Gelişmiş Arama
Ziyaret
8691
Güncellenme Tarihi: 2010/01/07
Soru Özeti
Acaba Masumların hadislerinin senetleri peygambere dayanmıyor mu?
Soru
“Masumlardan nakledilen hadisler Peygambere dayanmıyor” şeklindeki söz doğru mudur? Lütfen açıklayınız.
Kısa Cevap

Şiiler imamları (peygamberin (s.a.a.) yerine geçenleri) masum bilirler. Bu nedenle onların sözleri de peygamberin sözleri gibi zati itibariyle hüccet ve peygamberin sözüne istinat etmesine gerek yoktur.

Bizim masum imamlarımızdan bize ulaşan rivayetler iki kısma ayrılıyor. Bir kısım rivayetler müstenit şeklinde beyan edilmiş; yani senetlerindeki raviler silsilesi zikredilmiştir. Şöyle ki her imam kendi babasından naklederek senedi peygambere varıncaya kadar devam ediyor. Buna binaen bu rivayetler senet itibariyle güvenirlik bakımından en üst mertebede yer almaktadır.

Bir diğer kısım rivayetler ise senetsiz beyan edilmiştir. Bunlar da iki kısımdır: Ya senedi zikredilmeksizin vasıtayla peygamberden nakledilmiştir. Bu nedenle bu tür hadisler her ne kadar senetleri zikredilmemiş ve hadis ilmi literatüründe “mürsel” sayılmakta ise de masum kimseler güvenilir oldukları için biliyoruz ki eğer peygamber tarafından söylenmemiş olsaydı onlar Allahın hükmü olarak onu beyan etmezler ve peygambere nispetlendirmezlerdi. Örnek olarak şu hadise dikkat ediniz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyad’dan, o da Nevfeli’den, o da es-Sukuni’den, o da Ebu Abdullah’tan naklediyor ki Ebu Abdullah diyor ki Allah’ın resulü şöyle buyurdu. Şia kaynaklarında binlerce ve “kutubi arba’ada” (dört kaynak kitapta; “kafi”, “men la yadurul- fekih”, “tehzib” ve istibsar) yüzlerce hadis bu unvanla nakledilmiştir. Veya bunlar “camia, mushafi fatima, cüfr” gibi (has) kitaplarda nakledilmiştir.

Her halükarda bu türden olan hadiler müstenet ve bütün Müslümanlar için hüccettir. Buna binaen zikredilen konulara dikkatle masum imamlardan nakledilen hadisler müstenet ve gerekli itimada sahip ve hiçbir tereddüde açık değildirler.

Ayrıntılı Cevap

Bu mesele dinin içsel konulardan bir konu olduğu için sadece Şia kanalınca cevap vereceğiz.

Şia inançlarında imamlar masumdur ve Allah tarafından peygamber vasıtasıyla peygamber’in yerine geçen kimseler (halifesi) olarak halka tanıtılmışdır. Bu esas’ca imamlar Allahın yaratıklarına karşın Allahın hücceti ve sözleri de peygamberin sözleri gibi zati itibarıyla hüccettir. Dolayısıyla onlar kendi sözlerini başka kimsenin sözüne dayatmaları gerekmiyor. Başka bir beyanla Şialar şu inanca sahiptirler: Peygamber (s.a. a.) bir söz söylediği zaman müstenet yapmasına gerek yok ve kimse ondan senet istemiyor ve sözünün hüccet olduğunda hiçbir tereddüt olmadığı gibi masumların söylemiş oldukları sözlerde de senede ihtiyaç duyulmamaktadır.

Dikkate şayandır ki masum imamlardan nakledilen hadisler iki kısma ayrılmaktadır:

  1. Bir kısım rivayetler müstenet şeklinde beyan edilmiş; yani senetlerindeki raviler silsilesi zikredilmiştir. Şöyle ki her imam kendi babasından naklederek rivayetteki senedi peygambere dayandırıyor. Buna binaen bu tür rivayetlerde senetlerinin zikredilmesinin yanı sıra senetlerinde hiçbir işkâl de söz konu değildir. Bilakis senet itibariyle güvenirlik bakımından en üst mertebede yer almıştır. Bu kısımdan olan rivayetler kendi arsında iki kısma ayrılmaktadır:
  1. Baba ve dedelerin isimlerini ard arda zikrediyor; örneğin; ebul hasan er-Rıza (a.s.) diyor: babam Musa bin Caferden duydum şöyle diyordu: babam cafer b. Muhammedden duydum şöyle diyordu: babam Muhammed b. Aliden duydum şöyle buyurdu: babam Ali b. Hüseyinden duydum şöyle buyurdu: müminlerin emiri Ali b. Ebu Talipten duydum şöyle buyurdu: Allahın resulünden duydum Cebrailden duydum şöyle buyuruyordu: Allah’tan c.c duydum şöyle buyurdu: “lailahe illellah hısnı fe men dehele hısnı emine min azabi. (Fe lemma meret er-rahiletu nadana) bi şurutiha ve ena min şurutihi”.[1] Yani  lailahe illallah benim sur’umdur. Her kim benim sur’uma girerse azabımdan güvencede ve emin olur. (Zemahşeri sahifeirrızanın isnadı hakkında “rebiul ebrar” adlı eserde Yahya b. Hüseyin Hüseyinden bir isnat zikrediyor: “eğer bu isnadı deli bile duysa gaflete duçar oluverir” diyor. [2]
  2. Diğeri ravi “an abaihi (babaların’dan)” tabiriyle zikredilmiştir. Burada ravilerin İsimleri çok açık olduğu için isimleri hazf edilmiştir. Genel anlamda Şia’nın rivayi kitaplarının bütününde yaklaşık 6671 hadis müstenet şekliyle imamlardan “an abaihi (babalarından = Allahın resulünden)” tabiriyle nakledilmiş. Zikredilen bu sayıdan 278 tanesi dört kaynak kitapta (60 tanesi “Kâfi’de”, 46 tanesi “Men Layahdurul – Fekihte”, 128 tanesi “Tezhip’te” ve 34 tanesi de “İstibsar’da”)  nakledilmiştir.

Örnek teşkil etsin babından mu’an’an (o ondan o ondan) ve müstenet (isnadı zikredilmiş) olan bir rivayeti burada nakledeceğiz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyattan, Sehl de Nevfili’den, Nevfili de es-Sukuni’den, o da Ebu Abdullah’tan (a.s.) Ebu Abdullah da babalarından, babaları da Resullüllahtan (s.a.a)…[3]

Bu senetle nakledilen hadis en iyi senede sahip olan hadislerden olduğu çok açıktır. Bu esasa göre birinci kısımdan olan rivayete “silsiletu’z – zeheb”[4] denilmektedir. Zira Şia anlayışına göre imamlar Allahın yeryüzündeki hücceti ve sözlerinin delil olması bakımından peygamberin sözleriyle onların sözleri arasında hiçbir fark yok ama Şia olmayan kimseler için de bu şahıslar her ne kadar Allah’ın hücceti değil ise de en iyi kimseler ve en güvenilir şahsiyetlerdir.[5]

  1. Bir diğer kısım hadiler ise senetleri zikredilmeden nakledilen rivayetlerdir. Bu kısımda yer alan rivayetler de kendi arasında iki kısma ayrılmaktadır:
  1. İslam peygamberi vasıtasıyla naklediliyor ama senedi zikredilmiyor. Örnek bakımından aşağıdaki hadise dikkat ediniz: Ali b. Muhammed Sehl b. Ziyaddan, Sehl de Nevfeli’den, o da es-Essukuni’den, o da Ebu Abdullh’tan (a.s.) Ebu Abdullah Resulüllah (s.a.a.) şöyle buyurduğunu diyor.[6] Şia’nın kaynak kitaplarında binlerce ve “kutubi arba’a”da (kafi, men la yahdurul fakih, “tezhip” ve istibsar) yüzlerce hadis bu şekilde nakledilmiştir.

Bu türden olan rivayetler her ne kadar senetlerindeki raviler silsilesi belirtilmemiş ve zahiren hadis ilmi literatüründe “mürsel” sayılmakta ise de ehlisünnetin de kabul ettiği gibi (Şia’ca) Masum bilinen şahıslar sadık ve güvenilir oldukları için kabul etmek gerekir ki bu şahıslar peygamberin söylemediği bir hükmü Allahın hükmü olarak beyan etmez veya peygambere nisbetlendirmezler. Bu bağlamda İmam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “Benim hadisim babamın (imam bakır) (a.s.)hadisi, babamın hadisi (imam bakır) ceddimin (imam zeynülabidin) (a.s.) hadisidir, ceddimin hadisi Hüseyin’in (a.s.) hadisi ve Hüseyin’in hadisi Hasanın (a.s.) hadisidir, Hasan’ın hadisi de imam Ali’nin (a.s.) hadisi ve imam Alin’in hadisi Allah resulünün hadisi ve Allah resulünün hadisi de Allah’ın sözüdür”.[7]

  1. “Camia, Mushaf-i Fatima, Cüfr vb.” kitaplardan naklettikleri için bu rivayetler müstenet ve bütün Müslümanlar için hüccettir.[8]  Buna binaen masumlardan nakledilen hadisler müstenettir ve  gerekli, itibara sahiptir, hiçbir şüphe ve kuşku taşımazlar.

Zikredilmeye şayandır ki bu konu eskilerden beri şüphe konusu edilmiş ve masum imamların (s.a.) sözleri zati hüccete sahip olduğunu kabul etmeyen bazı kimseler tarafından itiraz konusu olmuştur. Bu bağlamda bazı çözüm yolları sunulmuş, kendilerinden de istifade edilmiştir.

Cabir b. Yezit şöyle diyor: İmam Bakır’a (a.s.) arz ettim: Her ne zaman bana bir hadis anlatmak istediğinizde senedini de benim için açıklayın. İmam (a.s.) şöyle buyurdu: Babam, ceddim olan Allah’ın Resulü’nden (s.a.a) Allah’ın resulü de Allah’tan (c.c.) benim için hadis söylemiştir. Sana söyleyeceğim her hadis bu senetle olacaktır.[9]

Başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir. Muhammed b. Ali (imam Bakır a.s.) Cabir’in -Peygamberle oturup kalktığı ihtiramından dolayı- yanına gidip oturuyor ve Allah u Teâlâ’dan naklederek kendileri için hadis okuyor. Medine halkı şöyle dedi: Bundan daha cesur başka bir kimse göremedik. (Zira bu küçük yaşa sahip olmasına rağmen hadisi Allah’a isnat ederek Allahtan hadis naklediyor). İmam onların kendi aralarında şöyle konuştuklarını görünce peygamberden (s.a.a) hadis söylemeye başladı. Medine halkı şöyle demeye başladı. Biz bu insandan daha yalancı bir kimse görmedik. Kendisinin görmediği bir kimseden hadis naklediyor. Böyle söylediklerini görünce Cabir b. Abdullah’a hadis isnat ederek ondan hadis nakletti. Ondan sonra onu kabul ettiler. Oysaki Cabir’in kendisi gelip imamın önünde diz çöküp ondan ders alıyordu.[10]

Netice:

Masum imamların (a.s.) sözleri zati itibariyle hüccete sahiptir. Onların sözü peygamberin ve Allah’ın sözleridir. İster zahiri olarak müstenit olsun ister müstenit olmasın.

 


[1] SADUK, “amali-yi saduk”, intişarati kitap hanei İslami, 1326, h. şemsi, s. 235.

[2]biharul – envar”, c. 1, s. 30.

[3] KÜLEYNİ, “kafi”, Tahran: daru’l – kutubi’l – İslami, c. 1, s. 33, hadis no: 7.

[4]sevabul – amal”, farsça tercümesi: Gaffari, s. 23. Silsiletuz-zehep senedindeki kişilerden ötürüdür. Zira senedinde yer alan şahsiyetlerin tümü masum kimseler ve hadisin kendisi kutsi hadislerden sayılmaktandır. Zira bu sözü söyleyen kimse Allah’ın kendisidir.

[5] Örneğin seyit Muhammed Reşit Rıza ehlisünnetin müteasip âlimlerinden olmasına rağmen “el-mennar” adlı tefsir kitabında imam Sadık’dan (a.s.) nakletmek isterken şöyle diyor: “ruviye an ceddina el-imam Caferi Sadık radiyellah-u anhu (yani ceddimiz imam Sadık’dan (r.a.) nakledilmiştir). Muhammed Reşid Rıza, (tefsiri’l – kurani’l – hekim (tefsiri el-mennar), baskı, 2, Beyrut/Lübnan: Naşır darul marife bırayı çap ve neşr, c. 9, s. 538.

[6] Küleyni, “kafi”, c. 3, s. 269, hadis no: 8.

[7] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 53.

[8] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 239, farsça tercümesi, Mustafevi, c. 1, s. 345.

[9] Müfit, “amali”, Kum: capı kongrei şeyh-i müfit kum, 1413, h. kameri, (üstat Veli’nin tercümesiyle beraber olandan yararlanmıştır).

[10] Küleyni, “kafi”, c. 1, s. 469, farsça tercümesi Mustefevi, de yararlanmıştır, c. 2, s. 374.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Kadınlar Ev, arazi ve toprak gibi taşınmaz şeylerden irs götüremiyorlar. Hal böyle iken Hz. Fatma (s.a.) Fedek arazisinin kendisine ait ve onun hakkı olduğunu iddia edebiliyor mu?
    6365 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/05/23
    Yapılan iki işkâlın her birisinin iki farklı cevabı vardır. Birinci işkâla karşı şöyle denilmeli: 1.   Kadının topraktan (taşınmaz mülk) irs götüremesini nefiy eden rivayetler kadının kendi kocasının malından irs götüremesiyle alakalıdır. Kızın kendi babasının veya başkasının ...
  • Kuran’ı Kerim karı kocanın birbirlerine duydukları sevgi hakkında ne buyurmaktadır?
    3204 Tefsir 2020/01/20
  • Çocuklukta hırsızlığın hükmü nedir?
    8187 Maddi Haklar 2019/02/20
    Hırsızlık, insanın boynuna hem kul hakkı hemde hakkullah getiren büyük günahlardan biridir. Cezası olduğu gibi hukuki işlemde onun için tayin edilmiştir. Eğer hırsız ceza için ön görülen bütün şartları taşıyorsa sağ elinin dört parmağı kesilmelidir.[1] Eğer baliğ olmamış bir insan hırsızlık yaparsa tayin ...
  • Gençte depresyonun göstergeleri ve tedavi yolu nedir?
    11793 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Depresyon, bireylerdeki bir tür davranış veya duygusal bozukluğa denir. Çocuk ve gençliğe yeni adım atmış kimseler, çevrelerindeki birisinin (özellikle anne veya baba) ölmesinden kaynaklanan ruhsal baskı, ailenin anormal ve tabii olmayan tutumu, şiddet, baba veya annenin uyuşturucu bağımlısı olması sebebiyle ailenin güven ve sebattan yoksun olması veya ailevî uyuşmazlıklar ...
  • İbrahim makamı nedir? Ondan kastedilen nedir?
    46986 Eski Kelam İlmi 2012/02/18
    Mekke’deki belirgin işaretlerden birisi, İbrahim makamıdır; zira orası İbrahim’in (a.s) durduğu bir makamdır. İbrahim makamının tefsir ve manası hakkında bazıları tüm haccın İbrahim makamı olduğu görüşündedir. Bir grup İbrahim makamının “Arafe”, Meş’aru’l-Haram” ve “üçlü cemerat” olduğuna inanmaktadır. Bazıları da tüm Mekke hareminin İbrahim makamı sayıldığı görüşünü taşımaktadır. Ama mevcut ...
  • Namahremden suni saç ve suni tırnağı gizletmek vacip midir?
    8064 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/07/19
    İmam Humeyni hazretleri (kuddise sırıhu) ve diğer değerli merciler şöyle buyurmuşlardır: Kadınlar suni saçları ve gizli (kalması gereken) ziynetleri (bilezik ve gerdanlıklar gibi) de namaz dışında kapatmaları gerekir.[1] Namaz esnasında ise suni olan saçları, ...
  • Dünyadaki insanlara baktığımızda insanların çoğunluğunun kötülüğe ve ...
    8364 Eski Kelam İlmi 2007/09/18
    İnsan fıtratı gereği Allah’ı ve hakkı aramakta, dine ve ahlaka eğilim göstermektedir. İnsanların çoğunluğu da bu yaratılışlarında bulunan bu çağrıya olumlu cevap vermektedirler. İnsanlar hakkın peşindedirler. Ama bazen o eğilimlerini somutlaştırırken hata ediyorlar. Gerçek şu ki iç ve dış bazı faktörler, onların hakkı tanımalarına ve ona yönelmelerine ...
  • Şiaya göre büyük günahın konumu nedir?
    24962 Eski Kelam İlmi 2011/12/10
    Büyük günah konusunda Müslüman fırkalar arasında çoğu siyasi olan ifrat ve tefritler vardır.Bunun en belirgin örneği Mürcie ve Hariciler’dir. Mürcie, zalim yöneticileri temize çıkarmak için zahiri imanı veya Müslümanlık iddiasını ve görüntüyü korumayı yeterli görmekte, büyük küçük hiç bir günahın hatta Ehl-i Beyt’in ...
  • İmam Hasan (a.s) daha büyük olmasına rağmen neden imamet İmam Hüseyin’in (a.s) evlatlarına intikal etmiştir?
    12002 Eski Kelam İlmi 2010/09/22
    Yanıta ulaşmak için bir takım noktalara dikkat etmek gerekmektedir: 1. İmamet makamına ulaşan bir şahıs masumiyet, ilim, cesaret, cömertlik vb. şart ve özellikler taşımalıdır. Bu şartların kimin karakterinde tahakkuk ettiğinin teşhisi insan için mümkün olmadığından, imamet makamı Allah tarafından atanılan bir ...
  • Kadın zarif bir varlık mıdır yoksa zayıf bir insan mı?
    12014 Eski Kelam İlmi 2010/12/05
    Kur’an’a göre kadının makamı çok yüksektir. Kur’an yaratılış yönünden kadın ve erkeği aynı cinsten olduğunu söylemekte ve insanlıkta bir bilmektedir. Bu semavi kitap özel ilahi lütufa nail olan, vahiyin rububi makamınaçıkan ve meleklerin konuştuğu kadınlardan bahsetmiş, iman ve Allah yolunda mukavemetin örnekleri olan ...

En Çok Okunanlar