Gelişmiş Arama
Ziyaret
7608
Güncellenme Tarihi: 2012/05/12
Soru Özeti
Dini mektep ve nizamlarla dini olmayanların arasında ne gibi ayrıcalıklar vardır?
Soru
Dini mektep ve nizamlarını dini olmayan mektep ve nizamlardan ayırt eden veya birisini bir diğerine üstün kılan veya alt mertebede yer almasını neden olan niteliklerin ve ölçülerin neler olduğunu öğrenmek istiyorum?
Kısa Cevap

İlk önce şunu hatırlatmamız gerekmektedir ki; İslam dini ve tahrif olmamış diğer semavi dinler arasındaki asli benzerlik, yeryüzünde tevhidin istikrarı ve Allah’a ibadet etme ve insanların kulluktan uzaklaştırma ve Allah’tan başkasına ibadet etmektir; Nitekim Kur’an’-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.” Eğer benzer olan tek bu benzerliği nazara alırsak, hatta tevhit ve sadece bir olana tapma nidasında olan İsa (a.s) ve Musa (a.s) gibi Peygamberlerin her türlü tahriften uzak usulü evvelîsi ile Hıristiyanlık ve Yahudilik dini bile dini olmayan mektep ve ayinlere göre imtiyaz sahibidirler. Her ne kadar her asırda bu ilahi dinlerin taraftarları usulü evveliye ye itina göstermeksizin Tevrat ve İncili tahrif etmeye el attılar ve sonuç itibariyle de bu dinleri dini olmayan mekteplerle aynı yaptılar.

Dini nizam ve mekteplerin dini olmayanlardan en önemli değer ve imtiyazı, insanın fıtratını uyandırma ve onda saklı olarak emanet bırakılan bil kuvve olan manevi kemallerin fiiliyata ulaşmasıdır.  Başka bir tabirle insanda, sahih dini temel ve değerler esasınca “idim”den “olma”ya yâda bil kuvve vaziyetinden fiiliyata intikal etmede tedrici değişimin oluşmasına zemin hazırlamaktır. 

Ayrıntılı Cevap

İlk önce şunu hatırlatmamız gerekmektedir ki; İslam dini ve tahrif olmamış diğer semavi dinler arasındaki asli benzerlik, yeryüzünde tevhidi ve Allah’a ibadet etmeyi yerleştirmek ve insanları başkalarının kulluğundan ve Allah’tan başkasına ibadet etmekten kurtarmaktır. Nitekim Kur’an’-ı Kerim şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.”[1] Eğer Peygamberlerde bulunan özellikleri nazara alırsak, hatta tevhit ve sadece bir olana tapma nidasında olan İsa (a.s) ve Musa (a.s) gibi Peygamberlerin her türlü tahriften uzak usulü evvelîsi ile Hıristiyanlık ve Yahudilik dini bile dini olmayan mektep ve ayinlere göre imtiyaz sahibidirler. Her ne kadar her asırda bu ilahi dinlerin taraftarları usulü evvelîye ye itina göstermeksizin Tevrat ve İncili tahrif etmeye el attılar ve sonuç itibari ile de bu dinleri dini olmayan mekteplerle aynı hale getirdiler.

Ama ilahi dinler arasında, İslam dini bütün öğretileri saadete ulaşmada bütün ferdi ve toplumsal boyutları kapsayan bir genelliğe sahiptir. İslam dininin kapsamlı olması onun sınırlarının genişliğinin göstergesidir. İslam dininin camiiyeti, Allah tarafından nazil olma hedefiyle aynı yöndedir ve dinin nazil olma hedefi de insanın yaratılış hedefidir; zira Allah insanı bir hedef doğrultusunda yarattığı için kesinlikle hüküm, ameli düsturlar ve o hedefe ulaşmak için gerekli maarifleri ona iblağ etmelidir. Allah-u Teâlâ bu programları farklı dönemlerde insanların ihtiyacı ve kapasitesi oranında göndermiş ve bütün o programları İslam adıyla, Hz Muhammed Mustafa (s.a.a) ve onun varisleri vasıtasıyla insanlığa sunmuştur.[2]

Netice itibari ile İslam mektep ve dini diğer ilahi dinlere göre üstünlüğü ve cami’iyeti vardır. Ama genel anlamda İlahi din ve mekteplerin dini olmayan mektep ve ayinlerden (ki asil ve her türlü tahriften uzak semavi dinlerden hiçbirinin usul ve yöntemlerine tabi olmamaktadırlar; örneğin liberalizm gibi) esasi imtiyaz ve değerleri bulunmaktadır ki aşağıda imtiyaz ve farklılıkların bazılarına (külli surette) işaret edilecektir:

A. Hedeflerde Farklılık ve İmtiyaz

Yaşamları dini usul ve yöntemlere dayalı olmayan mektep ve nizamlar, bütün dikkatlerini sadece “dünya” ve “hümanizmle” sınırlandırmaktalar. Başka bir tabirle onların en esaslı hedefleri sadece insan ve toplumun dünyevi ihtiyaçlarının temin edilmesidir ve bu hedeften daha öte hedefleri de bulunmamaktadır.[3] Ama dini nizam iki hedef gözetmektedir; birincisi bu dünyada saadet ve ihtiyaçlarını temin etme ve diğeri ise ebedi uhrevi saadet ve hayrı temin etmektir.

İslam dini ve mektebinin en önemli hedefleri şunlardan ibarettir:

1. Yeryüzünde tevhit ve Allah’a tapmanın istikrarı ve daha önce de belirtildiği gibi halkı Allah’tan başkasına kulluk etmekten uzaklaştırmak.

2. İlahi adalet ve hâkimiyeti icra ederek örnek bir toplum ve Medineyi Fazileyi kurmak: “Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.”[4]      

İnsani faziletlerin rüştü ve kemali ve ilahi kurba ulaşma zeminesini oluşturmak için toplumsal adaletin sağlanma meselesi, İslam dinin en özel işlerinden bilinmektedir. Oysaki dini olmayan hiçbir mektep, yüksek faziletlerin rüştü ve tealisini sağlamayı ve dünya ve ahiret saadetine uygun bir zemine oluşturmayı kendi programlarında yer vermemektedirler.

3. İnsan fıtratını uyandırma ve insanda bil kuvve olarak yerleştirilen manevi kemalatların fiiliyata ulaşması. Başka bir tabirle insanda, sahih dini temel ve değerler esasınca “bud” (idi) den “şuden” (olma) ya yâda bil kuvve vaziyetinden fiiliyata intikal etmede tedrici değişimin oluşmasına zemin hazırlamak. 

B. İyi ve Kötü Yöntem ve Değerlerinde Farklılık:

Dini olmayan mektep ve nizamlarda, onların program ve yöntemleri, iyiyi ve kötüyü, yapılmalı ve yapılmamalı şeklindeki konuların tesbiti genellikle dini ve vahyin temel usulleri ve değerleri göze alınmadan yapılıyor. Onların inancına göre vahye ihtiyaç duymaksızın akıl iyilik ve kötülüğü seçebilecek güce sahiptir. Bu bakış aşı “akılcılıkta ifratçı” akımı adıyla meşhurdur. Veya onlardan bazıları iyi ve kötü değerlerinin ölçüsünü sadece insanın ihsas ve duygularını ölçü olarak bilmekteler. İyi ve kötü değerlerinin ölçüleri hakkında başka görüşlerde bulunmaktadır.

Değerlere itinasız olmak “hedef, vesileyi tevcih eder” sanısını pratikte hakim olan esasa dönüşmesine neden olur ve ahlaki usul ve hedefleri görmemezlikten gelmek olur.

Ama İslam dininde ise, ahlaki ve ilahi insani kerametlerle uyuşmayan yöntem ve değerlerden yararlanılmamıştır ve yüce ahlaki değerler karşıtı ve beşerin kemal ve ebedi saadetini viran edecek şeylere izin verilmemiştir.[5]

C. İslam’ın, kendini yetiştirme meydanında insana iki eşit bakışı

İslam dini, kendini yetiştirme, insani kemal ve saadet mesirinde, insana bu yolda iki yönlü bakış şeklini sunmuş ve bu yolda başarılı olmayı bu bakış açısıyla sınırlı kılmıştır. Bu bakışta, insan cisim ve bedene sahip olmanın yanı sıra daha iyi olan can ve ruhunun da var olmasıdır. Dolayısıyla onun teveccühü kendi ruhundan gafil kalıp cisimle sınırlı kalmamalıdır. 

Kur’an-ı Kerim insanın yaratılış konusunda her iki özelliğe de değinmektedir: “O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.”[6] Sonra “Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.”[7] Bu ayetler cismi boyut hakkındadır. Surenin devamında ruhi boyut ve hakikatine işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi.”[8]

İlahi ruh, melekuti bir unsur olup şerif ve ebedidir. İslam dinin bakış açısına göre bu doğaüstü unsur insanın bedeninin yok olmasından sonra bile baki kalacak ve sonsuz yaşam ve ebedi saadet ya şekavetten (insanın işlediği amelleri doğrultusunda) yararlanacaktır. İlahi insan bilimi, insanın kemalinin ruhani tekâmülün ışığında ve en iyi insani değerlerin kazanılmasında olduğunu aşikâr etmektedir.[9]

 


[1] Nahl Suresi, 36. ayet.

[2] Daha fazla bilgi için aşağıdaki indeksleri mütalaa edebilirsiniz: “İslam’ın hakkaniyetinin delilleri”, soru: 3371 (Site: 3636);  “İslam dininin diğer dinlere üstünlük ve özellikleri”, soru: 18054 (Site: 17657).

[3] İndeks: “Halk ve Velayeti Fakih’e dayalı hükümet ve onun Liberalizme olan imtiyazı”, soru: 9981 (Site: 10127).

[4] Hadis Suresi, 25. ayet.

[5] İndeks: “Dini kaynakların ahlaktaki rolü”, soru: 8094 (Site: 8161); “Tekamüli Ahlak ve onun neticeleri”, soru: 563 (Site: 616); “Dine dayalı ahlak”, soru: 7078 (Site: 7327).

[6] Secde Suresi, 7. ayet, “ve bede’e halkel insani min tin”

[7] Secde Suresi, 8. ayet, “ce’ale neslehu min sulaletin min maain mehin”

[8] Secde Suresi, 9. ayet, “ve nefehe fihi min ruhihi”

[9] İndeks: “İnsanın saadet ve kemalı”, soru: 1633 (Site: 7711); “İnsan ve din”, soru: 9 (Site: 1239); “İnsanın ebediyeti ve onun dünyadaki tecrübesi”, soru: 45 (Site: 281); “İnsan ve keramet”, soru: 1193 (Site: 1496); “İnsanın, din ve dünya ilişkisi”, soru: 11472 (Site: 11437).

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurmak mümkün müdür?
    29954 Eski Kelam İlmi 2010/05/06
    Başka âlemlerdeki varlıklarla irtibat kurulabileceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak bunu alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanarak yapmak mümkün değildir.Başka âlemlerle irtibat kurmak ve âlemdeki gizli sırlar hakkında bilgi edinmek için kullanılan vesileler, onların şeriata uygun olup olmadıkları ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    130201 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Gaybî varlıkların varlık felsefesi nedir?
    13262 İslam Felsefesi 2011/07/14
    Gayb âlemi şahadet âleminin mukabilindendir. Şahadet ve huzur da 1- mekânsal huzur; 2- zahirî hisler nezdinde huzur; 3- fikir ve ilimde huzur; 4- marifet ve basiret makamında huzur gibi mertebelere sahip olduğundan, bu mertebelerin her biri karşısında gaybte de bir mertebe mevcuttur. Eğer gayb âlemindeki varlıklardan kastedilen, soyutların aklî ...
  • Allah’ın ilmi meteoroloji ve sonografi gibi günümüz ilimleriyle çelişir mi?
    8569 Tefsir 2011/07/14
    Allah’ın ilmi ve beşerin ilmi birbiriyle çelişmez, bir farkla ki Allah her şeye tüm ayrıntılarıyla ve hatta zaman kısıtlaması olmaksızın vakıftır. Beşerin ilmi ise sadece bazı hususları sınırlı olarak algılamaya kadirdir. Elbette bu ilim her zaman ilerleme ve tekâmül halindedir. Ama bununla birlikte bilinmeyenler ile mukayese edildiğinde hiçbir şekilde ...
  • Kura bağlı az su kur hükmünü taşır mı?
    6266 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/18
    Kur suyu kapsamayan leğen suyu az sudur ve şehrin (kur veya akan) boru suyuna bağlı olan az su temizlemede ve necis olmada kur suyu hükmünü taşır; yani necis eşyaları (necasetin kendisi bertaraf olduktan sonra) bir defa yıkamayla temizler. Aynı şekilde onun sıçramaları temizdir ve necaset ile temas etmeyle necis ...
  • Bid'at nedir ve onunla ilgili İslam'ın hükümleri nelerden ibarettir?
    9443 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/01/13
    Bid'at, sözlük manası olarak yeni yapılan ve geçmişi olmayan iş demektir ve ıstılahta ise; "Dinde olmayan bir şeyi dine sokmak demektir" yani aslında dinde ve şeriatta olmayan bir şeyi dine ve şeriata mal etmektir. Bid'at koymak dinde büyük günahlardan sayılmıştır. Onlara ait mekânları ...
  • Tevazu nedir? Tevazu nasıl bir esere sahiptir? Tevazu ile zillet arasındaki fark nedir?
    3818 فضایل اخلاقی 2020/01/19
  • Beytullah'ta cemaat namazı kılmak doğru mu?
    6382 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Eğer Beytullah'tan maksat Mescidu'l-Haram ise cemaat namazının bir sakıncası yoktur. Eğer maksat Kabe ise Kabe'nin içerisinde farz namazı kılmak ihtiyata uygun değildir. Elbette Kabenin içinde mustahap namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, mustahaptır. Mermer taşın üzerine secde etmenin de bir sakıncası yoktur.[1]
  • İslami vahdetin gerçek manası nedir?
    4782 شیعه و دیگر مذاهب 2019/12/08
    İslami vahdetten kasıt mezheplerin ezcümle Şia ve Ehlisünnetin bir olması anlamında değildir. Çeşitli İslam mezheplerinin Müslümanların birlik ve beraberliğini kurmaları ve korumaları anlamındadır. Bütün Müslümanlar farklılıklara rağmen sahip oldukları birçok ortak noktadan yola çıkarak İslam düşmanları karşısında tek saf olmaları ve yabancı güçlerin Müslümanlara sulta kurmasının önüne ...
  • Vesilelerin Allah'a Yakınlaşmakta ki Önemi Nedir?
    13877 Eski Kelam İlmi 2009/12/20
    Vesilenin çok geniş manası vardır. Allah'a yakınlaşmaya neden olan her şey ve her işe şamil olmaktadır. Dünya yaşayışı, insanların hidayeti ve ilerlemesi için sebep ve sonuç düzeni üzerine kurulduğu, yine insanların doğal ihtiyaçları maddi sebeplerle karşılandığı için Allah'ın, hidayet, mağfiret, bağışlanma, yakınlaşma ve ...

En Çok Okunanlar