Gelişmiş Arama
Ziyaret
13868
Güncellenme Tarihi: 2010/12/22
Soru Özeti
İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
Soru
İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesi nedir?
Kısa Cevap

İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:

1. Kur’an değişik ayetlerde yüce insanlar ve din evliyalarının erdem ve ulvî sıfatlarını diri tutmayı vurgulamıştır.

2. Yüce şahsiyetli Şia imamları (a.s) Kerbela hadisesini diri tutmak için matem merasimleri düzenlemeyi, ağlamayı ve ağlatmayı, şairlerin mersiye okumasını ve İmam Hüseyin’i ziyaret etmeyi teşvik etmiştir.

3. Muharrem ayı, kanın kılıca galip olma ve zalimler ile mücadele ayıdır. İmam Hüseyin’in (a.s) evrensel mesajını ulaştırmada da önemli bir rolü vardır.

4. Matem, tarih boyunca halklar için birliğin nedeni ve başarının sırrı olmuştur. Dünyadaki birçok devrim Kerbela’nın destansı kıyamından ilham almıştır. Bunun bir numunesi Hint yarı kıtasının İngiliz sömürgeciliğinin elinden kurtarılmasıdır. Bundan daha önemli bir numune ise görkemli İran İslam devrimidir. Son numunesi de Siyonist saldırganlar karşısında duran Güney Lübnan’daki Hizbullah’ın direniş hareketidir. Bundan dolayı, İmam Hüseyin (a.s) için matem tutmanın izzet ve onuru korumak ve de dinî ve İslamî kültürün bekasını sağlamak gibi birçok eseri ve bunun önemini gösteren başka etkileri vardır.

Ayrıntılı Cevap

İmam Hüseyin’in (a.s) mateminin önem ve felsefesini anlamak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:

1. Üstün, Yüce ve Seçilmiş İnsanların Erdem ve Ulvi Sıfatlarına Dikkat Etmek:

Kur’an-ı Kerim’in değişik ayetlerinde vurgulanan temel konulardan biri de ilahi erlerin ve tarihin yüce ve seçkin şahsiyetlerinin ve de onların ibret verici hayatlarının anı ve hatırasını diri tutmaktır. Meryem suresinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.”[1] Sonra da onun putlara ve putperestlere karşı şiddetli tutumunu beyan etmektedir. Bir diğer ayette de şöyle buyurmaktadır: “Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi. Onu yüce bir makama yükselttik.”[2] Ardından da Allah’ın nimetlerine sahip peygamberlere işaret edilmektedir. Bir başka surede de şöyle buyurmaktadır: “Ey Muhammed! Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.”[3] Bu ayetlerde ve benzerlerinde büyük şahsiyetlerin şahsi ve ailevi yönleri ve yaşamlarındaki normal işlere işaret edilmediği açıktır. Sadece onların salahiyetleri, ahlaki erdemleri ve yapıcı programlarından söz edilmiştir. Bu mevzu, insanlık tarihinin belirgin ve seçkin şahsiyetlerinin anı ve hatırasının diri kalması ve onların beğenilmiş sıfat ve hallerine dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yüzden masum imamların (a.s), başta şehitler efendisi Hz. İmam Hüseyin (a.s) olmak üzere Kerbela şehitlerinin anı ve adlarını diri tutmak için değişik yöntemlerden yararlandıklarını görmekteyiz.

2. Büyük Şii İmamları (a.s) ve İmam Hüseyin’in (a.s) Matemini Tutmanın Değişik Yöntemleri:

A) Matem merasimleri düzenlemek:

Masum imamların (a.s) Hüseyni (a.s) hareketi diri tutmak için kullandıkları yöntemlerden biri de matem merasimleri düzenlemek ve Kerbela’daki yürek yandıran musibetler için ağlatmak ve o hadiseyi uygun zamanlarda hatırlatmak olmuştur. İmam Seccad (a.s) imamet dönemi boyunca sürekli Aşura kıssasının matemini tutmuştur. Bu musibetten dolayı “bekain” çok ağlayanlardan sayılacak ve lakap alacak kadar ağlamıştır.[4] Alkame Hazrami şöyle nakletmektedir: İmam Bakır (a.s) Aşura gününde İmam Hüseyin için (a.s) evinde aza merasimi düzenlerdi ve kendisi atası için ağlardı. O, gizlilik göstermeyip evde olanlara İmam Hüseyin (a.s) için matem tutmalarını ve onun musibetinden dolayı birbirlerine başsağlığı dilemelerini buyururdu.[5] İmam Sadık (a.s), Davud Raki’ye şöyle buyurdu: Ben, İmam Hüseyin’i (a.s) hatırlamadan asla soğuk su içmedim.[6] İmam Rıza’dan şöyle rivayet edilmiştir: Muharrem ayı olduğunda hiç kimse babamı (İmam Kazım (a.s)) gülerken görmezdi ve onuncu güne kadar ona üzüntü ve hüzün egemen olurdu. Aşura gününe gelindiğinde ise o gün onun musibet, hüzün ve ağlama günü olurdu ve şöyle buyururdu: Bugün Hüseyin’in (a.s) şehit olduğu gündür.[7] Temiz imamların (a.s) kendisi şehitlerin efendisinin mateminde ağlamakla kalmaz, halkı da İmam Hüseyin (a.s) için ağlamaya yöneltir ve teşvik ederlerdi. Bir rivayette şöyle nakledilmiştir: Kim Hüseyin’e (a.s) ağlarsa veya (hatta) birini onun için ağlatırsa, onun ödülü cennettir. Aynı şekilde hüzün ve ağlama haline bürünen herkesin de ödülü cennettir.[8] Kerbela musibetini şiire döken ve merasimlerde okuyan şairleri mersiye okumaya teşvik etmek de her zaman masum imamların (a.s) dikkat ve özenlerine mazhar olmuştur. Kumeyt Esedi, Dabal Hazai, Seyid Hamiri vb.

B) İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmeyi teşvik etmek:

Büyük şahsiyetleri anmak ve kahramanların kabirlerini ziyaret etmek dünyadaki milletler ve değişik halklar arasında önem verilmiş ve henüz de önem verilen güzel bir adettir. Bütün bunlar arasında şehitlerin efendisi, seyidi ve özgürlerin önderi İmam Hüseyin (a.s) başka bir güneştir. Adı ve hatırası tam bir güzellikle anılması gereken bir yüceliğe ve büyüklüğe sahiptir. Temiz ve masum önderlerin (a.s), Hüseyin’in (a.s) Kerbela’sını ziyaret etmenin fazileti hakkındaki sözleri o kadar çoktur ki Allah tarafından seçilmiş bu insanların her fırsat ve münasebette halkı şehitlerin efendisinin (a.s) kabrini ziyaret etmeye yönlendirdikleri ve teşvik ettikleri söylenebilir. Bu, sanki onların kendilerini bağlı bildikleri bir programdı. Bu husus, Müslümanların o yüce imama ruhsal ve düşünsel olarak bağlanmasına neden olmakla birlikte zalimler ve zorbalar ile en üstün mücadele etme türü sayılmaktaydı. Nitekim her zaman böyle olmuştur ve bugün de böyledir. İmam Hüseyin’i ziyaret etmek hakkında birçok hadis vardır ve biz birini nakletmekle yetiniyoruz: İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Kıyamet günü nur sofralarına oturmak isteyen herkes İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaretine gitsin.[9] 

3. Muharrem Ayının Özelliği ve Kanın Kılıca Galip Olması

Muharrem ayı çok değerli bir kitaptır. Gündüz ve geceleri, saat ve anları Allah’ı tanıma, insaniyet, şeref, izzet ve özgürlük dersinin sayfalarıdır. Evet hem nasıl yaşamak gerektiğini ve hem de nasıl ölmek gerektiğini insana öğretmektedir. Bu değerli hazine, Hüseyin’in (a.s) “zillet bizden uzaktır” diyerek tüm nesil ve asırlara ve tüm zaman ve mekanlara ey Adem’in evlatları, ey hak talipleri ve adalet isteyenler ayağa kalkın ve şeytani devletler, zorbalar ve zalimler karşısında teslim olmayınız, mesajını vermesinden ibarettir… . Artı, Hüseyin (a.s) tek ve yalnız olarak her tarafı silahlar ile donatılmış binlerce cellat karşısında kaldığı ömrünün sonlarında “bana yardım edecek kimse yok mu…” diyerek yardım istedi. Sanki o her nesil ve her zamandaki tüm şuurlu insanlardan yardım istiyordu. Önceki saat ve dakikalarda yaren ve azizlerini biri diğeri ardınca elden veren, aşığı olduğu gencin, Ali Ekber’in cenazesini çeke çeke çadıra götüren ve birkaç dakika önce vefakâr kardeşi ve sancaktarı Haşim oğullarının ayını (Hz. Abbas) (a.s) kan içinde kıvranarak gören ve hiç kimsesi kalmayan ve yaşamaya bir ümidi olmayan ve biraz sonra susuz bir şekilde ceddi Allah Resulü’nün (s.a.a) mülakatına gideceğini bilen İmam Hüseyin (a.s) niçin yardım istemekte ve kimden bunu talep etmektedir? O, ölümden kurtulmak için “bana yardım eden kimse yok mu” diye sesini yükseltmedi. O, kurumaya yüz tutmuş tevhit ve bir ilaha tapma ağacını unutmamaları, bu ağacı sulamak gayesiyle kendisi ve yarenlerinin akıttığı kanı korumaları, Aşura hareketinin ebedi kalması ve Kerbela şehitlerinin yiğitliklerinin sürmesi ve İslam’ı sigortalaması için gelecek nesillerden yardım dilemektedir.

4. Birliğin Nedeni ve Başarının Sırrı Olarak Matem  

Her millet kendi beka ve başarısı için birlik ve bir araya gelmeyi sağlayan bir etkene ihtiyaç duyar. Şüphesiz Peygamberin (s.a.a) ehli beytinin takipçileri arasında en küçük bir zahmet ve masrafla milyonları bir eksen etrafında toplayabilen birliğin en önemli etkeni şehitlerin efendisinin ve onun vefakâr yarenlerinin matem merasimidir. İnsanları despotluk ve sömürgecilik pençesinden kurtarabilecek olan bu etkendir. Tarih boyunca Kerbela şehitlerine matem tutma hareketi küçük ve büyük devrim ve kıyamların altyapısını oluşturmuştur. Yezidiler karşısındaki Tavvabin kıyamı ve Kerbela canilerinin çoğunu cezalandıran ve Emevi ordusuna büyük bir yenilgi tattıran Muhtar’ın kıyamı bunun örnekledir. Genel olarak bazı görüş sahiplerinin söylediği üzere dünyadaki birçok devrim Kerbela destanını yazanların kıyamından esinlenmiştir. Bunun açık bir örneği Hint yarı kıtasının İngiliz sömürgeciliğinden kurtulmasıdır. Bu devrimin önderi Gandi şöyle demektedir: Ben Hint halkı için yeni bir şey getirmedim ve sadece Kerbela kahramanlarının hayatlarının tarihi hakkında yaptığım araştırma ve incelemelerden elde ettiğim armağanı Hint halkına takdim ettim. Eğer Hint halkını kurtarmak istiyorsak, Hüseyin b. Ali’nin (a.s) kat ettiği yolu kat etmeliyiz.[10] Diğer bir örnek de dünyayı titreten İmam Humeyni’nin (r.a) önderliğindeki azametli İslam devriminin meydana gelmesinde Kerbela ve Aşura’nın büyük rolüdür. Son örneği de ağzına kadar silahlı Siyonist İsrail karşısında Hüseyin’in (a.s) mektebine bağlı Lübnan Hizbullah’ının direnişidir. Onlar Hizbullah’ın güç, iman ve fedakârlığı karşısında sersemleyip şaşkına döndüler ve fiyaskoyla yenilgiye uğradılar. Eba Abdullah Hüseyin (a.s) ve onun gerçek takipçilerinin sevenleri ve onun bakışına muhatap olmamız dileğiyle.               


[1] Meryem, 41.

[2] Meryem 56 ve 57.

[3] Sad, 41-43.

[4] Vesailu’ş-Şia, c. 2, s. 922.

[5] Vesailu’ş-Şia, c. 10, s. 398.

[6] Amali Saduk, s. 142.

[7] Mefatihu’l-Cenan, Şeyh Abbas Kumi, A’mal-i Muharrem kısmı.

[8] Biharu’l-Envar, c. 24, s. 284.

[9] Kamilu’z-Ziyarat, s. 135.

[10] Nigah-i Be Zindegi İmam Hüseyin (a.s), Muhammed Muhammedi İştihardi, s. 109.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Secde etmek için iki mühürden istifade etmek doğru mudur?
    6783 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/17
    Namaz kılan insanın secde yeri dizlerinin olduğu yerden birleşik dört parmak miktarından aşağı veya yukarı olmamalıdır.[1] Bundan dolayı iki mührün yüksekliği birleşik dört parmaktan fazla olmazsa ona secde edilebilir. Namazda secde yerinin yüksekliğini değiştirmenin de bir sakıncası yoktur.
  • Doğru alışverişin şartları nelerdir?
    7549 Alış-Veriş 2012/06/14
    Bu soru çok geneldir; zira alışveriş kavramı fıkıh ve örfte değişik manalara sahiptir: Genel anlamıyla alışveriş/muamele, özel anlamıyla muamele ve özel ve genel arasında bulunan orta manasındaki muamele bu kabildendir. Genel anlamıyla muamele, yakınlık kastinin muteber olmadığı ve elbise ve bedeni temizlemek, alıveriş, nikâh ve boşanmak gibi ...
  • Neden Kadir Gecesi’nde vücuda safran sürülmesi yasaklanmıştır?
    39091 Pratik Ahlak 2010/05/06
    1) Safranın; yiyecek, ilaç ve süs olmak üzere üç özelliği vardır. Safranın rivayetlerde yasaklanan yönü, süs ve ziynet olarak kullanıldığı takdirdedir. 2) Bedene safran sürmek haram değildir ama bu rivayete göre eğer bir kişi Kadir gecesinde bedenine ...
  • Riyayı tedavi etmenin yolu nedir?
    13881 Pratik Ahlak 2011/10/22
    Riya, insanın güzel amel ve davranışları başkalarına göstererek toplumda itibar ve konum kazanmak istemesine denir. Riya ihlâsın karşı noktasında yer alır. Riya ameline yönelik ilahi gazap ve öfkeye dikkat etmek, halkın ödül ve teşvikinin değersiz olduğunu bilmek, insanların kadirşinaslıkta sözlerini tutmamalarına, şükranda bulunmamalarına, işleri unutmalarına ve güçsüzlüklerine bakmak, gönülleri ...
  • Namaz esnasında selama cevap vermenin şekli nasıldır?
    7025 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/04/15
    Namaz esnasındayken insan bir başkasına selam vermemelidir ve eğer bir başkası insana selam verirse, insan ön selam niteliğinde cevap vermelidir; örneğin “es-selamu aleyküm” veya “selamun aleyküm” söylemeli ve “aleyküm selam” dememelidir.[1] Hatırlatılmalıdır ki insan selamın cevabını ister namazda olsun ister namaz dışında ...
  • Hariciler Nehravan savaşında sapmışlar mıydı? Ali (a.s) Muaviye’nin fitne ateşini söndürme hususunda kuşku duyuyor muydu?
    12930 جنگهای امام علی ع 2012/08/22
    Hariciler, Hz. Ali’nin (a.s) takipçilerinden bir grup olup Sıffin savaşında hakemlik hadisesinde kendisine muhalefet etme sebebiyle itaat etmekten sakınan ve ondan ayrılan gruba denir. Bu yüzden onlara Marikin de denmiştir. Haricilerin Sapıklıkları: Bu grubun sapıklıkları çoktur ve biz örnek sıfatıyla sadece bazılarına işaret ...
  • Acaba insan, kendi din kardeşi olan bir kimsenin -aralarında gerçekleşen bir tartışma nedeniyle- hakkında eziyet görmesine neden olacak sözler söyleme hakkında sahip midir? Kendisinden özür dilediği halde ona karşı küskünlüğünü devam ettirebilir mi?
    10928 Pratik Ahlak 2011/07/24
    Af etme ve fedakârlık büyük insanların özellik ve hususiyetlerinden ve ruhunun büyüklüğünün nişanelerindendir. İslam mektebinde bu nitelik ve özellik ahlakın faziletlerinden sayılmaktadır. İslam dini öyle bir dindir ki sahip olduğu peygamberi (s.a.a.) ahlaki faziletleri ve güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildi. Peygamberinin kendisi de bu ...
  • Cennetin değişik kapıları ve bu kapıların da özel adları mı vardır?
    24903 Eski Kelam İlmi 2010/07/24
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Rükuda ‘Azim’, secdede ‘A’la’ isimlerinin söylenmesinin nedeni nedir?
    53938 Eski Kelam İlmi 2012/03/11
    Rükuda Subhane Rabbiye’l-Azimi ve Bihamdih ve secdelerde Subhane Rabbiye’l-A’la ve Bihamdih dememizin asıl nedeni Allah’ın emri olması ve rivayetlerde bunları söylemeye emrolunmamızdan dolayıdır. Ama onları söylemeye emrolunmanın hikmetlerini de bulabiliriz. Rüku Allah’ı tazim etmektir. Her rükuyla Allah’ı tazim ediyoruz. Bir şeyi tazim etmek o şeyin ...
  • hangi sınıra kadar kocasına itaat etmelidir? Erkek onu yolculuğa mecbur edebilir mi?
    10857 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/18
    Hz. Ayetullah Hadevi Tahrani’nin belirtilen soru hakkındaki cevabının açıklaması şudur:Kadın cinsel doyum konusunda erkeğe itaat etmelidir ve erkek evden çıkmayı yasaklarsa bu durumda kendisi evden çıkamaz. Elbette evlilik hayatının farz ve haramlarla yetinmeyle sorundan yoksun olmasının imkânsız olduğuna dikkat edilmelidir. Ama ahlaka riayet etmek evliliğin pekişmesi ve tatlılığını ...

En Çok Okunanlar