Gelişmiş Arama
Ziyaret
16396
Güncellenme Tarihi: 2012/01/05
Soru Özeti
Melekler İmamların mı nurundan yaratıldılar ve görevleri İmam Hüseyin’e ağlamak mıdır?
Soru
Şiiler diyorlar ki: Melekler İmamların nurundan yaratılmıştır. Onların vazifelerinden biri İmam Hüseyin’in kabrinin üstünde ağlamaktır. Allah 4 bin meleğe kıyamet gününe kadar İmam Hüseyin’e ağlamalarını emretmiştir. Melekler İmam Hüseyin’i ziyaret etmek için Allah’tan izin alıyorlar ve grup grup Onun (a.s) ziyaretine gidip geliyorlar. (Bak: Camiu’l Fevaid, s.334)
Kısa Cevap

1) Şii ve Sünni kaynaklardaki rivayetler, meleklerin nurdan yaratıldıkları hususunda her hangi bir şüpheye yer bırakmamaktalar. Kimi Şii rivayetlerde başta melekler olmak üzere bütün varlıkların Peygamberimizin (s.a.a), Masum İmamların (a.s) nurlarından veya çeşitli nurlardan yaratıldıklarına dair işaretler vardır. Yine Ehl-i Sünnetin kaynaklarında birinci halife vs. gibilerin peygamberin nurundan yaratıldığına dair hadisler gelmiştir. Şii ve Sünni kaynaklarda gelen bu gibi rivayetler onların tümünün böyle bir inanca sahip olduğunu göstermez. Ancak Şii rivayet kaynaklarında ‘Tiynet’ başlığı altında rivayetler var ki kolay kolay göz ardı edilecek türden değildirler.

2) Meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları ve ziyaret etmeleri konusunda gerek Şii kaynaklarda gelen rivayetler, gerekse Sünni kaynaklardaki benzer rivayetler bunun kesin ve şüphe götürmez konulardan olduğunu göstermektedir.    

Ayrıntılı Cevap

Alimler ve araştırmacıların her biri alemdeki yaratılış hakikatlerini anlamak için çeşitli yol ve metotlar izlerler. Ayet ve rivayetlerin zahirine bakmak, başka bir ifadeyle ‘nakilcilik’ bu metotlardan biridir. Bu metodun yanı sıra alimler kendi fikri eğlimlerinin etkisinde de kalmışlardır. Akıl, felsefe ve irfan gibi düşünce metotları bu eğilimlerdendir. Onlar rivayetleri tefsir edip onlardan istifade ederken mutlaka bu eğilimlerin etkisi altında kalırlar. Şöyle ki, filozof, kelamcı, arif ve hadiscilerin kainatı tanıma metotlarında temel farklılıklar vardır. Bu farklılığın nedeni yukarıda da işaret edildiği gibi onların konuya farklı yollardan yaklaşmalarıdır. Bu yüzden ‘yaratılış’ meselesi hakkında yapılan tefsir ve açıklamalar hep değişik olmuştur. Örneğin, bazı filozofların öne sürdükleri ‘on akıl’ ve bunların kainatın yaratılışı konusundaki dahli, aynı şekilde kimi muhaddislerin tevilci yaklaşımları bu türdendir. Dolayısıyla meleklerin nasıl yaratıldığı konusunu incelerken meseleye ciddi bir şekilde yaklaşmamız gerekir.

Ayrıca defalarca söylendiği gibi Şii ve Sünni kaynaklarda gelen rivayetlerin tümünün sahih olduğuna dair bir delil yoktur. Rivayetlerin sahih olup olmadığını bilmek, alimlerin ‘Rical’ ilminden faydalanmalarıyla mümkündür. Bu yüzden her iki mezhebin alimleri rivayetleri bu tür inceleme esasına göre çeşitli kısımlara ayırmışlardır. Mesela Ehl-i Sünnet, rivayetleri, bazı hadis mecmualarında toplamış ve onlara ‘Sihah’ adını vermiştir.
Sünni ve Şii kaynaklarındaki bazı rivayetler, varlıklar yaratılmadan önce Peygamberimizin nurunun yaratıldığını göstermektedirler. [1] Ehl-i Sünnetin hadis kaynaklarında, Ebu Bekr’in Peygamberin nurundan, ikinci halife, Aişe vs. gibilerin Ebu Bekr’in nurundan yaratıldığına dair Resul-i Ekrem’den hadisler nakledilmiştir. [2]

Şii kaynaklarında da meleklerin bazen Peygamberin ve İmamların nurundan, bazen de değişik nurlardan yaratıldığını belirten hadislerle karşılaşmaktayız. ‘Tinet Rivayetler’i diye bilinen bu tür rivayetleri tümüyle reddetmek olmaz. Onları dikkatlice incelemek gerekir.

Şii alimlerinin çeşitli konularda nasıl bir inanca sahip olduklarını öğrenmek için onların yazdıkları kitaplara başvurmak gerekir. [3] Şii kaynaklardaki bir veya birkaç rivayete bakarak onların Şiinin tüm inancını oluşturduğunu düşünmek sakıncalıdır. Zira Şii kitaplarının içinde de alimlerin çeşitli nedenlerden dolayı doğruluğunu onaylamadığı rivayetler mevcuttur. Ayrıca bazı ahbar haberlerden yola çıkarak doğru bir inancın temelleri atılamaz. Belli bir ravinin meleklerin İmamların nurundan veya birinci halifenin Peygamberin nurundan yaratılması konusunda naklettiği bir veya birkaç rivayetle -ki başka ravilerin o rivayetler hakkında şüpheleri vardır- Şii veya Sünni alimlerinin inancının bu yönde olduğu söylenemez. Böyle görüşler, İslami mezheplerin Allah’ın sıfatları, cismani veya ruhani mead vb. farklı birçok yorum ve anlayışlarda olduğu gibi dinin kesin temelleriyle çelişmediği sürece insanın inancına zarar vermez.

Meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları ve Onu ziyaret etmeleri konusuna geçmeden önce birkaç noktanın açıklığa kavuşturulması gerekir:

1. Meleklerin bazı kimseler için ağlaması ve sevinmesi hakkında Şii ve Sünni kaynaklarda rivayetler mevcuttur. Biz, acaba bu iş nasıl oluyor [4] -meleklerde insanlar gibi ruhsal değişimler yaşarlar mı yani onlarda insanlar gibi üzücü veya sevindirici olayları gördüklerinde ve duyduklarında üzülüp sevinirler mi?- konusuna girmeden söz konusu rivayetler hakkında konuşacağız. Bu mesele (meleklerin ağlaması), önemli kişilere göğün veya yerin ağlaması, güneşin tutulması ya da rüzgarın ağlaması İslam öncesi edebiyatta da gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bunlara değinmiştir. [5] Konuyla ilgili ayeti incelediğimizde şu sonuca varacağız ki kimi müfessirler yerin ve göğün ağlamasının, insanların yeryüzünde, meleklerinde gökyüzünde ağlaması anlamına geldiğini söylüyorlar.

Ama İslam’da bazı kimseler için yerin ve göğün ağlama ve sevinme meselesi Sünni ve Şii rivayetlerde açıkca gelmiştir.  

Meselenin daha iyi anlaşılması için her iki tarafında konuyla ilgili rivayetlerini aşağıda getiriyoruz.

 

Ehl-i Sünnet Kaynaklarındaki Rivayetler

1- Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor: ‘Mümin kimse -kendisine ağlayanı olmadığı halde- gurbette ölürse yer ve gök ona ağlarlar.’ [6]

Buna benzer bir rivayette yer ve gök yerine melekler kelimesi geçmiştir. [7]

2- Bir hadiste Hz. Adem (a.s) vefat ettiği zaman bütün yaratılmışların yedi gün ona ağladıkları rivayet edilmiştir. [8]

3- Resulullah (s.a.a), ibadetin etkisiyle tamamen değişime uğrayıp ağlayan bir gençle konuştuktan sonra ona ‘Şüphesiz senin ağlamanla gökte meleklerde ağladı.’ [9] diye buyurdu.

4- Bu alandaki önemli rivayetlerden biri Allah Resulünün (s.a.a) mücahidler hakkında buyurduğu şu hadisidir: ‘Aileleri onlarla (mücahidlerle) vedalaştığında evlerin duvarları onlar için ağlarlar.’ [10]

5- Kurtubi, ‘Onlara ne gök ağladı, ne de yer...’ (Duhan/29) ayetini tefsir edeken şöyle diyor: ‘Yerin ve göğün ağlamasından maksadın yer ve gök meleklerinin ağlaması ve kelamda bir kelimenin takdirde tutulmuş olduğu söylenmiştir. Örneğin, ‘Şehire sor’ (Yusuf/82) ayetinde müfessirlerin çoğu onda ‘Halkına’ kelimesini takdirde tutmuşlardır.’ Sonra Allah Resulünden (s.a.a) şu hadisi naklediyor: ‘Her mümin için gökte iki kapı vardır. Birinden ona rızık nazil olur, diğerinden onun söz ve amelleri gider. Öldüğü zaman ona ağlarlar.’ Ardından Mücahid’in ‘Gök ve yer kırk gün mümine ağlarlar.’ dediğini nakletmiştir.

Ebu Yahya diyor ki: ‘Onun bu sözüne çok şaşırdım.’ Mücahid dedi ki: ‘Neden şaşırıyorsun? Yeryüzü kendisini rükusuyla abad eden kimseye neden ağlamasın? Gök kendisinde tesbihleri ve tekbirleri arılar gibi yankılanan kula neden ağlamasın?’ [11]

Meleklerin önemli kişilere de ağladığına dair hadisler var. Mesela meleklerin birinci halifenin dünyaya gelmesine, [12] ikinci halifenin iman getirmesine sevinmeleri [13] veya Saad b. Muaz’ın ruhu için sevinmeleri ve arşın onun için titremesi gibi. [14]

Meleklerin nazil olmasıda konumuzun bir parçasını oluşturmaktadır. Sözün uzamaması için birkaç örnekle yetineceğiz.

Bedir’de meleklerin Müslümanlara yardım etmek için nazil olmaları [15] veya Hanzala’ya gusül vermek ve Saad b. Muaz’ın cenazesini teşyi’i için gelmeleri bunlardandır. [16]

Şimdiye kadar söylenenlerden daha önemlisi göğün İmam Hüseyin’e (a.s) ağlaması hususunda birçok Ehl-i Sünnet kaynağında, aralarında manaya zarar vermeyecek şekilde biraz farklılık olmasına rağmen nakledilen bir rivayetin olmasıdır.

O rivayet ve yukarıdaki rivayetlerden bazıları Şii kaynaklarında da Resul-i Ekrem’den (s.a.a) ve Masum İmamlardan (a.s) gelmiştir. Ehl-i Sünnetin kaynaklarında, Sudey, Kurrate b. Halid, Mücahid vs. gibi kimselerden nakledilen söz konusu rivayet şöyledir: ‘Hüseyin b. Ali şehid olduğunda gök ona ağladı. Göğün ağlaması onda bir kırmızılığın belirmesiydi.’ [17]

 

Şii Kaynaklarındaki Rivayetler:

Peygamberimizden, ‘Melekler zikir halkalarının yanından geçerler ve onların başının üzerinde dururlar. Onlar ağladığında melekler de ağlar.’ [18] diye buyurduğu rivayet edilmiştir. Bu rivayette meleklerin hem ağladıkları, hem de orada bulundukları belirtilmiştir.

Bir rivayette İmam Kazım (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Bir mümin öldüğünde melekler ve Allah’a ibadet ettiği her yer ona ağlar.’ [19]

Yukarıda aktarılan rivayetlere dikkat edersek göreceğiz ki:

1- Onlarda yer, gök, duvarlar, melekler ve yaratılmışların ağlaması konularına değinilmiştir.

2- Meleklerin, mücahidlere, gurbette olanlara, müminlere, sahabeye, şehidlere vs. önemli kimselere ağladıkları, müjdeledikleri veya nazil oldukları belirtilmiştir.

Buraya kadar söylenenlere göre, yer, gök, kapı, duvar, melekler vs. ağlamalarından meleklerin ağlama konusu kesin gibi gözükmektedir. Yine meleklerin yukarıda adı geçen önemli kimselere ağlaması veya sevinmesinden ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında gelen göklerin ağlaması meselesinden anlıyoruz ki meleklerin, bütün faziletlere sahip olan İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları enteresan bir durum değildir.

İmam Hüseyin (a.s), Peygamberimizin torunu, Kisa ashabından biri ve haklarında Tathir ayetinin nazil olduğu Peygamberimizin (s.a.a) Ehl-i Beyt’indendir. [20] Resul-i Ekrem’in (s.a.a) buyurduğu gibi ‘Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisidir.’ [21] Bu özellikler sadece Ehli Beyt’te vardır ve diğer sahabelerin hiç birinde yoktur. Ayrıca İmam Hüseyin de sahabelerden biridir.

İmam’ın Yezidin saltanatının sapmalarına karşı cihad etmesi ve ona biat etmemesi, sonunda da emr-i maruf ve nehy-i münker farzları uğrunda gurbette şehid olması bu tarih yazan İmamın diğer faziletlerindendir. Ömrünün son anına kadar ibadeti terketmemesi de Onun yüce imanı ve takvasının göstergesidir.

Öyleyse meleklerin Saad b. Muaz’ın cenazesine geldikleri gibi Allah’ın emriyle İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretine gelmeleri veya müminlere, vatanlarından uzakta ölen gariplere ve şehid mücahidlere ağladıkları gibi İmam Hüseyin’e de ağlamaları şaşılacak şey midir?

Ayrıca Ehl-i Beyt’ten (a.s) bu hususta gelen rivayetler, melekelerin ağlaması ve mezarını ziyaret etmeleri hakkındaki rivayetler bizim bu meseleye olan imanımızı kat kat artırmaktadır. Sözün uzamaması için bunlara değinmiyor ve başka bir zamana bırakıyoruz.

İlgili dizinler:

-Melekler ve Cinlerin Aşura Gününde İmam Hüseyin’e (a.s) Yardımları, 19950 (Site: 19258)

-Hz. Ali’nin (a.s) Ezeli Olmasının Manası, 17683 (Site: 17360).

- Peygamberimizin Nur Varlığının Adem’den Önce Olması, 4378 (Site: 4814).    

              



[1] -Hakkı, İsmail, Ruhu’l-Beyan, c.2, s.370, Daru’l-Fikr, Beyrut, Bi Ta; Nişaburi, Hasan b. Muhammed, Tefsir-i Garaibu’l-Kur’an ve Regaibu’l-Furkan, c.1, s.470, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1. Baskı, H.K.1416.

[2] -Sa’lebi, Ahmed b. İbrahim, el-Keşf ve’l-Beyan An Tefsiri’l-Kur’an, c.7, s.111, Dar-u İhyai’t-Terasi’l-Arabi, Beyrut, 1.Baskı, HK.1422.

[3] -Daha fazla bilgi için bkz: Terhan, Kasım, İmam Hüseyin’in (a.s) Kişiliğine ve Kıyamına İrfani, Felsefi ve Kelami Bakış; Peygamberin (s.a.a) ve Masum İmamların (a.s) Nurlarının Cisimlerinden Önce Yaratılması, s.25-49.

[4] -a.g.e; İmam Hüseyin’in (a.s) Efsanevi Kişiliği, s.143-155.

[5] -Duhan/29.

[6] -Zemahşeri, Mahmud, el-Keşşaf An Hakaik-i Gavamiz-ut Tenzil, c.4, s.274, Daru’l-Kütübi’l-Arabi, Beyrut, 3.Baskı, HK.1407.

[7] -es-Safuri, Nezehetu’l-Mecalis, c.1, s.207, el-Matbaatu’l-Ezheriyye, Mısır, HK. 1346.

[8] -Suyuti, ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.1, s.162, Kitaphane-i Ayetullah Maraşi Necefi, Kum, HK.1404.

[9] -Sa’lebi, Ahmed b. İbrahim, a.g.e, c.9, s.188, Daru’l-İhyai’-Terasi’l-Arabi, Beyrut, 1.Baskı, HK.1422.

[10] -a.g.e, c.3, s.206.

[11] -Kurtubi, Muhammed b. İbrahim Şemsuddin, el-Cami’ Li-Ahkami’l-Kur’an, c.16, s.140, İntişarat-ı Nasır Hüsrev, Tahran, 1. Baskı, HŞ. 1364.

[12] -İbn-i Asakir, Ali b. Hasan, Tarih-i Medine-i Dimeşk, c.79, s.353, Dau’l Fikr, Beyrut, HK.1415.

[13] -Zühri, Muhammed b. Saad, el-Tabakatu’l Kubra, c.3, s.205, Dar-u Sadr, Beyrut, 1.Baskı, M.1968.  

[14] -Kurtubi, a.g.e, c.7, s.304.

[15] -Al-i İmran/125.

[16] -el-Tabakatu’l Kubra, c.3, s.428, Dar-u Sadr, Beyrut, 1.Baskı, M.1968.

[17] -İbn-i Kesir Dimeşki, İsmail, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, c.7, s.234, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1.Baskı, HK.1419; ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.4, s.264; el-Cami’ Li-Ahkami’l-Kur’an, c.11, s.220; el-Keşf ve’l-Beyan, c.8, s.353; Ruhu’l-Beyan, c.8, s.413.  

[18] -Hür Amuli, Muhammed b. Hasan, Vesail-uş-Şia, c.7, s.231, Müesseset-ü Alu’l-Beyt, Li-İhyai’t-Teras, Kum, 1. Baskı, H.K.1409.

[19] -Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, c.1, s.38, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, 4. Baskı, H.Ş.1365

[20] -Tefsiru’l-Kur’ani’l Azim, c.6, s.367,

[21] -ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.4, s.263.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Yanlış bilgiler bilgi sayılmadığına göre Allah doğru ve yanlış bilgileri nasıl biliyor?
    6802 Eski Kelam İlmi 2012/05/15
    İster doğru olsun ister yanlış bir şeyi bilmek onu kabul etmek manasına gelmez. Ve biliyoruz ki Allah ilmini mevcut olan doğru veya yanlışlarla elde etmiyor, O’nun ilmi zati’dir. ...
  • Akıl din ile neden çelişir?
    12716 Yeni Kelam İlmi 2010/07/24
    Akıl, insanların içsel hücceti olup kemal yolunda kendilerine rehberlik eder. Şeriat (din) ise kirlilik girdabından insanları kurtarmak ve onları insanî kemal ve saadete sevk etmek için dışsal bir hüccettir. Buna göre zahir ve batın hüccetlerin birbiriyle çatışır olması mümkün değildir. Akıl bir fenomen ve her fenomen ...
  • Öldükten sonra insan ruhu hayvan şekline mi bürünür yoksa berzahta mı kalır?
    93941 روح و نفس 2012/07/24
    Öldükten sonra insan ruhunun başka bir insan veya hayvan şekline bürünmesi reenkarnasyona inanan kişilerin görüşüdür ve bu İslam’ın bakışında yanlış ve geçersiz bir görüştür. Ruh, dünya bedeninden ayrıldıktan sonra berzah âleminde misali bedende yer edinir ve kıyametin başlamasına dek berzah hayatını sürdürür. Bazen kabir âlemi ve bazen ...
  • Ağzı temizleyen maddelerin içinde genellikle az miktarda alkol bulunur. Bunun hükmü nedir?
    6952 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sarhoş edici[1] sıvılardan olup olmadığı belli olmayan alkoller temiz hükmündedirler. Onların karıştırıldığı sıvıların alınıp satılması ve kullanılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.[2]
  • Hz. Adem (a.s)’ın cennetten inişi ne manaya gelmektedir?
    14359 Eski Kelam İlmi 2010/01/27
    Hubut yüksekten aşağı inmek (nüzul) manasında olup, Suud’un (yukarı çıkmanın) karşıt anlamlısıdır. Bazen bir mekanda yerleşme manasında da kullanılmıştır.Hz. Adem (a.s)’ın hubutu konusu ve hubut olayı, her şeyden önce Hz. Adem (a.s)’ın bulunduğu cenneti nasıl mana ettiğimize bağlıdır. Acaba ...
  • Sehl bin Sa’d Saidi kimdi?
    9301 تاريخ بزرگان 2011/04/13
    Sehl bin Sa’d Ensari Saidi, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) tanınmış sahabelerinden olup Peygamberimiz vefat ettiği zaman 15 yaşındaydı. Onun asıl adı ‘Hazn’ idi, ama Peygamber (s.a.a) adını ‘Sehl’ diye değişti. Künyesi ‘Ebu’l Abbas’ idi. Uzun bir ömür sürdü. Medine’de ölen son sahabe olduğu söylenmektedir. Kimisi hicri 88 yılında, kimisi ...
  • Eşinin veya başkalarının verdiği hediyelerle kadına hac farz olur mu?
    6298 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/05/12
    Bu malların size hediye edilip sizin kabul etmenizden sonra sizin malınız olduğuna göre bunlar da sizin diğer mallarınız gibi sayılır. Sizin bu mallarla mustati (hacca gitmeye gücünüzün) olduğu farz edilmiştir. Bu yüzden sizi mustati kılacak diğer şartlar da var ise hac size farz olur. ...
  • Hawking tarafından ortaya atılan anlayış ve düşünceye göre evren kendiliğinden meydana gelmiştir. İslam’ın bu nazariye karşısında cevabı nedir?
    13720 Yeni Kelam İlmi 2012/04/02
    Sorunun birinci kısmının cevap şudur: Evvela sayıns (science) anlamında olan ilimde hiçbir önermenin % 100 kesin olduğu hükmü yoktur. Hawking tarafından ortaya atılan bu yargı ve teori de bu kaideden müstesna değildir. Medya ve basın organlarının abarttığının tam tersine bilim adımı olan bu düşünce sahibinin kendisi bile ...
  • Sermayenin humusu var mıdır?
    6247 Humusa Konu Olan Şeyler 2012/05/16
    Muhterem taklit mercilerinin sermayenin humusu hakkındaki görüşü şudur: Eğer bir kimse bir sermaye edinirse ve bu sermayenin humusunu vermesi durumunda kalan kısmıyla bir işe girişemezse ki bu sermayeyle geçinmeyi istiyorsa bu sermayenin humusunu vermeli midir? Tüm merciler (Ayetullah Vahit ve Ayetullah Safi dışında): ...
  • Vacib’ul-vucudun bütün kemallere sahip olduğunun delili nedir?
    6352 صفات واجب 2018/11/14
    Vacib’ul-vucut zaten bütün kemallere sahip olmalıdır. Zira kemallerden bir kemale sahip olmaz ise bu eksikliğe ve noksanlığa sonuç olarak ta fakirliğe yol açar, buda vacib’ul-vucut için niyazdır. Açıktır ki kemali bir varlığın sahip olmadığı kemaller varsa bu kemalleri hasıl etmek için bir başkasına ihtiyaç duyar. Sizin faraziyeniz; ...

En Çok Okunanlar