Gelişmiş Arama
Ziyaret
8478
Güncellenme Tarihi: 2011/01/20
Soru Özeti
Peygamberin sadece bir kızı vardı diye söylememiz “Ey Peygamber eşlerine, kızlarına ve… söyle” ayetiyle nasıl uyuşmaktadır?
Soru
İslam Peygamberinin (s.a.a) Fatıma’dan (a.s) başka bir kızının olmadığını biliyoruz. Onun tek kızının Fatıma olmasına karşın “ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler”, diye buyrulan bu Kur’an ayetinde kızlar kelimesi nasıl kullanılmıştır? Bu, Peygamberin birden çok kızı olduğu manasına mı gelmektedir?
Kısa Cevap

İslam Peygamberinin Fatıma’dan başka bir kızının olup olmadığı hususu tarihsel bir konudur. Çok açık olduğu üzere tarihsel konuların kendine özgü bir metodu vardır ve bu meseleyi ispat veya ret etmek için de bir ayetin zahirine güvenilemez. Özellikle de dikkat ettiğimiz takdirde metodik olarak Kur’an’ın hitaplarında birçok yerde tekil kastı güdüp çoğul kipi kullanmış olduğunu görürüz. Kur’an ayetlerinin nüzul sebebi üzerine araştırma yapanlar, tekil kastı güdülüp çoğul kipi kullanılmış birçok ayetin nüzul sebebine işaret ederek şu hususu vurgulamışlardır: Mesela “yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir” ayetinde çoğul kipi kullanılmıştır, oysaki bu ayet bir şahıs (Mürsed b. Zeyd Ğadfani) hakkında nazil olmuştur. Aynı şekilde “zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.” Ayet-i şerifesinin de Ebi Cendel b. Suheyl hakkında nazil olduğu belirtilmiştir. Bu ayetler dışında en açık olanı ise restleşme ayetidir. Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Biz kadınlarımızı çağıralım ve siz de kadınlarınızı.” Açık olduğu üzere bu ayette kadınlarımızdan maksat burada Fatıma Zehra’dır (a.s). O, restleşme olayında Peygamber tarafında olan tek kadındı ve tüm müfessirler bu konuda hemfikirdir. Bundan dolayı Kur’anî hitaplardaki metot ve bakışla bu meselenin ispat veya ret edilmesi mümkün değildir. Artı tarihçiler ve araştırmacılar Peygamberin (s.a.a) kızlarının sayısı hakkında görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Onlardan bir grup bunu ispat etmek için sadece Kur’an’ın zahirine başvurmakla kalmayıp bir takım hadislere de isnatta bulunmuştur. Bir başka şahıs (Seyid Amuli) da bunu ret etmek için bu husustaki hadislerde yer alan tezat ve çelişkilere isnatta bulunmuş ve bu konuda “Benatu’n-Nebi Em Rebaibe” (Peygamberin Kızları Yahut Onun Üvey Kızları[i]) adlı bir kitap kaleme almıştır.



[i] Kur’an, Nisa suresi 23. Ayette üvey kızlara işaret etmiştir: Karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız.

Ayrıntılı Cevap

Soruyu yanıtlamadan önce önemli bir meseleye işaret etmek lazımdır ve o şudur: Araştırma ve incelemede her bilimin kendine has metodu vardır. Açık olduğu üzere sorumuzla ilişkili konu da tarih ve biyografiyle ilgilidir. Bundan dolayı Kur’anî hitaplardaki metoda dayalı bilgiye ek olarak tarihsel aktarımlara dayanan bu bilimin metoduna göre araştırma yapmak gerekir. Buna göre Kur’an’ın hitaplardaki metodunun beyanı ve rivayet açısından meselenin araştırılması şeklinde konuyu iki boyutta ele alacağız.

A. Kur’an’ın Hitaplardaki Metodu:

Kur’an’a müracaat eden herkes birçok yerde tekil kipi yerine çoğul kipi kullanıldığını görecektir. Bu, onun tazimi veya onun mukabilindekini tazim etmek içindir. Kur’an’da bunun birçok örneği vardır ve bu ayetlerin nüzul sebebini belirten hadisler de bunu desteklemektedir. Aşağıdaki ayetler bunun birer örnekleridir:

1. “Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”[1] 

2. “Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik.”[2] 

3. “Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.”[3] 

Şeyh Tusi bu konu hakkında şöyle demektedir: Bu gibi kullanışlar şahsın büyük bir makam ve yüce bir yere sahip olması durumlarındadır.[4] Nüzul sebebi özel fertler hakkında olan ama çoğul kipiyle gelen ayetler de şunlardır:

1. “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.”[5] Mekatil bu ayetin Mürsed b. Zeyd Ğetfani hakkında nazil olduğunu söylemiştir.[6]

2. “Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez.”[7] Ehli Sünnet hadisçileri bu ayetin Ebubekir’in kızı Esma hakkında nazil olduğunu söylemiştir. Bu, müşrik olan annesi Abdüluzza kızı Kuteyle’nin hediyeler ile onun yanına gelmesi zamanında vuku bulmuştur. Esma kendisine hediyeni kabul etmiyorum ve Allah Resulü’nden izin alana kadar evime girme, demiştir. Sonra Peygamberden sormuş ve ilgili ayet nazil olmuştur.[8]

3. “Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler.”[9] Bu ayet Rafi’ b. Harimele hakkında nazil olmuştur. Muhammed b. İshak, İbn. Abbas’tan şöyle nakletmektedir: Rafi’ Peygambere dedi ki ey Muhammed sen Allah’ın elçisi olduğunu söylüyorsun, o halde sözlerini duymamız için Allah’a bizimle konuşmasını söyle. Sonra Allah bu ayet-i şerifeyi nazil etti.[10] 

4. “Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.”[11] Bu ayetin Hasin b. Haris b. Abdülmuttalib hakkında nazil olduğu söylenmiştir.[12]

5. “Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.”[13] Ebi Cendel b. Suheyl hakkında nazil olmuştur.[14] 

6. “Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.”[15] Burada çoğul kipiyle kendisinden söz edilen şahıs, Naim b. Mesud Aşcai’dir.[16]

7. “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar.”[17] Amr b. Cumuh hakkında nazil olmuştur.[18]

8. “Bir başka grup günahlarını itiraf etti.”[19] Ebi Lebabe Ensari hakkında nazil olmuştur.[20]

9. “Onlar, “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır” diyorlardı.”[21] Bu sözü bir şahıs yani Abdullah b. Ebi söylüyordu.[22] Bu hususta bu tür ayetler çoktur ve biz restleşme ayetiyle bu bölümü sonlandırıyoruz.[23] 

10. “Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[24] İki fırka (Şia ve Ehli Sünnet) nezdinde kadınlarımızdan maksadın sadece Hz. Zehra (a.s) olduğu kesin bir husustur.[25] 

Belirtilen hususlara binaen Allah’ın buyruğundaki “kızların” tabirine isnat edilemez ve bununla Peygamberin (s.a.a) birden çok kızının olduğu kanıtlanamaz. Çünkü Kur’an’ın metodu bu iddiada bize yardımcı olmamaktadır; zira sözü edilen yerde (kızların) sadece Hz. Zehra kastedilmiş ve yüceltmek için çoğul kullanılmış olabilir. Nitekim restleşme ayetinde böyledir.

Konunun Rivayetler Açısından Araştırılması:

Araştırmacılar bu mesele hakkında görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Allame Cafer Mürteza Amıli bu hususu inkar edenlerdendir. O, “es-Sahih Mines’s-Sire” kitabında bu konuya değinmiş ve bu alanda müracaat edebileceğiniz “Benatu’n-Nebi Em Rebaibe” adlı bir kitap yazmıştır. Kendisi konuyu tüm boyutlarıyla inceledikten sonra şöyle netice almakta ve demektedir: Önceki konulardan anlaşıldığı üzere Osman’ın evlendiği Rukiye Peygamberin (s.a.a) kızı değildi. O şöyle demektedir: Eğer tarihi rivayetler hakkında daha dikkatli bir yargıda bulunmak istersek, (Peygamberin (s.a.a) Hatice’den sayılı kızları olduğu farzını kabul ederek) kızların çocukken öldüğünü ve kimseyle evlenmediklerini kabul etmeliyiz. Eğer Osman’ın Rukiye adlı bir kızla ve ondan sonra da Ümmü Gülsüm ile evlendiğini görüyorsak, onlar her ne kadar Peygamberin kızlarıyla adaş olsalar da kendilerinin Peygamberin (s.a.a) kızları olmadığını kabul etmeliyiz. Belki de Osman’ın iki eşi ile Peygamberin (s.a.a) risaletten sonra doğan ve çocukken ölen iki kızı arasındaki isim benzerliği, bir grubu hataya sevk etmiş veya iki kızın (Osman’ın iki eşi) Peygamberin (s.a.a) kızları Rukiye ve Ümmü Gülsüm oldukları iddiasını ortaya atmasına neden olmuştur. Aynı şekilde belki de Osman’ın iki eşi Peygamberin (s.a.a) üvey kızlarıydı ve bu da söz konusu şüpheyi takviye etmiştir. Çünkü Araplar arasında yaygın olduğu üzere her şahsın üvey kızı onun kızı sayılmaktaydı.[26] Biz Seyid Amıli’nin sözünü teyit veya ret etme konumunda değiliz; zira bir grup araştırmacı Seyid Amıli’den önce bu damatlığı (Osman’ın Peygamberin damadı oluşu) ve Peygamberin birden çok kızı olduğunu kabul etmişlerdir. Ama biz bahsimizi sadece belirtilen ayete isnat ederek Peygamberin (s.a.a) birden çok kızı olduğunun ispat edilemeyeceği noktasına odakladık. Burada bir noktaya işaret etmem gerekir ve o da şudur: Biz filan erkek veya filan kadın hakkında nazil olmuştur diye nüzul sebeplerinden bahsederken kastimiz onların hepsini teyit etmek değildi. Sadece Kur’an’ın metodunun bazı yerlerde tekil kipi yerine çoğul kipi kullanmak olduğunu belirtip bilmek içindi. Bu, Ehli Sünnet müfessir ve araştırmacılarının da itiraf ettiği doğru ve belirli bir metottur. O halde eğer biri, bir kimsenin Peygamberin damadı olduğunu ispatlamak ve bu vesileyle de onun için bir fazilet kanıtlamak isterse, bu ayete isnatta bulunamaz ve başka bir yolu yani bu husustaki rivayetleri takip etmesi gerekir.     



[1] Hicr, 9.

[2] Secde, 13.

[3] Meryem, 40.

[4] Şeyh Tusi, er-Resailu’l-Aşar (On Risale), s. 133.

[5] Nisa, 10.

[6] Tefsiru’l-Kurtubi, c. 1, s. 36; el-Esabe, c. 3, s. 397.

[7] Mümtehine, 8.

[8] Sahih-i Buhari, 2/924, hadis. 2477; Sahih-i Müslim, 2/391, hadis. 50; Müsned-i Ahmed, 7/483, hadis. 26375, el-Cami’ lil-Ahkami’l-Kur’an, 40/18.

[9] Bakara, 118.

[10] Tefsir-i İbn. Kesir, c. 1, s. 161.

[11] Fatır, 29.

[12] El-Esabe, 1/336.

[13] Nahl, 41.

[14] İbn. Asakir, Tarih-ı Medine-i Demeşk, 8/668.

[15] Ali İmran, 173.

[16] el-Cami’ lil-Ahkami’l-Kur’an, 4/178; Tefsir-i İbn. Kesir, 1/430; Tefsirü’l-Hazan,1/360.

[17] Bakara, 215.

[18] el-Cami’ lil-Ahkami’l-Kur’an, 3/26.

[19] Tövbe, 102.

[20] el-Cami’ lil-Ahkami’l-Kur’an, 8/154.

[21] Münafikun, 8.

[22] Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 3/393.

[23] Konun diziliş ve üslubunun elde etmek istediğimiz neticeyle bağlantılı olması için bu

yeti sona bıraktık.

[24] Ali İmran, 61.

[25] Sahih-i Müslim, 15/176 ve …

[26] Benatu’n-Nebi Em Rebaibe, “el-Ummusatu’l-Ahire” başlığıyla.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Hac amellerini müstehap gusül ile yapmak caiz midir?
    6995 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Başta hatırlatılmalıdır ki; namaz için yeterli olan her temizlik (abdest, teyemmüm, müstehap gusül, …), temizlik ile yapılması gereken hac amelleri için de yeterlidir. Bundan dolayı ilkönce birkaç noktayı belirtmek gerekmektedir:1. Farz gusül ile namaz veya abdest gerektiren hac amelleri gibi fiiller yerine getirilebilir mi?2. Müstehap gusüller bu ...
  • Taklit mercilerinin günümüzde başa kama vurma hakkında ki fetvaları nedir?
    14024 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/02/22
    Hz. İmam Hüseyin Seyyid-i Şüheda'ya matem tutmak Masum İmamlar (a.s)'ın ve din önderlerinin her zaman üzerinde önemle durdukları bir noktadır ve tarih boyunca bu merasimleri hep yapılmıştır.Başa kama vurmak, bazı şehir ve ülkelerde İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı için tutulan matem ...
  • Peygamber(s.a.a.)’in bütün sözleri ve konuşmaları vahiy midir?
    19359 Eski Kelam İlmi 2008/06/18
    Bu hususta farklı görüşler vardır:Bazıları, Necm suresinin 3 ve 4’üncü ayetlerinin[i] genel olmasına bakarak şuna inanmaktadırlar: Peygamber(s.a.a.)’in bütün konuşmaları ve davranışları, vahiyden kaynaklanmaktadır.Bazıları da, Kuran-ı Kerim ve Peygamber(s.a.a.)’e nazil olan ayetler hakkında olan Necm suresinin 4’üncü ayetine bakarak, Peygamber(s.a.a.)’in ...
  • İçki veya domuz eti sunan lokantalarda veya İsrail’e yardım eden kurumlarda çalışmak haram mıdır?
    12754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/06/06
    Ayetullah Uzma Hameni domuz eti konservesi yapan bir işyerinde veya gece kulüplerinde ve fesat yerlerinde çalışmanın hükmü hususundaki bir soruya şöyle cevap vermiştir:“Domuz eti, içki satmak ve kabare, kumar, fuhuş, içki merkezleri vb. yerlerde çalışmak caiz değildir ve bu yollarla elde ...
  • Kur’an-ı Kerim’in Tahrif edilmediğinin delilleri nedir?
    23993 Eski Kelam İlmi 2009/08/20
    Tahrif genel anlamda Kur’an’ın lafız ve manalarında her türlü değiştirme, artırıp eksiltmeye denir.Araştırmacılar Kur’an’ın tahrif edilmediğine dair çeşitli deliller zikretmişlerdir. Biz bu delillerden bazılarına burada işaret edeceğiz:1- Kur’an nüzul zamanından ...
  • Kur’an’la iç içe ve ona bağlanmanın yolları nelerdir?
    11519 Pratik Ahlak 2012/01/29
    Tilavet, ilahi niyetle, üzerinde düşünmeyle ve amelle birlikte olursa kendiliğinden Kur’an’ın cezzabiyetini artırır ve insanı ona bağlar. ...
  • Neden kıyamet, vahşet ve korku verici olaylarla birliktelik yaparak gerçekleşiyor?
    9156 Eski Kelam İlmi 2010/12/18
    Kıyamet sahnesi Allahın Kibriya ve heybetinin tecelli ve zuhur edeceği bir sahnedir. Kuranı kerimde kıyamet günüyle alakalı bazı olaylar zikir edilmiştir. Örneğin; dağlar sarsılacak ve yok olacak, insanlar kabirlerinden çıkacak, yer kendi hazinesinde bulundurduğu her şeyi dışarı verecek. İnsanın işlemiş olduğu tüm amelleri mücessemleşir ...
  • Mercilerin (fetvalarına mürcat edilen kimseler) fetvalarında var olan ihtilaf, acaba Nehc’ül- Belağa'nın 18. Hütbesinde yasaklanmış ihtilafların örneklerinden sayılmaz mı?
    8140 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2009/06/17
    Bazı araştırmacıların akidesine göre Nehc’ül-Belağa’nın 28. Hutbesi, 17. Hutbenin bir bölümüdür. Ancak Seyit Razi’nin (r.a) toplamasında birbirinden ayrılarak müstakil hütbeler şekline girmiştir. Hutbenin içeriği de buna şahitlik etmektedir. Zira 17. hutbede cahil ve salih olmayan kadılardan (yargıç) söz edilmektedir. Bu kadılar vermiş oldukları kendi yanlış yargılarıyla halkın ...
  • Hangi imamın başka imamlardan farklı kendine özgü özellikleri vardır?
    8135 Masumların Siresi 2012/03/04
    Dini öğretilerimize göre Masum İmamların varlıkları iki yönlüdür. Biri nurani varlıkları, diğeri maddi varlıklarıdır. Nur varlıkları açısından onların hepsinin nuru birdir. Ama maddi ve cismi varlıkları açısından zaman ve mekan şartlarına göre her birinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin İmam Ali cesarette ve hitapta, İmam Hüseyin cihad ve ...
  • acaba meni necis midir, ve başka şeyleri de necis ediyor mu?
    23416 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/03/01
    Eşiyle cinsel ilişkide bulunmak ve aşk yapmak esnasında insandan çıkan su şu aşağıdaki üç taneden birisi olması mümkündür: 1-   Mezi; mezi bazen sevişmekten ve oynamaktan sonra (ama meniden önce) insandan çıkan bir su türüdür. ...

En Çok Okunanlar