Gelişmiş Arama
Ziyaret
6675
Güncellenme Tarihi: 2012/05/03
Soru Özeti
Bir kimsenin keramet sergilemesi onun hak oluşu manasına gelir mi?
Soru
Keramet ve olağanüstü işler sergilemek bu fiilleri yapan şahsın hak oluşu manasına gelir mi?
Kısa Cevap

İrfanda yaygın olan konulardan birisi, keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. İrfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve olağan dışı işlerin meydana gelmesi, insanın bunlar ile mağrur olacağı ve bu hususları çok önemseyeceği hususlar değildir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve çok düşük basamaklarıdır. Gerçek ve temiz arifler hiçbir zaman bu hususlara gönül bağlamamıştır. Bu hususta bu tür kabiliyetler ve olağanüstü işler yapmak hak ve batıl arasında ortak olduğundan, her ferdin, meşrebinin ve yönteminin hakkaniyetine ve de onun Allah’a yakın bir insan olduğuna delil teşkil etmez. Bu, o şahsın Allah’ın velilerinden olduğuna ve yüce Allah nezdinde bir makam ve konum taşıdığına delil sayılmaz. Elbette böyle bir makam ve konuma sahip olunmadığına da delil teşkil etmez; böyle şahısların gerçekten Allah’ın liyakatli kulları olması ve yüce Allah’ın onların eliyle birtakım olağanüstü işler yapmayı maslahat bilmesi de muhtemeldir. Bu nedenle keramet ve olağanüstü işler yapan şahısların doğru bir şekilde tanınması gerekir.

Ayrıntılı Cevap

İrfan ile özdeşleşmiş konulardan ve çok yaygın olan tabirlerden birisi keramet ve olağanüstü işler yapma meselesidir. Böyle makamlara sahip olan birçok büyük şahsiyet ve Allah velisini tanıyoruz. Onların bazıları hatta hayatları döneminde keramet ve olağanüstü işler ile meşhur olmuş ve halk kendilerine özel bir ilgi beslemiştir. İslam irfanında kerametten kastedilen mana, şahsın ruhsal olarak olağanüstü işler yapacak ve evrende birtakım tasarruflarda bulunabilecek bir güce sahip olmasıdır.[1] Örneğin ani yer değiştirme, hastaya şifa verme veya zahiri imkânlar olmaksızın bir şeyi bir yerden başka bir yere intikal ettirmek bu kabildendir. Eğer bu işler ilahi izne istinat edilir ve Allah ile irtibatın bir göstergesi olursa keramet olarak adlandırılır. Peygamberler, veliler ve temiz imamlar tarafından nübüvvet ve imamet iddiasının ispatı için gerçekleştirilen bu fiilin yüksek mertebesi mucize olarak adlandırılır.[2] İrfan ile olağanüstü işler yapmak arasındaki ilişki hakkında önemli olan nokta şudur: Esasen irfan ve seyr-i sülûk yolunda keramet, mükaşefe ve bireylerin kalbinden haberdar olmak insanın bu vesileler ile mağrur olacağı hususlar değildir ve bunlar pek önemli hususlar olarak telakki edilmemelidir. Bunlar yüce Allah’ı şuhudi olarak tanımanın ilk ve en küçük adımlarıdır. Gerçek ve doğru arifler hiçbir zaman bu hususlara gönül bağlamamıştır. Yüce Allah bildiği bir maslahat esasınca, bazen birtakım hususları bazı bireylere verir ve bazen de bir takım maslahatlar bu tür hususların bir bireyden alınmasına neden olabilir. Nitekim bir takım fertler keramet sahibi olmalarına rağmen bir takım maslahatlar esasınca bunu ortaya koymamaktadır. Netice itibari ile bazıları tarafından keramet sergilenmesi inkâr edilmeyen gerçek bir husustur ve kesinlikle bazı insanlar birtakım hallerde ve taşıdıkları kutsal kudret vasıtasıyla bazı hususları idrak etmekte ve başkalarının idrak etmekten, görmekten, duymaktan ve yapmaktan aciz oldukları birtakım şeyleri görmekte, duymakta ve yapmaktadır. Ama bu tür kabiliyetler ve olağanüstü işlerlerde bulunmak, hak ve batıl arasında ortak olduğundan, her bireyin, meşrebinin ve yönteminin hakkaniyetine ve de bireyin Allah nezdinde yakın bir kul olduğuna delil teşkil etmez. Bu, böyle bir bireyin Allah’ın velilerinden olduğuna ve onun nezdinde bir makam ve konuma sahip olduğuna delil sayılmaz; zira:

1. Bu tür kabiliyetler hatta Allah’a hiçbir inancı olmayan bir kimse için dahi hâsıl olabilir. Örneğin din, Allah ve kıyamete inancı olamayan birçok Hindistanlı sihirbaz çektikleri riyazetler ile bir takım bulgular elde etmekte başkalarının göremediği ve yapamadığı işleri görmekte ve yapmaktadır. Öte taraftan bazı olağanüstü işler ve kerametler de kulluğun, yüce Allah’ın buyruklarıyla amel etmenin, doğru ve şer’i riyazetlerin neticesidir. Nitekim bu alandaki büyük şahsiyetler herkes tarafından tanınmaktadır.

2. İrfan ve Allah’a yönelik yolculukta temel ve önemli rükün bireyin yüce Allah’ı tanımada elde ettiği temel derecedir.  Bu tanımadan kastedilen şey, huzuri ve sezgisel tanımadır. Bu, şahsın dışında başka hiç kimsenin ulaşamayacağı bir şeydir. Böyle bir tanımanın bireyin varlığında bulunup bulunmadığı ve eğer bulunuyorsa hangi derece ve merhalede bulunduğu meselesi bizim bilgi ve bulgularımızın alanı dışındadır ve bu hususta ancak bir takım sanılarda bulunulabilir.[3]

3. İrfanın hakikati, yüce Allah’ı kalpsel ve sezgisel olarak tanımaktan ibarettir. Bu hiçbir şekilde irfani konuları söylemeyi veya olağanüstü işler yapmayı gerektirmez. Ne irfani konu ve kavramları bilmek, zikretmek ve olağanüstü işler yapmak bir şahsın irfanın hakikatine erdiğine delil teşkil eder ve ne de irfan ıstılah ve kavramlarını bilmemek ve olağanüstü işler yapmamak bir şahsın yüce Allah’ı sezgisel ve huzuri olarak tanımadığına delalet eder.[4] Bundan dolayı keramet ve olağanüstü işler sergileyen bir şahıs doğru bir şekilde tanınmalıdır; yani böyle bir şahsın inanç, mezhep, meşrep, davranış ve hareketlerinin doğruluğu ve hayatının kutsal şeriat buyrukları esasınca şekillenip şekillenmediği veya şeriat karşıtı ameller ve batıl riyazetler ve yanlış inançlar ehli olup olmadığı incelenmelidir. Çünkü keramet ve benzeri şeylerin sergilenmesi insanın gönül bağlayacağı şeyler değildir. Hatta bu hususlara gönül bağlamak gerçekte bir tür şirktir ve şeytanın bu yoldaki tuzaklarından sayılır. Yüce Allah’a gerçek kul olmak, insanın Allah’a sadece ilah olmasından dolayı tapınmasıdır. Eğer Allah uygun görürse bu hususları bahşeder; o halde Allah’a keşif ve keramet dürtüsüyle kulluk edilmemelidir. Aksi takdirde Kur’an’ın tabiriyle böyle bireyler heveslerini rab edinenlere dönüşür: Nefsinin hevesini kendisine rab edineni gördün mü?[5]

 


[1] Misbah Yezdi, Muhammed Taki, Der Costecuyu İrfanı İslami, s: 294, İntişaratı Müessesei Amuzeşi ve Pejuheşiyi İmam Humeyni (r.a), Kum, çapı dovvum, 1387 h.ş.

[2] Daha fazla bilgi edinmek için “Peygamberlerin Misyonunda Mucizenin Konumu” adlı 11681. Soruya (Site: 13467) müracaat ediniz.

[3] Der Costecuyu İrfanı İslami, s: 317.

[4] a.g.e, s: 318.

[5] Casiye Suresi, 23. ayet.

 

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Şia Hz. Ali(a.s)'ın faziletlerini ispatlamada Ehl-i Sünnet'in mütevatir hadislerine dayanabilir mi?
    7829 Masumların Siresi 2011/06/21
    Tevatür yalan üzere anlaşmaları mümkün olmayan büyük bir kalabalığın bir konuyu nakletmelerine denir. Biz inanıyoruz ki Hz. Ali'nin faziletleri ve onun imameti hakkındaki nas tevatürle sabittir. Bunu Şia'nın hadis ve tarih kaynaklarının yanı sıra Ehl-i sünnetin kitaplarından ve sahabilerin hadislerini nakleden eserlerden istifade ediyoruz. Buna göre bizim bu konuyla ilgili ...
  • Neden Yahudiler Yahudi olarak adlandırılmaktadır?
    10738 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Yahudilerin Yahudi olarak adlandırılmasının nedeni hakkında ihtilaf vardır. Bazıları Yahud’un hidayete ermiş olduğu manasına geldiğini ve bunun nedenin de Musa’nın (a.s) kavminin buzağı tapmaktan tövbe etmesi olduğunu belirtmiştir.[1] Bazıları da bu kavme Yahudi söylenmesinin nedeni hakkında şöyle demiştir: Hz. Yakub’un dördüncü oğlunun adı “Yahuza” ...
  • Bir miktarı buz tutan ve geriye kalan kısmı kür (çok) su miktarında olmayan kür (çok) suya necaset değerse hükmü nedir?
    5824 Su Türleri 2012/04/11
    Büyük taklit merciileri bu konuda şöyle buyuruyorlar: ‘Kür (çok) suyun bir miktarı buz tutar ve geriye kalan kısmı da çok su miktarına ulaşmazsa, necaset değdiğinde necis olur ve buzdan eriyen kısım da necistir.’[1]
  • Âli İmran Suresinin 14. Ayetini dikkate alarak, kadınlar da erkekler için aşağılık maddi işler kısmından sayılıp dört ayaklı hayvanlar cinsinden mi hesap edilir?
    18306 زن 2012/07/21
    Söz konusu ettiğiniz sorunun cevabında şöyle denilmesi gerekir: Sizin Ali İmran Suresinin 14. Ayetinden yaptığınız çıkarım yanlış bir çıkarım olup ayetin manasına dikkat edilirse, sizin açıkladığınızın dışında bir şey anlaşılır. Ayette şöyle buyrulur: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin ...
  • Üç Haslet hadisinin senedi sahih midir?
    7614 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/10/23
    Söz konusu hadisin bazı ravileri hakkında elde herhangi bir bilgi yoksa da birkaç sebepten dolayı ona istinat edilebilir:1-Hadis, çeşitli birinci grup rivayet kaynaklarında gelmiştir. Ve biliyoruz ki bir rivayet değişik kaynaklarda gelmişse ve büyük muhaddisler ona önem vermişlerse bu, onun itibarını ve muhaddislerin ...
  • Rüyada bilinçli olma imkânı mevcut mudur? Bazı rüyaların gerçekleşmesinin nedeni nedir?
    12738 Teorik İrfan 2012/02/18
    Bilgelerin görüşüne göre uyku, zahiri duyuların tedricen dış dünyayla ilişkisinin kesildiği, ama batıni duyuların henüz aktif olduğu bir haldir. Uyku anında dış dünyayla uğraşmaktan ve değişik meşguliyetlerden uzaklaşması neticesinde insan nefsi, melekût âlemine odaklanır ve nefis madde âleminden ne kadar çok uzaklaşırsa, nefsin kendi âlemiyle irtibat kurması daha fazla ...
  • Baş ve göğüs balgamını yutmanın oruca bir zararı var mıdır?
    7106 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/08/08
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.  ...
  • Aceleyi gidermek için ne yapılmalıdır?
    7207 Teorik Ahlak 2012/05/03
    Acele, dinsel öğretilerin men ettiği hususlardandır. Bu, işleri yapmada erken girişimde bulunmak anlamına gelir. Acele etmek hız ve işleri zamanında yapmak ile fark eder. Hız, öncüllerin ve gerekli şartların hazır olmasından sonra insanın fırsatı elden vermemesi ve işi yapmak için girişimde bulunmasıdır. Acelenin karşısında ise soğukkanlılık ve ...
  • Acaba yaradanın yaratıcılık özelliğinin fiiliyyete geçmediği bir an ve ya zaman varmıdır?
    8445 Eski Kelam İlmi 2008/06/12
    Gereken cevaba ulaşmak için bu bir kaç noktanın yani zamanın mahiyyeti, fiili sıfatlar ve ilahi feyzin devamının, açıklığa kavuşması gerek.1.Zamanın mahiyyeti nedir?Zaman: Hareket yoluyla cisimlere arız olan akıcı aralıksız niceliktir. ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    82581 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...

En Çok Okunanlar