Gelişmiş Arama
Ziyaret
9854
Güncellenme Tarihi: 2011/05/21
Soru Özeti
İmamları (a.s) ziyaret etme felsefesi nedir?
Soru
Temiz imamları (a.s) ziyaret etme felsefesi nedir? Lütfen tamamıyla felsefi bir cevap veriniz.
Kısa Cevap

Saygı ve tazim etme eşliğinde herhangi bir şahıs veya şeye yönelik duyulan içsel bir temayül ve eğilime ziyaret denir. İnsanın hakikati ruhu olduğundan ve o da hiçbir zaman fani olmadığından, bir büyük şahsı öldükten sonra ziyaret eden bir insan gerçekte diri bir varlığı ziyaret etmiş, ona eğilim ve temayül göstermiş ve ona saygı ve tazimde bulunmuş ve de ondan yardım dilemiştir gibidir. O halde ziyaret diri bir varlıkla başka bir diri varlığın ilişkisinden ibarettir. Ziyaretin birçok bireysel ve toplumsal eser ve faydası vardır. Kamil insanla irtibat, imanı ve Allah ile irtibatı dile getirmek, Ehli Beyte saygı ve tazimde bulunmak, yanlış amellerin azalması ve eksilmesi ve düşmanlar karşısında birlik ve beraberlik bunlardan bazılardır.

Ayrıntılı Cevap

Ziyaret Arap dilinde meyil etmek ve temayül manasında kullanılmıştır.[1] Istılahta ise saygı ve tazimde bulunmak için ziyaret edilenin yanında olma anlamındadır.[2] Ziyaret üç öğeden oluşmaktadır:

1.Ziyaretçi: Bir şahıs veya şeye meyil ve eğilimi olan kimseye denir.

2. Ziyaret Edilen: Ziyaretçinin meyil ve eğilim duyduğu şahıs veya şeye denir.

3. Ziyaretçinin saygı ve tazimiyle beraber olan içsel eğilim ve meyil.

Bu üç öğeden birisi eksik olduğu veya gerçek ve hakiki anlamıyla tahakkuk etmediği zaman gerçek ziyaret gerçekleşmez. Ziyaretçi, ziyaret edilen hakkında ne kadar çok marifet ve bilgiye sahip olursa ve ziyaret edilen de ne kadar çok kemal taşırsa, ziyaretin etkisi daha güçlü ve çok olacaktır. İnsan ruhu soyut bir varlık olduğundan ve fena ve yokluk onda geçersiz sayıldığından asla ölüm ile yok olmaz. Ruh küçük bir alemden daha büyük bir aleme göç eder. Gerçekte ruh tenin zindanından kurtuluşa erer. Bundan dolayı, ziyaretçi, bir şahsın bedeninin defnedildiği yer ve defin mahallini ziyaret ettiği ve onunla irtibat kurduğu zaman bile bu irtibat diri iki varlığın irtibatı türündendir. Şeyhü’l-Reis İbn. Sina şöyle söylemektedir: “Maddî ve ruhî varlığıyla ziyaret edilen kimsenin yanına giden ziyaretçi, ziyaret edilenden bir şeyi elde etmek veya bir zararı uzaklaştırmak için yardım dilemektedir. Ziyaret edilen kimsenin nefsi de madde âlemden ayrılması ve soyut akıllara benzemiş olması nedeniyle, çok ve daha kâmil eserlerin kaynağı olacaktır. Ziyaretçi cisim ve can ile ziyaret edilen kimsenin yanına gitmesi sebebiyle de hem maddî ve hem de ruhî faydalar elde edecektir.”[3] Ziyaretin bu manası göz önünde bulundurulduğunda ziyaret edilenin hayat ve ölümü ziyaretçi için bir olacak ve onu hazır ve şahit olarak bilecektir. Birçok rivayet masumun (a.s) hayat ve ölümünün bir olduğu hususunu açıkça veya işaret ile vurgulamaktadır. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: Öldükten ve vefat ettikten sonra beni ziyaret eden kimse, beni hayattayken ziyaret etmiş kimse gibidir. Ben iki halde de ona tanıklık ederim ve kıyamet günü kendisine şefaat etmek bana aittir.”[4] Aynı şekilde uzak ve yakınlık onun için fark etmeyecektir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Her kim beni ölümümden sonra ziyaret ederse, hayattayken bana ulaşmış gibidir. Eğer (bunu) yapamazsanız bana salat ve selam gönderin, sizin bu selamlarınız bana ulaşacaktır.”[5] Bazı ziyaret namelerde ziyaret edilenin hayatta olduğunun vurgulanması, ziyaretçinin diri bir insanla konuştuğunu ve diri birini ziyaret ettiğini bilmesi içindir. İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaret namesinde şöyle okumaktayız: “Sözümü işittiğine ve cevap verdiğine şehadet ederim.”[6] Ziyaret edilen şahsın soyut ruhunun yer ve mekanı olmadığı doğrudur ve bundan dolayı ziyaretçi her mekan ve zamanda ona yönelebilir ve ondan yardım talebinde bulunabilir. Ama ziyaret edilen şahsın kendi bedenine duyduğu özel ilgi nedeniyle o beden yanında özel bir durum meydana gelmektedir. Bu mekânlarda yakınlaşma ve faydalanma fırsatı daha çoktur; zira bedenden ayrıldıktan sonra ruhun maddî bedene yönelik bir çeşit ilgi ve irtibatı yine bulunur. Bunun için bazen bazı bedenlerin toprak altına girmesinden sonra bile çürümediği görülmektedir. Elbette bu irtibatın şekil ve niteliği hakkında değişik görüşler vardır.[7] Bu nedenle ziyaretgâhlarda insanda daha çok manevi bir hal meydana gelmekte, ruhsal irtibat için zemin oluşmakta, insan zihni günlük alışkanlıklardan temizlenmekte ve meşguliyetler minimum düzeye inmektedir. Bu haldeyken nefis taşıdığı artı güç ve şeref ile ziyaretten faydalanır. Kamil insan ve Allah’ın velileri sıfatıyla masum imamları (a.s) bilinçlice ve marifet ile ziyaret etmenin çok değerli maddî ve manevî faydaları vardır. Bu hususlar ziyaretin felsefesi olabilir. Biz burada onların bazılarına işaret edeceğiz:

1. Allah ile irtibat: İmamlara (a.s) itaat Allah’a itaat ve onlara itaatsizlik de Allah’a itaatsizlik olduğu ve onlara uyan herkesin Allah’a uymuş olması gibi, onları tazim eden herkes Allah’ı tazim edecektir.

2. Ziyaret Allah’a sevgi duymayı ilan etmek ve belirtmektir; çünkü din sevgi dışında başka bir şey değildir. İmamlar Allah’ın sevenler ve Allah’ın sevgilileridirler, Allah’ın sevgililerini sevmek de Allah’ı sevmektir. Ehli Beytin (a.s) temiz marketlerini ziyaret etmek bu aşk, sevgi ve gönül vermenin tecellileridir.[8]

3. Kamil insana saygı ve tazimde bulunmak: Mümkün olan her kemali eksiksiz taşıyan kâmil insan tipinin açık numuneleri temiz imamlardır (a.s). Bu yüzden onlar mütevatir iki emanet hadisinde Kur’an’ın dengi olarak tanıtılmışlardır; çünkü onlar Kur’an’ın amelî örnekledirler. Ehli Beyte saygı ve tazimde bulunmak insaniyet ve halifetullah makamına saygıda bulunmaktır. Onların kabirlerini ziyaret etmek bu saygının göstergelerinden biridir.

4. Kamil insana biat etmeyi yenilemek: Temiz imamlar (a.s) maddî hayatları boyunca kutsal vazifeleri yapmaya ve yüce hedefleri gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Ama bu iş o zaman çok az olan fedakâr yarenlerin yardımına ihtiyaç duyduğundan belirtilen yüce hedeflerin çoğu henüz gerçekleşmemiştir. Onları ziyaret etmek mezkûr hedeflerin gerçekleşmesine biat ve bağlılığın ifadesidir.

5. Ziyaret, kâmil insan ile irtibat ve insaniyetin özüne bağlanmaktır.

6. İmamları ziyaret etmek dine iman duymanın ve tevazu göstermenin ifadesidir.

7. Dünyadan uzaklaşmak, ölümü hatırlamak ve insanı kemal yolundan alıkoyan engelleri kaldırmaktır ziyaret.

8. İslam dini meselelerin toplumsal boyutuna önem atfeder; hac, cemaat namazı ve içtimada yer almak bunlardan sayılır. Bu toplanmaların birçok faydası olduğu apaçıktır. Biz bu meseleyi tahlil ettiğimizde bu meselenin (ziyaret) birçok fayda, eser ve berekete neden teşkil ettiğini gözlemlemekteyiz. Müslüman’ın İslam toplumunun taşıdığı değeri öğrenmesi bu eserlerden biridir. İslam toplumunda inanlar ile birlikte bir müddet yaşadığında İslam toplumuna yönelik itminan hali kendisinde hâsıl olur. Aynı şekilde inanmayan ve Müslüman olmayan bireyler bu toplulukları gözlemleme neticesinde en azından bir süreliğine yanlış işlere girişmekten el çekecektirler. Bu, İslam toplumu için meydana gelebilecek en az faydadır. Cinayet işlerindeki uzmanlar, Ramazan ayı gibi zamanlarda yanlış işlerin en aza düştüğünü bildirmektedir. Burada daha sayılamayacak bu tür birçok yarar vardır. Bu gibi meselelerden kaynaklanan siyasî faydalar ise çok açık ve belirgindir. Bunlardan birisi ittihat ve gönül birliğidir. Bu vahdet ve gönül birlikteliği düşmanlar karşısındaki temel bir etkendir. İkincisi, düşmanlar ziyaretçiler topluluğunu gördüğünde onlar için özel bir hesap açmaktadırlar. Bundan dolayı hatta laik partilerin bile kendi muhaliflerine karşı koymak ve onlar karşısında direnç ve güçlerini göstermek için miting ve gösteri yaptıklarını gözlemlemekteyiz.



[1] İsfahani, Rağıb, Müfredat, Elfazu’l-Kur’an, Tahkik-i Davudi, Sıfvan, Adnan, s. 387, çap-ı evvel, Eddaru’ş-Şamiye, Beyrut, 1416 h.k.

[2] Tarihi, Fahruddin, c. 3, s. 320, çap-ı dovvom, Mektebetü’l-Murtezeviye, 1365.

[3] Resail, İbn. Sina, s. 335, Cevadi, Mürteza, Felsefe-im Ziyaret Ve Ayin-ı An’dan nakledilmiştir.

[4] Kumi, İbn. Kuluye, Kamilu’z-Ziyarat, s. 45, çap-ı evvel, Mürtezeviye, Necef, 1365 h.k.

[5] Kumi, Abbas, Sefinetü’l-Bahar, c. 3, s. 518, çap-ı dovvom, sve, Kum, 1416 h.k.

[6] Kumi, Abbas, Mefatihü’l-Cenan, Ziyaret-i İmam Hüseyin Der Nime-i Mah-ı Receb, s. 798, çap-ı dovvom, Arman, Kum, 1380 h.ş.

[7] Bkz: Felsefe-i Ziyaret Ve Ayin-ı An, s. 27.

[8] Bkz: Cevadi Amuli, Abdullah, Sahbay-ı Hac, s. 489, çap-ı dovvom, İsra, Kum, 1378 h.k.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Niçin İslami düşünceyi açıklamak için her yönlü kamil bir sistematik teoriye ihtiyaç vardır?
    8027 Yeni Kelam İlmi 2007/08/23
    Şimdiye kadar din bilginleri, evrensel ve belli dönemlere ait unsurları içeren İslami öğretiler karşısında tikelci bir yöntem kullanmışlardır. Böyle bir yöntem ve yaklaşım İslami araştırmaların sistematik bir yapıya sahip olmasını önlemiştir. İslami düşünceyi oluşturan öğeler birbirleriyle aralarında bir düzene tabii tutulmadan bir araya toplanmıştır. Bu bir araya ...
  • Peynir yemek neden mekruhdur.
    87082 Hukuk ve Şer’I Hükümler Felsefesi 2010/08/14
    Hikmet sahibi Allah, kullarının faydasına olan şeyleri farz kılmış, onların zararına olan şeyleride ya haram yahutta mekruh etmiştir. Masum İmamlardan (a.s) peynir hakkında bize ulaşan rivayetlerden, peynirin tek başına yenildiğinde mekruh olduğu anlaşılmaktadır. Ama cevizle yenirse zararı olmayacağından mekruhta olmayacaktır.       ...
  • Kur’an’daki mukataa harflerinin manası nedir?
    14499 Kur’anî İlimler 2010/09/07
    Mukataa harfleri bazı surelerin başında gelen ve bağımsız bir manası olmayan harflerdir. Bu harflerin tefsirinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. En doğru görüş, bu harflerin şifre olduğu ve de peygamber ve evliyaların onları bildiğidir. “Sıratu Aliyyin hakkun nemsikuhu” cümlesi ise bazı araştırmacıların sözü olup ...
  • Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının maliki kimdir?
    9428 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/08/21
    Çocuk doğumu münasebetiyle verilen hediye ve göz aydınlıklarının malikiyeti, bu hediyeleri veren şahsın niyetine bağlıdır. Eğer onun kasti baba ve anneye hediye vermek ise onlar malik olur ve eğer kasti bebeğe hediye vermek ise bebek malik olur. Bu durumda baba ve anne kendi evlatlarının mallarına el koyamazlar. Elbette çok ...
  • Ulu’l Emr ayeti kimin hakkında nazil oldu?
    14771 Eski Kelam İlmi 2011/04/13
    Şii müfessirlerinin hepsi Ulu’l Emr’den maksadın, İslam toplumunun maddi ve manevi yaşamının tüm boyutlarındaki önderliğinin, Allah ve Peygamberi (s.a.a) tarafından kendilerine verilen masum imamlar olduğu ve Onlardan başka kimsenin buna ortak olmadığı konusunda ihtilafları yoktur. Ancak Masum İmamların kendileri birilerini bir göreve atar ve bir makam verirlerse belli ...
  • Şia’daki adaletin Mutezile ile farkı nedir?
    11763 Eski Kelam İlmi 2012/01/23
    Şia ve Mutezile’den ibaret her iki okul da adaleti kendi mezhep usullerinden biri olarak ilan etmekte ve her ikisi de aklî iyi ve çirkine inanmaktadır; yani bir takım konular hakkında hatta mukaddes şeriat tarafından bir hüküm belirtilmemişse dahi, insan aklı yalnız başına onların iyi veya kötü olduğunu ...
  • Resul-u Ekrem (s.a.a)’in sabah namazının bir kere kaza olduğu doğru mudur?
    6961 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    Bu mesele kelamda da bahsedilen fıkhi meselelerdendir. Bu konuda rivayetler de gelmiştir. Ama fakihlerin onun üzerinde ortak bir görüşleri yoktur. Bir grup başka deliller ve Peygamber (s.a.a)’in masumiyetiyle çeliştiği için böyle rivayetleri kabul etmezken, diğer bir grup senedin muteber oluşu ve rivayetlerin bazılarının metninde ...
  • Kendisi için zararlı olduğu takdirde hastanın oruç tutması farz mıdır?
    9779 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/04/11
    Taklit mercileri ve İslam âlimlerinin fetvalarına göre, oruç hastaya önemli bir zarar verirse kendisinin oruç tutması farz değildir.[1] Kur’an bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı ...
  • yedi kari (kurra-i sab’a) kimlerdir? Doğru kıra’atın teşhis edilmesi için riayet edilmesi kural nedir? Ehlibeyti ısmet ve Taharetin (a.s.) yedi kıraat hakkındaki görüşü nedir?
    13717 Kur’anî İlimler 2015/06/18
    Bazı yerlerde kuranın kıratı noktasında kariler arasında ihtilaf var idi ve karilerin sayısı git gide seneler geçince fazlalaşıyordu. Ta ki ibn. Mücahit kariler arasından yedi tanesini seçti. Bu kariler şunlardır: Abdullah b. Amır Yahsebi (vefatı 118 k), Zabban Ebu Amru b. Ala Mazeni (vefatı 154 k.), Hamze ...
  • “Zer Âlemi” Nedir?
    21757 Eski Kelam İlmi 2007/10/25
    “Zer” veya “Misak alemi” bu alemden önce olan bir dönem, aşama, sahne, yer veya alemden ibarettir. Allah Teala Hz. Âdem’in soyundan olan bütün soyları küçük zerreler halinde var etmiş ve o zerrelere ruh verdikten sonra onlardan kendisinin rablığı, peygamberlerin peygamberliği ve masum imamların velayetine inanacaklarına dair kesin ...

En Çok Okunanlar