Gelişmiş Arama
Ziyaret
12180
Güncellenme Tarihi: 2011/01/20
Soru Özeti
Neden Peygamber (s.a.a) Talha ve Zübeyir’e İslam’ın kılıcı lakabını vermiştir?
Soru
Neden Peygamber (s.a.a) Talha ve Zübeyir’e İslam’ın kılıcı lakabını vermiştir? Bu iş, Ali’nin (a.s) hakkaniyeti hakkında halkın sapmasına neden olmamış mıdır?
Kısa Cevap
Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız.
Ayrıntılı Cevap

Hiçbir muteber tarih kitabında yüce İslam Peygamberinin (s.a.a) Talha ve Zübeyir’e İslam’ın kılıcı lakabını verdiğine dair bir bilgi mevcut değildir. Tarihte yer alan şey, Halit b. Velid’e Seyfullah (Allah’ın kılıcı) lakabının isnat edilmesidir. Bazıları Peygamberin (s.a.a) bu lakabı kendisine verdiğini söylemişleridir. Ama görünüşte bu lakap Ebubekir ve Ömer’in hilafet dönemlerinde Halid’e verilmiştir. [1] Talha ve Zübeyir hakkında birkaç noktaya dikkat edilmelidir:

A. İslam Peygamberi (s.a.a) dönemindeki Talha ve Zübeyir:

Tarih ve rivayet kitaplarında tümü Peygamberin (s.a.a.) hayatı dönemiyle ilgili olan bir takım faziletler nakledilmiştir: Bunun örnekleri şunlardır:

1. Nakledildiği üzere Peygamber şöyle buyurmuştur: Her kim ahdine vefa göstermiş birine bakmak istiyorsa Talha’ya baksın. Hasin şöyle demektedir: Talha Uhud savaşında yaralanıncaya kadar Peygamberi (s.a.a) savundu. [2]  

2. Nakledildiği üzere bir şahıs şöyle demiştir: İnsanların talep ve istemesi olmadan onlara büyük mallar veren Talha gibi hiç kimseyi görmedim. [3]

3. Nakledildiği üzere Zübeyir b. Avvam Bedir, Uhud ve tüm diğer savaşlarda Peygamberin (s.a.a) yanında yer almış, Uhud günü direniş göstermiş ve tüm varlığıyla Peygambere (s.a.a) biat etmiştir. Mekke fethi esnasında da muhacirlerin üç sancağından biri onun elinde bulunmuştur. [4]

5. Talha ve Zübeyir, Ebubekir’e biat etmekten kaçınan kimselerden olup Ali (a.s) ile birlikte zamanın yönetimine muhalefet sıfatıyla Hz. Fatıma’nın (a.s) evinde oturup direnmişlerdir. [5]

B. Halifeler zamanındaki Talha ve Zübeyir:

Öte taraftan tarih kitapları bu iki sahabenin halifeler ve Ali’nin (a.s) hilafeti dönemlerindeki beğenilmeyen bir takım fiil ve davranışlarını nakletmektedir. Bunların en büyüğü de hak halife ve kendi zamanlarının imamı olan Hz. Ali’ye muhalefet etmeleri ve onun aleyhine Cemel savaşını başlatmalarıdır. [6] Her halükarda onlar Peygamber (s.a.a) zamanında onun iyi ve vefalı yarenleri ve ilk başta Hz. Ali’ye (a.s) biat eden kimselerdendiler. Peygamber (s.a.a) değişik münasebetlerde onları övmüştür. Bu tamamıyla doğaldır. Bu gibi övgülerde ölçü, şahısların fiili halidir. Yani eğer bir şahıs Peygamber (s.a.a) zamanında bir iyilik yapmışsa ve İslam’a bir hizmette bulunmuşsa, doğal olarak Peygamber (s.a.a) onu övecektir. Ama bu övgü onların geleceği hakkında da verilen yargının ölçü ve miyarı olamaz. Çünkü evvela İslam şeriatı ve insan aklı Peygamberin (s.a.a) gelecek ve şahısların batını hakkında taşıdığı ilimden istifade etmesini, fertlerin gizlilikleri üzerindeki perdeyi kaldırmasını ve deyim yerindeyse cinayetten önce kısas yapmasını doğru bulmaz. Tersine Peygamber (s.a.a) ve tüm masum imamların (a.s) metodu,  zorunlu durumlar hariç (Allah herhangi bir nedenden ötürü kendilerine izin verirdi) Allah vergisi ve kendilerine özgü ilimlerinden muhtelif fertler hakkında istifade etmemeleri ve normal insanlar gibi davranmalarıydı. Mesela İmam Ali (a.s) kendi katilini tanıyordu ama onu halka tanıtmıyordu. Kendisinin sonradan katili olacağını sanki hiç bilmiyormuş gibi ona davranmaktaydı. İkincisi, Kur’an-ı Kerim ve Peygamberin (s.a.a) hadisleri fertleri değerlendirmek ve ölçmek için takvayı [7] miyar ve kıstas olarak belirlemiştir. Bundan dolayı bu miyarların varlığıyla insanlar fertleri değerlendirebilir ve şaşkınlık ve sapmaya düşmeyebilir.

İlgili başlık: Müminlerin annesi ıstılahı, 5300. Soru (Site: 5492) .


[1] Askeri, Seyid Mürteza, Sakife, s. 67; Tercüme-i et-Tabakatu’l-Kübra, c. 1, s. 275.

[2] et-Tabakatu’l-Kübra/ Tercüme, c. 3, s. 188.

[3] et-Tabakatu’l-Kübra/ Tercüme, c. 3, s. 189.

[4] et-Tabakatu’l-Kübra/ Tercüme, c. 3, s. 89.

[5] Müsned-i Ahmed, c. 1, s. 55 ve Tarihu’l-Taberi, c. 2, s. 466.

[6] Tarihu’l-Taberi/Tercüme, c. 6, s. 2465.

[7] Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi

anımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. (Hucurat, 13).

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • iffete ters olan amellerin hükmü nedir? Bu ameller zina haddine ulaşmazsa yine günah sayılıyor mu?
    12048 Yeni Kelam İlmi 2011/04/13
    Zina türünden yapılan bu amel kuranı kerim açısından büyük günah sayılmaktadır. Allah u Teâlâ konuyla alakalı şöyle buyuruyor: Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur”.
  • Hz. Mehdi (a.s)'ın yaşadığına dair akli deliller nelerdir?
    17363 تاريخ بزرگان 2009/07/08
    İmamet konusunda Hz. Mehdi (a.s)'ın varlığı ve imameti hakkında yalnızca akli deliller getirmek yeterli değildir. Akli delillerden genel olarak imameti ve bir imamın her zamanda olması gerektiği konusunda faydalanıyoruz; hadisler ise bu zamanda imamın yalnızca İmam Mehdi (a.s)
  • Ebubekir, Ömer, Osman nasıl halife oldular? Kimin tarafından hilafete seçildiler? Acaba kur'anda ve ya hadislerde onların halifeliğine işaret eden bir delil var mıdır?
    21245 تاريخ کلام 2008/07/22
    Continue ...
  • İslam dini niçin var?
    14348 Eski Kelam İlmi 2011/07/14
    Din, akaid ve Peygamberlerin insanların hidayet ve saadeti için Allah’tan getirdikleri bir dizi ameli ve ahlaki hükümlerdir.Dini öğretilerde dinin gerekliliği insan fıtratıyla ilişkilendirilmiş, Kur’an-ı Kerim’de de insan fıtratı ilahi fıtrat olarak tanımlanmış ve bütün ilahi kanunların Allah’a inanma ve tapınma hissi üzerine kurulduğu ...
  • Ahlâkın zekayla ilişkisi var mı?
    6593 Pratik Ahlak 2012/02/15
    Ahlâkta diğer bir çok ilim gibi teorik ve pratik diye ikiye ayrılır:Ahlâk kurallarını ve konularını bilmenin zekayla direkt bağlantısı vardır. Yani insanın zekası ne kadar yüksek olsa öğrenme gücü de o kadar çok olur ve ne kadar aşağı olsa bu ilimden o kadar ...
  • Cabir İbn-i Hayyan’ın kısa biyografisini açıklar mısınız?
    12312 تاريخ بزرگان 2011/08/16
    Cabir İbn-i Hayyan, Ebu Abdullah veya Ebu Musa Cabir İbni Abdullah-i Tarsus-i Kufi olarak tanınanmeşhur bir sofidir (tasavvufçudur). [1]İbni Nedim “El-Fihrist” kitabında onun künyesini Ebu Abdullah olarak zikir ederek, şöyle diyor: Razi (Zekeriya-i Razi) fenni kitaplarında Cabir ...
  • İsrail bir peygamberin adı mıdır? Onun kendisine haram kıldığı şey nedir?
    18229 تاريخ بزرگان 2012/04/04
    İsrail, ilahi peygamberlerden biri olan Hz. Yakub’un (a.s) adıdır. O, bir maslahat uyarınca deve etini ve sütü kendisine haram kılmış idi. Âli İmran suresinin 93. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "كُلُّ الطَّعامِ كانَ حِلاًّ لِبَنِي إِسْرائِيلَ إِلاَّ ما حَرَّمَ إِسْرائِيلُ عَلى‏ نَفْسِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُنَزَّلَ ...
  • Acaba evliliğin kendine özgü şartları varmı?
    4832 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2019/06/30
    İslam dinine göre geçici ve daimi evliliğin kendine özgü şartları bulunmaktadır. Bu şartlar şunlardır: Nikah akdini okumak. Kadın ve erkeğin razı olması yeterli değildir. Bunun yanında nikah kastıyla nikah akdi okunmalıdır. Vacip olan ihtiyat nikah akdinin sahih arapcayla okunmasıdır. Eğer kadın ve erkeğin kendisi ...
  • Rehberliğin görüşüne göre “bilerek” namazı bozmanın hükmü nedir?
    32137 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/12/22
    İradi olarak farz namazı bozmak ve kesmek haramdır ama bir kefareti yoktur. Eğer insan namazını doğru kılıp kılmadığına dair şüphe ederse şüphesine itina etmemeli, namazını doğru kıldığına hükmetmeli ve namazı bozmamalıdır. Ama namazını bozarsa bunun bir kefareti yoktur. Elbette farz namazı iradi olarak bozmak haramdır ama ...
  • Günahta ısrar etmek cezanında artmasına neden olur mu?
    31284 Pratik Ahlak 2010/10/07
    Günahta ısrar etmek, deyimi iki manada kullanılmaktadır: 1)Günahı tekrarlamak, 2)Günah işledikten sonra tövbe ve istiğfar etmemek.Günahta ısrar etmenin çok kötü sonuçları vardır. Ayet ve rivayetlerde bu durum şiddetle kınanmış ve küçük günahın büyük günaha dönüşmesi, takva dairesinden çıkılması, bedbahtlık, itaat etmemek, insanı küfür ve ...

En Çok Okunanlar