle hidayet makamında olmayanları Allah hidayet etmez.
Anlaşılıyor ki müttakin ve Salih olan kimseler delaleti hak etmez ve dolayısıyla delalete götürülmez ve inatçı ve ısrarcı kimseler de hidayeti hak etmezler ve dolayısıyla hidayet edilmez.
Şu noktayı hatırlatmak zaruridir ki yolu göstermek yaratıcıya aittir. Yaratıcı tarafından gösterilmiş olan yola sarılmak yaratığın vazifesidir. Ama eğer yaratığın kendisi yaratıcı tarafından açıklanmış ve ortaya konulmuş olan caddeye girmek itemiyor ve Onun belirtiği caddeden çıkıp onun dışında hareket etmek istiyorsa kendisi sorumludur. Allah u Teâlâ kur’an’ı kerimde şöyle buyuruyor: “Allah, esenlik yurduna çağırır”[10] yani Allah bütün yaratıkların saadet ve selamet diyarına varmalarını istiyor. Yine buyuruyor: “dileyen kimse, Rabbine giden yolu tutsun” her kim istiyorsa rabbinin yolunu tutsun…” “bizde cehd edenleri yollarımıza hidayet ederiz”. Her kim ki bize taraf yönelirse, bize yöneldiğini rağbet ve temayül ederse onu hidayet eder ve ona yol gösteririz. Aksilik yapar bize gelmek istemeyen, bize gelme temayülünde, rağbetinde olmayıp hak yolundan nefret eden, ayetlere, resullere, ceza gününe iman etmek istemeyen kimseler ise şu ayete mazhar olurlar: “Allah'ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır”[11]
Eğer bu ayetlere teveccüh edilirse Allah’ın her kese ihtiyar ve seçme haletini verdiğinde miskali zerre kadar şüphede kalmaz ki Allah şöyle buyuruyor: “Şüphesiz biz onu yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder”[12]  yani biz doğru ve batıl olan yolu kendisi için açıklamışız. Artık kendisine kalmış bir durum söz konusudur, istese şükrederek hidayetti kabul eder veya bu nimete karşı nankörlük yaparak hidayeti bırakır.
Netice itibariyle Allah, zalimleri, yalancıları, suçluları hidayet etmiyor ve bu kimselerin kendileri sapıklıktadır. Allah şöyle buyuruyor: “Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır”[13] Dolayısıyla her kim hidayeti hak ederse Allah u Teâlâ onu cennete hidayet eder ve hiç kimse onu bundan vaz geçiremez. Ve her kim azabı hak etmiş ve cehenneme sevk edilmişse hiç kimse onu bundan kurtaramaz. Ama sevaba veya azaba müstahak ettirmek insanın kendi elindedir.
Bir kimse zalim olursa Allah onu hidayet etmez: “Allah zalim olan bir kavmi hidayet etmez”. Eğer birisi takva sahibi olursa Allah onu hidayet eder: “Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir”.[14] Buna binaen iyi veya kötü yolu seçmek ilk başta insanın kendi elindedir. Bu hakikati herkesen vicdanı kabul ediyor.
 

[1] Nahl 93.
[2] Kehf 17.
[3] Araf 186
[4] Zumer, 36-37.
[5] El-Mizan, c. 12, s. 48, nahl suresinin 93.ayetin tefsirinde.
[6] İbrahim 27
[7] Gafir 34.
[8] Gafir 74.
[9] Ankebut 69.
[10] Yunus, 25.
[11] Nahl, 104.
[12] İnsan (dehr), 3
[13] Ahzap, 36.
[14] Enfal 29.
Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar