Gelişmiş Arama
Ziyaret
10170
Güncellenme Tarihi: 2010/09/22
Soru Özeti
Kimler masum kavramının örnekleridir?
Soru
Kimler masum kavramının örnekleridir?
Kısa Cevap

Masumluk nefsanî bir sıfat ve derunî bir güç olup taşıyanı günaha bulaşmanın ötesinde günah işleme düşüncesi ve tasavvurundan alıkoyar. Istılahta ise hata, unutma, sürçme ve günahtan korunma ve mahfuz olma anlamındadır. Genel bir sınıflandırmayla masumiyet iki çeşittir: 1- Tümel korunma ve masumiyet; 2- Güçlü ve zayıf olarak derecelendirilebilen nispi masumiyet.

Bu esas uyarınca masum beş grubu kapsar:

1. Tüm ilahî peygamberler.

2. Tüm imamlar.

3. Tüm ilahî melekler.

4. Yukarıdaki üç grup dışında kalan masumiyet (masumiyet peygamberlik ve imamet ile eşdeğer değildir; zira Hz. Fatıma (a.s) ve Hz. Meryem (a.s) gibi bir insanın masum olması ancak peygamber olmaması mümkündür).

5. Muhlis insanlardan bir grup.

Ayrıntılı Cevap

Masumiyet sözlükte korunma ve mahfuz olma manasındadır. Istılahta ise hata, unutma, sürçme ve günahtan korunma ve mahfuz olma anlamındadır.[1] Başka bir ifadeyle nefsanî bir sıfat ve derunî bir güç olup taşıyanı günaha bulaşmanın ötesinde günah işleme düşüncesi ve tasavvurundan alıkoyar. Hata ve günahtan korunma iki çeşittir.

1- Bütün ömür boyunca (doğumdan ölüme dek) ilahî dini öğrenme, öğretme ve uygulamada tüm yanlış, unutma, günah ve hatalardan tümel bir şekilde korunmak ve masum kalmak. Bu çeşit masumiyet sadece melekler, peygamberler ve imamlarda (a.s) tahakkuk etmiştir, başkalarında tahakkuk ettiğine dair ise bir bilgimiz yoktur.[2]

2- Güçlü ve zayıf olarak derecelendirilebilen ve değişik bireylerde farklı ve muhtelif bir durum arz eden nispi masumiyet. Din işlerinde çaba, riyazet ve ibadetlerin ardından bir ölçüye kadar masumiyet kazanılabilir ve bunların vasıtasıyla korunabilir. Elbette ömrün sonuna dek bunun korunması bağlamında bir güvence yoktur. Bu yüzden nispi masumiyet zayıf ve güçlü dereceleri göz önünde bulundurularak başkalarına isnat edilebilir. Normal bireylerdeki bu halden “adalet melekesi” olarak söz edilir; yani kendisinde bilerek bir sürçme ve büyük bir günah görülmeyen bir şahıs yapısına atfedilir.[3]

Son kıstasa göre masum hem peygamberler, imamlar ve melekleri kapsamakta ve hem de kendini yetiştirerek günaha bulaşmayan insanları kapsamaktadır. Bu esas uyarınca bu makam ve konum peygamberler ve on dört masuma özgü değildir. Başka muhlis mahlûklar da bazı mertebelerde bu özelliğe sahiptir. Bu yüzden biz masumları beş bölüme ayırıyor ve onların masumiyet delillerini kısaca açıklıyoruz:

1. Peygamberler (a.s):

Semavî peygamberler küçük ve büyük her türlü günahtan korunmuş olmalı ve asla bir anlık olsa dahi günahın etrafında gezinmemelidirler. Şia bilginlerinin görüşüne göre peygamberler dört çeşit masumiyette birbirleriyle eşittirler: Vahyi idrak etme ve bildirmede masum olmak; inançlarda masum olmak; günahlardan masum olmak; hata ve unutmadan masum olmak.

Peygamberlerin Masumiyetinin Aklî Delilleri:

Büyük kelam bilginleri akıl yoluyla peygamberlerin masumiyetinin gerekliliğine yönelik birçok delil getirmişlerdir. Bazıları şunlardır:

A- Deruni Etkenler:

Peygamberlerin varlığında günah etkenleri (cehalet, bilgisizlik, şehvet ve heveslerin galebesi vb.) günahı önleme etkenleri karşısında yeniktir.

B- Güven ve Gayeyi Zedeleme Delili:

Peygamberlerin yollanmasındaki hedefin ilahî buyruklar aracılığıyla insan türünün hidayete ermesi olduğu açıktır. Bu hedef peygamberlerin söz ve öğretilerine yönelik halkın hiçbir şüphe kuşkusu olmaması durumunda gerçekleşir. Onları can ve gönülden kabullenmeleri, onlara yüzde yüz teslim olmaları ve güven duymaları için kendilerinin sözlerini Allah’ın sözleri ve öğretilerini de ilahî öğretiler bilmelidirler. Akıllı, bilge ve bilinçli bir şahsın asla gaye ve hedefinin aksine hareket etmeyeceği kesindir. Böyleyken onlar günah ve hatadan masum olmazlarsa, insanları sapkınlığa yöneltecektir. Bu da peygamberlerin yollanmasındaki hedefin tam karşı noktasıdır.

C- Cehalete Yöneltme ve Hatayı Teşvik Etmek:

Yüce Allah’ın kendi kullarını hidayete erdirme makamında asla onları hata yapmaya teşvik edecek ve sapmaya çağıracak en küçük bir fiil işlemeyeceği kesindir. Çünkü herkesten ve özellikle de zatı temiz olan Yüce Allah’tan böyle bir fiilin meydana gelmesi çirkin ve berbattır. Eğer Yüce Allah mucizeler ve ilmi kanıtlar gibi peygamberliğin delillerini masum olmayan birinin inisiyatifine (yalan atması, hata yapması ve günah işlemesi mümkün birine) bırakırsa, kullarını sapkınlığa yöneltmiş olacaktır. Hâlbuki bu fiil Allah’a isnat edilemez.  

D- Masum Olmayanın Vahiy Alma Liyakatinde Olmaması:

Her bilgece memuriyetin gerekli bir liyakat ve kabiliyete ihtiyaç duyduğunu bilmekteyiz. Layık ve kabiliyetli olmayan bireylerin vazifelerini doğru bir şekilde yapması mümkün değildir. Peygamberlerin Allah’ın mesajını vahiy yoluyla aldıkları ve insanlara ulaştırdıklarını da biliyoruz. Bu mesaj baştan sona nur ve maneviyattır. Muhtevası da tümüyle iman ve takvadır. Böyle bir mesaj alıcısı tabiat ötesi ve her türlü kusur ve eksiklikten arı olan Yüce Allah ile irtibat kurabilecek ve muhtevası temizlik ve takvayla dolu bir mesajı yüklenebilecek kadar temiz ve münezzeh olmalıdır.

Peygamberlerin Masumiyetinin Nakli Delilleri:

Bir takım Kur’an ayetleri peygamberlerin masumiyetine delalet etmektedir. Aşağıda onlardan bazılarına işaret ediyoruz:

A- Peygamberleri muhlislerden sayan ayetler. Muhlisler hatta şeytanın bile kendilerini saptırmaktan meyus olduğu ve onları istisna kıldığı kimselerdir. “İblis, Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım dedi.”[4] Muhlis (ihlâslı) masum ile eşittir ve kesinlikle peygamberler onun örnekleridirler. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Kitap’ta, Musa’yı da an. Şüphesiz o muhlis bir insan idi. Bir resûl, bir nebi idi.”[5] Hz. Yusuf hakkında da şöyle buyurmuştur: “Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.”[6]

B- Kur’an-ı Kerim peygamberlere mutlak bir şekilde itaat edilmesini gerekli görmüştür[7] ve mutlak itaatin gereği de masumiyettir.

C- Kur’an-ı Kerim ilahî makamları zulme bulaşmamış kimselere özgü kılmıştır.[8] Her günah da en azından nefse zulmetmektir. Kur’an-ı Kerim’in bakışında her günah işleyen kişi zalim olarak adlandırılır.

2. İmamlar (a.s):

İmamlarım masumiyeti de peygamberlerin masumiyetinden farklı değildir; onlar da doğdukları günden itibaren masumdurlar.[9] Sadece imamlar hakkında vahiy alma ve bildirme yerine vahiy öğretilerini açıklama ve beyan etmeden söz edilmektedir.[10] İmamların masumiyetinin aklî delilleri peygamberlerin masumiyetinin aklî delillerinin aynısıdır. İmamların masumiyetinin naklî delilleri ise şunlardır:

Temizleme Ayeti[11]:

Kur’an şöyle buyuruyor: “Ey Ehli Beyt! Allah, sadece sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” Ayetin bu bölümünde iki çoğul zamir kullanılmış ve her ikisi de eril çoğunluk halinde gelmiştir. Dolayısıyla peygamberin (s.a.a) eşleriyle bir irtibatı bulunmamaktadır. Aynı şekilde ayetine orijinalinde yer alan “innema” tabiri genellikle özgünlük içindir ve tercümesinde ise sadece ve yalnız sözcüklerinden istifade edilmektedir. Bunun delili ise ayette zikredilen üstünlüğün Peygamberin (s.a.a) ailesine özgü olması ve başkalarını kapsamamasıdır. “Yuridu” (Allah irade etmekte ve istemekte) cümlesi Rabbin tekvini iradesine işarettir. Yani Yüce Allah teşrii değil, tekvini bir buyrukla sizi her türlü kirlilikten temizlemeyi ve korumayı irade etmiştir; zira teşrii irade onların temizliklerini korumak için sorumlu kılınmasıdır. Bu sorumluluğun Peygamber (s.a.a) ailesine özgü olmadığını ve tüm Müslümanların kendilerini temiz tutmak için sorumlu ve görevli olduğunu biliyoruz. Ayetin orijinalindeki “rics” kelimesi sözlükte temiz olmayan bir şey anlamındadır.[12] Her ne kadar bazı büyük şahsiyetlerin sözlerinde “rics” kelimesi “günah” veya “şirk” yahut “yanlış inanç” veyahut “cimrilik ve kıskançlık” anlamında tefsir edilmişse de gerçekte bunlar bu geniş ve engin mefhumun örneklerinin beyanıdır. Elif ve lam’ın cins türünün bu kelimenin başına gelmesi (errics) ve burada genellik anlamını yansıtması nedeniyle ayetin mefhumu şöyledir: Allah her çeşit ve her türlü kirliliği onlardan uzak kılmayı irade etmiştir. Ayetin orijinalindeki “ve yutahhirikum tathiren” cümlesi “tathir” kelimesinin manasının temiz kılmak olması nedeniyle kir ve önceki cümlede gelen her türlü kirliliği gidermeye yönelik yeni bir vurgulamadır. (Arap gramerinde) mutlak meful olan “tathiren” kavramı da bu mananın bir başka vurgulayıcısıdır. Netice itibariyle, Yüce Allah değişik vurgulamalar ile Peygamberin (s.a.a) ehli beytini her türlü çirkinlik ve kirlilikten temizlemeyi ve arı kılmayı irade etmiştir. Elbette başka deliller de Peygamberin (s.a.a) ehli beytinin sadece on dört masum olduğu hususunu açıkça beyan etmektedir.[13]

3. İlahî Melekler:

İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın melekleri ilahî lütuf sayesinde küfür ve beğenilmeyen şeylerden masum ve güvendedirler.”[14] Aynı şekilde devamında şöyle buyurmaktadır: Melekler peygamberler ve imamlar gibidirler.[15]

4- Üç grup dışında kalan masumumlar (masumiyet peygamberlik ve imamet ile eşdeğer değildir; zira Hz. Fatıma (a.s) ve Hz. Meryem (a.s) gibi bir insanın masum olmakla beraber peygamber olmaması mümkündür). Bazı Kur’an ayetleri Meryem’in temiz ve arı oluşuna tanıklık etmektedir: “Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.”[16] Müfessirler bu ayetin Hz. Meryem’in masum oluşuna delalet ettiği görüşünde hemfikirdirler.[17] Aynı şekilde yukarıda belirtildiği gibi temizlik ayeti de Hz. Zehra’nın masum oluşuna delalet etmektedir.

5- Muhlis insanlardan bir grup masumiyetin bazı mertebelerine yani günah işlemekten korunmaya ulaşabilirler.[18] Çünkü masumiyetin menşei insan irade ve tercihidir. Elbette tüm yönlü masumiyet ilahî evliyalardan bir gruba mahsustur ama sakınan bazı müminler nefis tezhip ve tezkiyesi yoluyla fiillerinin çoğunda günaha bulaşmaktan korunabilirler. Bu tercih edilir bir konudur.[19] Gerçekte ilahî emirleri yerine getirme, men edilen hususlardan sakınma ve küçük günahları yapmada ısrar etmeme konusunda kararlı bir meleke taşımadır. Bu, bazen kendisinden adalet melekesi olarak söz edilen şeydir.



[1] Akaidu’l-İmamiye, s. 187.

[2] Bkn: Misbah Yezdi, Mearif-i Kur’an, c. 4 ve 5 (Rah ve Rahnema Şinasi), s. 212-147; Amuzeş-i Akaid, c. 2, s. 260-232, ders. 24-26.

[3] 178. (Site: 1395) yanıttan alınmıştır.

[4] Sâd- 82-83.

[5] Meryem, 51.

[6] Yusuf, 24.

[7] Bakara, 124.

[8] Bakara, 124.

[9] Rahnema Şinasi, Muhammed Taki Misbah Yezdi, s. 673.

[10] Menşur-ı Akaid-ı İmamiye, s. 110 ve 111; Porsiman İsmet, Hasan Yusufyan, s. 43.

[11] Ahzab, 33.

[12] İster insanlık doğası açısından kirli ve menfur olsun yahut akıl ve şeraitin veyahut bunların tümü hükmünce olsun. Bu nedenle Rağıb Müfredatta “rics” kelimesini kirli şey olarak manalandırdıktan sonra bunun dört suretini zikretmektedir (insanlık doğası veya akıl, yahut şeriat veyahut bunların tümü açısından kirli olmak).

[13] Bkn: İndeks: Ehli Beyt Bireyleri. Soru: 1247 (Site:)

[14] “Allah’ın melekleri O’nun lütfüyle küfür ve çirkin şeylerden korunmakta ve güvenliktedirler. Onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği şeye isyan etmez ve emrettiği şeyi yaparlar. (Biharu’l-Envar, c. 56, s. 321.)

[15] “Sonra şöyle buyurmuştur: Eğer dedikleri gibi Allah bu melekleri yeryüzüne halife kılmışsa ve onlar dünyada peygamberler ve imamlar gibiyseler, o zaman peygamber ve imam sayılırlar.”  

[16] Âli İmran, 42.

[17] el-Mizan, c. 3, s. 217.

[18] Bkn: Velayetname, Allame Tabatabai, Tercüme-i Hemayun Himmeti, s. 48-55.

[19] Menşur-i Akayid-ı İmammiye, s. 116.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Doktor ve hasta arasındaki karşılıklı haklar İslam şeriatı esasınca açıklanabilir mi?
    8909 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/12
    Bir açıdan ilahi hükümler iki kısma ayrılır. A. İmzasal hükümler; B. Tesise dayalı hükümler. İmzasal hükümler, İslam’dan önce geçmişi olan, ama İslam’ın bir takım ıslahatlar yaparak imzaladığı hükümlerdir. Birçok muamelat türü bu kabildendir. Tesise dayalı hükümler ise daha önce bir geçmişi olmayan, İslam’ın ibdası olan hükümlerdir; birçok ...
  • Günahın hakikati nedir. Ve günahın insan ruhunda etkisi nedir?
    12597 Pratik Ahlak 2008/04/10
    Bu sorunun cevabını dört bölümde inceleyelim;1 Günahı Hakikati:Günah: sözlük manasıyla isyan demektir. Baş kaldırma, hata, Mevla’nın emir ve yasaklarına muhalefet etmek manalarına da gelmektedir.Günah işleyen kul şehvetini ...
  • Peygamber Efendimizin, Ebu Bekir Ömer ve Osman’la akrabalık kurması ve İmamların Çocuklarına onların İsimlerini koymaları onlardan razı olduklarına delalet etmez mi?
    70177 Eski Kelam İlmi 2011/08/16
     Her evliliğin gerçekleşmesinde çeşitli nedenler olabilir ve evlilik iki ailenin bakış açısı, fikri yapısı veya inanç yapısının müşterek olduğu ve bir fikri ayrılık olmadığı anlamına gelmez. Buna ek olarak mümkündür iki insanın belli bir zaman diliminde birçok konuda ortak ve uyumlu noktaları olsun ve bir müddet ...
  • Gıybeti edilen bireyden rıza almadan tövbe edilebilir mi?
    9397 درمان رذائل اخلاقی 2014/05/20
    Gıybet kul hakkı olması nedeniyle iki merhalede başta gıybet edilenden rıza alınmalı ve sonrada Allah nezdinde bu günahtan dolayı tövbe edilmelidir. Ama gıybeti edilen bireyden herhangi bir nedenden ötürü rıza almak mümkün değilse veya ona bunu söylemek daha büyük bir probleme yol açacaksa böyle bir durumda masumların ...
  • Neden Kur’an sizler kadınlarınızı dövebilirsiniz diye buyurmaktadır?
    9450 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Kur’an’da tavsiye edilmiş üçüncü taktik (öğüt verme ve yataktan uzaklaştırmadan sonra) hakkında, ilk bakışta insan, istediği şekilde kadına davranması ve yumruk, tokat ve tekmeyle onu teslim alması için İslam’ın erkeğe imkan tanımak istediği sanısına kapılabilir. Oysaki durum asla bundan ibaret değildir. Kadınların isyan etmesi, vazife ve sorumluluklarına sırt çevirmede ...
  • Hikaye, tatmin, mizac ve sadık rüyalar hangi tür rüyalardır? Bu konuda rivayet var mıdır?
    7562 Teorik İrfan 2012/04/11
    Rüyalarda hikaye, tatmin ve mizac deyimleri[1] bizim (Şia) rivayetlerde gelmemiştir. Ama yalan rüya veya perişan rüyanın tersi olan sadık rüya rivayetlerde görülmektedir. Konunun anlaşılması için belirtelim ki uyku sırasında insanın nefsi dış dünyayla meşgul olmadığı için kendi alemine yönelmektedir; ve nefs, maddi ...
  • Spor müsabakalarında şarta girmek hakkında İslam’ın hükmü nedir?
    7660 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/21
    Müsabaka tarafları her kim mağlup olursa galip tarafa bir şey vermeli veya onun için bir iş yapmalıdır diye bir karar alırlarsa, bu anlamıyla müsabakada şarta girmek haramdır. Aynı şekilde taraftarların birbirleriyle şarta girmesi de haramdır. Elbette bu haram hüküm at yarışı ve ok atma müsabakalarına katılanlar ...
  • Melekler Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bilmekteydiler?
    13686 Tefsir 2011/06/20
    Meleklerin Âdem’in yaratılmasından önce Âdem’in bozgunculuk çıkaracağını nerden bildiği hususunda bir takım ihtimaller beyan edilmiştir:1. Lavh-i Mahfuz kanalıyla Âdem’in zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağı ve kan akıtacağı öğrenilmiştir. 2. İlahi haberler yoluyla öğrenilmiştir.3. Bu konu gerçekte meleklerin öngörüsüydü; çünkü onlar insanın bir takım tabii çelişkiler taşıyan toprak ...
  • Kur’an’da hayat ve ölüm kelimeleri kaç defa geçmiştir?
    16746 Kur’anî İlimler 2010/07/28
     “Hayat” yaşayış anlamındadır ve mevt de onun karşıt anlamıdır. Hayat ve mevt her ikisi de Allah’ın yaratıklarındandır. Kur’an şöyle buyuruyor: “Hanginizin daha iyi davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, üstündür ve çok bağışlayandır.”[1] ...
  • Neden-Sonuç Konusunda Mutezile İle Şia’nın Bakışı Arasındaki Fark
    8079 Eski Kelam İlmi 2011/04/21
    Allame Tabatabai insanların filleri ve Yüce Allah ile olan irtibatı konusunda Mutezile mensuplarının görüşüne işaret etmiştir. Onlara göre insan muhayyerdir. Bundan ötürü insan fiillerinin öznesi sadece kendidir ve başka bir ilk neden yoktur. Bu grup, insan fillerinin öznesini Allah bilmemiz durumunda bunun cebri gerektireceğini düşünmüştür. Allame ...

En Çok Okunanlar