Gelişmiş Arama
Ziyaret
17437
Güncellenme Tarihi: 2011/08/16
Soru Özeti
Hz. Fatıma (s.a) Mushaf’ı nedir? Acaba Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt’in (a.s) ondan haberdar idiler mi?
Soru
Kuleyni kitabında (Kâfi, 1.c, 239.s) diyor ki: “Ashabımızdan bir kısım Ahmet b. Muhammed’den, O da Abdullah b. Huccal’dan, Ahmet b. Ömer Halebî ve O da Ebu Basir’den naklederek şöyle diyor: “İmam Sadık’ın (a.s) huzuruna vardım ve Ona arz ettim: Canım sana feda olsun! Senden bir şey sormak istiyorum. Burada sesimi duyabilecek birisi var mı?” O sırada Ebu Abdullah (a.s) iki ev arasındaki perdeyi aralayarak baktı ve şöyle buyurdu: Her ne istersen sorabilirsin. …(Ben Hz. Fatma'nın mushafı ile ilgili soruyu sorunca) İmam sükût etti ve sonra : “Fatıma’nın (s.a) Mushaf’ı bizim yanımızdadır. Halk Fatıma (s.a) Mushaf’ının ne olduğunu bilmezler.” diye buyurdu. Dedim ki: “Fatıma (s.a) Mushaf’ı nedir?” Buyurdular ki: “Sizin elinizde bulunan Kuran’ın üç katı büyüklüğünde bir Mushaf'tır. Allah’a ant olsun sizin elinizdeki Kuran’ın bir harfi bile onda yoktur.” Dedim ki: “Allah’a ant olsun kâmil ilim budur.” İmam (a.s): “Bu da bir ilimdir ama kâmil ilim değil.” diye buyurdu.”
Acaba Peygamber (s.a.a) ve ashabı, Fatıma’nın (s.a) Mushafından haberdarlar mıydı? Eğer Allah Resulü (s.a.a), peygamber olmasına rağmen onu bilmiyor ve haberdar değildiyse, nasıl olur da Ehlibeyt’in (a.s) ondan haberi olur? Eğer ondan haberdardıysa neden onu ümmetten sakladı? Oysaki Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni ilet. Eğer bunu yapmazsan, O’nun mesajını iletmemiş olursun.”
Kısa Cevap

Fatıma (s.a) Mushaf’ı, Fatıma Zehra (s.a) zamanında Ali’nin (a.s) eliyle yazılmış olan bir kitaptır. Bu kitabın içeriği özel bir melek veya Cebrail (a.s) vasıtasıyla Hazreti Fatıma’ya (s.a) öğretilmiştir. Bu kitap, gaybî olayları ve Âli Muhammed’in (s.a) sırlarını içerir. Aynı zamanda İmametin bir nişanesi olup imamların birinden diğerine geçmiştir. Şu anda ise zamanın imamı Hazreti Mehdi’nin (a.f) elindedir. Birçok rivayete dayanarak bu kitabın Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra yazılmasından ötürü, Allah Resulü’nden onun hakkında bir rivayet nakledilmemiştir. Ama bu, Peygamber’in (s.a.a) ondan haberdar olmadığı anlamını taşımaz. Zira bizler Peygamber’in (s.a.a) Allah’ın izniyle gelecekten de haberdar olduğuna inanmaktayız. Bu Mushaf’ın, imametin nişanelerinden olması ve Onlara has olması sebebiyle muhtevası halka bildirilmemiş ve umum için karar kılınmamıştır.

Ayrıntılı Cevap

Hz. Fatıma Mushaf’ı

Ciltlenmiş olarak yani iki kapak arasında toplanan her yazıma, Mushaf denir. Bu yüzden her kitaba Mushaf demek mümkündür. İslam’ın ilk yıllarında Kuran’a da Mushaf denmiştir.[i]

İslam kaynaklarında Masumlara (a.s) has kılınan kitaplar zikredilmiştir ve onlar bu kitapların muhtevasından haberdardılar. Örneğin Ali’nin (a.s) kitabı, Ali (a.s) Mushaf’ı ve Fatıma (s.a) Mushaf’ı…

Bu kaynaklarda zikrettiğimiz son kitap için Fatıma (s.a) Mushaf’ı, Sahife-i Fatıma (s.a) ve Fatıma’nın (s.a) Kitabı gibi unvanlar kullanılmıştır.[ii] Bu konu ile ilgili birçok rivayet mevcuttur. Bu hadislerden bazıları senet yönünden zayıftır ama bazıları ise senet yönünden sahihtir. Bu nedenle, her ne kadar bu hadislerin teferruatlarında farklılık olsa da böyle bir kitabın varlığı hususu kesindir.

Fatıma Mushaf’ının Yazılması

Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra, mübarek kızı babasını kaybetmesinden ötürü çok üzülüyordu. Fatıma Zehra (s.a)’nın babasının ayrılığının tahammülü çok zordu.

Muteber bir rivayette Peygamber’in (s.a.a) vefatından Hazreti Zehra’nın şahadetine kadar olan süreçte, Allah tarafından görevli bir melek teselli vermek için Peygamber’in (s.a.a) kızına nazil oluyordu. Bazı rivayetlerde bu meleğin Cebrail (a.s) olduğu söylenir.[iii] O, Zehra’yı (s.a) babasının berzah âlemindeki durumundan ve gelecekteki olaylardan haberdar ediyordu.

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle naklediliyor:“Allah Resulü (s.a.a) vefat ettiğinde Fatıma (s.a) babasının vefatından dolayı o kadar mahzun olmuştu ki bu gam ve hüznün şiddetini sadece Allah bilir. Bu yüzden Allah-u Teâlâ, Ona (s.a) teselli vermesi ve kederini gidermesi için bir melek gönderdi. Fatıma (s.a), Ali’yi (a.s) bu konuda bilgilendirdi ve Ali (a.s) meleğin Hz. Fatma'ya ilettiği tüm o sözleri yazdı. Fatıma Mushaf’ı bu şekilde yazılmış oldu.”[iv]

Bu ve buna benzer başka rivayetlerden bu Mushaf’ın, Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra İmam Ali’nin (a.s) tarafından yazıldığı ve bir meleğin Hz. Fatma Zehra’ya (s.a.) aktarmış olduğu bilgi ve sözlerden oluştuğu anlaşılmaktadır. Elbette önceki rivayetlere nispet daha az olan bazı rivayetlerde bu Mushaf’ın, Allah Resulü (s.a.a) zamanında yazıldığı nakledilmiştir. Seyit Cafer Murtaza Amili ( tarih alanında tanınmış muasır Şii âlimi) farklılıkların ortadan kalkması ve rivayetleri bir araya getirmek amacıyla şöyle diyor: Mushaf, Allah Resulü (s.a.a) zamanında yazılmaya başladı ve bir kısmı Peygamber'in hayatı döneminde yazıldı. Devamı ise Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra yazıldı.[v]

İlahi bir meleğin Hazreti Fatıma (s.a) ile konuşması uzak bir görüş değildir. Zira Kur'an'da seçkin kadınların meleklerle konuştukları açıkça beyan edilmiştir. Bu konuda Kur'an şöyle buyuruyor: “Hani melekler, “Ey Meryem! Allah seni seçti, arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” dediler.”[vi] Oysaki Hazreti Meryem (s.a) sadece kendi zamanının kadınlarından üstündü ama Fatıma (s.a) tüm zamanlardaki kadınlardan daha üstündür.

Mushaf’ın Muhtevası

Rivayetlerin incelenmesiyle bu kitapta şu konuların işlendiğini görüyoruz:

1-     Gelecekteki olaylardan haberler.[vii]

2-     Hazret-i Fatma Zehra’nın (s.a) vasiyeti.[viii]

3-     Kıyamet gününe kadar, hüküm sürecek olan emirler.[ix]

4-     Hazret-i Fatma Zehra’nın (s.a) soyunun başına gelecek olanlar.[x]

5-     Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonraki berzah alemindeki durumu hakkında bilgi.[xi]

Burada örnek olarak bir rivayete değineceğiz: İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: “Şüphesiz Fatıma (s.a), Peygamber’den (s.a.a) sonra yetmiş beş gün yaşadı. Bu müddette babasını kaybetmesinden dolayı çok kedere büründü. Bu sırada Cebrail (a.s) O’nun yanına geliyor ve Zehra’ya (s.a) teselli veriyordu. Onu sakinleştiriyor ve babasının durumundan ve yerinden haberdar ediyordu. Çocuklarının geleceği konusunda bilgiler veriyordu. Ali (a.s) ise tüm bunları yazıyordu ve Mushaf bu şekilde yazılmış oldu.”[xii]

İmamların (a.s) Söz konusu Mushaf’ın Kuran’la Farklılığına Tekitleri

Bazı kimseler bu mushaf konusunu bahane ederek Şia'ya Kuran’da tahrif olduğunu ve bir takım ayetlerin bu Mushaf'ta olduğuna inandıkları isnat edebilirler. Bu yüzden İmamlar (a.s) bu Mushaf'ta herhangi bir Kuran ayetinin olmadığı vurgusunu yapmışlardır.[xiii] Allame Askeri şöyle yazıyor: “Bazı Ehli Sünnet yazarları, Ehlibeyt mektebi mensuplarına töhmet atıyor ve diyorlar ki: Onların Fatıma Mushaf'ı adında başka bir Kuranları var. Çünkü Fatıma’nın (s.a) kitabının adı Mushaf'tır ve İslam’ın ilk yıllarında beri bazı Müslümanlar Kuran’a Mushaf da demişlerdir.”[xiv] Bu şüphenin ortadan kalkması için Ehl-i Beyt'en gelen hadislere dikkat etmek yeterlidir. Onlar açıkça Fatıma'nın mushafının Kur'an'la bir alakasının olmadığını beyan buyurmuşlardır. İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadiste şöyle diyor: “Allah’a ant olsun Fatıma Mushaf’ı bizim yanımızdadır ve onda Kuran’dan bir ayet dahi yoktur.”[xv]

İmamet Nişanesi

Uzunca bir hadiste İmam Rıza (a.s) imamın nişanelerini sayıyor ve buyuruyor ki: “İmamın alametlerinden birisi de Fatıma Mushaf’ının onun yanında olmasıdır.”[xvi] Ayrıca İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: “İmam Bakır (a.s) şehit olmadan önce Fatıma Mushaf’ını bana teslim etti.”[xvii]

Bu Mushaf, yazılışından sonra İmamların elindeydi ve imamlar arasında elden ele geçmiştir. Şu anda ise bu Mushaf zamanın imamı Hazreti Mehdi'nin (a.f) yanındadır.

Peygamberin (s.a.a) Mushaf Hakkındaki Bilgisi

Birçok rivayete dayanarak Mushaf’ın Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra yazıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, Peygamber (s.a.a) bu Mushaf’a hiç işarette bulunmamıştır, ama bu Allah Resulü’nün (s.a.a) o Mushaf'tan haberdar olmadığı anlamına gelmez. Bizler, Peygamber’in (s.a.a) Allah’ın izni ile gelecekten haberdar olduğuna inanmaktayız. Hazret Resulullah (s.a.a), şu anda bile Kuran ayetinin de buyurduğu gibi bütün amellere ve olaylara şahitlik etmektedir. Elbette bu kitap İmamlara özel olup İmametin nişanelerinden olduğu için halkına geneline açıklanmamıştır.

Daha önce de söylediğimiz gibi, hatta bazı rivayetlere göre Mushaf’ın bir kısmı Peygamber'in (s.a.a) zamanında yazılmıştır.

Buna ilaveten Fatıma Mushaf’ı, Kuran’ın bir bölümü değildi ki Peygamber (s.a.a) onu beyan etmede vazifeli olsun. Diğer taraftan İslam Peygamberi (s.a.a) teferruatla ilgili bir çok hükmü veya Kur'an'ın gelecekle ilgili ayetlerinin tefsirini zamanı gelmediği için beyan etmemiş ve bunları İmamlara bırakmıştır.[xviii] Çünkü kendisinden sonraki masum olan mercileri yani Ehl-i Beyt imamlarını tanıtmakla gerçekte dinin her yönünün anlaşılmasını sağlamış ve her şeyi genel anlamda açıklamıştır. Buna binaen, Efendimizin bir konuda haber vermemesi ondan habersiz olduğuna delil sayılmaz.



[i] Lisan’ul-Arap, 9.c, 186.s

[ii] İbni Babeveyh Kummi, El-İmametu vet-Tebsire, 12.s

[iii] Kâfi, 1.c, 241.s

[iv] Kâfi, 1.c, 238.s

[v] Seyit Cafer Murtaza, Halfiyyatu Kitabi Me’setuz-Zehra, 6.c, 57-58.s

[vi] Âli İmran Suresi, 42. Ayet

[vii] El-İhticac, 2.c,134.s

[viii] El-İhticac, 1.c,241.s

[ix] El-İhticac, 2.c, 134.s

[x] Kâfi, 1.c, 241.s

[xi] Kâfi, 1.c, 241.s

[xii] Kâfi, 1.c, 241.s

[xiii] Muğniye, Muhammed Cevad, Eş-Şiatu fil-Mizan, 61.s

[xiv] Mealim’ul-Medreseteyn, 2.c, 32.s

[xv] Kafi, 1.c, 238.s

[xvi] Men La Yehzuruhul-Fakih, 4.c, 419.s

[xvii] Bihar’ul-Envar, 26.c, 47.s

[xviii] Mutevatir hadis olan Sakaleyn Hadisi’nde belirttiği gibi: .« إِنِّی تَارِکٌ فِیکُمُ الثَّقَلَیْنِ مَا إِنْ تَمَسَّکْتُمْ بِهِمَا لَنْ تَضِلُّوا کِتَابَ اللَّهِ وَ عِتْرَتِی أَهْلَ بَیْتِی وَ إِنَّهُمَا لَنْ یَفْتَرِقَا حَتَّى یَرِدَا عَلَیَّ الْحَوْضَ Vesail’uş-Şia, 27.c, 33.s

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar