Gelişmiş Arama
Ziyaret
16325
Güncellenme Tarihi: 2012/01/05
Soru Özeti
Melekler İmamların mı nurundan yaratıldılar ve görevleri İmam Hüseyin’e ağlamak mıdır?
Soru
Şiiler diyorlar ki: Melekler İmamların nurundan yaratılmıştır. Onların vazifelerinden biri İmam Hüseyin’in kabrinin üstünde ağlamaktır. Allah 4 bin meleğe kıyamet gününe kadar İmam Hüseyin’e ağlamalarını emretmiştir. Melekler İmam Hüseyin’i ziyaret etmek için Allah’tan izin alıyorlar ve grup grup Onun (a.s) ziyaretine gidip geliyorlar. (Bak: Camiu’l Fevaid, s.334)
Kısa Cevap

1) Şii ve Sünni kaynaklardaki rivayetler, meleklerin nurdan yaratıldıkları hususunda her hangi bir şüpheye yer bırakmamaktalar. Kimi Şii rivayetlerde başta melekler olmak üzere bütün varlıkların Peygamberimizin (s.a.a), Masum İmamların (a.s) nurlarından veya çeşitli nurlardan yaratıldıklarına dair işaretler vardır. Yine Ehl-i Sünnetin kaynaklarında birinci halife vs. gibilerin peygamberin nurundan yaratıldığına dair hadisler gelmiştir. Şii ve Sünni kaynaklarda gelen bu gibi rivayetler onların tümünün böyle bir inanca sahip olduğunu göstermez. Ancak Şii rivayet kaynaklarında ‘Tiynet’ başlığı altında rivayetler var ki kolay kolay göz ardı edilecek türden değildirler.

2) Meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları ve ziyaret etmeleri konusunda gerek Şii kaynaklarda gelen rivayetler, gerekse Sünni kaynaklardaki benzer rivayetler bunun kesin ve şüphe götürmez konulardan olduğunu göstermektedir.    

Ayrıntılı Cevap

Alimler ve araştırmacıların her biri alemdeki yaratılış hakikatlerini anlamak için çeşitli yol ve metotlar izlerler. Ayet ve rivayetlerin zahirine bakmak, başka bir ifadeyle ‘nakilcilik’ bu metotlardan biridir. Bu metodun yanı sıra alimler kendi fikri eğlimlerinin etkisinde de kalmışlardır. Akıl, felsefe ve irfan gibi düşünce metotları bu eğilimlerdendir. Onlar rivayetleri tefsir edip onlardan istifade ederken mutlaka bu eğilimlerin etkisi altında kalırlar. Şöyle ki, filozof, kelamcı, arif ve hadiscilerin kainatı tanıma metotlarında temel farklılıklar vardır. Bu farklılığın nedeni yukarıda da işaret edildiği gibi onların konuya farklı yollardan yaklaşmalarıdır. Bu yüzden ‘yaratılış’ meselesi hakkında yapılan tefsir ve açıklamalar hep değişik olmuştur. Örneğin, bazı filozofların öne sürdükleri ‘on akıl’ ve bunların kainatın yaratılışı konusundaki dahli, aynı şekilde kimi muhaddislerin tevilci yaklaşımları bu türdendir. Dolayısıyla meleklerin nasıl yaratıldığı konusunu incelerken meseleye ciddi bir şekilde yaklaşmamız gerekir.

Ayrıca defalarca söylendiği gibi Şii ve Sünni kaynaklarda gelen rivayetlerin tümünün sahih olduğuna dair bir delil yoktur. Rivayetlerin sahih olup olmadığını bilmek, alimlerin ‘Rical’ ilminden faydalanmalarıyla mümkündür. Bu yüzden her iki mezhebin alimleri rivayetleri bu tür inceleme esasına göre çeşitli kısımlara ayırmışlardır. Mesela Ehl-i Sünnet, rivayetleri, bazı hadis mecmualarında toplamış ve onlara ‘Sihah’ adını vermiştir.
Sünni ve Şii kaynaklarındaki bazı rivayetler, varlıklar yaratılmadan önce Peygamberimizin nurunun yaratıldığını göstermektedirler. [1] Ehl-i Sünnetin hadis kaynaklarında, Ebu Bekr’in Peygamberin nurundan, ikinci halife, Aişe vs. gibilerin Ebu Bekr’in nurundan yaratıldığına dair Resul-i Ekrem’den hadisler nakledilmiştir. [2]

Şii kaynaklarında da meleklerin bazen Peygamberin ve İmamların nurundan, bazen de değişik nurlardan yaratıldığını belirten hadislerle karşılaşmaktayız. ‘Tinet Rivayetler’i diye bilinen bu tür rivayetleri tümüyle reddetmek olmaz. Onları dikkatlice incelemek gerekir.

Şii alimlerinin çeşitli konularda nasıl bir inanca sahip olduklarını öğrenmek için onların yazdıkları kitaplara başvurmak gerekir. [3] Şii kaynaklardaki bir veya birkaç rivayete bakarak onların Şiinin tüm inancını oluşturduğunu düşünmek sakıncalıdır. Zira Şii kitaplarının içinde de alimlerin çeşitli nedenlerden dolayı doğruluğunu onaylamadığı rivayetler mevcuttur. Ayrıca bazı ahbar haberlerden yola çıkarak doğru bir inancın temelleri atılamaz. Belli bir ravinin meleklerin İmamların nurundan veya birinci halifenin Peygamberin nurundan yaratılması konusunda naklettiği bir veya birkaç rivayetle -ki başka ravilerin o rivayetler hakkında şüpheleri vardır- Şii veya Sünni alimlerinin inancının bu yönde olduğu söylenemez. Böyle görüşler, İslami mezheplerin Allah’ın sıfatları, cismani veya ruhani mead vb. farklı birçok yorum ve anlayışlarda olduğu gibi dinin kesin temelleriyle çelişmediği sürece insanın inancına zarar vermez.

Meleklerin İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları ve Onu ziyaret etmeleri konusuna geçmeden önce birkaç noktanın açıklığa kavuşturulması gerekir:

1. Meleklerin bazı kimseler için ağlaması ve sevinmesi hakkında Şii ve Sünni kaynaklarda rivayetler mevcuttur. Biz, acaba bu iş nasıl oluyor [4] -meleklerde insanlar gibi ruhsal değişimler yaşarlar mı yani onlarda insanlar gibi üzücü veya sevindirici olayları gördüklerinde ve duyduklarında üzülüp sevinirler mi?- konusuna girmeden söz konusu rivayetler hakkında konuşacağız. Bu mesele (meleklerin ağlaması), önemli kişilere göğün veya yerin ağlaması, güneşin tutulması ya da rüzgarın ağlaması İslam öncesi edebiyatta da gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bunlara değinmiştir. [5] Konuyla ilgili ayeti incelediğimizde şu sonuca varacağız ki kimi müfessirler yerin ve göğün ağlamasının, insanların yeryüzünde, meleklerinde gökyüzünde ağlaması anlamına geldiğini söylüyorlar.

Ama İslam’da bazı kimseler için yerin ve göğün ağlama ve sevinme meselesi Sünni ve Şii rivayetlerde açıkca gelmiştir.  

Meselenin daha iyi anlaşılması için her iki tarafında konuyla ilgili rivayetlerini aşağıda getiriyoruz.

 

Ehl-i Sünnet Kaynaklarındaki Rivayetler

1- Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor: ‘Mümin kimse -kendisine ağlayanı olmadığı halde- gurbette ölürse yer ve gök ona ağlarlar.’ [6]

Buna benzer bir rivayette yer ve gök yerine melekler kelimesi geçmiştir. [7]

2- Bir hadiste Hz. Adem (a.s) vefat ettiği zaman bütün yaratılmışların yedi gün ona ağladıkları rivayet edilmiştir. [8]

3- Resulullah (s.a.a), ibadetin etkisiyle tamamen değişime uğrayıp ağlayan bir gençle konuştuktan sonra ona ‘Şüphesiz senin ağlamanla gökte meleklerde ağladı.’ [9] diye buyurdu.

4- Bu alandaki önemli rivayetlerden biri Allah Resulünün (s.a.a) mücahidler hakkında buyurduğu şu hadisidir: ‘Aileleri onlarla (mücahidlerle) vedalaştığında evlerin duvarları onlar için ağlarlar.’ [10]

5- Kurtubi, ‘Onlara ne gök ağladı, ne de yer...’ (Duhan/29) ayetini tefsir edeken şöyle diyor: ‘Yerin ve göğün ağlamasından maksadın yer ve gök meleklerinin ağlaması ve kelamda bir kelimenin takdirde tutulmuş olduğu söylenmiştir. Örneğin, ‘Şehire sor’ (Yusuf/82) ayetinde müfessirlerin çoğu onda ‘Halkına’ kelimesini takdirde tutmuşlardır.’ Sonra Allah Resulünden (s.a.a) şu hadisi naklediyor: ‘Her mümin için gökte iki kapı vardır. Birinden ona rızık nazil olur, diğerinden onun söz ve amelleri gider. Öldüğü zaman ona ağlarlar.’ Ardından Mücahid’in ‘Gök ve yer kırk gün mümine ağlarlar.’ dediğini nakletmiştir.

Ebu Yahya diyor ki: ‘Onun bu sözüne çok şaşırdım.’ Mücahid dedi ki: ‘Neden şaşırıyorsun? Yeryüzü kendisini rükusuyla abad eden kimseye neden ağlamasın? Gök kendisinde tesbihleri ve tekbirleri arılar gibi yankılanan kula neden ağlamasın?’ [11]

Meleklerin önemli kişilere de ağladığına dair hadisler var. Mesela meleklerin birinci halifenin dünyaya gelmesine, [12] ikinci halifenin iman getirmesine sevinmeleri [13] veya Saad b. Muaz’ın ruhu için sevinmeleri ve arşın onun için titremesi gibi. [14]

Meleklerin nazil olmasıda konumuzun bir parçasını oluşturmaktadır. Sözün uzamaması için birkaç örnekle yetineceğiz.

Bedir’de meleklerin Müslümanlara yardım etmek için nazil olmaları [15] veya Hanzala’ya gusül vermek ve Saad b. Muaz’ın cenazesini teşyi’i için gelmeleri bunlardandır. [16]

Şimdiye kadar söylenenlerden daha önemlisi göğün İmam Hüseyin’e (a.s) ağlaması hususunda birçok Ehl-i Sünnet kaynağında, aralarında manaya zarar vermeyecek şekilde biraz farklılık olmasına rağmen nakledilen bir rivayetin olmasıdır.

O rivayet ve yukarıdaki rivayetlerden bazıları Şii kaynaklarında da Resul-i Ekrem’den (s.a.a) ve Masum İmamlardan (a.s) gelmiştir. Ehl-i Sünnetin kaynaklarında, Sudey, Kurrate b. Halid, Mücahid vs. gibi kimselerden nakledilen söz konusu rivayet şöyledir: ‘Hüseyin b. Ali şehid olduğunda gök ona ağladı. Göğün ağlaması onda bir kırmızılığın belirmesiydi.’ [17]

 

Şii Kaynaklarındaki Rivayetler:

Peygamberimizden, ‘Melekler zikir halkalarının yanından geçerler ve onların başının üzerinde dururlar. Onlar ağladığında melekler de ağlar.’ [18] diye buyurduğu rivayet edilmiştir. Bu rivayette meleklerin hem ağladıkları, hem de orada bulundukları belirtilmiştir.

Bir rivayette İmam Kazım (a.s) şöyle buyuruyor: ‘Bir mümin öldüğünde melekler ve Allah’a ibadet ettiği her yer ona ağlar.’ [19]

Yukarıda aktarılan rivayetlere dikkat edersek göreceğiz ki:

1- Onlarda yer, gök, duvarlar, melekler ve yaratılmışların ağlaması konularına değinilmiştir.

2- Meleklerin, mücahidlere, gurbette olanlara, müminlere, sahabeye, şehidlere vs. önemli kimselere ağladıkları, müjdeledikleri veya nazil oldukları belirtilmiştir.

Buraya kadar söylenenlere göre, yer, gök, kapı, duvar, melekler vs. ağlamalarından meleklerin ağlama konusu kesin gibi gözükmektedir. Yine meleklerin yukarıda adı geçen önemli kimselere ağlaması veya sevinmesinden ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında gelen göklerin ağlaması meselesinden anlıyoruz ki meleklerin, bütün faziletlere sahip olan İmam Hüseyin’e (a.s) ağlamaları enteresan bir durum değildir.

İmam Hüseyin (a.s), Peygamberimizin torunu, Kisa ashabından biri ve haklarında Tathir ayetinin nazil olduğu Peygamberimizin (s.a.a) Ehl-i Beyt’indendir. [20] Resul-i Ekrem’in (s.a.a) buyurduğu gibi ‘Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisidir.’ [21] Bu özellikler sadece Ehli Beyt’te vardır ve diğer sahabelerin hiç birinde yoktur. Ayrıca İmam Hüseyin de sahabelerden biridir.

İmam’ın Yezidin saltanatının sapmalarına karşı cihad etmesi ve ona biat etmemesi, sonunda da emr-i maruf ve nehy-i münker farzları uğrunda gurbette şehid olması bu tarih yazan İmamın diğer faziletlerindendir. Ömrünün son anına kadar ibadeti terketmemesi de Onun yüce imanı ve takvasının göstergesidir.

Öyleyse meleklerin Saad b. Muaz’ın cenazesine geldikleri gibi Allah’ın emriyle İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretine gelmeleri veya müminlere, vatanlarından uzakta ölen gariplere ve şehid mücahidlere ağladıkları gibi İmam Hüseyin’e de ağlamaları şaşılacak şey midir?

Ayrıca Ehl-i Beyt’ten (a.s) bu hususta gelen rivayetler, melekelerin ağlaması ve mezarını ziyaret etmeleri hakkındaki rivayetler bizim bu meseleye olan imanımızı kat kat artırmaktadır. Sözün uzamaması için bunlara değinmiyor ve başka bir zamana bırakıyoruz.

İlgili dizinler:

-Melekler ve Cinlerin Aşura Gününde İmam Hüseyin’e (a.s) Yardımları, 19950 (Site: 19258)

-Hz. Ali’nin (a.s) Ezeli Olmasının Manası, 17683 (Site: 17360).

- Peygamberimizin Nur Varlığının Adem’den Önce Olması, 4378 (Site: 4814).    

              



[1] -Hakkı, İsmail, Ruhu’l-Beyan, c.2, s.370, Daru’l-Fikr, Beyrut, Bi Ta; Nişaburi, Hasan b. Muhammed, Tefsir-i Garaibu’l-Kur’an ve Regaibu’l-Furkan, c.1, s.470, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1. Baskı, H.K.1416.

[2] -Sa’lebi, Ahmed b. İbrahim, el-Keşf ve’l-Beyan An Tefsiri’l-Kur’an, c.7, s.111, Dar-u İhyai’t-Terasi’l-Arabi, Beyrut, 1.Baskı, HK.1422.

[3] -Daha fazla bilgi için bkz: Terhan, Kasım, İmam Hüseyin’in (a.s) Kişiliğine ve Kıyamına İrfani, Felsefi ve Kelami Bakış; Peygamberin (s.a.a) ve Masum İmamların (a.s) Nurlarının Cisimlerinden Önce Yaratılması, s.25-49.

[4] -a.g.e; İmam Hüseyin’in (a.s) Efsanevi Kişiliği, s.143-155.

[5] -Duhan/29.

[6] -Zemahşeri, Mahmud, el-Keşşaf An Hakaik-i Gavamiz-ut Tenzil, c.4, s.274, Daru’l-Kütübi’l-Arabi, Beyrut, 3.Baskı, HK.1407.

[7] -es-Safuri, Nezehetu’l-Mecalis, c.1, s.207, el-Matbaatu’l-Ezheriyye, Mısır, HK. 1346.

[8] -Suyuti, ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.1, s.162, Kitaphane-i Ayetullah Maraşi Necefi, Kum, HK.1404.

[9] -Sa’lebi, Ahmed b. İbrahim, a.g.e, c.9, s.188, Daru’l-İhyai’-Terasi’l-Arabi, Beyrut, 1.Baskı, HK.1422.

[10] -a.g.e, c.3, s.206.

[11] -Kurtubi, Muhammed b. İbrahim Şemsuddin, el-Cami’ Li-Ahkami’l-Kur’an, c.16, s.140, İntişarat-ı Nasır Hüsrev, Tahran, 1. Baskı, HŞ. 1364.

[12] -İbn-i Asakir, Ali b. Hasan, Tarih-i Medine-i Dimeşk, c.79, s.353, Dau’l Fikr, Beyrut, HK.1415.

[13] -Zühri, Muhammed b. Saad, el-Tabakatu’l Kubra, c.3, s.205, Dar-u Sadr, Beyrut, 1.Baskı, M.1968.  

[14] -Kurtubi, a.g.e, c.7, s.304.

[15] -Al-i İmran/125.

[16] -el-Tabakatu’l Kubra, c.3, s.428, Dar-u Sadr, Beyrut, 1.Baskı, M.1968.

[17] -İbn-i Kesir Dimeşki, İsmail, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, c.7, s.234, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1.Baskı, HK.1419; ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.4, s.264; el-Cami’ Li-Ahkami’l-Kur’an, c.11, s.220; el-Keşf ve’l-Beyan, c.8, s.353; Ruhu’l-Beyan, c.8, s.413.  

[18] -Hür Amuli, Muhammed b. Hasan, Vesail-uş-Şia, c.7, s.231, Müesseset-ü Alu’l-Beyt, Li-İhyai’t-Teras, Kum, 1. Baskı, H.K.1409.

[19] -Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, c.1, s.38, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, 4. Baskı, H.Ş.1365

[20] -Tefsiru’l-Kur’ani’l Azim, c.6, s.367,

[21] -ed-Dürru’l-Mansur Fi Tefsiri’l-Me’sur, c.4, s.263.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar