Gelişmiş Arama
Ziyaret
16608
Güncellenme Tarihi: 2010/01/02
Soru Özeti
Sami kavimlerinden olmayıp Avrupa, Hindistan vs. kavimlerden de peygamber gelmiş midir?
Soru
Peygamberlik iddiasında bulunan kimselerin tümü neden Sami kavimlerinden ve Ortadoğudan gelmişlerdir? 124 bin peygamberden hiç birinin izi neden dünyanın diğer bölgelerinde görülmemektedir?
Kısa Cevap

İnsan sorumlu bir varlıktır. Bu sorumlulukların hangi sorumluluklar olduğunun bilinmesi için Allah tarafından peygamberlerin gönderilmesi gerekir. Yoksa sorumluluğun manası olmaz.

 

Kur'an-ı Kerim, çeşitli ayetlerde nerede bir kavim ve bir topluluk olsa onların hidayeti için Allah'ın peygamberler gönderdiğini buyurmaktadır. Ancak peygamberlerin hepsinin değil bazılarının adı zikredilmiştir. Nitekim Kur'an şöyle buyuruyor: “Öyle peygamberler var ki onları ahvalini önceden anlattık sana ve öyleleri de var ki anlatmadık.”[i] Yani ey Peygamber, yalnız bazı peygamberlerin ahvalini sana anlattık, hepsini değil.

 

Her kavmin ve ümmetin bir dini olduğunu bu alanın uzmanları da teyit etmekteler. Allah-u Teala peygamberlerin başlarından geçenleri insanların eğitimi için anlattığı için bütün insanların gidip incelemeleri daha kolay olan Ortadoğu bölgesinde gönderilmiş peygamberlerin hikâyelerini anlatmıştır. Bu şekilde insanlar, Kur'an'ın sözlerinin doğruluğunu anlayabilirler.



[i] -Nisa/164

Ayrıntılı Cevap

Allah, insanları yarattı ve ona akıl, düşünce ve diğer sayısız nimetler verdi. Bu nimetlerinin karşılığında onlara bazı sorumluluklar yüklemiştir. Hatta bu sorumlukluklar bile yerinde en büyük ilahi nimetlerdendir.

Sorumluluğun gereği Allah tarafından bu sorumluluk ve vazifeleri öğretecek peygamberlerin gönderilmesidir. Yoksa sorumluluğun manası olmaz.

 

Allah, insanlara Rablerinin emirlerini iletmek ve hidayeti için peygamberler göndermiştir. Her topluluk ve kavime onların hidayeti için birini göndermek Allah'ın sünnetidir. Kur'an bu konuda şöyle buyuruyor: “Andolsun ki biz her ümmete, Allaha kulluk edin ve Şeytandan uzaklaşın diye bir peygamber gönderdik.”[1] Bu manada başka ayetlerde vardır.[2] Demek ki nerede bir kavim varsa hidayet olmaları için peygamberler gönderilmiştir.[3] Ama ne Kur'an'da, ne de Masumlar (a.s) 'ın rivayetlerinde hepsinin isimleri zikredilmemiştir. Genel olarak bazı rivayetlerde Allahın “yüz yirmi beş bin”, bazılarında da “sekiz bin” peygamberi delil ve mucizeyle gönderdiği şeklinde gelmiştir.[4] Kur'an onlardan yalnızca 25 tanesinin adını getirmiştir. Rivayetlerde de bir bu kadar ya da ondan da az gelmiştir. Bu kadar az sayı nerede, rivayetlerde gelen 124 bin kişi nerede? Kur'an buyuruyor: “Öyle peygamberler var ki onları ahvalini önceden anlattık sana ve öyleleri de var ki anlatmadık.”[5] Başka bir ayette şöyle buyuruyor: “Ve andolsun ki senden önce nice peygamberler gönderdik, onlardan, sana anlattıklarımızda var anlatmadıklarımızda.”[6] Bütün bunlar din uzmanlarının, her kavime bir Peygamber gönderildiği görüşünü desteklemektedir.

 

Robert Hume “Yaşayan Dinler” adlı kitabında diyor ki: “İnsanlık tarihinde dini olmayan hiçbir kavim yoktur.” Yine diyor ki: “Din insanı (hayvandan) ayıran en önemli özelliğidir.” [7] Doğal olarak yaşayan dinlerle kaybolan dinler arasında fark bırakmak gerekir. Daha sonra şöyle diyor: “Asya bütün dinlerin doğuş yeridir.”[8] O, dünyanın başka bölgelerinde olupta kaybolan dinlerin isimlerini bu kitabında getiriyor. Bu da gösteriyor ki, insanın olduğu her yerde ilahi din getiren peygamberler vardı. O diyor ki: “…Afrika da Eski Mısır dinleri, Amerika da Meksika ve Peru dinleri… (vardı)”[9]

 

Demek ki, birçok peygamber var ki, isimleri Kur'an'da gelmemiştir.[10] Kur'an, sadece Ortadoğuda ki peygamberlerin başlarından geçenleri beyan etmiştir. Bunun nedeni insanları eğitmek olabilir. Zira o zamanın insanları ancak bu peygamberlerin kavimlerinin tarih ve eserlerine ulaşabilmeleri mümkündü. Bu yüzden Kur'an bu Peygamberlerden bahsettiği zaman insanları onları inkâr eden kavimlerin eser ve harabelerini görmeye davet ederek buyuruyor: “Andolsun ki biz her ümmete, Allaha kulluk edin ve Şeytandan uzaklaşın diye bir peygamber gönderdik.”[11] (ve onlardan ibret alın). Bu nedenle, eğer Hz. Musa (a.s) 'dan daha çok bahsedilmişse ibret almak için bu gerekliydi, çünkü Müslümanlar ehl-i kitapla hep karşı karşıyaydılar.

 

Şöyle bir ihtimalde verilmiştir: Medeniyetler Ortadoğudan çıkmıştır. Arkeologlar ve milletlerin medeniyet tarihini araştıranlar, medeniyetlerin ilk örneklerini bu bölgede görmüşlerdir. Dolayısıyla peygamberler de bu bölgeden gönderildiler.

 

Ancak bir peygamberin seçilip gönderilmesinin birçok şartları var ki onları da yalnız Allah biliyor. Şunu da söyleyebiliriz: Filistin, Arap yarımadası, Mekke ve Medine gibi yerlerde dindar, muvahhid ve hakkın davetini kabul edecek insanların çok olmasıdır. Örneğin Yunanistan'da filozoflar daha çok ortam bulmuştu kendilerine.

 

Her neyse, bu ilahi bir iştir ve herkesten çok Allah bunu bilir. Kur'an'da adı geçen peygamberler bu mübarek topraklardan çıkmıştır. Şu anda var olan büyük dinlerin hepsinin Ortadoğudan çıktığına, asırlar boyunca diğer dinleri kendi içinde saklayıp takipçilerini kendine davet etmesinde kimsenin şüphesi yoktur. Hıristiyanlık eğer bugün Avrupa ve Amerika da yaygınsa onunda kaynağı diğer İbrahimi dinler gibi Asya da, özelliklede Ortadoğudadır. Ama bu diğer bölgelerde peygamberlerin olmadığı manasına gelmez. Günümüzde büyük semavi dinlerden başka bir din yoksa bu onun asla olmadığı manasına gelmez. Eğer araştırmaların sonucu Asya ve Ortadoğunun dışında da peygamberlerin olduğu ispat edilirse kesinlikle kabul edilecektir. Günümüzde bedevi kabileler veya Amerika kıtasında ki Kızılderililerde zayıf ya da tahrif edilmişte olsa peygamberlerin öğretilerini görmek mümkündür.

 

Dolayısıyla, yaratılışın başlangıcından itibaren nerede insan yaşamışsa Allah-u Teala onlara vazifelerini bilsinler diye peygamberler göndermiştir. Ama onların hepsinin isimleri ne Kur'an'da, ne de diğer semavi kitaplarda gelmemiştir. Kur'anın kendisine göre bir hedefi olduğu için onların detaylı bir şekilde isimlerinin gelmesine gerekte yoktur.

 



[1] -Nahl/36

[2] -Fatır/24, İsra/15, Taha/134

[3] - İlahi hikmet ve adalet bütün milletlerin her asır ve nesilde hidayet olmasını gerektirmektedir.

[4] -Bihar-ul Envar, c.11, s.21. Merhum Tebersi diyor ki: “Ali (a.s)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: Allah, bize kıssasını anlatmadığı peygemberler göndermiştir.” Hadislerde peygamberlerin sayısı hakkında ihtilaf vardır. Bazılarında 124 bin diye geçiyor, bazılarında da dört bini Ben-i İsrail olmak üzere sekiz bin diye geçmektedir. Hepside delil ve mucizeyle gelmiştir.

[5] - Nisa/164

[6] - Ğafir/78

[7] - Robert Hume Dünyanın Yaşayan Dinleri, s.17

[8] - a.g.e, s.30

[9] - a.g.e, s.29

[10] - Misbah Yezdi, Amuzeş-i Akaid, s.237

[11] - Nahl/36

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • İkinci iş yapma hakkında fetva var mıdır? Veya ikinci işten elde edilen mal, dünyaya düşkünlük sayılır mı?
    6377 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/29
    İslam açısından iş sahibi veya ikinci bir işe sahip olmanın hiçbir sakıncası yoktur. İslam dini açısından beğenilmeyen, kınanan şey dünyaya düşkünlük, ona bağlanmak, maneviyat ve ahiretten uzaklaşmaktır ki bunlar bir işe sahibi olanlarda da görülebilir. Bir işi ve az bir geliri olanların içinde de dünayaya daha fazla ...
  • Eğer meseleyi bilmemeden ötürü ölüyü tahnit etmeksizin toprağa gömerlerse ne yapılmalıdır?
    7445 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Gusül aldırıldıktan sonra ölüyü tahnit etmek farzdır; yani ölünün alnı, el avuçları, diz kapakları ve ayaklarının büyük parmaklarının ucuna kâfur sürülmelidir.[1] Ama defin işleminden sonra ölünün tahnit edilmediğinin farkına varılırsa, beden kabirde kokmamış ve dağılmamışsa, kabrin açılıp kabirde tahnit işleminin yapılması fazdır ve onun ...
  • Namaz dinin direği ise neden fürû-u din’den sayılmıştır?
    9745 Eski Kelam İlmi 2010/10/12
    Usul-u din, insanın akıl ve idrakıyla kabul ederek İslam’a girdiği inançlar topluluğuna denir. İslam’agirildikten sonra insanın üzerine bir takım bireysel ve toplumsal vazifeler farz olur ki, onlardan biri namazdır. Namaz, ahkamın içinde çok önemli ...
  • İslam’ın intihar hakkındaki hükmü nedir?
    9073 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Kesinlikle her insanın hayatında dünyayı gözünde karanlık ve boş kılan rahatsızlıklar ve yenilgiler meydana gelmektedir. Bu durumda insanlar iki türlüdür: Bir grup bu sorunlar yumağından başı dik çıkmakta, tüm zorluklara göğüs germekte ve Allah’a tevekkül ederek yeniden yapılanmaya başlamaktadır. Bunun karşısında yer alan diğer grup ise eğilmekte, inzivaya çekilmekte ...
  • İslam dininin büyük ve görkemli evler hakkındaki görüşü nedir? Nasıl insanları ev yaparken ölçülü olmaya davet edebiliriz?
    2804 Hadis 2020/01/19
  • Neden biz Şiiler Hamd suresinden sonra “elhamdülillahi rabbi’l-âlemin diye söylemekteyiz?
    8783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/23
    Bizim ile Ehli Sünnet arasında bir takım şekilsel ihtilaflar mevcuttur. Ehli Sünnet mensuplarının el bağlayarak namaz kılması, onların abdest alma şekli ve bunun Şia ile farklılığı, fıkıh konularındaki bazı şekilsel ihtilaf noktaları olarak adlandırılabilir. Bu ihtilafların nedeni, bu sitedeki diğer sorularda detaylıca işlenen daha genel konulara dönmektedir. (1523, 248 ...
  • Gıybeti dinleyen gıybet edenin günahına ortak mıdır?
    3852 Gıybet, Hakaret Ve Gözetleme 2020/01/20
  • Acaba “aşura gününde insan kedisi için dua yapmamalıdır” şeklindeki iddia doğru mudur?
    6103 Pratik Ahlak 2012/09/15
    Dua kulun fakirane bir şekilde hak Teâlâ’yla irtibat kurup dünyevi ve uhrevi ihtiyacını gidermek için dilekte bulunmaktır. Her durumda kendine ve başkalarına dua yapmak beğenilmekte ve oldukça fazla fazileti ve sevabı vardır. Aşura gününde kedin için dua yapmanın hiçbir işkâlı yoktur. Bilakis aşura gününde yapılması ...
  • Hz. İsa’nın evlenmemesinin özel bir nedeni mi vardı?
    26719 Eski Kelam İlmi 2012/05/30
    Hz. İsa’nın evlenmesi konusunda dini öğretilerde işaret edilen bazı meselelere bakıldığında ilk anda Hz. İsa’nın evliliğe karşı olduğu düşüncesini doğurmaktadır. Ancak Kur’an ve rivayetlerin önemle yaptıkları tavsiyeler göz önüne alındığında ve Hz. İsa’nın (a.s) yaşamı incelediğinde Onun evliliğe karşı olmadığı görülecektir. Onun evlenmemesinin nedeni kendi özel yaşamının ...
  • Cabir b. Efleh kimdir?
    5567 تاريخ بزرگان 2011/08/17
    Cabir b. Efleh-i İsmailî beş ve altıncı asırdaki İspanyalı gökbilimcilerinden olup “Kitabu’l-Hayat Fi Islahi’l-Mucesta” kitabının yazarıdır. O, muhtemelen Sivil’de (İşbiliye) dünyaya gelmiştir; zira bazı yazarlar ve özellikle de Cabir’in oğluyla tanışık olduğunu belirten Musa b.Meymun (529-600) ve Betruci onu İşbilî olarak adlandırmışlardır. Bazen Cabir b. Efleh’in adı başka şahıslar ...

En Çok Okunanlar